5 Aralık 2022 Pazartesi

MENOPOZUN RAHAT GEÇMESİNİ SAĞLAYAN 10 ÖNERİ

 


 Menopoz dönemi tüm kadınların yaşayacak olduğu tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir. Menopoz dönemini adet döngülerinin son bularak menstruasyon ve üreme faaliyetinin durması olarak tanımlayabiliriz. Menopoz sürecini iyi geçirmek için en önemli nokta pozitif olmak ve bu dönemin de keyfini çıkarmaktır. 

 Menopoz dönemi; kadınların genellikle 45-55 yaşları arasında, çeşitli faktörlere (beslenme, sigara-alkol kullanımı, genetik gibi) bağlı olarak da daha geç veya daha erken görülen bir dönemdir. Bu yaş aralığının daha da aşağılara indiği de görülmektedir.

 Genellikle 40 yaş öncesi ve 30’lu yaşlar prematür menopoz olarak tanımlanır. Menopozun bu kadar erken yaşlarda başlamasının sebebi çoğunlukla bir sebebe bağlanamaz. Sebebi açıklanamayan prematür menopoz oranı %60’dır. Yine de prematür menopoza sebep olabilen bazı etkenler de vardır. Bu nedenler: genetik hastalıklar ve faktörler, çeşitli enfeksiyonlar (tüberküloz, sıtma, kabakulak vb.), bazı otoimmün hastalıklar, sigara kullanımı, kilo problemleri vs.

Menopoz döneminin belirtileri şunlardır:

● Adet düzensizlikleri

● Ateş basması

● Aşırı terleme

● Üşüme

● Uyku problemleri

● Ani duygu değişimleri

● Depresif ruh hali

● Kilo değişimleri

● İştah artışı

● Yavaşlayan metabolizma

● Cilt kuruluğu

● Vajinal kuruluk

● Cinsel istekte azalma

Menopoz süreci kişinin hayatını etkileyecek çeşitli belirtileri olsa da, dikkat edilmesi gereken bazı uygulamalara uyulduğu takdirde sorunsuz ve kolay şekilde geçirilebilecektir.

Kadınlar için farklı ve çeşitli fiziksel ve ruhsal değişikliklere sebep olan menopoz sürecini rahat geçirmek için 10 öneri:

1-Menopoz döneminiz tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir ve bu süreci kabullenmeniz, kendinizle barışık olmanız sizi rahatlatacaktır. Vücudunuzda çeşitli değişimlerin olması normaldir. Her halinizle güzel olduğunuzu unutmayın!

2-Duygu-durum değişimleriniz, fiziksel değişimleriniz vs. sebebiyle istek ve ihtiyaçlarınızın farklılaşması normaldir. Bu yüzden destek talep etmekten çekinmeyin ve ailenizden, çevrenizden destek beklediğinizi onlarla paylaşınız. Yakın iletişimde olduğunuz kişilerin sizin sürecinizden haberdar olması, daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

İhtiyaç duyduğunuz takdirde psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Menopoz dönemi hormonal pek çok değişime açık olunan bir dönemdir. Bu değişimlere bağlı olarak da ruhsal ve psikolojik değişimler de görülebilmektedir.

3-Menopoz süreci öncesi olması gerektiği gibi menopoz sürecinde de doktor kontrollerinizi aksatmayıp gerekli testleri yapmanız oldukça önemlidir. Özellikle de erken menopoz olarak kabul edilen 45 yaş öncesinde menopoz sürecine girdiyseniz doktora görünmeniz önemlidir. Erken menopoz bazen hiçbir sebebe bağlı olamazken; bazen de otoimmün hastalıklar, radyoterapi-kemoterapi, aşırı kilo/aşırı zayıflık, kürtaj ve hipotiroidizm sebebiyle de gerçekleşebilmektedir.

4- Menopoz dönemi öncesinde ve sonrasında uyku problemleri görülebilmektedir. Uykuya dalmada güçlük, kısa süren uykular ve çok erken uyanmak gibi problemler aynı zamanda menopoz belirtileridir. Bunlar gibi uyku problemleri için yapılabilecek bazı şeyler; rahat kıyafetler giymek, her gün aynı saatte yatmak, uyunacak ortamı havalandırmak ve serin bir ortamda uyumaktır.

5-Hem fiziksel hem ruhsal hem de zihinsel rahatlama adına mutlaka düzenli egzersiz, yoga veya meditasyon yapın. Bunlar sizi fiziki olarak da iyi hissettirecek aktivitelerdir. Ayrıca iyi zaman geçireceğiniz seramik, takı tasarım gibi el işçiliği hobiler ya da müzik aleti çalma gibi değişik hobiler edinmeniz de sizi pozitif etkileyecektir.

6-Sağlıklı ve dengeli beslenme yaşamımız boyunca çok önemlidir. Vücudumuzda pek çok değişimin olduğu menopoz sürecinde de sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Özellikle bol sıvı tüketimi önemlidir. Ve kafein tüketiminden ne kadar kaçınırsanız o kadar iyi olacaktır. Menopoz dönemi şikayetlerini gidermesi için östrojenik etkisi olan soya ürünleri ve kuru baklagilleri hekiminize danışarak tüketebilirsiniz.

Sağlıklı ve doğru beslenmenin için uzman bir hekimden destek alabilirsiniz.

7-Menopoz sürecini sağlıklı geçirmek için kan şekeri düzeyi oldukça önemlidir. Hormonal ve bedensel pek çok değişimle birlikte kan şekeri de menopoz sürecinden etkilenebileceği için bu süreçte tüketilen gıdalara dikkat etmek önemlidir. Kuru baklagiller, bulgur, arpa, çavdar ekmeği, sebzeler ve meyveler kan şekerinizin aşırı yükselmesini engelleyip dengede kalmasını sağlayacağı için tüketmeniz doğru olacaktır. Şeker, bal, reçel, pirinç, muz, üzüm, incir gibi şeker oranı fazla olan besinler ise kan şekerini yükselteceği için daha az ve kısıtlı tüketilmelidir.

8-Menopoz dönemiyle birlikte kadınlarda östrojen hormonu azalmakta ve kalp-damar hastalıkları görülme olasılığı artmaktadır. Bu sebeple sigara, alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmanız önemlidir.

9-Menopoz döneminin şikayetlerinden olan sıcak basması ve terlemeyi tetikleyici ve arttırıcı etkisi olabilecek acı ve fazla baharatlı yiyecek tüketiminden kaçınmanız doğru olacaktır.

10- Menopoz döneminin rahat ve kolay geçmesi için Mora Terapi ile tanışın!

Mora Terapi ile duygu-durum değişimlerinizi ve bu değişimlerin psikolojinize etkilerini en aza indirgemeniz ve sorunsuz bir süreç geçirmeniz mümkündür.

Bach Çiçekler terapisi tamamen doğal homeopatik tedavidir. Bach çiçekleri terapisinde belli çiçeklerin elektromanyetik frekansları kullanılarak, kişinin vücudunda olumsuz duygu ve düşünceler sebebiyle oluşan olumsuz frekanslar uzaklaştırılır.

Mora Bach Çiçekleri terapisi ile mutsuzluk, öfke, sinir, endişe, korku, yalnızlık, yetersizlik gibi olumsuz duyu ve düşüncelerden doğal yolla kurtulabilirsiniz.


21 Kasım 2022 Pazartesi

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA YAKALANMAMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?



Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik sendromu son birkaç yılda duymaya aşina olduğumuz bir duygu durumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tükenmişlik sendromu tıbbi bir tanı olarak kabul edilmediği için, bir hastalık olarak tanımlamak da doğru değildir. Tükenmişlik sendromu için daha doğru olan tanım; uzmanlar tarafından kabul edildiği şekliyle, yoğun şekilde yaşanan stres durumudur diyebiliriz. Tükenmişlik sendromu, tedavi edilmediği sürece önemi artacak olan ve kişiye daha da fazla zarar verecek olan psikolojik bir sorundur. Kişinin hayatını doğrudan olumsuz etkileyen ve giderek yaygınlığı artan tükenmişlik sendromu nedir ve nasıl bir duygu durumudur açıklayalım:

Tükenmişlik sendromu; bireyin kendini mutsuz, yalnız, enerjisiz ve yetersiz hissetmesiyle birlikte hayatından keyif alamaması ve mutsuz olması sonucunu doğuran bir duygu durumudur. Ve tükenmişlik sendromu zaman içerisinde kendiliğinden geçemeyen bir duygu durumu olmadığı için, tedavi edilmezse etkileri artarak devam eder. Bu etkiler kişinin sağlığını doğrudan etkileyen depresyon, kalp hastalığı, diyabet gibi ciddi fiziksel ve psikolojik hastalıklardır.

Tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasının baş nedeninin stres, özellikle de iş stresi olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte tükenmişlik sendromu işsiz insanlarda, ev hanımlarında, emeklilerde, öğrencilerde kısacası tüm insanlarda görülebilme olasılığı olan bir duygu durum bozukluğudur. İş hayatının yoğun, zor, stresli olması kişiyi mutsuzluğa sürükleyecek önemli bir etkendir. İş hayatında duyulan mutsuzluk kişinin genel hayatına sirayet etmeyebilirken, kişiyi depresyona sürükleyecek tek bir neden bütün hayatını olumsuz etkileyebilmektedir.

Aynı şekilde hayatının çeşitli dönem ve durumlarında stresten kaçınmayan tüm insanlar, stresini yönetemediğinde ve uzman bir destek almadığında tükenmişlik sendromuna yakalanma ihtimaline sahiptirler.

Depresyon yaşayan birinin tükenmişlik sendromu da yaşama ihtimali yüksek olmakla birlikte, depresyon bir tetikleyici durumunda da olabilmektedir.

Tükenmişlik sendromunun daha çok iş hayatında problem yaşayan ve stresli insanlarda baş gösterebileceğini belirtmiştik. İş/çalışma hayatındaki sorunları biraz daha açacak olursak; mesleki deformasyon, iş yoğunluğu, baskı ortamı ve çeşitli müdahalelere maruz kalabilecek pozisyondaki kişilerde tükenmişlik sendromu görülme olasılığı yüksektir.


Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

• Tükenmişlik sendromuna yakalanmış bireylerde en çok etkili olan özellik bitkinlik, yorgunluk ve bıkmışlık hissidir.

• Tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerin bunalma hissi ile birlikte içine kapanma, kalabalıktan, sosyalleşmekten kaçınma da görülmektedir. Sosyallikten kaçınmakla birlikte, aile üyeleri, arkadaşları ve çevresindeki diğer kişilerle iletişimini koparan bireyler; bu kişilere olan güven duygusunu da kaybetmeye meyilli olabilmektedirler.

• Tükenmişlik sendromuna yakalanan bireylerde sorumluluklarının ve kendisine gelen taleplerin onu daha çok kaçışa sevk etmesi üzerine, bu kişilerde yalnız kalma ve örneğin bir anda tek başına tatile çıkma gibi uzaklaşma çabaları görülmektedir.

• Tükenmişlik sendromuna yakalanan kişilerde, genel olarak mutsuz ve bitkin ruh halinin etkisi ve kaçış yöntemi olarak duygusal yeme, sigara-alkol-madde gibi bağımlılıklara yönelme görülmesi de olasıdır.


Tükenmişlik Sendromuna Yakalanmamak İçin Neler Yapılabilir?

• Öncelikli olarak tükenmişlik sendromu doğrudan strese dayanan bir sorun olduğu için, günlük yaşantımızda stresten olabildiğince uzak kalmak çok faydalı olacaktır. Eğer stres kaçınılmaz ise de bununla ilgili özel bir destek alınması durumunda stresin tükenmişlik sendromuna evrilmesi önlenebilecektir.

• Tükenmişlik sendromu ve daha farklı pek çok psikolojik sorunun başta gelen sebebi strestir. Strese sebep olabilecek birçok durum ve olayla günlük hayatımızda hepimiz karşılaşabilmekteyiz. Olabildiğince bu ortam ve durumlardan kaçınmak ile birlikte, kendimizi ve bizi mutlu eden şeyleri daha iyi tanıyarak hayatımızın içine adapte edebilirsek stresi yönetme ve stres ile başa çıkabilme adına da önemli bir adım atılacaktır.

• Vücudumuzda bir dengenin olması ve fiziksel-ruhsal-zihinsel anlamda sağlıklı olmamız yaşantımıza pek çok olumlu şey katmakla birlikte bizi daha mutu edecektir. Bu doğrultuda da sağlığımızı korumak için elimizden geleni yapmakla sorumluyuz. İlk olarak sağlıklı beslenme sonrasında düzenli bir uyku, bağımlılıklardan uzak bir yaşam, egzersiz ve sportif aktiviteler yapmak bizi önce fiziksel anlamda ve bununla bağlantılı olarak ruhsal ve zihinsel anlamda sorunlardan uzaklaştıracaktır.

Duygu-Durum Bozukluklarında Mora Bach Çiçekleri Terapisi

Kişinin tedaviye isteğinin oluşması ve durumunu kabullenmesi önemli bir adımdır. Bunun için de çevrenin bireyi doğru yönlendirmesi önem taşır. Bireyin duygularının ve endişelerinin var olduğunu doğrulamak önemlidir. Tükenmişlik sendromunun etkilerini hisseden ve bununla ilgili dertlerini anlatan bireye durumun farkındalığından uzak ve olumlayıcı ve sadece güven veren cümleler kullanmak, kişinin durumunu hafife almak doğru olmayacaktır. Bu durum tükenmişlik sendromu yaşayan kişide umutsuzluk ve değersizlik hissi yaratabilmektedir. Bunun yerine kişinin durumunu doğrulayıcı sözcüklerle destek vermek daha doğru olacaktır. Sonuç olarak da tükenmişlik sendromu yaşayan kişi, durumu kavrayarak doğru adımlar atacaktır.

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, stres, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


7 Kasım 2022 Pazartesi

Uyandığınızda Aç Karna Su İçmenin Faydaları!



Aç karna 1 bardak su içmek alyuvarları uyararak büyümesini sağlarken alyuvarların daha fazla oksijen taşımasını sağlar. Bu sayede enerji seviyesi artış gösterir. Sabahları aç su içmek midede doluluk sağladığı için yeme isteğini azaltır. Kilo verme konusunda da oldukça etkili olan sabahları su içmek bunu metabolizmayı hızlandırmasıyla gerçekleştirir. Aynı zamanda kalori yakımı işleminin vücutta daha hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini sağlar.

Düzenli su içmek midedeki asit oranını düşürerek dengelediği için hazımsızlık ve mide ekşimesi gibi midede yaşanan sorunları en aza indirir. Ayrıca sabahları su içince mide asidinin yol açtığı mide yanmaları da zamanla azalarak ortadan kalkar. Aç karna bir bardak ılık su içmek kolon ve bağırsakta bulunan atıkları temizlemede kolaylık sağlar. Bu sayede bağırsaklar daha rahat çalışmaya başlar. Bağırsaklarda yaşanan hareketlilik kabızlığı önlemeye yardımcı olarak düzenli bir şekilde tuvalete çıkmayı sağlar. Mevsimsel olarak artış gösteren iltihaplanma gibi sağlık problemlerinin oluşmasını engeller.

Geceleri vücut hücreleri yenilemek ve kendisini yenilemek için çalışır. Sabah aç karna içilen 1 bardak su vücutta biriken toksinleri idrar yoluyla atmaya yarar. Su içildiğinde daha sık tuvalete çıkılır ve bu toksinler sıvı formda vücuttan atılır. Düzenli su içmeyle birlikte hayati önem taşıyan organların su ihtiyacı da tam olarak karşılanır. Bu sayede organlar sağlıklı bir şekilde çalışmaya devam eder. 

Yapılan bilimsel araştırmalara göre sabah aç karna yaklaşık iki bardak su içmenin cildin kan dolaşımını arttırarak tazelenmesine katkıda bulunur. Vücutta toksin birikmesi cilt üzerinde siyah nokta, sivilce gibi rahatsızlıklara neden olur. İçilen su toksinleri vücuttan atıp daha temiz ve parlak bir cilde sahip olunmasını sağlar. Aç karna su içildiğinde cilt daha gergin ve esnek bir hal alır. Su içmeye her gün düzenli bir şekilde devam edildiğinde ciltte gözle görülür bir şekilde canlanma yaşandığına şahit olabilirsiniz.

Günlük olarak yeterli miktarda su tüketmemek saç sağlığını olumsuz etkileyerek kırılma ve dökülmelere sebep olur. Ayrıca saçlar çok daha cansız ve güçsüz görünür. Aç karna bir bardak su tüketildiğinde su saçları içten besleyerek saçların daha parlak, canlı, sağlıklı ve kaliteli görünmesini sağlar. Bu en net şekilde saç dökülmesi ve kırılmalarının azalmasıyla fark edilir. 

Vücuttaki sıvı dengesini korumak için hayati bir öneme sahip olan su, bağışıklığı güçlendirir. Aç karna bir bardak su içmek vücudu hastalık ve enfeksiyonlara karşı korur. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi daha dinç hissettiğinizi fark ettirir. Düzenli su tüketildiğinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen çalışmaların çok daha verimli olduğu gözlemlenir. 

Sabah aç karna su içmenin faydaları maddeler halinde şu şekilde sıralanabilir:

  • Daha enerjik hissederek güne başlamanızı sağlar.
  • Metabolizmanızın %24 daha hızlı çalışmasını sağlar.
  • Vücudun besinleri emilmesini kolaylaştırır. 
  • Sindirim problemlerini azaltır.
  • Sabah saatlerinde aktif olan uykulu halin geçmesini sağlar. 
  • Vücuttaki yorgunluğun atılarak daha enerji dolu hissetmenizi sağlar.
  • Vücudunuzdaki ödemin atılmasını sağlar.
  • İştahınızı keser.
  • Sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi sağlar.
  • Gastirt kramplarını azaltır.
  • Mide asidini dengeler. 
  • Toksinleri arındırır.
  • Bağışıklığı güçlendirir. 
  • Hücreleri yeniler.
  • Organların genç kalmasını sağlar.
  • Mide yanmasını engeller.
  • Cildi tazeler.
  • İdrar yollarını temizler.
  • Kabızlığı önler. 
  • Sık sık yaşanan sistit ve idrar yolu iltihaplanması problemlerini azaltır.
  • Saç sağlığı olumlu yönde etkilenir ve saçlar daha sağlıklı olur.

Her sabah aç karna bir bardak su içmenin vücudumuza sağladığı yararları sıraladık. Eğer siz de bu faydalardan yararlanmak istiyorsanız sabahları uyanınca aç karna su içmeyi bir alışkanlık haline getirin ve sudan gelen sağlığa şahit olun!


Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hekime başvurmanızı tavsiye eder sağlıklı günler dileriz... 

23 Ekim 2022 Pazar

BU KIŞI GRİP OLMADAN GEÇİRMEK İÇİN NELER YAPILMALI?

 


Kış aylarının gelmesiyle ve hava sıcaklığının da değişmesiyle birlikte hem mevsim geçişinde hem de kış mevsiminde; hava değişimleri birincil sebep olmakla beraber, gribal enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, farenjit, menenjit, bronşit ve zatürre gibi yaygın ve bulaşıcı hastalıklar da görülmeye başlamaktadır. Özellikle çocuklar arasında dolaşan ve daha hızlı bulaşan bu hastalıklar; okul gibi kalabalık yerlerde bir döngü içine girerek uzun süre etkisi korumaktadır. Gribal, mikrobik hastalıkla sadece çocukları da değil yetişkin ve yaşlıları da oldukça etkilemektedir. Yine okul gibi iş yerleri, toplu taşıma vasıtaları mikrobun taşınması ve yayılması için oldukça uygun ortamlardır.  


KIŞI GRİP OLMADAN GEÇİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Grip Aşısı

Kışın en hızlı yayılan ve etkisi en uzun süren hastalık griptir. Gripten korunmanın birçok yolu vardır. Hasta olan kişileri bulunduğu ortama girmemek, kalabalık ortamlarda maske kullanmak ve en önemlisi de sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklığımızı güçlü tutmak bu yollardan bazılarıdır. Bununla birlikte kışı gribe yakalanmadan geçirmek için yapabileceğimiz en etkili şey grip aşısı olmak olacaktır. Uzman hekimler tarafından sıkça tavsiye edilen grip aşısı; Dünya Sağlık Örgütü tarafından devamlı olarak içeriği değiştirilen bir aşıdır. Bunun sebebi de gribin enfeksiyonunun yayıldıkça varyant değiştirmesi ve farklı mikropları taşımasıdır. Grip aşısı 7-10 gün içerisinde vücudumuzda antikor üretmeye ve çeşitli mikroplara karşı kalkan oluşturmaya başlar. Bağışıklığın güç kazanması için grip aşısının tam kış gelmeden sonbahar aylarında kış hazırlık olarak yaptırılması tavsiye edilmektedir. 

Grip aşısı yaptırma düşüncesi olan kişilerin mutlaka bir uzman hekim onayı alması önemlidir.


Bağışıklığımızı Güçlendirmek

Hastalıklara yakalanmamız doğrudan bağışıklığımızın gücü ile ilgilidir. Vücudumuz dış etkenlere kadar ne kadar güçlü ve kapalı olursa; yani bağışıklığımız ne kadar güçlü olursa hastalıklara yakalanma riskimiz de aynı oranda düşük olacaktır. Bağışıklığımızın güçlü olması için birincil faktör beslenmedir. Sağlıklı ve dengeli beslenmek her daim çok önemlidir. Özellikle vitamin ve mineral deposu mevsim meyve ve sebzelerini tüketmek herkes için şarttır. Bununla beraber bağışıklığımız için son derece önemli olan antioksidan ve prebiyotikler ve probiyotikler her yaş grubunun yeterli miktarda tüketmesi gereken besin gruplarıdır.

Beslenme ile birlikte yeterli sıvı tüketimi de oldukça önemlidir. Vücudumuzun yeterli su ihtiyacını karşılamamız ve su yerine farklı içecekler tüketerek sıvı ihtiyacımızı onlardan karşılamaya çalışmamamız doğru olacaktır. 


Hijyen 

Gribin en kolay bulaşan hastalık olduğunu ve mikrop taşıdığını belirtmiştik. Bu sebeple kişisel hijyenimiz dikkat etmemiz gereken bir husustur. Kalabalık ortamlardan kendimizi mümkün olduğunca muhafaza etmemiz önemlidir. Bununla birlikte gribe yakalanmamak için havlu, bardak, kıyafet gibi şahsi eşyaların paylaşılmaması ve steril kullanılması oldukça önemlidir. Ve ellerimizi sık sık yıkamak ihmal etmeyeceğimiz kadar önemli bir konudur. Ellerimizi yıkayamayacağımız ortamlarda ise hijyenik mendil ve kolonya bulundurmamız ve kullanmamız gereklidir.


MORA TERAPİ İLE BAĞIŞIKLIK GÜÇLENDİRME

Hastalıklara karşı savunma sistemiyle donatılan insan vücudu, kendi kendini iyileştirme gücüne sahiptir. Hastalığa yol açabilecek maddeler tarafından uyarılan vücutta bağışıklık sistemi devreye girer ve yabancı bir mikroorganizmayla karşılaştığında belirli hücreler bu maddelerden kurtulmak için mücadele etmeye başlar.

Mora Terapi seanslarında bağırsak sağlığı her zaman ön planda tutulur ve terapilerde her zaman bağırsaklardan başlanmaktadır. Sağlıklı bağırsaklar güçlü bağışıklık sistemini de beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda bağımlılık terapileri ile sigara alkol gibi bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyen bağımlılıklarınızdan kurtularak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Detaylı bilgi için uzman hekime danışmanızı tavsiye ederiz.



10 Ekim 2022 Pazartesi

SAĞLIKLI DUYGULAR NELERDİR?



 Hayatımız boyunca çeşitli şekillerde gelişen, var olan ve eylemlerimize, düşüncelerimize göre şekillenerek değişen duygularımız vardır.

Temel olarak yaşadığımız korku, sevinç, üzüntü, öfke, güven, kaygı, şaşkınlık gibi duygular kişinin tamamen zihninde ve bilinçaltında var olurlar ve tetikleyici bir durum ile ortaya çıkarlar.

Duygular doğuştan gelmez ve kontrol edilemezler. Her duygu tecrübe edilerek öğrenilir.

Duyguların kontrolü tamamen akıldadır diyemeyiz. Kişi zamanla duygularının farkına vararak onları kodlayıp isimlendirir. Ve duygularımız sağlıklı ve sağlıksız olarak da ayrılır.


Sevgi/Neşe/Mutluluk

Mutluluk önce sevmek ile başlar. Bir insanı sevmek, bir hayvanı, bir olayı, bir durumu; canlı cansız herhangi bir şeyi sevebilmek bizlerin en önemli özelliklerindendir. Sevgi beraberinde mutluluğu ve sevinci de getirir. Neşe ve mutluluk hem bireyin kendisine hem de çevresine iyi hissettiren özel ve sağlıklı bir duygudur.


Güvenmek

Güven duygusu sevgi, dostluk ve öfke gibi diğer duygularla da doğrudan temas halinde olan bir duygudur. Birine güvenmek de birinin güvenine sahip olmak da kişinin kendini daha konforlu bir ortamda ve daha güvende hissetmesini sağlar. Güven duygusu beraberinde başka olumlu duyguları da getiren sağlıklı bir duygudur.


Mücadele

Her insan dünyaya geldiği andan itibaren önce bağımlı daha sonra da bağımsız olarak bir amaç, hedef için mücadele eder. Mücadele gücü herkesin sahip olması gereken bir erdemdir ve hayatta kalmak için de gerekli olan sağlıklı duygulardan biridir.


İrade

İrade de yine sağlıklı duygulardan biridir. İrade; kişinin nefsine hakim olmasında, hedeflerine ulaşmasında olmazsa olmaz bir özelliktir. Mücadelenin hem sebebi hem de sonucu konumunda olan irade; kararlılığın da temelinde bulunan bir duygudur. Sonucunda mutlak başarı ve mutluluğa götürür.


Sağlıklı duygular her zaman olumlu duygular olmayabilir. Duruma ve gerekliliğe göre üzgün hissetmek de sağlıklı bir duygu olabilmektedir.

Bunu şu şekilde de tanımlamak mümkündür: Yaşanması gereken duygular eğer o süreçte bastırılırsa bu defa kesinlikle sağlıksız bir duygu olarak ilerleyen zamanlarda ortaya çıkması olasıdır. Eğer yaşanması gerektiğinde bastırılmayarak akışa uygun şekilde yaşanırsa olumsuz sağlıklı duygular da geçici olacaktır.

Sağlıklı/olumlu duygular, sağlıksız duygulara göre bireyi daha çok akıcı düşünmeye yönlendirir ve doğru eylemin sonucunda ortaya çıkar. Sağlıklı duygular yararlı ve akılcı sonuçlar da doğururlar. Tabi ki sağlıklı duyguların gelişebilmesi ve yaşanması için uygun koşulların sağlanması da gereklidir. Bu koşulların oluşması yaşadığımız çevreye, aile ve arkadaş ortamımıza doğrudan bağlı olmakla birlikte, kendimizi olumlamamız ve duygusal olarak yönlendirmemiz de önemlidir.


DUYGU DURUM BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİNDE MORA BACH ÇİÇEKLERİ TERAPİSİ

  Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


26 Eylül 2022 Pazartesi

BİTKİ STEROLÜNÜN SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİ NELERDİR?

 



Bitki sterolleri ya da bitkisel steroller nedir?

Bitki sterolü (Bitkisel steroller);  badem, elma, incir, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar, tahıllar, soya yağı, mısırözü yağı, zeytinyağı gibi bitkisel yağlar, kuru baklagiller, meyve ve sebzelerde bulunur. 

Bitki sterolleri sağlığımıza olumlu etkileri olabilecek fonksiyonel bir besin grubudur. Bitki sterolleri neredeyse tüm bitkilerde bulunur.

Ve yaklaşık 200‘den fazla bitki sterolü çeşidi bulunmaktadır.

 Bitki sterolleri yapı olarak kolesterole benzemektedir fakat kolesterolün rakibidir.

 Bitki sterolleri; vücut tarafından emilebilmesi için çözülebilir yapıda olması gereken kolesterolün emilimini azaltır. 


BİTKİ STEROLÜNÜN SAĞLIĞIMIZA ETKİLERİ NELERDİR?

Bitki sterollerinin düzenli kullanımda total ve kötü huylu kolesterolü düşürmeye yardımcı olduğu bilinmektedir.  Bir ilaç olmamakla beraber; kolesterol seviyesi yüksek olan kişilerde, tek başına bitkisel sterol kullanılarak kötü kolesterolün %14 oranında düştüğü tespit edilmiştir. Bitki sterolleri fazla kolesterolü dışkı yoluyla vücuttan atmaktadır. Kolesterol, hayvanların vücut dokularındaki hücre zarlarında bulunan ve kan plazmasında taşınan bir sterol, yani bir steroid ve alkol birleşimidir. Daha düşük miktarlarda bitkilerde de bulunur. Bitki sterolleri kolesterol gibi vücudumuzda sentezlenemezler fakat bitkisel ve hayvansal gıdalardan karşılanabilirler.


Kolesterolün yükselmemesi ve dengede kalması için neler yapılabilir?


Günümüzde pek çok sağlık sorunun birincil sebebi haline gelen sağlıksız ve dengesiz beslenme ve beraberinde hareketsiz bir yaşam kolesterol değerinin bozulmasına da sebebiyet vermektedir.

Kolesterol seviyesinin dengede tutmak için şunlara dikkat edilmelidir;

Doymuş yağ içerikli hazır ve paketli gıdaların tüketiminden kaçınılmalı ve mümkün oldukça bitkisel yağlar tüketilmelidir.


Çok yağlı hayvansal gıdalar(kırmızı et, et ve tavuk derileri, yağlı süt, peynir ve tereyağları) tüketilmemelidir.


Beyaz et ve deniz mahsulleri tüketimine ağırlık verilmeli, ölçülü şekilde tüketilmelidir. Örneğin; karides gibi kabuklu deniz ürünleri, beyin, böbrek...


Kolesterol yüksekliğinin önemli sebeplerinden biri de yüksek oranda tuz kullanımıdır. Bu nedenle yemekleri az tuzlu, tuzsuza yakın tüketmek önemlidir.


Öğün atlamamak gerektiğini her zaman vurgulamakla birlikte, yüksek kolesterolü olan kişilerin bu konuya da dikkat etmek zorunda olduğunu belirtmeliyiz.


Tatlı yeme isteği duyulduğunda kuru meyveleri tercih etmek kolesterol seviyesinin dengede kalması için önemlidir.


Yüksek ısıda ve fazlaca pişirilmiş gıdalarda vitamin, mineral ve antioksidan değeri düşmektedir. Besinlerden yeterince fayda almak için pişirme derecesine ve süresine dikkat edilmelidir.


Bitkisel sterollerin çocuklarda ve hamilelerde güvenliği konusunda yeterince bilgi bulunmamaktadır. Bu yüzden çocuklarda, hamilelerde ve emziren annelerde doktora danışmadan kullanılması önerilmemektedir. Aynı durum herkes için geçerli olmakla birlikte mutlaka uzman bir hekime danışmanızı tavsiye etmekteyiz.



12 Eylül 2022 Pazartesi

DİYABETTE ETKİLİ BESLENME NASILDIR?

 


DİYABET NEDİR VE NEDEN OLUR?

Diyabet ya da diğer adıyla şeker hastalığı insülin hormonunun işlevsel olarak azlığının sebep olduğu bir hastalıktır.

Diyabetin bir diğer önemli sebebi de pankreasın işlev bozukluğu olabilmektedir.
Hücrelerimizin sağlıklı şekilde çalışması için şeker doğru şekilde alınıp, yakıt olarak kullanılmalıdır. Hücrelerin glikozu gerektiği gibi kullanamadığı ve böbreklerde biriktirip idrarla atması da diyabetin nedenlerindendir.

Temelde 2 tür diyabet vardır. Tip 1 ve Tip 2 diyabet. Tip 1 diyabetin nedeni yüksek oranda genetik faktörler olmakla beraber; insülin hormonu üreten pankreasın işlevsel bozuklukları ve pankreasta meydana gelen aksaklıklar da Tip 1 diyabete sebep olmaktadır. Tip 2 diyabet ise daha çok aşağıda belirteceğimiz sebeplerden ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde oldukça yaygın ve komplikasyonları olan bir hastalık olan diyabet; genç, yaşlı herkesi etkilemektedir. Diyabetin temel sebepleri şunlardır:

• Aşırı kilo (obezite)
• Hareketsiz yaşam
• Genetik aktarım (ebeveynlerde diyabet öyküsünün olması)
• Stres
• Yüksek kilolu çocuk dünyaya getirme
• İleri yaş

İlerlediği veya geç fark edildiği takdirde tehlikesi de artan diyabet hastalığı pek çok komplikasyon ve farklı hastalığa sebebiyet verebilmektedir. Şeker hastalığının yaygın belirtileri ise şunlardır:
• Hızlı ve istemsiz kilo kaybı
• Bacaklarda uyuşma, karıncalanma gibi rahatsızlık hissi
• Yaraların normalden daha geç iyileşmesi
• Bulanık görme
• Ciltte kuruluk ve kaşıntı
• Halsizlik ve yorgunluk
• Normalden daha fazla su tüketme ve sık idrara çıkma

Diyabet teşhisi iki temel test ile konulur. Bunlardan biri açlık kan şeker ölçümü ve diğeri şeker yüklemesi testidir.
Diyabet hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu beslenmedir.

Peki diyabet hastaları beslenmede nelere dikkat etmelidirler, diyabette etkili beslenme nasıldır?

Öncelikle her besinin fazla tüketimi zararlıdır ve olumsuz sonuçlar doğurur. Diyabette de önemli konuların başında zararlı yiyeceklerin tüketiminden ve şeker, yağ oranı yüksek besinlerin aşırı tüketiminden kaçınmak gelir.
Diyabet hastaları;

• Trans yağ içerikli margarin, tereyağı vb. gıdaların tüketiminden mümkün olduğunca kaçınmalı ve doğal yağlar tüketmeye özen göstermelidirler. Ve bunlarda da aşırıya kaçmamalıdırlar. Ve fazla yağlı süt, peynir gibi gıdalar da beslenme düzeninden çıkarılmalıdır.

• Fazla tüketimi kolesterole sebep olabilecek kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri vb. Yağlı gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır.

• Aynı şekilde doğal tuz olmadığı sürece rafine tuz tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalı ve aşırı tuz içerikli paketlenmiş, konserve gibi hazır gıdaların tüketiminden kaçınmalıdırlar.

• Doğal olarak şeker içeren meyvelerin tüketiminde bir kısıtlamaya gitmekle beraber; meyve suyu, kutu içecekler gibi ayrıca şeker eklenmiş içeceklerden de uzak durulmalıdır. Aynı şekilde doğrudan şeker içeren reçel, marmelat gibi yiyecekler de kontrollü tüketilmelidir.

• Diyabet hastalarının hem kan şekerini dengede tutmak için hem de uzun süre tokluk için tahıl ağırlıklı beslenmesi doğru olacaktır.

• Herkes için olduğu gibi, diyabet hastalarında da öğün atlamamak çok önemlidir. Uzun süreli açlık kan şekerinde düşüklüğe de neden olabileceğinden sık sık ve az az yemek önemlidir.

MORA TERAPİ İLE İNSÜLİN TEDAVİSİ

Mora terapiyle insülin hormonu ile hücre yüzeyindeki insülin reseptörlerinin etkileşiminin gerçekleştiği ortamın temizlenmesi-detoksifikasyonu gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hücreler insüline karşı daha duyarlı hale gelmekte ve insülinin kullanılabilirliği artmaktadır. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır ancak, Mora Terapi ve doğru beslenme kombinasyonu ile gerek metabolik belirteçlerde önemli düzelmeler gerekse de sübjektif iyilik hali belirgin şekilde artmaktadır. Doğru beslenme için ise yapılabilecek Mora Terapi kilo seansları ile yeni beslenme düzenine uyum kolaylaşarak, tedavi süreci hızlanabilmektedir.



En sağlıklı yöntem ve beslenme şekli için doktorunuza danışmanız oldukça önemlidir.