24 Ocak 2022 Pazartesi

Eklem Sağlığı Nasıl Korunur?




Eklemler; vücutta kemiklerin birbirine bağlandığı kısımdır. Kemiklerin bağlantı noktası olan eklemlerin işlevi ise kemiklerin düzenli bir şekilde hareket etmesini sağlamaktır. Bağ doku ve kıkırdaktan oluşan eklemlerin etrafı kaslarla çevrilidir. 3 çeşit eklem türü vardır: oynar, yarı oynar ve oynamaz eklemler. Oynar eklemler kol ve bacaklarda, yarı oynar eklemler omur ve kaburgada ve oynamaz eklemler ise kafatasında bulunur.

Eklem ağrıları düşme, sakatlanma, ani hareket gibi fiziksel durumlar sonucunda oluşabilir. Daha çok ileri yaşlarda görülen eklem ağrısının sebebi eklem sıvısının azalması/bitmesi ve kıkırdağın güçsüzleşmesi olabilmektedir.

Eklem ağrıları önemli hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Bu hastalıklar şunlar olabilir:

  • Gut hastalığı

  • Kemik tümörü

  • Kemiklerin kırılması ya da çıkması

  • Eklemlerde gerçekleşen iltihaplanma

  • Gonokokal artrit

  • Hipotiroidi

  • Fibromiyalji

  • Lyme hastalığı

  • Lösemi

  • Lupus hastalığı

  • Romatizmadan kaynaklanan ateş 

  • Kemiklerde görülen enfeksiyonlar

  • Kireçlenme 

  • Eklemlerde gerçekleşen burkulmalar 

  • Raşitizm 

 

EKLEM SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Eklem sağlığını korumak için yapılabilecek şeylerin başında hareket etmek gelmektedir. Egzersiz yapmak, devamlı aynı pozisyonda kalmamak eklem sağlığı için çok önemlidir. Uzun süre oturan veya uzun süre ayakta kalan kişilerin eklem ağrısından şikayetçi olması daha muhtemeldir. En basit olarak yürüyüş, koşu, yapılabiliyorsa çeşitli fiziksel aktiviteler, sportif egzersizler yapmak eklem sağlığını korumak adına önemli adımlar olacaktır. 

 Eklem ağrısından muzdarip diğer bir grup da fazla kilosu olan insanlardır. Fazla kilo sadece kemikleri değil eklemleri de zorlamaktadır. Vücut ağırlığının fazla olması da eklem ağrılarına sebep olabileceğinden fazla kilolardan kurtulmaya çalışmak önemlidir. Fazla kilolar sadece eklem ağrılarına değil başka pek çok rahatsızlığa ve olumsuzluğa neden olabilmektedir.

Eklem sağlığını korumak ve genel olarak sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olan diğer şey sağlıklı beslenmedir. Kemiklerin ve eklemlerin güçlü kalabilmesi için kalsiyum tüketimi çok önemlidir. Süt ve süt ürünleri kalsiyum değeri yüksek olan besinlerdir. Eklem sağlığını korumak için yalnızca kalsiyumdan faydalanmak yetmeyecektir. Yeşil yapraklı sebzeler vitamin değeri yüksek olduğu için kemik ve eklem sağlığı için önemlidir. Eklemlerde ‘Tip 2’ kolajen bulunur ve yaş ilerledikçe kolajen miktarı azalabilir. Eklem sağlığı için kolajen takviyesi almak ve kolajen değeri yüksek gıdalar tüketmek de önemlidir.  Eklem sağlığı için önemli besinler şunlardır: Süt ve süt ürünleri, yağlı balıklar, kemik ve ilik suyu, kelle paça çorbası, portakal, mandalina, greyfurt, elma, çeşitli sakatatlar.

Eklem ağrıları ve çeşitli sakatlanmaların önüne geçmek için ağır kaldırmaktan kaçınılmalı, mutlaka kaldırılacaksa kontrollü hareket edilmelidir. Ani yapılan yanlış bir hareket çeşitli ağrılara ve kalıcı hasarlara sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca genel olarak omurganın duruşu çok önemlidir. Kambur durmaktan kaçınmak gerekmektedir.

Eklem sağlığını korumak için yapılabilecek diğer bir şey eklem sıvısının azalmamasını sağlamak olacaktır. Bunun için de bol sıvı tüketimi önemlidir.




PEMF TERAPİ İLE EKLEM AĞRILARINDAN KURTULMAK MÜMKÜN!


Eklem ve kemik ağrılarından kurtulabilmeye yardımcı bir yol da PEMF terapi cihazlarıdır. PEMF terapinin amacı genel olarak kişinin her hücresinin daha sağlıklı olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda da hücrelerde ağrı, iltihap vb. şeylere neden olacak şekilde hücreler arasında birikerek tıkanmaya sebep olan toksinleri vücuttan atmayı hedeflemektedir. Eklem ağrıları veya eklem iltihaplanması problemlerine sahip olanlar PEMF terapiden faydalanabilir. PEMF terapi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Kemiklerde kırık, burkulma, ağrı da bunlardan birkaçıdır.



 

9 Ocak 2022 Pazar

LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

 


LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

Laktoz; özellikle süt ve süt ürünlerinde bulunan ve sütün temel karbonhidratı olan disakkarit (glikoz ve galaktoz) yani süt şekeridir. Laktoz intoleransı da kişinin laktozu sindirememesi sonucu ortaya çıkan rahatsızlıktır. Laktozun vücutta tolere edilememesi durumu şöyle gerçekleşir: Laktoz ince bağırsaktan geçerken laktaz enzimi sayesinde galaktoz (süt şekeri) ve glikoz olarak iki yapı taşına ayrılır ve laktaz enzimi laktozu parçalayamadığında ise laktoz duyarlılığı ve beraberinde laktoz intoleransı meydana gelebilmektedir. Laktoz parçalanamadan kalın bağırsağa geçerek çeşitli rahatsızlık belirtisi gösterir.

Laktoz yani süt şekeri anne sütünde de bulunur. Yalnızca süt değil çeşitli süt ürünleri de laktoz intoleransına sebebiyet verebilmektedir. Laktoz intoleransı bebeklikten yetişkinliğe kadar her dönemde yaşanabilmektedir. Belirtiler ve intolerans şiddeti farklılık gösterebilmektedir. Laktoz intoleransının başlıca belirtileri şunlardır:

  • Şişkinlik
  • Karın ağrısı ve/veya krampları
  • Gaz
  • Bulantı ve kusma
  • İshal

Bu belirtilerin biri veya daha fazlası yaşanıyorsa doktora başvurulması gerekmektedir. Laktoz intoleransının kesin ve kalıcı bir tedavisi olmamakla birlikte hastalar daima laktoz diyeti yapmak zorundadırlar. İçerisinde laktoz bulunduran gıdalar ise şunlardır:

  • Süt, kefir 
  • Peynir 
  • Yoğurt, ayran
  • Krema 
  • Tereyağı, kaymak
  • Dondurma

Laktoz başlıca süt ve süt ürünlerinde bulunur fakat içerisinde laktoz bulunan başka gıdalar da vardır.

Çikolata, kek, bisküvi, kraker gibi ürünlerde de laktoz bulunabilmektedir. Hazır/işlenmiş gıdaların tüketimine dikkat edilmeli ve paket içeriği kontrol edilmelidir.

Ekmek, gözleme ve benzer unlu mamullerin ve tahılların da laktoz içermesi olasıdır. Bu sebeple tüketilmesine dikkat edilmelidir.

Laktoz intoleransı olan bir kişinin süt ve süt ürünleri ve başka ürünlerde laktoz olup olmadığını deneyerek tespit etmeye çalışması yanlış bir yöntemdir. Paketli her gıdanın içeriğinin kontrol edilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Bilindiği üzere süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından zengin besinlerdir. Laktoz intoleransı olan kişiler; laktoz ve süt içermeyen fakat kalsiyum zenginliği olan gıdalar tüketerek, yaşanabilecek kalsiyum eksikliğini önleyebilirler. Laktoz ve süt içermeyen kalsiyum zengini gıdalar şunlardır:

  • Sardalya Balığı
  • Badem, badem sütü
  • Keten tohumu 
  • Ispanak 
  • Marul
  • Çiğ brokoli
  • Çiğ semizotu
  • Çiğ barbunya
  • Portakal 

LAKTOZ İNTOLERANSI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Laktoz intoleransı bulunduğunu anlayan bir kişi doktora başvurmalıdır. Laktoz intoleransı teşhisi önce doktorun muayenesi ve sorularıyla başlar. Laktoz intoleransı genetik de olabildiğinden, doktor ailede başka bir kişide bu durumun olup olmadığını öğrenmek isteyebilmektedir. Daha sonra kişiye laktoz intoleransı testi uygulanmaktadır. 

Laktoz intoleransı testi yapılacak kişi 8 saat hiçbir şey yememiş ve içmemiş olmalıdır. Bu testin amacı laktozun sindirim sistemi tarafından nasıl emildiğini kontrol etmektir ve sonucunda laktoz intoleransı tespit edilebilmektedir. Test yapılacak kişiye laktoz içeren bir sıvı içirilip sonrasında kan testi yapılır, test sonucunda kan şekeri yükselmiyorsa bu sonuç laktoz intoleransına işaret eder.

Bir diğer test ise hidrojen solunum testidir. Bu testin uygulanacağı kişiye  laktoz içeren bir sıvı verilir. Daha sonra nefes yoluyla hidrojen miktarına bakılır. Hidrojen eğer artıyorsa laktoz sindiriminde bir problem olduğu anlaşılır. Bunun sebebi sindirilemeyen laktozun kalın bağırsakta fermente olup kana karışarak, akciğere gaz olarak iletilmesi ve bu yolla dışarı atılmasıdır.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda laktoz intoleransı olup olmadığını anlamak için dışkı asit testi uygulanır. Laktozu sindiremeyenlerin dışkısında laktik asit ve glikoz bulunur. Laktoz intoleransının tespiti için bu test uygulanır.

LAKTOZ İNTOLERANSI TEDAVİSİ NASILDIR?

Laktoz intoleransı olan kişilerin herhangi bir rahatsızlık yaşamadan hayatını devam ettirebilmesi için, yediği ve içtiği her şeye dikkat etmesi ve laktoz tüketiminden kaçınması gerekmektedir. Aslında tedavi için en basit ve kalıcı çözüm yolu budur. Fakat kişilerin günlük hayatında yeme içme konusunda sürekli dikkatli davranması gerekliliği onları zamanla yorabilmekle beraber dikkatin de azalmasına sebep olabilir. Kişinin laktoz intoleransına bağlı bir rahatsızlık yaşamaması için yeme içme konusundaki dikkatini ve istikrarını sürdürmesi gerekmektedir. Bazı hastalara bağırsak florasını düzenlemeye yardımcı probiyotik ve prebiyotik verilebilmektedir. İlaç takviyesinde ise dikkate değer bir husus vardır. Bazı ilaçların dolaylı olarak laktoz ile işlendiği bilinmektedir. 

22 Aralık 2021 Çarşamba

SPORCU BESLENMESİ NEDEN FARKLIDIR?





Spor herkesin hayatında olmalıdır. Sporun sağlığımız için faydası kanıtlanmıştır. Hem sağlıklı bir beden hem de sağlıklı bir zihin için spor gereklidir. Kısacası dengeli ve sağlıklı yaşamak için spor da önemli bir faktördür. Sporcu için doğru beslenme çok önemlidir. Sporcular, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de diğer insanlardan farklı olmalıdır. Sağlıklı beslenme sporcuların yaptığı spordan maksimum verim almasına yardımcı olur. Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığının önemi olmaksızın yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir. Fiziki sağlık dışında sporcu beslenmesi dikkat ve konsantrasyon için de önemli bir faktördür.

Beslenme düzeni kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bu farklılık, düzenli fiziksel aktivite yapan ve dolayısıyla daha aktif bir hayatı olan sporcularda da gözlenir. Ayrıca beslenme düzeni; yapılan sporun şekli, sıklığı ve süresine göre de değişiklik gösterir. Sporcu beslenmesinin farkı ve amacı sporcunun ihtiyacı olan enerjiyi, besinleri ve yeterli sıvı alımını sağlamaktır. Sporcu beslenmesi her kişide farklı olmaktadır. Bunun temel nedeni her sporcunun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, kalsiyum, vitamin ve mineral miktarının farklı olmasıdır. Ayrıca sporcular kas ve yağ dengesi için beslenmelerine dikkat etmelidirler. 

Sporcu beslenmesi genel kurallarıyla tuz, şeker, yağ tüketimini minimuma indirip kontrolünün sağlandığı, karbonhidrat ve protein tüketiminin aksamadığı ve en önemlisi bol su içilen bir beslenme türüdür. Sırasıyla bu öğelerin tüketiminin öneminden bahsedelim:

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar enerji veren besin gruplarıdır. Ve vücutta su kaybını önlerler. Vücuda yeteri kadar karbonhidrat girmediği takdirde, proteinler enerji tüketimi için kullanılmaktadır. Bu nedenle karbonhidratlar sporcu beslenmesi için oldukça önemlidir. Dengeli biçimde tüketildiği zaman sağlık için gerekli olan karbonhidratlar çeşitli gıdaların enzimlerinde bulunur. Karbonhidrat içeren besinler doğru, sağlıklı bir şekilde pişirilip, yeterli miktarda tüketildiğinde sporcu beslenmesinde önemli yer tutmaktadır. Karbonhidrat ihtiyacını karşılayan besinler şunlardır:                            

Patates, havuç, baklagiller, her ekmek çeşidi, çikolata, şeker, süt ve yoğurtlar...

PROTEİNLER 

Proteinlerin en yaygın bilinen özelliği büyüme ve gelişme için çok önemli olduğudur. Hücre onarımında da görev alan proteinlerin aynı zamanda vücudu virüs ve bakterilerden korumaktadırlar. Daha pek çok faydası olan proteinler, günümüzde özellikle toz haliyle sporcular tarafından sıkça tüketilmeye başlanmıştır. Protein tozunun faydasının yanında zararlarının da olduğu bilinmektedir. Proteinlerin fazla tüketiminden karaciğer ve böbrek olumsuz etkilenmektedir. Her vücudu ihtiyacı olan proteinler doğru tüketilme koşuluyla sporcu beslenmesinde de önemli yer tutar. Proteinler hem hayvansal hem de bitkisel gıdalarda bulunurlar. Protein içeren gıdalar şunlardır:

Et, balık, tavuk, süt ve yoğurt, yumurta, fasulye, bezelye, ıspanak, mısır, brokoli, kuşkonmaz...

TUZ VE ŞEKER TÜKETİMİ 

Sporcu beslenmesinin diğer önemli faktörlerinden biri de tuz ve şeker tüketimidir. Fazla tuz tüketiminin böbreklere verdiği zarar herkesçe bilinmektedir. Fazla tüketildiğinde su kaybına sebebiyet veren tuz, spor yapan veya yapmayan herkesçe dengeli ve az tüketilmelidir.

Tuz gibi tüketimine çok dikkat edilmesi gereken diğer şey de şekerdir. Günümüzde paketli gıda ve dolayısıyla rafine şeker tüketimi oldukça fazladır. Sporcu beslenmesinde rafine şekerin yeri yoktur. Ama spor yapmayan kişiler için de rafine şeker zararlıdır. Spor yapılsa da yapılmasa da tuz ve şeker tüketimi azaltılmalıdır.

YAĞ TÜKETİMİ 

Hayvansal ve doymuş yağ tüketimi vücutta kilo alımı yapmaktadır. Ayrıca damar tıkanıklığı gibi dolaşım sistemi sorunlarına da sebep olan fazla yağ tüketimi, spor yapan ve yapmayan herkesçe azaltılmalıdır.


7 Aralık 2021 Salı

KIŞ AYLARINDA EN ÇOK TÜKETMEMİZ GEREKEN MEYVE VE SEBZELER





Meyve ve sebze tüketiminin önemi nedir?

Sağlıklı beslenme için çok önemli olan meyve ve sebzeleri, bitkilerin her türlü yenilebilen kısımları olarak tanımlayabiliriz.

Her meyve-sebze içerisinde farklı vitamin ve mineral barındırır. Ayrıca büyük oranla su da içerirler. Kas ve kemikler için de faydalı olan meyve-sebzeler doğal olarak büyüme ve gelişme için de oldukça önemlidir. Meyve ve sebze tüketimi insanları çeşitli hastalıklara karşı korumaya yardımcı olur. 

Meyve ve sebzelerin her biri özellikle bir organ için faydalıdır. Bu organlar örneğin; göz, karaciğer, kalp ve daha pek çoğudur. Ayrıca deri hücrelerinin onarımında da sebze meyveler etkin rol oynar. 

Hazır gıdaların yaygınlığı sebebiyle sebze ve meyve tüketimi oldukça düşmüştür. Ama özellikle kış aylarında sebze meyve tüketimi çok önemlidir.

Yani sağlıklı organlar, beden ve yaşam için sebze meyve tüketimine dikkat edilmelidir.

Sebze ve meyve tüketirken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus; her sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmek gerektiğidir. Çünkü mevsiminde tüketilen sebze ve meyveler hem lezzet hem de besin değeri açısından daha yüksek değere sahiptir.

 Kış aylarında meyve ve sebze tüketimi 

Bilindiği üzere kış ayları, beraberinde soğuğu dolayısıyla çeşitli hastalıkları ve virüsleri getiriyor.

Bu hastalıklardan korunmak için önlem almamızın bir yolu kış aylarında meyve sebze tüketimine özen göstermektir. 

Soğuk kış günlerinde meyve sebze tüketerek bağışıklık sistemini sağlam tutabilir ve grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıkların oluşumunu önleyebiliriz. 

Peki kış aylarında en çok hangi meyve ve sebzeleri tüketmeliyiz?

Kış aylarında vücut direnci düştüğünden sık sık soğuk algınlığı geçirmek olasıdır fakat bu durumda meyve tüketiminizin varlığını da sorgulamanız gerekir.

Kış aylarının vazgeçilmez meyveleri: 

Portakal: C vitamini açısından oldukça varlıklı olan portakal; kış aylarında bağışıklığın güçlenmesine çok yardımcı olur. Özellikle soğuk algınlığını önlemek için portakal yemek önemlidir. 

Mandalina: Mandalina da portakal gibi C ve B vitamini açısından zengindir. Kış hastalıklarının en yaygını olan gribe birebirdir. 

Ayva: Diğer bir kış meyvesi olan ayva da turunçgillerle aynı vitaminlere sahip olmakla beraber sindirim sistemine yardımcıdır. Kış aylarının yaygın hastalıklarından biri olan bronşitin tedavisinde kullanılır. Ayrıca doğal bir idrar söktürücüdür.

Nar: Doğal antioksidan olarak bilinen kırmızı meyvelerden biri olan nar ayrıca C vitamini açısından çok zengindir ve kan şekerini dengelemekten, kanser hücrelerini yok etmeye kadar pek çok faydası vardır.

Greyfurt: Kış aylarında bulunması oldukça kolay olan turunçgillerden biri de greyfurttur. Greyfurt da vitamin ve mineral yönünden diğerleri kadar zengindir. Özellikle metabolizmayı hızlandırma etkisiyle bilinir.

Kivi: Bir diğer kış meyvesi de kividir. Kivi içerdiği A vitamini ile tanınır. Ve özellikle kış meyveleri içinde C vitamini oranı en yüksek meyve de kividir. İçeriğindeki A vitamini vasıtasıyla başta göz olmak üzere pek çok organa iyi gelir.

Elma: Hem yaz hem de kış mevsiminde erişilebilen elma, kivi gibi A ve C vitamini yoğun olan bir meyvedir. Sindirim ve boşaltım sistemini düzenler.


En çok tüketilmesi gereken kış sebzeleri:

Kış mevsimi sebzeleri çeşitlilik açısından meyvelerden üstündür. Ve bu çeşitlilik tüketme şekli için de geçerlidir. Sebzelerden hem çorba hem de ana yemek hatta bazılarından tatlı bile yapılabilir. Ayrıca bazıları az pişmiş veya çiğ olarak tüketilebilir. İşte bu sebzeler şunlardır:

Ispanak: Yeşil yapraklı sebzeler pek çok vitamin ve mineraller içerir. Onlardan biri olan ıspanak özellikle içerdiği demirle bilinir. Meyveler gibi ıspanak da bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Vücuttan toksin maddelerin atılmasına yardımcı olan, A vitamini grubu maddesi betakaroten içeren ıspanak göz sağlığı için önemlidir.

Brokoli: Ispanak gibi A vitamini zengini diğer bir sebze de brokolidir. Pişirme şekli oldukça önemli olan brokoli suda haşlanarak ya da buharda pişirilerek tüketilmelidir.

Kabak: Kabak ise folik asit zengini bir sebzedir. Brokoli gibi kabağın da pişirme şekli önemlidir. Haşlandığı takdirde içindeki karoten ortaya çıkar ve bu madde antioksidan bakımından etkilidir.

Bal Kabağı: Kış sebzelerinin çoğunluğu gibi bal kabağında da yüksek oranda A vitamini vardır. Ve bal kabağı tüketim çeşitliliği olan bir besindir. Tatlısı yapıldığı gibi çorbası da yapılabilir. 

Havuç: Havuç spesifik olarak gözlere olan faydasıyla bilinir. İçeriğindeki A ve B vitamini bu bilgiyi ispatlar. Havuç kolesterol dengesi için de önemlidir.

Kereviz: Tüketimi yaygın olmayan fakat çok faydası olan ve kış aylarında tüketilmesi gereken bir diğer sebze kerevizdir. Kereviz; karaciğeri korur, sindirim sistemine faydalıdır ve antioksidan zenginidir.

Karnabahar: Diğer sebzeler gibi karnabahar da A vitamini oranı yüksek olan bir kış sebzesidir. Sindirim sistemi, idrar yolu enfeksiyonları, regl sancıları ve daha pek çok şeye iyi gelir.

Soğan ve Sarımsak: Her mevsim bulunabilen soğan ve sarımsak, özellikle kış aylarında tüketmemiz gereken besinlerdir. Her ikisi de insanı hastalıklara karşı korumaktadır. Öksürüğe iyi gelirler.

Lahana: Lahana cilt sağlığı için tüketilmesi gereken bir sebzedir. Kış aylarında özellikle turşu yapılarak tüketilen lahana o haliyle bağışıklık sistemi için oldukça kuvvetli bir yiyecek haline gelir.




26 Kasım 2021 Cuma

Beslenme Alışkanlıklarımızı Nasıl Değiştirebiliriz?





Günlük yaşantınızda tükettiğiniz yiyecekler sağlığınız üzerinde ve hastalıklara yakalanmanızda etki eden birincil faktördür. Beslenme alışkanlıklarınızı daha sağlıklı yiyecekler ile düzenleyerek düzenli beslenmeye geçebilir ve uzun süre boyunca hastalıklardan korunabilirsiniz. Ayrıca çevrenizdeki bazı şeyleri de beraberinde değiştirerek daha fit ve sağlıklı bir hayata merhaba diyebilirsiniz.

Daha sağlıklı beslenmek için büyük değişiklikler yapmanıza gerek olmadığı gibi tüm alışkanlıklarınızı aynı anda da değiştirmek zorunda değilsiniz. Zamanla yaptığınız küçük değişikliklerin sağlığınızda büyük bir farkı ortaya koyduğuna kendi gözünüz ile şahit olabilirsiniz.

Sağlıklı beslenme alışkanlığının sizlere sunduğu başlıca faydalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Yeme alışkanlıklarınızı ve çevrenizi değiştirmek, daha zinde hissetmenize ve düzenli bir yaşama geçişinizde yardımcı olabilir.
  • Sağlıklı bir diyet genel sağlığınız için oldukça faydalıdır. Ayrıca sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza ve stabil bir kiloda kalmanıza yardımcı olur.
  • Yaşam tarzınızda gözle görülür bir değişimiz hemen fark edebilirsiniz.

Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Nasıl Edinebilirsiniz?

Sağlıklı beslenme alışkanlığı için bir anda hayatınızı etkileyecek kararlar vermek yerine küçük küçük değişiklikler ile bu düzene geçmeniz çok daha iyi olacaktır. Zira hayatınızı düzene uydurmak yerine düzeni hayatınıza uydurarak daha stabil sağlıklı beslenme alışkanlığı elde edebilirsiniz. 

Sağlıklı beslenme alışkanlığını hayatınıza uydurmak için şu taktikleri yapabilirsiniz: 

  • Evde iken ya da çalışırken meyve, az yağlı süt ürünleri, tam tahıllı yiyecekler ve sebze gibi yiyecekleri hazırda bulundurun. Çalışırken ya da atıştırırken paket gıdaları tüketmek yerine meyveleri ve bu yiyecekleri tercih edin. 
  • Olabildiğince her gün belirli bir saatte akşam yemeğini evde düzenli bir şekilde yemeye çalışın. Böylelikle fast food tarzı yiyeceklerden ya da yağlı paket yiyeceklerden uzak durursunuz. 
  • Yemeklerinizi mümkün mertebe kendiniz pişirmeye çalışın bunu yaparken bir yemek bloğundan ya da kitabından destek alabilirsiniz. Ayrıca yemeği hazırlarken kendinize göre malzemeleri daha sağlıklı olacak şekilde tercih edebilirsiniz. 
  • Her gün düzenli bir şekilde işe gidiyorsanız, öğle yemeklerinizi düzenli bir şekilde sağlıklı yiyeceklerden olmasına dikkat edin.
  • Atıştırmalık tükettiğiniz zamanlar elbette ki olacaktır bunu yaparken paketten asla yemeyin, kendinize bir miktar belirleyin ve bunu bir tabakta tüketin. Tabağınız bittikten sonra devam etmeyin. Bu yediklerinizin miktarını kontrol etmenizi sağlayacaktır. 
  • Düzenli bir şekilde öğünlerinizde beslendiğinize dikkat edin ve herhangi birini atlayıp yerine ekstra öğün koymayın. Açlık duygularınızı görmezden gelmeyin bu durum daha fazla yemenize neden olabilir. 
  • Yüksek şekerli içecekler, meyve suyu içecekleri dahil, yerine su ya da maden suyu için. 
  • Spor kilo vermenin bel kemiğini oluşturur asla ihmal etmeyin ve göz ardı etmeyin. Bununla birlikte bir uzmandan destek almayı da unutmayın. 

Gıda Bağımlılığına Dikkat Edin!

Toplum içerinde inanılmaz bir şekilde gıda bağımlılığı artmakta ve son zamanlarda yapılan araştırmalar obezitenin arttığını göstermektedir. Bir diğer taraftan yürütülen araştırmalar bazı yiyeceklerin bağımlılık yapan maddeler gibi beynin bazı noktalarını tetiklediğini ve bunun da sonucunda bağımlılığa sebep olabileceğini göstermiştir. Özellikle de şeker, yağ ve tuzun gıda bağımlılığını arttıran en önemli unsurların başında geldiğini söyleyebiliriz. 

Gıda bağımlılığına sebep olan lezzetli yiyecekler tıpkı bağımlılık yapıcı ilaçlar gibi vücutta dopamin seviyesini arttırıcı etkiye neden olur. Lezzetli yiyeceklerden duyduğunuz haz ödül sinyallerini tetikleyici etkiye sahiptir. Bu da sürekli yemeniz için sizi sürekli zorlar. Bu tarz durumlar ile karşılaşmamak ya da başa çıkmak için uzmanlarımız ile görüşebilir ve destek alabilirsiniz.


Sağlıklı günler dileriz...


7 Kasım 2021 Pazar

DİYET YAPIYORUM KİLO VEREMİYORUM DİYORSANIZ BU YAZIYI OKUMALISINIZ!





Fit kalabilmek ve sağlıklı bir vücuda kavuşmak için diyet programı uygularız. Diyet programları bittiğinde hızlıca kilo alabilir ya da ani kilo kaybı nedeniyle vücudunuzda tahribat oluşabilir. Konu böyle olunca önemli olan kalıcı ve sağlıklı kilo vermek oluyor. 

Diyet yapıyorum kilo veremiyorum ya da diyeti bırakınca hemen alıyorum diyorsanız bazı etkenler buna engeller olabilir.

Kilo vermek hedeflendiğinde bunu engelleyen bir çok neden olabilir. 


Neden kilo veremiyoruz?

Yetersiz ve düzensiz uyku;

Az uyuyan kişilerde doyma sinyali olan leptin hormonunun seviyesi düşer. Bu da beyne yemek yeme sinyalinin gönderilmesiyle kişinin daha fazla yemek yemesine neden olur.


Kansızlık;

Vücutta demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık oluşabilir. Demir eksikliği yaşayan bireylerde hormonal dengesizlikler oluşabilir ve dolaylı yoldan kilo alımına sebep olabilir.


 Cushing Sendromu;

Cushing hastalarında bilinmeyen sebeplerden dolayı hipofiz bezinde ACTH hormononun salgılanmasının aşırı artması nedeniyle, böbreküstü bezinde kortizol salgılanmasında artış yaşanır. Kortizol ise vücuttaki karbonhidrat, yağ ve proteinin vücutta sistemik şekilde fonksiyonlarını düzenlemesi nedeniyle bu alanda böyle bir sorunun yaşanması kilo almanıza sebep olabilir.


İnsülin direnci;

Kilo verememede en büyük suçlulardan biri olan insülin direnci kişilerde, sürekli uyku ve açlık hali yaşanılan kronik bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık diyabet hastalığına ve aşırı kilo almanıza sebep olabilir.


Tiroid hormonları;

Tiroid insan vücudunda enerji metabolizmasını düzenleyen organlardan biridir. Bunlardan birinin bozulması da kilo almanıza ve verememenize sebep olabilir.


Gıda bağımlılığı ve şeker bağımlılığı;

Gıdalara duyulan bağımlıklar ve yeme istediğine karşı dur diyememek ve sürekli yeme hali kilo almanıza sebep olur.


Çok fazla diyet uygulamak;

Sağlıklı bir bedene değil de sadece kilo vermeye odaklı olan diyetler vücudunuzda bir tahribat oluşur ve aksine kilo vermek isterken daha da çok alabilir ve kilo vermekte zorlanabilirsiniz.


Kilo veremiyorsak ne yapmalıyız?

Öncelikle alanında uzman bir hekimden yardım almak, sunulan tedavi seçeneklerine karşı istikararlı olmak sizi sağlıklı bir bedene kavuşturacaktır. 




BİOREZONANS İLE SAĞLIKLI KİLO VEREBİLİRSİNİZ!


Her insan bedeninde bulunan doku, hücre ve organların doğal olarak yaydığı bir frekans vardır ve herkesin frekansı kendine özgüdür.


Bu frekansların ölçülmesinde ve algılanmasında özel olarak geliştirilmiş olan biorezonans cihazı kullanılır. İşte bu biorezonans cihazı ve tedavisiyle de sağlıklı bir şekilde kilo vermemiz mümkün.


Biorezonans doğal bir tedavidir ve metabolizmanızı hızlandırmaya yöneliktir. Ayrıca uygulanan diyeti kolaylıkla yapmanızı sağlayacak şekilde iştahınızı keser.


Tedavinin süresi ve hedeflenen kilo, kişinin bünyesine göre değişkenlik göstermektedir. Unutmayın ki önemli olan dengeli beslenerek sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Sağlığınız her şeyden önemlidir. Hızla verilmeye çalışılan kilo kişide bazı sağlık sorunlarını meydana getirebilir ve bunun yanında kalıcı bir etkisi olmayabilir.


Mora Terapi biorezonans seanslarından sonra doğru beslenme ve sporla sağlıklı şekilde kilo vermeniz ve ideal kilonuza ulaşmanız mümkün.


10 Ekim 2021 Pazar

Mora Terapi Bach Çiçekleri ile Sağlığa Adım Atın!

 





Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, "Sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali" olarak tanımlar.

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi sağlık; beden, zihin ve ruh dengesidir. Bireylerin sadece fiziksel durumlarına bakılarak sağlıklı demek bütünlüklü ve doğru bir açıklama olmayacaktır. Nasıl ki bedensel olarak yaşanan sağlık sorunları ruh ve zihin sağlığını etkiliyorsa, ruh ve zihin sağlığındaki sorunlar da bedensel hastalıklara yol açmaktadır. Yaşayan bir organizmanın denge durumu olan sağlık bütünlüklü değerlendirilemediği sürece tedavi amaçlı yapılan işlemler çözüm olmayacaktır. 

Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, karamsarlık, güven ve özgüven sorunu, nefret, öfke ve korku gibi çoğaltabileceğimiz olumsuz duygu durumları vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirmektedir. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözü sağlığın bütünlük yapısını net bir şekilde ortaya koyduğu gibi sağlıklı insan mutlu, neşeli ve barışçıldır. Bu ruh hali zihin ve beden sağlığını da etkilemektedir. 


Sağlık bedensel, zihinsel ve ruh sağlığı boyutlarıyla düşünüldüğünde bireysel ve toplumsal olarak iyilik olma durumudur. Beden, zihin ve ruh birbiriyle bağlantı içindedir ve bu alanlar birbiriyle sıkı bir etkileşim içindedir. Beden, zihin ve ruh beden, beyin, akıl ve davranış arasındaki etkileşimlere odaklanmaktadır. Herhangi birindeki sağlık sorunu diğerlerini de etkilemektedir. Zihin, beden ve ruh arasındaki bağlantının uyum içerisinde olması bireyin fiziksel iyilik halinin de göstergesidir. İnsanı insan yapan kendine özgü ruhsal, bilişsel ve sosyal yapıya sahip olmasıdır. Bunlardan birinin eksikliği bireyin hem kendisi hem de çevresi için sorun haline gelmektedir. Çünkü, her biri dediğimiz gibi birbirini etkilemektedir. Bireyin duygularının ve düşüncelerinin fiziksel sağlığı üzerinde oldukça önemli etkileri bulunmaktadır. İnsanın kendisiyle, duygu ve düşünceleri ile ilişki kurması, kendisinde olup biten duygusal ve düşünsel süreçlerle ilgili bir anlayışa kavuşması gerekmektedir. ​Birey duygu, düşünce, bakış açısını bilerek çevresine olan tutumlarının ve kendi bedeninin farkında olur. Bu bağlamda zihnin, bedenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir birey vücudunu nasıl tanıyorsa ruhunu da öyle tanımalıdır. İnsan “zaten var olan bir obje” değil, sürekli olarak gelişmekte olan bir varlıktır. Yalnızca geçmişte ne olduğuyla tanımlanamaz, simdi ne olduğu ve geleceğe doğru hangi yönde hareket ettiğiyle anlam kazanır. Bu yüzden birey kendi bedeniyle beraber kendi farkındalığının bilincinde olmalıdır. ​Aksi taktirde Schutz’un (1975) “kendimi tanıyorsam yaşamımı, kendim yönlendirebilirim. Bu bilinç olmadan çoğu kez dış etkenler tarafından yönlendiriliyorum. 

Verimsiz, üzücü, karışık bir zihinle ve istemediğim bir biçimde” ifadeleriyle kişinin kendini tanımasının önemine dikkat çekmeliyiz. Yani, kişi kendisini tanıyarak bedeninin farkında olur. Bu farkındalık da ruhsal yapısına etki edebilmektedir. Bedende birtakım rahatsızlıkların oluşması ruhsal yapıya, aynı şekilde ruhsal yapıda ortaya çıkan bir rahatsızlık da beden sağlığına zarar verecektir. Bedenimizde oluşan bu rahatsızlıklar da büyük veya küçük ruhsal tepkilere yol açar. Ruh sağlığı bozuk olan kişilerde duygu, düşünce ve davranışlarda farklılaşmalar, aşırı ve uygunsuz haller ortaya çıkar. Kısacası, ruh ve beden var olmak için birbirine muhtaçtır.


Bütünsel tıbbın Türkiye’de önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi güvencesiyle sunulan Bach Çiçekleri Terapisi, ruh halini dengeleyerek olumsuz düşüncelerin yol açtığı organik rahatsızlıkların iyileşmesini sağlıyor. Ünlü tıp doktoru İngiliz Dr. Edward Bach’in çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı araştırmaların gelişmesi üzerine ortaya çıkan Bach Çiçekleri Terapisi tüm dünyada duygu durumu bozuklukları için kullanılan homeopatik (benzeri benzer ile iyileştirme) bir kürdür. Tıpkı Dünya Sağlı Örgütü’nün tanımı gibi sağlığı bir bütün olarak ele alan Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi; korku, stres, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, mutsuzluk, çaresizlik, öfke ve nefret gibi duygu ve düşünceleri zihinden uzaklaştırıyor. 

 Sağlıklı ve mutlu yaş almanın sırrı fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerin sağlıklı ve uyum içinde olmasında saklı. Bu üç unsur yerine geldiğinde bütünsel olarak sağlıklıyım demek mümkün. Bütünsel sağlık insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerinde denge ve uyum içinde yaşaması ile sağlıklı ve mutlu yaş alma sürecini başlatarak, keyifle sürdürebilmesi anlamlarını taşımaktadır. “Bütünsel olarak sağlıklıyım” diyebilmek için; sağlıklı ve enerjik bir bedene, dingin ve neşe içinde bir zihne, sevgi ve şefkat dolu bir kalbe sahip olup, varoluş mevcudiyetinin de farkında olmak gereklidir. 


Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalarak bozulan vücut sinyallerini vücuttan uzaklaştırarak, duygu durumunda gözlemlenebilen sakinlik ve mutluluğa kapı aralıyor. Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyalleri filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.