4 Ocak 2015 Pazar

Suyun İnanılmaz Etkisi

Su içmenin insan sağlığı için ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak içtiğimiz suyun vücudumuza ne etkisi olduğunu biliyor muyuz?


1.Su iştah bastırıcıdır
Su iyi bir iştah bastırıcıdır. Eğer su içmeyi sıklaştırırsanız, acıkma süreniz gecikecektir.

2.Su kolesterolü düşürmeye yardım eder
Suyun kolesterol üzerinde büyük bir etkisi vardır ve vücuttaki kolesterol seviyesini düşürür. Bu, daha çabuk zayıflamanıza yardımcı olur.

3.Kas yapmanıza yardımcı olur
Eğer kaslarınız susuz ise ne kadar egzersiz yaparsanız yapın hiçbir değişiklik göremezsiniz. Su içmeyi arttırdığınızda farkı göreceksiniz.

4.Su doğru sindirim için gereklidir
Sindirim sisteminin doğru çalışması için su önemli bir kaynaktır. Eğer aldığınız su yetersiz kalırsa, kendinizi şişkin ve yorgun hissedersiniz.

5.Karaciğerin işlevi için yardımcıdır
Karaciğer, kilo vermede önemli bir organdır ancak bunu başarmak için suya ihtiyacınız var. İhtiyacınız olandan daha az içtiğiniz takdirde karaciğeriniz sadece yağ depo edecektir.

6.Yeterli miktardaki su, vücudun su depolamasını durdurmasına yardımcı olur
Vücudunuz için yeterli olan su miktarını tüketmiyorsanız, vücudunuz su depolayacaktır. Bu da sizi normal halinizden daha şişkin gösterecektir.

7.Su hem açlığınızı, hem de susuzluğunuzu durdurur
Aç hissettiğinizde bir bardak su içmeniz sizin hem susuzluğunuzu geçirir, hem de açlık duygusundan uzaklaşmış olursunuz.

8.Su, cildinizi nemlendirir ve esnek hale getirir
Tüm süper modellerin de bildiği gibi ihtiyacınız kadar suyu aldığınızda deriniz de en güzel şekilde gözükecektir.

9.Toksinleri vücudunuzdan atmanıza yardımcı olur
Sağlıklı olmak, kilo vermede önemli bir etkendir. Su içmek vücudunuzdaki toksinleri atmanıza yardımcı olur. Toksinleri atmanızla birlikte vücudunuz da daha şekilli gözükecektir.

http://www.milliyet.com.tr/suyun-vucudumuzdaki-inanilmaz-pembenar-galeri-analiz-icecekler-1991899/?PAGE=1

2 Ocak 2015 Cuma

Alışkanlıklarınızı Değiştirmenin Zamanı Geldi!

Çoğumuz yılbaşını önemli kararları uygulamak için bir başlangıç olarak kabul ederiz. Gelin en değerli hazinemiz olan sağlığımız için de bunu uygulayalım. Ama unutmayalım ki çoğumuz devamını getiremiyoruz çabuk vazgeçiyoruz. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, yeni yılda sağlığımız adına alınması gereken karaları belirtiyor;

1- Organik taze sebze meyve ağırlıklı besleneceğim. Çünkü; Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar Dünya'nın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve mevsiminde yetişen organik ürünlerle beslenmeleri...

Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanılmadığı, geleneksel tarım ürünlerinin tüketiminin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücudların nhassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor.

2- Kilo vereceğim insülin direncini yeneceğim. Çünkü; Diyabet, erken ölüm, kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve körlüğün önde gelen nedenlerindendir. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu fazla kiloludur. Fazla kilolu veya obez olmak kolon, göğüs, rahim ve safra kesesi kanserleri için riskimizi yükseltir.) Kemiklerde eklemlerde yıpranma ve kireçlenme, Uyku Apnesi (Uykuda nefes duraklaması beynin ve kalbin oksijensiz kalması) Obezite solunum yetersizliği sendromu, kısırlık sorunları ve safra taşları ile ilgili hastalıklardan bu sene uzak yaşamak istiyorum.

3- Bilgisayar ve cep telefonu kullanmadan yüzyüze sosyalleşeceğim! Çünkü; Bağışıklık sistemi dahil vücuttaki birçok sistem kişinin Ruhi durumuyla yakından irtibatlı çalışıyor. İyimser kanser hastalarının kandaki bağışıklık hücrelerinin kemoterapiye daha iyi yanıt verdiğini gösteren birçok araştırma var. Sindirim sistemi hastalıkları, Kalp damar hastalıkları hipertansiyon romatizmal hastalıklar ve cilt hastalıkların hatta böbrek taşının dahi stres ile tetiklenebildiği biliniyor. Hobisi fazla olan, yüzyüze görüşerek sosyalleşen, çevresi geniş olanların daha sağlıklı ve hastalıklarla baş etmede başarılı olduğu, stres hormonları düzeylerinin daha düşük olduğu bildiriliyor.

4- Sigaradan uzak duracağım. Çünkü ; Sigara damarları daraltıyor, iç tabakasını tahrip edip kolesterol yapışmasını tetikliyor, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor. Kalp krizine, inmeye, çeşitli organların damarlarında tıkanmalara yol açıyor. Kanseri tetikliyor. Sevdiklerimle kaliteli bir hayat sürdürmek için dumansız hava sahası istiyorum.

5- Daha çok hareket edeceğim, egzersizi hayat tarzı haline getireceğim. Çünkü; Egzersiz yapılmadan yapılan diyetlerin metabolizmayı yavaşlatıcı etkisi nedeniyle az yense de kiloların geri alınmasına neden olduğu biliniyor. Kilolu kişilerin kilo veremese de egzersize devam ettiklerinde kalp krizi, felç ve kansere yakalanma oranlarının düştüğü biliniyor. Yapılan 1 saatlik egzersizin ömrü 2 saat uzattığı da bir gerçek. Egzersiz ayrıca beynin yaşlanmasını geciktiriyor mikrobik ve romatizmal hastalıklara yakalanma olasılığını azaltıyor. Bunun için hiçbirşey yapamasam da işe giderken vasıtaya 1 durak geç binip dönerken de 1 durak erken ineceğim, asansör yerine merdiven kullanacağım, saatte bir masa başından kalkıp 2 dk da olsa adım atacağım.


6- Yeni şeyler öğrenmeye çalışacağım, akıllı telefonumun beni akılsızlaştırmasına izin vermeyeceğim. Çünkü; Yeni birşeyler öğrenmeye çalışan, çeşitli kurslara katılan, çok farklı konularda bulmaca çözen, orta ve üstü yaştaki bireylerin bunama, alzheimer gibi beyin hastalıklarına yakalanma oranlarının daha düşük olduğu biliniyor.

7- Fazla alkol tüketiminden uzak duracağım. Çünkü; Uzun süre fazla tüketilen alkolün depresyon hafıza zayıflaması veya sara nöbeti riskini, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme ve hatta ağıziçi, gırtlak, karaciğer, pankreas, meme kanseri riskini artırabileceği biliniyor.

8- Yeterli ve kaliteli uykuya özen göstereceğim. Çünkü; 6-8 saatlik iyi bir gece uykusunun sağlık için önemi çok büyük. Bölünmüş, kalitesiz, eksik ya da fazla uyku şunlara yol açabiliyor: Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. Şeker Hastalığı'na yatkınlığa, tokken bile sık acıkmaya (gece nöbeti tutanlarda) kilo artışına neden oluyor. Hayvan deneylerinde tümör gelişimini 2-3 kat arttırıyor. Biyolojik iç saate bağlı (uyku hormonu ve antioksidan olan) Melatonin gibi hormonların dengesini bozup kansere neden olan oksidasyon yapıcı maddelere karşı dayanıksızlığa yol açıyor. Stresle ilişkili, kalp, tansiyon, mide, barsak, psişik hastalıkları arttırabiliyor. Uykuda (ve spor yaparken) salgılanan yaşlanmayı geciktirici, hastalıklara karşı dayanıklılık sağlayan gençlik hormonu denen Büyüme Hormonu'nun azalmasına neden oluyor. Kronik uykusuzluk herhangibir nedenden ölüm riskini 3 kat arttırıyor. 5 saatten az veya 9 saatten fazla uyumak kalp krizi, inme riskini %50 kadar arttırıyor.

9- Akdeniz diyetine uyacağım. Çünkü; Her yıl uzun yaşayan ülkeler sıralamasında Akdeniz ülkeleri ve Japonya çoğunlukla başı çekiyor, bunda en çok zeytinyağı, balık, mevsiminde tüketilen taze sebze, meyve, az miktarda alkol (şarap), fermente ürünler (peynir, turşu, soya sosu vb), sarımsak, soğan, az yağlı kırmızı et tüketiminin önemli olduğu düşünülüyor. Çiğ veya buğulama, haşlama pişirme yönetiminin tercihi de önemli görülüyor. Girit'te bunların dışında bol miktarda keçi peyniri tüketiliyor. Uzun yaşayan Kafkas ırkının av eti ve kımız, yoğurt gibi fermente gıda tüketimi yüksek. Eskimolar ise bol miktarda yağı av hayvanı ve soğuk su balığı tüketiyor.

10- Çevremdekileri, ailemi, dostlarımı da bu konularda teşvik edeceğim. Çünkü; Yalnız başına uygulanan bu karalara uyum, ilk haftalar yüzde 75 iken 6 ay sonra yüzde 40 civarına düşüyor. Üstelik dostlarımı çok seviyorum.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2014/12/23/yeni-yilda-sagliginiz-icin-yeni-kararlar-alin

22 Aralık 2014 Pazartesi

Sigara İçmek Görme Kaybına Sebep Olabilir!

Katarakt gözün merceğini şeffaflığının bozulmasıdır 60 yaş üstünde oldukça sık görülür 80 yaşındaki insanların en az  %50 sinde katarakt vardır veya opere olmuştur.Sigara içmek ciddi şekilde katarakta yakalanma riskini artırır bu normal insanlara göre 2 kat daha fazladır ve sigara içmeye devam ettikçe risk artar.

Sigara ve  Makula Dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı)
Makula (sarı nokta) retina tabakasında (ağ tabaka) görme hücrelerinden en yoğun bölge olup, aynı zamanda keskin ve kaliteli görmeyi sağlayan retina bölgesidir. Makula bölgesindeki görme hücreleri ışıklı ortamda renkli görme ve keskin görmeden sorumludurlar. Sarı Nokta Hastalığı, diğer adıyla Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (YBMD), Dünya sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünyada görme kaybıyla sonuçlanan görme bozuklukları arasında %8.7’lik oranla 3. sırada yer almaktadır.

Gelişmiş ülkelerde görme kaybının en büyük nedeni olarak bilinen sarı nokta hastalığı,  50 yaş ve üzeri yetişkinlerde görülen kronik ve ilerleyici bir göz hastalığıdır. Sarı nokta hastalığında erken teşhis, tedavi ve düzenli kontrol, görmenizin korunması ve iyileştirilmesi açısından çok önemlidir. Sarı nokta hastalığı (YBMD) tek gözde ya da iki gözde birden oluşabilir. Eğer bir gözünüzde YBMD varsa, diğer gözünüzde YBMD gelişmesi olasılığı 5 yıl içinde %50’dir. Kuru tip YBMD genellikle iki gözde birden oluşur, ancak bir göz etkilenmemiş görünürken diğer gözde görme kaybedilebilir.Bu nedenle görmenizin izlenmesi önemlidir.

Çalışmalar sigara içenlerde sarı nokta hastalığı riskinin sigara içenlerde içmeyenlere göre 3 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. 80 yaş üstü kadınlarda bu risk 5-6 kata kadar çıkmaktadır. Hangi yaşta olursa olsun sigarayı kesmek hastalık riskini azaltmakta ve prognozda belirgin iyileşme yapmaktadır.  


Sigara ve Diyabetik Göz Hastalıkları

Diabetik retinopati   göz damarlarının bozukluğu ile ortaya çıkan gözde kanama, beslenme bozukluğu ve görme kaybı ile sonuçlanan bir hastalıktır sigara içenlerde bu risk ve hastalığın ilerleme hızı 2 kat artmaktadır. Sigara sadece gözde değil diğer diabet komplikasyonlarının oluşumunu da hızlandırır. Sigara içenlerde körlük oranı normal kişilere göre 4 kat daha fazladır.
http://www.milliyet.com.tr/sigara-icenler-gozlerini-pembenar-detay-genelsaglik-1985200/

17 Aralık 2014 Çarşamba

Yorgunluğun Üstüne Gidin ve Hareket Edin

Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, 'modern insanın hastalığı' olarak nitelendirdiği psikolojik yorgunluğun, bütün hafta yorgun olan, hafta sonunu yatarak geçirdiği halde dinlenmiş hissetmeyen insanların psikolojik yorgunluk yaşadığını söyledi.

Bu durumu, 'modern insanın hastalığı' olarak nitelendiren Yurdakul, insanın sadece fiziksel aktivite ile yorulmadığını, günlük hayatın stresinin, üzüntünün, kendisine zaman ayırmadan sürekli bir şeylerle uğraşmasının sonucunda zihinsel yorgunluğun oluştuğunu belirtti. Dr. Yurdakul; “Kişinin tek düze çalışması, kendisine ait hobilerinin ve uğraşlarının olmaması sonucunda zihinsel yorgunluk da eklenir. Zihinsel yorgunluk bir süre sonra isteksizliğe, halsizliğe, baş ağrılarına, vücut ağrılarına, hazımsızlığa, uyku sorunlarına yol açar ve psikolojik sıkıntıların üzerine bir de endişeler eklenir. Kişi sabahları yataktan zor kalkar, güne yorgun başlar, akşamları yorgunluğu artmakta ve dinlenmeye çalışıp dinlenememektedir. Yorgunluk nedeniyle, kendisini fiziksel aktivitelerden geri çeker, arkadaşlarının gittikleri yerlere gitmez, en ufak fiziksel aktivite göstereceği durumlardan kaçınıp kendisini dinlenmeye çeker ve bu durum kendisini daha da yorgun hale getirir” dedi.


“YORGUNLUĞUN ÜSTÜNE GİDİN VE HAREKETE YÖNELİN”
Yurdakul, dinlenmekle geçmeyen zihinsel yorgunlukların, aynı zamanda depresyon ve kaygı bozukluklarıyla bir arada olduğunu, kişinin kendi içine daha çok kapanmasının, aktivitelerden ve insanlardan uzaklaşmasının onun sıkıntısını daha çok arttırdığını söyledi. Sıkıntıları arttıkça yorgunluğu, yorgunluğu



arttıkça sıkıntılarının çoğalarak kısır bir döngü içine girdiğine dikkat çekti. Bu nedenle psikolojik yorgunluğu atmak için yapılması gereken en iyi şeyin, başlangıçta zor bile olsa bu yorgunluğun üstüne gitmek ve harekete yönelmek olduğunu söyledi.

Dr. Yurdakul; “Fransızların bir sözü var 'Yaşam bisiklet sürmeye benzer, pedal çevirmeyi bırakırsanız düşersiniz', o yüzden insan da hayatta mücadeleyi, hareket etmeyi bıraktığında düşmeye başlar ve bunu düzeltmenin en iyi yolu onun üstüne gitmesidir. Hepimiz yaşamışızdır. Kendimizi çok yorgun ve isteksiz hissettiğimizde, arkadaşlarımızın ısrarı ile dışarı çıkarız ve sonra kendimizi iyi hissederiz ve 'İyi ki gelmişim' deriz. Ama gitmemek için de bir sürü bahane öne sürmüşüzdür” diye konuştu.


Psikolojik yorgunluğa karşı bazı tavsiyelerde bulunan Dr. Yurdakul, her gün düzenli olarak spor yapmanın, bir saat yürümenin, evden dışarı çıkmanın, hafta sonları yatıp kendinizi dinlemek yerine arkadaşlarınızla buluşmanın, ailenizle birlikte olmanın, bir sinemaya gitmenin, haftaya daha iyi başlamak için fırsat yaratacağına ve enerjinizi arttıracağına değindi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25556324/

16 Aralık 2014 Salı

Kış Mevsiminde Kullandığımız Eşyalara Dikkat!

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Allerji-İmmünoloji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emel Kurt, toplumda en sık alerjiye neden olan alerjenlerin, ev tozu akarları olduğunu kaydetti.

ANİ ÖKSÜRÜK HAPŞIRIK NÖBETLERİ ASTIMA KADAR GİDEBİLİR

Akarların ev içi eşyalarının tozu ve insan hücre döküntüleriyle beslenen gözle görülmeyen böcekçikler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kurt, şöyle konuştu:

"Kış mevsiminde yoğunlukla kullanılan yorgan, yünlü ve tüylü kazak, atkı, hırka gibi eşyalarda bulunan, nemli ve havasız ortamları seven akarlar, alerjisi olan kişilerde şikayetlerin artmasına neden olabilir. Aniden başlayan öksürük, hapşırık nöbetleri ve bu nöbetlerin ortam değiştirince geçmesi, antibiyotik alındığında dahi geçmeyen burun akıntısı hatta astıma sebep olabilecek belirtileri vardır."

"YATAK ODALARI HAVALANDIRILMALI"

Prof. Dr. Kurt, ev içinde bulunan bir diğer alerji sebebinin de "küf mantarları" olduğuna dikkati çekti. Küf mantarlarının banyo, mutfak gibi ıslak zemin içeren yerlerde bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Kurt, şöyle devam etti:

"Nem artışına bağlı olarak bu alerjenlerin görülme riski kışın artar. Bütün bu alerjilerin kış aylarında güneşin azalması, evlerin fazla havalandırılmaması gibi nedenlerle ev içinde artarak, alerjik kişilerin şikayetlerinde artışa neden olabilir. Kış aylarında evlerin özellikle yatak odalarının havalandırılması ihmal edilmemeli, alerjisi olan kişiler için gerekirse halılar kaldırılmalı, 60 derece yıkanabilir kilimler tercih edilmelidir. Yine kıyafetler, yorgan ve battaniyeler belirli sürelerle 60 derecede yıkanmalıdır. Şikayetleri devam eden kişiler, alerji uzmanlarının desteği ve uygun önerileriyle sorunlarının önemli bir kısmından kurtulabilirler."

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27751787.asp

8 Aralık 2014 Pazartesi

Ağrı Vücudun Cevabıdır

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hidayet Akdemir, baş ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Baş ağrısının kişi açısından hoşa gitmeyen bir duygu olarak algılandığını ve vücudun alarm sistemi olarak tanımlandığını belirten Akdemir, şunları kaydetti:


"Herhangi bir organımızda bir rahatsızlık olduğunda bu rahatsızlığı dışarıya yansıtan cevaba ağrı diyoruz. Örneğin, beyindeki rahatsızlıklar, ağrı şikayetiyle kendilerini haber veriyor. Baş ağrıları da bir rahatsızlığın işareti olarak ortaya çıkar. Baş ağrısı şikayetlerinde, dikkatli bir nöroloji muayene yapılmadan, özellikle ağrının oluş sebebi araştırılmadan yapılan tıbbi yaklaşımlar çok ciddi sakatlıklara ve ölümlere neden olabilir."

"BEYİN KANAMASININ İLK İŞARETİ: BAŞ AĞRISI"

Akdemir, beyin damar hastalıklarından kaynaklanan baş ağrılarının sık görüldüğünü söyledi. Baş ağrılarının dikkate alınmaması durumunda geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkabileceğini vurgulayan Akdemir, şöyle devam etti:

"Beyinden kaynaklanan baş ağrısı tedavi edilmediği takdirde beyin damarlarında balonlaşma veya damar yumağı oluşuyor. Bunlar hayatın bir döneminde beyin kanaması yapar. Bu beyin kanamasının ilk şikayeti de baş ağrısıdır. Genellikle, enseden başlar ve başın ön bölgesine doğru yayılır. Aniden gelir. Beraberinde bulantı, kusma, bilinç kaybı olabilir. Bunlar beyin kanamasının işaretleridir. Bu çok tehlikeli bir baş ağrısıdır. En yakındaki uzmana gitmek gerekir."

"BEYİN TÜMÖRÜNE DİKKAT"

Akdemir, sinsi ağrıların tehlikeli ve yavaş yavaş ortaya çıktığını aktardı.

Bu ağrıların genellikle sabahları olduğunu ve kişilerin ağrıyla uyandığını belirten Akdemir, şunları anlattı:

"Mide bulantısı olur ve kişi kusunca rahatlar ama günün ilerleyen saatlerinde baş ağrısı tekrar ortaya çıkar. Gittiği doktor ağrı kesici ilaçlar verir ve bunlardan fayda görür ama daha sonra ağrı devamlı hale gelir. Başın her yerinde hissedilen bir ağrıdır. Diğer yandan, yüksek tansiyon ve yaralanmalara bağlı beyin kanamaları sonrası ortaya çıkan baş ağrıları da önemli ve tehlikelidir. Yüksek tansiyon iyi tedavi edilmezse küçük veya büyük beyin kanamalarına yol açar ki bu da hastalarda ölüme veya ağır sakatlıklara neden olabilir."

Akdemir, sinüzitlere bağlı baş ağrılarının toplum tarafından da iyi bilindiğini, bunların başın ön kısmında ve günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıktığını ifade ederek, "Eğer sinüzitlerin uygun ve spesifik tedavileri yapılamazsa, beyin iltihabı gibi çok daha ciddi ağır beyin hastalıklarına dönüşebilir" diye konuştu.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27720345.asp