14 Haziran 2019 Cuma

Kansere Karşı Moralin Gücü!

Kanser hastası biri olarak eski ve sağlıklı hayatınıza geri dönebilmenin ne kadar güzel olacağını kaç kere düşündünüz? Veya bir yakınınızın ya da hepimizin… Kanser tanısı ile yaşamayı lunaparklardaki rollercoaster’lara yani hız trenlerine benzetirler. Her yeni gün yeni duygular ve kaygılar getirebilir, hem olumlu hem olumsuz. Sürekli olarak kanser tanısı konmadan önce hayatın bizler için nasıl olduğu hakkında düşünmek yerine bugünkü enerjimizin üzerine yoğunlaşmamız emin olun ki tüm bilim ve sağlık insanları tarafından da öneriliyor. Çünkü hastalık fark etmeksizin hastalığın bize verdiği rahatsızlık, acı ve ağrıdan ziyade hastalığın psikolojik tarafı bizi daha fazla rahatsız edebilir. 

Aşırı fiziksel, zihinsel ve duygusal stres bizim bağışıklık sistemimizi yıpratır ve zayıflatır. Zayıf bağışıklık sistemi demek de kansere ve diğer hastalıklara karşı davetiye çıkarma açısından önemli bir faktördür. Bilimsel çalışmalar bol kahkahanın bağışıklık sistemi üzerinde ani ve etkili bir güçlendirici etkisi olduğunu çoktan kanıtlamış durumda. Hatta Japonya'da, kahkaha sonrasında yapılan analizlerde, doğal öldürücü adı verilen hücreleri uyaran 14 genin birden aktive olduğu saptandı.

                 

“Her işin başı sağlık.” sözüyle birlikte bir başka bir sözü de kullanmamız gerek “Her şeyin başı moral.” Ruh ve beden sağlığını birlikte düşünmeli ve değerlendirmeliyiz. Bedenimizde oluşan sorunlar ruh sağlığımızı ve psikolojik durumumuzu bozabilir. Ruh sağlığımızda meydana gelen değişimler de bedenimizi etkileyebilir. Özellikle fiziksel hastalıklar kişinin hayata karşı uyumunu bozar. Bu tip hastalar alıştığı şekilden farklı yaşamak zorunda kalır. Hastalık ister hafif ve geçici olsun isterse ağır ve kronik olsun hastayı ve ailesini olumsuz etkileyebilir. Özellikle kronik hastalığı olan kişilerin yaşam şekillerinin eskiye göre oldukça fazla değişim göstermesi normal.

Biraz da hastanın dışarıyla ve kendisiyle olan ilişkisini ele alalım. Herhangi bir hastalığının olduğunu öğrenen kişi öncelikle doğal olarak büyük bir üzüntü yaşar. Bu hepimiz için geçerli hâliyle. Kişi çevresindekilere bu duygularını belli etmemeye çalışır, insanlarla iletişimini azaltır ve yalnızlık hissetmeye başlar. Bu şekilde devam ederse hastanın duyguları bir süre sonra yoğunlaşmaya başlar ve kişi 
yalnızlık hissine kapılabilir. Hastalığın teşhis edilmesiyle inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme aşamaları yaşanır. Bu süreçte kişi, hastalığa karşı duygusal ve davranışsal tepkiler gösterebilir. Hastanın verdiği tepkiler hastalığın çeşidine, kişinin hastalık algısına, hastanın karakter yapısına ve psiko-sosyal ortama göre değişir. Kronik hastalığı olduğunu öğrenen kişilerin ilk hissettiği duygulardan birisi öfke olur. Bu durum normal ve olması gereken bir süreçtir.

Sonuç olarak bilim dünyasında da
gülümsemenin ve moralli olmanın insan biyolojisi üzerinde olumlu bir rolü olduğu kabul ediliyor. Mesela kuvvetli bir kahkaha endorfin salgımızı yükseltiyor, stres hormonu olarak bilinen kortizon ve adrenalin düzeylerini düşüyor. Gülümsemeyi başardığınızda kızgınlık, endişe, depresyon ve stres düzeylerinde azalma görülüyor, dayanma ve direnme gücü artıyor. Hatta daha da ileri giderek, kimi araştırmacılar, gülmek ile kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen sitokin ve interferon benzeri maddelerin salınımı arttığını ileri sürüyor. Lütfen yüzünüzden gülümseme eksik olmasın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme