16 Temmuz 2019 Salı

VÜCUDUNUZUN GÜNLÜK D VİTAMİNİ İHTİYACININ KARŞILADIĞINDAN EMİN MİSİNİZ?


D Vitanini, bağırsaklardan kalsiyum ve fosfat minerallerinin emilimini arttırarak kemiklerde gerekli mineralleşmeyi sağlayan ve kemiklerin büyümesi, güçlenmesi, yeniden şekillenmesi için gerekli olan bir vitamindir. Kuvvetli kemik ve dişler için olmazsa olmaz bir bileşiktir. Eğer yeterli D vitamini olmazsa, kemikler ince ve kırılgan olur, şekil bozuklukları görülür.

D Vitamini kemik sağlığının yanında; bağışıklık sistemini güçlendirir, hücre büyümesini düzenler, vücudu kas zayıflığına karşı korur, yangıyı yani enflamasyonu azaltır, ayrıca kalp atışlarının düzenlenmesi, tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için de gereklidir.

İnsanlar D vitaminini güneşe maruziyet ile kendi ciltlerinde üretebilir, bunun yanında bazı besinlerden veya vitamin takviyelerinden alabilirler. Güneş iyi bir D vitamini kaynağı olmakla birlikte, yaydığı ultraviyole ışınlarıyla (UVA ve UVB) hem cilt yanıklarına neden olmakta hem de cilt kanseri için ciddi bir risk oluşturmaktadır.








D Vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve birçok hayvansal gıdada doğal olarak bulunur. Balık ve balık yağları, büyük ve küçükbaş hayvanların karaciğeri gibi gıdalarda yüksek miktarda; yeşil yapraklı sebzeler ve yumurta sarısında az miktarda D vitamini mevcuttur.

Güneşe maruziyet, yiyecekler, vitamin takviyeleriyle elde edilen D vitamini aktif hale gelmek için vücutta 2 yerde hidroksilasyon denilen işleme uğramalıdır. Bunlardan ilki karaciğerde, diğeri de böbrekte gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bu organarda oluşan problemlerde de – başta böbrek ve karaciğer yetmezliği- aktif D vitamini miktarını etkilemektedir.

Günlük D Vitamini ihtiyacı 600 IU (Uluslararası birim), 70 yaş üzeri için 800 IU’dur.

Yapılan laboratuar çalışmalarında D vitamininin kanserden korunmadaki rolü üzerine güçlü biyolojik kanıtlar elde edilmiştir. D vitamini; hücre büyümesi ve enflamasyonun sınırlanmasını düzenleyen kanser hücrelerinin yayılmasına izin veren sinyal moleküllerini azaltan bazı genleri engelleyebilir veya deaktive edebilir. D vitaminin bu süreçteki rolü, araştırmaların son derece aktif bir alanıdır.

Aynı şekilde Omega-3 yağ asitleriyle birlikte alınan D Vitamini desteğinin beyinde seratonin sentezinde etkili olduğu ve pek çok beyin işlev bozukluklarının önüne bu şekilde geçilebileceği de son yılların popüler aktif araştırma konularının başında gelmektedir. Bildiğiniz gibi seratonin halk arasında mutluluk hormonu olarak bilinmekte ve eksikliği ciddi oranda depresyon, uykusuzluk, negatif düşüncelerde artış, şüphecilik risklerini arttırmaktadır. Omega-3 yağ asitleriyle birlikte alınan D vitamini beyindeki seratonin sentezini arttırmaktadır.

Sonuç olarak, vücudumuz, kemik sağlığımız ve beynimiz için çok önemli olan D vitaminini mümkün olduğunca çok gıda çeşitliliğiyle karşılayabildiğimizden emin olalım. Hatta D vitamini takviyesine ihtiyaç duyup duymadığımızı doktorumuzla birlikte mutlaka değerlendirelim. Kan testi yaptırarak, D vitamini ihtiyacımız olup olmadığına, varsa hangi dozajda kullanmamız gerektiğine mutlaka baktıralım. İhmal edilmeyecek kadar önemli bir vitamin D vitamini.

Sağlık dolu günler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme