2 Ağustos 2018 Perşembe

YETERİNCE SU İÇMEDİĞİNİZİ GÖSTEREN ŞAŞIRTICI İŞARETLER


Vücudun, hayati işlevlerinin yerine getirilmesi açısından sıvı dengesinin sağlanması, kaybedilen suyun yerine konması oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar sonucu, insanların gün içerisinde kaybettikleri su miktarı ortalama olarak 2,5 litre olarak belirlenmiştir. Siz gün içinde kaybettiğiniz suyu yerine koyabiliyor musunuz?



Peki vücut, susuz kaldığının sinyallerini bize hangi yollarla veriyor? Birlikte inceleyelim…

Ağız bölgesinde kuruluk, vücudun susuz kaldığının ilk göstergelerindendir. Aslında basit gibi görülen bu belirti, gün içerisinde göz ardı edilebilir veya su dışında farklı içeceklerle karşılanabildiği düşünülebilir. Ancak gün içerisinde tüketeceğiniz çay-kahve türü içecekler vücudunuzun su ihtiyacını karşılamaz, aksine vücuttan daha çok su atmanıza sebep olur.

Yetersiz su tüketiminin farkına varılabilmesi adına, kendi başınıza yapabileceğiniz en güzel kontrol, idrar renginin kontrolüdür. Yapılan idrar kahverengiye kaçan koyu sarı şeklinde ise yetersiz su tükettiğinize işarettir. Vücudun suya doygunluğu arttıkça, idrar rengi de doğru orantılı şekilde açılacaktır.  

Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biri de kabızlıktır. Peki siz kabızlığınızın sebebinin yetersiz su tüketimi olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Susuz kalan bağırsaklar aktif olarak çalışamaz ve yavaşlar. Bunun sonucunda da kabızlık meydana gelebilir.

Güzel ve elastik bir cildin sırrı da su tüketiminden geçmektedir. Eğer cildiniz kuru ve eski elastikiyetini kaybetmiş durumdaysa, su tüketiminizi sorgulamalısınız. Susuz kalan cilt kurur, kırışıklık oluşumuna da uygun ortam hazırlanmış olur.

Gün içerisindeki yorgunluğunuz ve uyku haliniz de susuz kaldığınızın habercisi olabilir! Susuzluk sırasında, kandaki oksijen içeriği de düşer. Yeterli oksijeni alamayan kas ve sinir fonksiyonları yavaşlayarak yorgunluk hissi oluşturur.

Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde de su oldukça önemlidir. Vücut sıcaklığımız yüksek değerlere ulaştığında terlemeye başlarız. Terleme sonucu da vücut sıcaklığımız düşer. Su eksikliği durumunda ise, terleme azalır ya da durur ve vücut sıcaklığı yükselmiş olur.

Kalbimiz ve dolaşım sistemimiz de susuzluktan etkilemektedir. Susuzluk sebebiyle vücutta bozulan elektrolit dengesi sonucu nabız değişimleri meydana gelebilir. Aynı zamanda kan basıncındaki bozulmalar nedeniyle baş dönmesi de gözlemlenebilmektedir.

Sodyum, potasyum gibi elektrolitlerin dengesi kasların doğru çalışması için çok önemlidir. Susuzluk halinde elektrolit dengesizliğine bağlı, egzersiz sırasında ya da sonrasında kramp ya da spazmlar meydana gelebilir.

Yeterli miktarda suyu alamayan böbreklerde, toksin ve atık asit birikimi, bakterilerin gelişmesi için uygun ortam sağlar. Bu da böbrekler ve mesanede ağrı, iltihaplanma ve enfeksiyonlara sebep olabilir. Aynı zamanda vücudumuz, uzaklaştırılamayan toksinleri yağ hücrelerinin içinde saklamaya başlar. Eğer vücut yeterli su ile toksinleri güvenli bir şekilde atamıyor ise yağ hücrelerini de serbest bırakmaz. Bu nedenle kilo kontrolü sağlanamaz hale gelir.

Aslında vücudunuz susuz kalınca size ne çok sinyal veriyormuş değil mi? Yapmanız gereken şey O’na kulak vermek ve sağlıklı çalışabilmesi için bol bol su içmek! Mora terapi yöntemiyle yapılan tüm terapilerde genel sağlık desteklendiğinden su tüketiminin önemi her fırsatta vurgulanmaktadır.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme