ödem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ödem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2018 Cuma

ÖDEMDEN KURTULMANIN YOLLARI


Dönem dönem herkesin yaşayabileceği, özellikle kadınlarda hormonel olarak daha sık gözlemlenebilen ancak sürekliliğinde ciddi hastalıkların göstergesi olup olmadığı sorgulanması gereken problem: ÖDEM! Bu yazımızda ödem nedir, nasıl çözümlenebilir ve ödem atmak için hangi besinlerden yardım alabiliriz bunları inceleyeceğiz…

İnsan vücudunun yaklaşık olarak %60’ı sudur. Ancak vücudun hayati işlevleri için kullandığı suyun haricinde, doku araları ile cilt arasında çeşitli sebepler nedeniyle birikmiş olan sıvılara ödem denmektedir. Vücudun çeşitli bölgelerinde, özellikle de el, ayak ve bacaklardaki şişlikler olarak gözlemlenmektedir.


Ödem genellikle kadınlarda hormonel yatkınlıkları nedeniyle daha yaygındır. Özellikle adet dönemlerinde, hamilelik dönemlerinde net bir şekilde gözlemlenebilmektedir.

Peki vücudumuzdaki bu şişliklerden nasıl kurtulabiliriz? Ödemi vücuttan atmanın en kolay ve en önemli yollarından biri su tüketimidir. Günlük su ihtiyacımızı, yetişkinlerde en az 2 litre, gün içine dağıtarak içmek, vücutta birikimi sonucu su tutulmasına neden olan tuzun ve zararlı bileşiklerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasının en etkili çözümü yine bol su tüketmektir.

Vücudun su tutmasının en önemli sebeplerinden biri de aşırı tuz tüketimidir. Toplum olarak gereğinden fazla tuz tüketiyoruz ve bunun sonucunda ödem problemiyle karşılaşıyoruz. Şişliğin olduğu düşünüldüğü dönemlerde tuz tüketimi kısıtlanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir konu da su yerine tükettiğimizi düşündüğümüz sodyum oranı yüksek soda ve maden sularının miktarıdır. Vücuttaki ödemin sebebi aşırı sodyum alımı da olabilmektedir.

Hareketsiz yaşam, ödem konusunda yine karşımıza çıkıyor. Hareketsiz yaşamın sonucu olarak kan dolaşımı ve metabolizma yavaşladığından vücuttan su atımı yavaşlamaktadır. Bunun sonucunda da ayaklarda ve bacaklarda su toplama yani ödem meydana gelmektedir.

Peki tüm bu bahsettiğimiz etkenlere dikkat ederken hangi besinler ödem atmamıza yardımcı olur? Ödem atıcı etkisi kanıtlanmış bir kahraman olan ananas, içindeki bromelain sayesinde vücuttan su atımını arttırır. Şişkinlik hissedilen dönemlerde her gün tüketilecek 1 dilim ananas en büyük yardımcılarımızdan biridir. Bir diğer kahramanımız ise kahvaltılarımıza veya salatalarımıza renk veren maydanozdur. Günlük salatalarınıza ekleyeceğiniz maydanoz bu dönemlerde bize destek olabilmektedir. Aynı zamanda maydanoz kaynatılarak çay gibi de tüketilebilmektedir.  

Ödemin en büyük düşmanlarından biri de potasyumdur. Peki nasıl karşılayabiliriz sorusunun cevabı ise kayısı, kavun gibi sarı-turuncu renkli meyvelerimizde saklıdır.  Vücutta sodyum birikmesiyle meydana gelebilen ödemin potasyum ile dengelenebilmesi için her gün 2 porsiyon meyve tüketmemiz ödem oluşumuna engel olabilmektedir.

Mucize besinlerimiz yoğurt ve kefir ödem atmamızda da destekçimiz! Probiyotik içerikleri sayesinde, bağırsaklarda sıvı emilimini düzenler ve vücudumuza giren minerallerin dengelenmesi, vücutta birikmiş zararlı maddelerin kolay atılmasına yardımcı olurlar. Bağırsaklardan bahsetmişken prebiyotik besinlerden bahsetmemek olmaz. Prebiyotik besinler de yine aynı şekilde bağırsaklarımızın ve sindirim sistemimizin doğru çalışmasına yardımcı olarak ödem atmamıza destek olurlar.

Şişkinlik dönemlerinde ada çayı, ısırgan otu, rezene, mısır püskülü, kiraz sapı gibi bitki çayları günde 1-2 fincanı geçmeyecek şekilde kullanılabilir. Ancak günlük tüketilmesi gereken miktarlar kişiden kişiye değişebileceğinden mutlaka bir uzmana danışılmalıdır ve hamilelik dönemlerinde kesinlikle kullanılmamalıdır.

Alkollü veya gazlı içeceklerin sık tüketiminin ödeme sebep olabildiği gibi, işlenmiş paketli gıdaların ve konserve ürünlerinin de içeriğindeki yüksek tuz oranlarından dolayı ödeme sebep olabileceği unutulmamalıdır. Şişkinlik dönemlerinde tüketimlerinin en aza indirilmesi önerilmektedir.

Mora Terapi yöntemiyle yapılan terapilerin hemen hemen hepsinde detoks protokolü kullanılmaktadır. Tüm tedaviler vücudun sağlıklı haline geri döndürülmesi esasına göre çalıştığından, vücut içerisinde ödeme sebep olabilecek toksin maddeler ve diğer zararlı etkenler vücuttan uzaklaştırılır ve bu şekilde vücudun sağlıklı hali desteklenmiş olur. İstisnasız tüm terapi ve tedavilerde, tedavi etkinliğini artırması açısından kişilere bol su içmesi önerilir. Bu şekilde vücudun mineral dengesi kurularak, ödemin vücuttan atımı desteklenmiş olur. 


1 Mart 2016 Salı

Ödemden nasıl kurtuluruz?

Yüzde 70’inin su olduğu vücudumuzda hücrelerimiz sıvı içinde bulunmaktadır. Vücuttaki sıvı miktarını dengeleyen lenfatik sistemde kan dolaşım sisteminde olduğu gibi, dolaşımı kolaylaştıracak kalp ve atardamar benzeri bir mekanizma yoktur. Bunun yerine lenf sıvısının, lenf kanalları üzerindeki dolaşımı kas hareketlerimizle sağlanır.
Vücudumuzda biriken lenf sıvısı miktarı, lenfatik sistemimizin taşıyabileceğinden fazla olduğunda ödem oluşur. Lenf damarları boyunca ve tıkanıklığın oluştuğunda daha uzaktaki cilt altı dokuların gevşek olduğu yerlerde, lenfödem ismi verilen şişlikler oluşur.
Başlangıçta mekanik olarak basınç artışına bağlı yavaş yavaş gelişen bu sürecin zamanla kalıcı hale geldiğini belirten Dr. Kemal Atalay, “Daha ileri süreçlerde ise fibrotik dokular oluşarak geri dönüşü olmayan bir noktaya gelebilir. Tedavide bilinen yöntemler, lenf akımını engelleyen lezyonları cerrahi olarak düzeltmek, masaj gibi yöntemlerle mekanik olarak basınç yaparak lenf akımını artırmaya yöneliktir. Bu yöntemlerde elde edilen başarı oranı düşüktür” dedi.
Halk arasında Fil Hastalığı olarak bilinen bu lenfödem doğuştan, ya da herhangi bir yaşta sebebi bilinmeyen bir şekilde ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Dr. Atalay, “Bunların dışında cerrahi müdahaleler sonrası, radyasyona maruz kalma, enfeksiyon ya da travma sonrası da lenfödem gelişebilir. Vücutta değişik sebeplerle oluşan ve 3 aydan daha fazla süren kalan ödemlerde, ödeme neden olan sorunun ortadan kalkması sonucu ödem bilgisi, ödemli bölgedeki dokulardaki hücre DNA sarmalındaki sıvılarda tutulmaktadır” diye devam etti.
Mora Terapi’nin opere ortopedik ayak bileği kırıklarında da ödemleri yok ettiğini vurgulayan Dr. Atalay, “Mora Terapi’nin ödem tedavilerindeki başarısına başka hiç bir yöntem ile erişmenin mümkün olmadığını düşünmekteyim” dedi.
Çeşitli uygulama alanlarındaki başarısı farklı testlerle kanıtlanmış Mora Terapi, lenfödem tedavisinde ödem oluşan alanlardaki lenf sıvısı akımını engelleyen fizyopatolojik bilgilerin yok edilmesini sağlıyor. Böylelikle normal fizyolojik mekanizmalar çalışır hale gelerek ödemler kalıcı olarak tedavi edilir. Lenfödem tedavisindeki amacı hücreleri sağlıklı haline geri döndürmek olan Mora terapi, hücrelerde kronik tıkanıklığa yönelik bir işlevi vardır.