egzersiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
egzersiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2022 Pazar

VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

 


Vücut direncimiz doğrudan doğruya, bedenimizin ne kadar sağlıklı olduğunun, dışarıdan gelen bazı etkenlere karşı savunmasının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Dış etkenleri; virüsler ve bakteriler, hava değişimleri ile birlikte gelen hastalıklar kısacası bağışıklık sistemimizi etkileyen her türlü madde veya durumlar olarak adlandırabiliriz.

Özellikle kış mevsimi ile birlikte havaların soğuması, çeşitli mikrobik hastalıkların ( grip, soğuk algınlığı vs.) yaygınlaşması nedeniyle vücut direncinin yüksek olması önemlidir.

Bağışıklık sistemimizin ne derecede sağlam olduğu vücut direncimizle tamamen bağlantılıdır. Vücut direncimiz zayıfladığı takdirde kendimizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak kötü hissetmemiz olasıdır.

Vücut direnci düşüklüğünün belirtileri nelerdir?

• Soğuk algınlığı gibi hastalıklara çabuk yakalanmak ve geç atlatmak

Vücut direncinin düşmesinin en belirgin özelliği hastalıklara yakalanma ve virüs kapma oranının artmasıdır. Özellikle kış aylarının gelmesiyle ve soğuk havaların etkisiyle beraber devamlı olarak tekrar eden soğuk algınlıkları yaşanabilmektedir. Çoğunlukla soğuk algınlığını atlatma süresi 7-10 gün arasıdır. Fakat eğer bu süre uzuyor ve kişi tam iyileşmeden tekrar hastalığa yakalanıyorsa bu durum bağışıklık sisteminin ve vücut direncinin hastalıklara karşı güçlü olmadığını gösterir. Bu sürekli tekrar eden soğuk algınlığı ve diğer hastalıklarda, bağışıklık sistemi daha çok mücadele ettiği için vücut direnci oldukça düşecektir.

• Çabuk ve sık yorulmak

Vücut direncimizin düştüğünün diğer bir göstergesi de enerji olarak yetersiz hissetmemizdir. Vücut direncimiz düştüğü takdirde normalden daha çabuk yorulur, günlük olarak yaptığınız faaliyetleri yapmaya güç bulamayabilirsiniz. Eğer çabuk ve sık yoruluyorsanız ayrıca enerji düşüklüğü de yaşıyorsanız vücut direnciniz düşmüş demektir.

• Yaraların geç iyileşmesi

Vücut direncinin düşük olduğu durumlarda bağışıklık hücreleri sayesinde gerçekleşen iyileşmeler de yavaşlamaktadır. Yaralarınızın normalde olduğundan daha geç iyileşmesi de vücut direncinizin düştüğünün bir belirtisidir.

Vücut direncinin zayıf olması hastalıklara daha çabuk yakalanmamıza sebep olacağından ve hayatımızda diğer eylemlerimizi etkileyeceğinden; bağışıklık sistemimizi ve vücut direncimizi yüksek tutmak önemlidir. Vücut direncimizi yüksek tutmak için yapmamız gereken temel şeyler şunlardır:

1. Dengeli ve sağlıklı beslenmek:

Sağlıklı bir bedenin temel anahtarı sağlıklı beslenmedir. Ve vücudumuzda işleyişin normal olması, bağışıklığımızın güçlü olması gibi durumlar doğrudan beslenmemizle alakalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermemiz gerekmektedir. Örneğin; hazır gıda tüketimi yerine içeriği temiz, işlenmemiş gıdaları tüketmek önemlidir. Sebze ve meyveler, doğal yağ kaynağı olan yemişler, probiyotik ve antioksidan içeren gıdalar beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Vücut direncini arttıran besinler şunlardır:

Sarımsak, greyfurt, portakal, zencefil, kuşburnu, maydanoz, kivi, çilek, enginar, ıspanak, brokoli, bal kabağı, havuç, ceviz, fındık, badem, zeytinyağı gibi doğal yağlar ve özellikle E ve C vitamini içeren gıdalar...

2. Sigara ve alkol kullanmamak:

Sigara ve alkol gibi bağımlılık etkisi olan maddeler; özellikle de sigara içerisinde sağlığımıza zarar verecek nikotin, katran, çeşitli gazlar ve dumanlar barındırmaktadır. Sigara başlı başına öldürücü bir etkiye sahip olmakla birlikte ölümcül pek çok hastalığa da sebep olmaktadır. Aynı şekilde alkol de sağlığımıza zararlı olduğundan tüketilmemesi önemlidir. Sağlığımıza zarar verici etkisi olan her şey direkt olarak bağışıklık sistemimize ve vücut direncimize de zarar verecek ve bizi hastalıklara açık hale getirecektir.

3. Düzenli olarak egzersiz yapmak:

Sağlığımız için beslenme ne kadar önemli ise hareket de bir o kadar önemlidir. Fiziksel aktivite şartlar uygun olduğunca yapılmalıdır. En basit olarak yürüyüş yapmak bile sağlığımız için çok faydalıdır. Bunun yanı sıra açık havada yapılan koşu, bisiklet sürme gibi faaliyetler de hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı korumak ve beslemek için gereklidirler.

4. Kişisel hijyeni sağlamaya çalışmak:

Bağışıklık sistemimizi beslenmemize, sıvı tüketimimize ve hareketimize dikkat ederek ne kadar korumaya çalışsak da temizlik ve hijyen olmadığı takdirde hastalıklardan korunmak pek mümkün olmayacaktır bu sebeple de hijyen ve temizlik çok önemlidir. Kalabalık ortamlarda maske takmak, elleri sık sık yıkamak gibi hijyenimizi koruyacak şeyler yapmamız gereklidir.


PEMF TERAPİ CİHAZI İLE VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRIN

PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler. Bu şekilde enerji düşüklüğü, kırgınlık gibi vücut direnci düşüklüğü belirtileri yaşanması engellenir.

Vücutta biriken toksinler hücrelerin geçiş yollarını tıkayarak hücreler arası enerji geçişine engel olur. PEMF cihazı ise hücreler arası geçiş yollarını temizler, vücudu zararlı toksinlerden arındırır ve vücuttaki verimliliği artırır. Verimlilik ile birlikte aynı zamanda vücutta direnci de artmaktadır. PEMF cihazı bu sayede hem performans artırımı sağlar hem de hafif şiddete hücreleri sarstığı için fizik tedavi, ağrı tedavileri ve spor yaralanmalarında iyileşme sağlar. PEMF cihazı kişiye bütüncül bir sağlık anlayışı sunmaktadır.


30 Aralık 2019 Pazartesi

BEYNE İYİ GELEN KALBE DE İYİ GELİYOR



BEYNE İYİ GELEN KALBE DE İYİ GELİYOR

Demans(bunama) hastalığı son yıllarda katlanarak artıyor. Son dönem istatistiklerine göre dünyada 50 milyondan fazla demans hastası var ve bu rakamın 2050’ye kadar 3 kat artacağı söyleniyor☹

Dünya Sağlık Örgütü stratejik bir halk sağlığı eylem planı olarak “demans önleme klavuzu” hazırladı.

Demans, yaşlılıkla birlikte ilerleyen üzücü bir beyin fonksiyon bozukluğudur. Nedenleri farklı bile olsa demans ve alzheimer’ın uygulanan diyet ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla yakından ilgili olduğu görüşü hakimdir.

Demans’ı önlemek için aşağıdaki önerilere dikkat etmek gerekir, çünkü diyetiniz ve yaşam tarzı alışkanlıklarınız demans riskini kesinlikle düşürecektir.





1   1-      Düzenli fiziksel egzersiz:

Haftada en az 150 dakika şeklinde yapılacak düzenli egzersiz demans riskini düşürmek üzere kanıta dayalı eylemler listesinde bir numaradır. Düzenli egzersiz hem demans, hem Alzheimer riskini önemli ölçüde azaltır. Araştırmalar, daha fazla egzersiz yapan kişilerin her türlü demans geliştirme olasılığının çok düşük olduğunu göstermektedir. Hatta bu durum bilişsel bozukluk için bile geçerlidir.


1    2-      Sebze bazlı beslenmek.

Meyve, sebze, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve deniz ürünlerinin fazla olduğu bir beslenme şekli ile demansı önleme arasında önemli bir bağ olduğunu söyleyen çok sayıda araştırma mevcuttur. Bu tarz beslenme genellikle Akdeniz tarzı diyet diye adlandırılsa da her türlü kültüre ve mutfağa uyarlanabilir.

2   3-      İşlenmiş gıda ve sağlıksız gıdalardan uzak durmak.

Dünya Sağlık Örgütü özellikle hazırladığı raporunda işlenmiş tüm gıdalardan (beyaz un, beyaz pirinç, işlenmiş şeker ve doymuş yağ içeren gıdalar) ve toksik kirliliğe neden olan katkılardan ve vücutta iltihap yapan yiyeceklerin tümünden uzak durulması gerektiğini söylüyor.

3   4-      Sigara ve Alkol tüketimini limitlemek.

Dünya Sağlık Örgütü raporunda sigara vb tütün ürünlerinden uzak durmanın ve alkol tüketimini olabildiğince aza indirmenin önemli olduğuna özellikle vurgu yapılmaktadır.

4   5-      Kaliteli ve yeterli bir uyku.

Düzenli bir şekilde, dinlendirici, kaliteli ve yeterli bir uyku düzeninin olması uzun dönemde demans problemi ile karşılaşmamak için çok önemli.

5   6-      Sosyal çevre ile olumlu ilişkiler ve sosyal bağlılık.

Aynı şekilde kişinin yaşadığı sosyal çevre ile olumlu, iyi ilişkiler kurması, yakın aile bağları da demans için mükemmel önleme araçlarından biri.

Demansı önleme klavuzunun önerdikleri aslında kalp sağlığımız için de önerilenlerle neredeyse bire bir aynı. Bu büyüleyici bir bilgi gibi. Çünkü demanstan sakınmak için yaptığınız her şey kalbinize de iyi gelecek. Aslında sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek ve yukarıda saydığımız tüm öneriler, sizi pek çok kronik rahatsızlıktan da emin olun koruyacak.

Berrak bir zihin ve sağlıklı bir kalp ile mutlu bir yaşam diliyoruz.

26 Kasım 2019 Salı

EGZERSİZ YAPMAK BEYNİNİZİ NASIL ETKİLER?


Dikkatinizin gelişmesine Yardımcı olur:

20 dakikayı geçkin yüksek tempolu bir yürüyüş veya koşu sonrası beyin aktiviteleri fotoğrafınız çekilseydi gördüklerinize inanamazdınız. Beyninizin tüm bölümleri canlanmış ve çalışır vaziyette olduğunu görecektiniz. Fazla serbest bir gezi yürüyüşü veya gezme amaçlı yapılan bisiklete binme aynı etkiyi vermez ama sıkı bir şekilde yaptığınız her yarım saate yakın egzersiz beyninizin tüm bölümlerinin canlanmasını sağlar.

Hafızanızın güçlü kalmasına yardımcı olur:

Yürüyüş, özellikle tempolu yürüyüş, aerobik veya bahçecilik gibi hafif egzersizler beyninizin hipokampüsünün ( ki hafıza ve öğrenme ile ilgili bölümüdür) büyümesine yardımcı olabilir. Ayrıca yaş ilerledikçe hipokampüsün küçülmesini de yavaşlatarak hafıza kaybı gibi sorunlara da engel olur. Bu konuda yapılan kimi çalışmalar çok ilginç. Eğer yaptığınız aktiviteyi severseniz hipokampüsün daha çok büyüyeceğini söylüyorlar. Bu demektir ki yapmaktan çok hoşlanacağınız bir egzersiz bulun ve onu yapmaya devam edin.

Depresyon ve kaygının azalmasına yardımcı olur:

Aerobik vb egzersizler, depresyon ve anksiyete konusunda o kadar olumlu sonuçlar doğuruyor ki, doktorunuz bile size bunu önerebilir. Bunun nedeninin, egzersizin beyin hücrelerindeki hasar ve bozulmaları yavaşlatması olarak düşünülüyor. Tam şekilde sonuç alabilmek için düzenli ve sürekli egzersiz yapmak önemli.

Zihninizi daha esnek olarak kullanmanıza yardımcı olur:

Yeni şeyler öğrenirken ve deneyimlerken beyninizin değişebilme ve esneyebilme yeteneğine “nöroplastisite” denir. Genç beyinler bu konuda yaşlılara oranla çok daha iyidir. Kişiden kişiye çok değişkenlik gösterebilen bir durumdur ve aynı yaştakiler bile farklı kapasitelere sahip olabilir. Bilim insanları her türlü egzersizin daha esnek ve kolay öğrenebilen beyinler konusunda çok yardımcı olduğu konusunda hemfikirler.






Demansı önlemek konusunda yardımcı olur:

Egzersiz yapmayanların yapanlara göre demans, alzaymır hastalıklarına yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu sonuç aslında egzersizin obezite, diyabet, yüksek tansiyon ve depresyon gibi hastalıkların önüne geçmesi nedeniyle diye yorumlanabilir. Aslında doğru bir yaklaşım; bu hastalıklardan korunarak demans ve alzaymır hastalıklarına da yakalanma riski azalmış oluyor. Ancak bunun yanı sıra egzersizin beynin beyaz ve gri maddelerini fazlalaştırdığını ve dolayısıyla bu konuda direkt bir etkisinin de olduğunu söylemeliyiz.

Kan akışına yardımcı olur:

Egzersiz kanın beyninize ulaşmasına yardımcı olur. Bunun nedeni kalbinizi ve kanı beyninize taşıyan büyük damarlardan, beyninizdeki küçük mikro kanallara kadar egzersizin tüm kan damarlarınızı güçlendirmesidir.
Güçlü kan damarları ve oluşturdukları kan akışı demansla ilgili plakların birikimlerini önlerler. Bilim insanları ayrıca güçlü kan akışının beyni güçlendirerek mental zayıflamanın önüne geçtiğini de vurguluyorlar.

Bilişsel yeteneklerinizi geliştirir:

Araştırmalar, egzersizin bilgileri yorumlama, değerlendirme, düzenleme ve dolayısıyla ona uygun şekilde davranma yeteneğini geliştirdiğini de gösteriyor. Uzun vadede egzersiz beyindeki beyaz madde yapısını değiştirerek beyin hücrelerinin bağlanmalarına yardımcı oluyor.

Kaliteli bir uyku uyumanıza yardımcı olur:

Egzersiz ruh halinizi dengede tutmaya, yatağa daha az stresle girmeye, sağlıklı bir uyku, uyanıklık döngüsünde yaşamanıza yardımcı olur. Daha fazla egzersiz yapan insanlar daha çok rem uykusu  (beyninizi ve vücudunuzu canlandırmaya yardımcı olan derin uyku) alma eğilimindedirler.

Peki ne kadar süre egzersiz yapmak fark yaratır?

Standart öneriler haftanın belirli günlerinde 30 dakikalık ılımlı bir egzersizle başlamanın uygun olacağı yönünde. Kimileri haftalık 150 dk minimum diyor, kimileri her seferinde yapılan egzersizin min 45-60 dk olmasının gerekliliğinden bahsediyor. Günlük min 45 dak, haftanın 3-4 günü yapılan bir egzersiz programıyla başlamak en uygun olanı gibi görünmekte.



Aktif, sağlıklı, mutlu günler dileklerimizle,





7 Ekim 2019 Pazartesi

ZİHNİ YAVAŞLATMA YOLLARI


Nefes Alın

Tabi ki günlük hayatta sürekli nefes alıyoruz. Ancak bu sefer daha bilinçli bir şekilde derin ve odaklanılarak alınan nefeslerden bahsediyoruz. Elinizi karnınızın üzerine koyun ve derin ve yavaş en az 10 ve hatta 15 burun nefesi alın. Her nefes alışınızda karnınızın yukarı kalktığını, verişte de içe çekildiğini hissedin.

Akvaryumdaki balıkları izleyin

Akvaryumdaki balıkların yüzüşlerini ve diğer su canlılarını izlemek kan basıncını düşürüyor ve insanları daha sakin ve mutlu yapıyor.

Egzersiz Yapmayı ihmal etmeyin

Tempolu yarım saatlik bir yürüyüş veya 5-10 dakikalık bir aerobik egzersizi zihninizi yavaşlatmanıza kesinlikle yardımcı olacaktır. Endorfin salgılanacak ve kendinizi daha iyi hissetmenize neden olacaktır. Hatta benim kendi deneyimlerim kulaklıkla sevdiğiniz tempolu bir müzikte yürümenin tüm zihin aktivitelerini yavaşlatıp, çok mutlu ettiği yönünde.

Müzik Dinleyin

Müzik, kendinizi müziğe vererek dinlerseniz tam anlamıyla beyninizdeki aktiviteleri rahatlatıp, yavaşlatacaktır. Arka plan fonu olarak değil, tam anlamıyla kendinizi müziğe vererek dinleyin.






Yardım Edin


Birine yardım etmek çok ilginç bir biçimde beynin belli bölümlerini aydınlatıp keyif ve bağlantı duygularını harekete geçiriyor. Birisine karşılık beslemeksizin sadece iyilik yapmak üzerine yapılan yardımlar yardım eden kişinin stresini azaltmakla kalmıyor kendini yalnız hissetmemesini de sağlıyor. Yapılan araştırmalar yardım etmenin kalp sağlığını olumlu yönde etkilediğini ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söylüyor.

Doğada zaman geçirin

Doğada olmak kişilerin daha rahat ve tazelenmiş hissetmeleri kadar düşüncelerinde de netliğe ulaştırıyor. Beyin yeşil ortamda daha çok çalışmak zorunda hissetmiyor. Ayrıca doğada olmak kalp atış hızınızı, kan basıncınızı, stres hormonların salınımını ve hatta kaslardaki gerginliği de azaltabiliyor.

Kas Esnetme Egzersizleri yapın

Zihininizi yavaşlatmanın bir yolu da zihin beden bağlantısını sağlamaktan geçiyor. Zihninizi bedeninize yönlendirip sırayla özellikle vücudunuzun gergin hissettiğiniz her bölümünü (sırt, bacaklar, boyun, yüz kasları, ağız gibi)an az 10 saniye kadar esnetip bırakın. Bunu bilinçli ve odaklı bir biçimde gergin hissettiğiniz her bölüm için uygulayın. Tüm vücut bölümleriniz bittiğinde nasıl kendinizi daha iyi hissettiğinizi farkedeceksiniz. Bu egzersiz ayrıca uykuya çabuk dalmanızı da sağladığı gibi baş ve karın ağrısı problemlerine bile iyi gelebilir.

Ev Hayvanı edinin

Evcil hayvanlarla vakit geçirildiğinde stres hormonları seviyelerinde azalma görülüyor. Bir başka neden de vücudun güven ve bağlılıkla ilgili konularında rol oynayan oksitoksin hormonu da salgılıyor olması. Bol bol evcil hayvanlarla vakit geçirmeye özen gösterin.

Hayal Kurun, görsel rahatlama egzersizi yapın

Zihninizi yavaşlatmanın bir diğer yolu da sevdiğiniz, sizi mutlu eden veya huzur veren bir yeri, görüntüyü zihninize getirip bir süre ona odaklanmaktır. Burada önemli olan zihninizdeki resme olabildiğince detaylı bir şekilde odaklanmanız. Ortamın kokusu, sudaki kabarcıklar, ortamdaki sesler vs. tüm detayları canlandırın, hissedin.  5 Dakika bu şekilde bir odaklanma bile sizi yavaşlatıp, rahatlatacaktır.

Hatha Yoga Yapın

Kimi zorlayıcı pozlar ve kontrollü nefesin karışımından oluşan hatya yoga, başkalarını yargılamak yerine farkındalığınızı şimdide olmaya çekecektir. Düzenli hatha yoga yapmanın kaygıyı ve stresi azalttığına dair kanıtlar var. Ayrıca gücünüzü ve esnekliğinizi arttıran bir egzersizdir.  Sosyalleşmek için de güzel bir ortam.

Yaratıcı Olun
Boyama kitapları (özellikle mandala benzeri), örgü örme, seramik yapma gibi etkinlikler zihin yoğunluğunun azalmasına kesinlikle olumlu katkılar sağlayacaktır. İçsel çocuğunuzla ilgilenin, oyun oynayın diyorlar. Yani bu tür faaliyetler yaparken sürecin tadını çıkarın ve endişelerden ziyade keyif ve neşeye odaklanın.

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda bir “Mola” verin

Zihniniz çok çalışmaya başladığında ve bunu durduramadığınızı düşündüğünüz an hemen odağınızı değiştirin. Odağınızı tamamen başka bir konuya geçirin. Bir arkadaşınızı arayıp, onunla ilgili konuları sohbet edin mesela, ayağa kalkıp odalar arası gezinin, hava almak için kısa bir süreliğine olsa da açık havaya çıkın, kesinlikle ayağa kalkıp vücudunuzu hareket ettirmeyi, enerjiyi vücudun diğer alanlarına kaydırmayı da unutmayın. Bunu kendinizi şarj etmek olarak düşünün. Daha merkezli ve net olacaksınız. Sonra yeniden çalışmaya ve kafanızı meşgul eden şey hakkında yeniden düşünmeye başlayabilirsiniz. Ama her 90 dakikada bir mola vermeyi unutmayın.

Bahçecilikle veya Toprakla Uğraşın

Toprağın içindeki mikroorganizmalar ruh halinizi yükselterek odaklanmanıza yardımcı oluyorlar. Toprakla ilgilenenler ve toprağa değenler daha az depresif, endişeli ve kendilerini bulundukları topluluğa daha bağlı hissediyorlar. Kesinlikle toprak ile ilgili bir merakınız varsa bunun için özel zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Biyorezonans Tedavilerini Deneyin

Mora Terapi’nin Renk ve Bach Çiçekleri Terapileri kişini tüm vücut frekanslarının genel temizliğini yaptığından ve özellikle duygu durumlara yönelik tedaviler olduğundan rahatlatıcı, sakinleştirici ve sedatif bir etkiye sahiptir. Düzenli tedavilerle bir süre sonra hormonal salınımlarız dengelenir, huzurlu ve sakin bir duygu durumuna kavuşursunuz. 

Mutlu, sağlıklı günler dileklerimizle,







6 Şubat 2019 Çarşamba

GÜNE GÜZEL VE MOTİVE BAŞLAYABİLMEK İÇİN İPUÇLARI


Güne zinde başlamak tüm günü enerjik geçirebilmek ve motivasyon kazanabilmek açısından çok önemlidir. Gün içerisinde birçok stres yaratan faktöre maruz kalıyoruz, çalışıyoruz, yoruluyoruz. Stresle baş edebilmek, işlerimize odaklanabilmek ve verimli olabilmek adına güne nasıl başladığınızın önemi çok büyüktür.


Güne zinde başlayabilmek için öncelikle kaliteli bir uyku uyumak şarttır. Her akşam aynı saatlerde uyuyup her sabah aynı saatlerde kalkmak vücudun düzeni açısından çok önemlidir. Aynı zamanda karanlık ortamda uyumak ve sabah kalktığınızda gün ışığının odanıza girmesini sağlamak da hormonların düzenlenmesini ve kaliteli uyumayı desteklemektedir. Özellikle gece yatmadan önceki ve sabah kalkmadan önceki yarım saat cep telefonlarından uzak durulmalıdır. Zinde bir güne başlayabilmek için hayatın karmaşasından uzaklaşıp kendinizi dinleyerek güne başlamak daha doğru olacaktır.


Sağlıklı ve zinde bir gün geçirmek için, güne sigara ve koyu bir kahve ile başlamak yerine 1-2 bardak su içerek başlanmalıdır. Bu içilen su gece boyunca oluşmuş olan susuzluğu giderecek, metabolizmayı harekete geçirecek ve böbrekleri rahatlatacaktır. Aynı zamanda güne güzel bir kahvaltı ile başlamak da enerjimizi artırmaktadır. Sabahları proteinden zengin, sağlıklı ve zaman açısından rahat bir kahvaltı yapmak, belki sonrasında çay veya kahve ile kendinize biraz olsun zaman ayırmak gün içerisinde enerjinizi korumanızı sağlayacak ve motivasyonunuzu artıracaktır.

Sabah miskinliğini üzerinizden atmanız için yapmanız gerekenlerden ilki, alarmı ertelemeden uyanmaktır. Yapılan birçok araştırmaya göre, alarm ertelemeler esnasındaki kısa uykular derin olmadıkları için kişiyi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak çok önemlidir. Aynı zamanda güne yüksek sesli ve korkutucu bir alarmla uyanmaktansa sevdiğiniz bir müzikle uyanmak daha güzel olacaktır.

Sabah sevdiğiniz bir müzikle uyandıktan sonra gün içerisinde yapmanız gerekenleri düşünerek karamsar olmaktansa, derin bir nefes alarak zihni rahatlatmak, ardından hafif esneme egzersizleri yaparak zihninizi ve bedeninizi yeni güne hazırlamak oldukça önemlidir. Yürüyüş veya daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yerine yürümeyi, asansör yerine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz.

Mora Terapi ile kaliteli bir güne başlayabilmenizi engelleyebilecek yanlış beslenme davranışlarınızdan, alkol sigara gibi bağımlılıklarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda Bach çiçekleri ve Mora Color terapileri ile duygu durumunuzu ve uykularınızı düzene sokabilirsiniz. Zihin berraklığı, pozitif düşünceler ve sağlıklı bir beden bütünsel sağlıkla mümkündür. Bütünsel olarak sağlıklı olabilmek için Mora Terapiyi deneyebilirsiniz. 



3 Ocak 2019 Perşembe

KIŞ AYLARI SPOR YAPMAK İÇİN ENGEL DEĞİL


Teknolojik gelişmeler her ne kadar hayatımızı kolaylaştırsa da hareketlerimizi de bir o kadar kısıtlamaktadır. Merdiven yerine asansör kullanıyoruz, evimizin önündeki durakta otobüsten inmeye özen gösteriyoruz, yakın mesafelerdeki iş yerlerine bile araba ile gidiyoruz, yürüyen merdiven bulunan yerlerde normal merdiven kullanmıyoruz. Hatta internet üzerinden alışveriş yapıyor, market siparişlerimizi bile telefonla veriyoruz. Bu küçük gibi görünen değişimler aslında günlük aktivitemizi değerlendirdiğimizde oldukça önemli faktörlerdir.



Düzenli egzersiz zihinsel, duygusal ve bedensel açıdan oldukça önemlidir. Bütünsel olarak sağlıklı olabilmek için egzersizin hayatımızda mutlaka yeri olması gerekmektedir. 

Düzenli fiziksel aktivite bedensel açıdan bakıldığında, kas kuvveti, miktarımızın arttırılmasını, eklem hareketliliğinin ve esnekliğinin arttırılmasını, vücut dayanıklılığın arttırılmasını, dengenin kolay sağlanabilmesini, reflekslerin gelişmesini, vücut duruşunun düzeltilmesini ve kemik mineral yoğunluğunun korunmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda düzenli egzersiz ile kalp ritmi ve kan basıncı düzene girmekte, solunum kapasitesi artmakta, yüksek kan kolesterol ve trigliserit düzeyleri düşmekte, kan şekeri kontrolü sağlanmakta, metabolizma hızlanmakta ve vücut depo yağlarından enerji sağlamaya başlamaktadır.
Aynı zamanda, fiziksel aktivite sırasında stres hormonlarının üretiminin yavaşlaması, zihinsel olarak rahatlamayı, günün yorgunluğunu ve stresini geride bırakmayı, kişinin özgüvenli olmasını ve sosyal ilişkilerinde daha başarılı olmasını desteklemektedir.

Kış aylarında egzersiz genellikle geri planda kalabilmektedir. Ancak soğuk mevsimin getirdiği ağırlık, ruh hali düşüklüğü ve bedendeki yağ depolanması, hareket etmedikçe kısır döngüye girebilmektedir. Kış mevsiminde yapılan düzenli egzersizler, mutluluk hormonu seratoninin salgılanmasını artırmakta, iş veya okul stresini azaltabilmektedir. En önemlisi de düzenli egzersiz bağışıklık sistemini ve metabolizmayı kuvvetlendireceğinden kış hastalıklarından korunmada oldukça etkilidir.   

Kışın açık havada yapılan yürüyüş gibi orta derecede aktivitelerde, bahar-yaz aylarına kıyasla daha çok enerji harcanmaktadır. Araştırmalara göre; soğuk havada bedenimiz metabolik hızını artırmakta, bu da daha fazla kalori yakımını sağlamaktadır.  Vücut, kış aylarında spora daha iyi cevap verebilmektedir.
Ruhsal ve zihinsel açıdan bakıldığında ise; soğuk havada beden daha çok çalışmak zorunda kalacağından, endorfin üretimini de artırmaktadır. Bu durum da daha mutlu bir ruh halini desteklemektedir. Özellikle mevsime bağlı duygusal dalgalanmalar yaşayan kişilerin kış aylarında egzersiz yapması, bu durumun ortadan kaldırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Kış aylarında vücut ısısını korumak göz ardı edilmemelidir. Hızlı tempolu yürüyüşler, koşu, bisiklet, buz pateni ve kayak ile orta ve yüksek derecede egzersizler sonucunda önemli miktarda ısı açığa çıktığından vücudun soğuktan etkilenme oranı da düşmektedir. Bunun aksine yavaş tempolu yürüyüş yaparken açığa çıkan ısı miktarı az olacağından vücut ısısını korumak zorlaşabilmektedir. Soğuk havaya çıkılmadan önce, kapalı ortamda, en az 5 dakika ısınma hareketi yapılmalıdır. Dışarıya çıktıktan sonra sporun ağırlık derecesi kademeli olarak arttırılmalıdır. İlk 10 dakikada hafif tempoda ve 5 dakikada bir, 30 saniye dinlenecek şekilde planlama yapılmalıdır. Spora ara verdiğinizi an vücut ısısı hızlıca düşmeye başlayacağı için soğuma süreci kapalı ortamda gerçekleştirilmelidir.

Kış sporları açık havada yapılabileceği gibi hava şartları nedeniyle spor salonlarında ya da evde de yapılabilmektedir. Evde yapılabilecek sporlar kilo almamak, hacim kazanmak, sıkılaşmak, vücut geliştirmek, kardiyo egzersizleri olarak yapılabilmektedir. Herhangi bir alet kullanmadan da vücudun kendi ağırlığıyla evde de etkili spor yapabilmek mümkündür. Pilates ve yoga evde uygulanabilecek egzersizlere verilebilecek güzel örneklerdir.

Mora Terapi yöntemiyle yapılan kilo ve bağımlılık terapilerinde, danışanların fiziksel aktivite durumları mutlaka sorgulanmaktadır. Genel olarak hareketsiz bir yaşam sürdüğü düşünülen kişilere günlük, düzenli olarak fiziksel aktivite yapmalarının öneminden bahsedilmektedir. Spor bütünsel sağlık için vazgeçilmezdir.  

2 Ocak 2015 Cuma

Alışkanlıklarınızı Değiştirmenin Zamanı Geldi!

Çoğumuz yılbaşını önemli kararları uygulamak için bir başlangıç olarak kabul ederiz. Gelin en değerli hazinemiz olan sağlığımız için de bunu uygulayalım. Ama unutmayalım ki çoğumuz devamını getiremiyoruz çabuk vazgeçiyoruz. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, yeni yılda sağlığımız adına alınması gereken karaları belirtiyor;

1- Organik taze sebze meyve ağırlıklı besleneceğim. Çünkü; Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar Dünya'nın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve mevsiminde yetişen organik ürünlerle beslenmeleri...

Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanılmadığı, geleneksel tarım ürünlerinin tüketiminin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücudların nhassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor.

2- Kilo vereceğim insülin direncini yeneceğim. Çünkü; Diyabet, erken ölüm, kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve körlüğün önde gelen nedenlerindendir. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu fazla kiloludur. Fazla kilolu veya obez olmak kolon, göğüs, rahim ve safra kesesi kanserleri için riskimizi yükseltir.) Kemiklerde eklemlerde yıpranma ve kireçlenme, Uyku Apnesi (Uykuda nefes duraklaması beynin ve kalbin oksijensiz kalması) Obezite solunum yetersizliği sendromu, kısırlık sorunları ve safra taşları ile ilgili hastalıklardan bu sene uzak yaşamak istiyorum.

3- Bilgisayar ve cep telefonu kullanmadan yüzyüze sosyalleşeceğim! Çünkü; Bağışıklık sistemi dahil vücuttaki birçok sistem kişinin Ruhi durumuyla yakından irtibatlı çalışıyor. İyimser kanser hastalarının kandaki bağışıklık hücrelerinin kemoterapiye daha iyi yanıt verdiğini gösteren birçok araştırma var. Sindirim sistemi hastalıkları, Kalp damar hastalıkları hipertansiyon romatizmal hastalıklar ve cilt hastalıkların hatta böbrek taşının dahi stres ile tetiklenebildiği biliniyor. Hobisi fazla olan, yüzyüze görüşerek sosyalleşen, çevresi geniş olanların daha sağlıklı ve hastalıklarla baş etmede başarılı olduğu, stres hormonları düzeylerinin daha düşük olduğu bildiriliyor.

4- Sigaradan uzak duracağım. Çünkü ; Sigara damarları daraltıyor, iç tabakasını tahrip edip kolesterol yapışmasını tetikliyor, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor. Kalp krizine, inmeye, çeşitli organların damarlarında tıkanmalara yol açıyor. Kanseri tetikliyor. Sevdiklerimle kaliteli bir hayat sürdürmek için dumansız hava sahası istiyorum.

5- Daha çok hareket edeceğim, egzersizi hayat tarzı haline getireceğim. Çünkü; Egzersiz yapılmadan yapılan diyetlerin metabolizmayı yavaşlatıcı etkisi nedeniyle az yense de kiloların geri alınmasına neden olduğu biliniyor. Kilolu kişilerin kilo veremese de egzersize devam ettiklerinde kalp krizi, felç ve kansere yakalanma oranlarının düştüğü biliniyor. Yapılan 1 saatlik egzersizin ömrü 2 saat uzattığı da bir gerçek. Egzersiz ayrıca beynin yaşlanmasını geciktiriyor mikrobik ve romatizmal hastalıklara yakalanma olasılığını azaltıyor. Bunun için hiçbirşey yapamasam da işe giderken vasıtaya 1 durak geç binip dönerken de 1 durak erken ineceğim, asansör yerine merdiven kullanacağım, saatte bir masa başından kalkıp 2 dk da olsa adım atacağım.


6- Yeni şeyler öğrenmeye çalışacağım, akıllı telefonumun beni akılsızlaştırmasına izin vermeyeceğim. Çünkü; Yeni birşeyler öğrenmeye çalışan, çeşitli kurslara katılan, çok farklı konularda bulmaca çözen, orta ve üstü yaştaki bireylerin bunama, alzheimer gibi beyin hastalıklarına yakalanma oranlarının daha düşük olduğu biliniyor.

7- Fazla alkol tüketiminden uzak duracağım. Çünkü; Uzun süre fazla tüketilen alkolün depresyon hafıza zayıflaması veya sara nöbeti riskini, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme ve hatta ağıziçi, gırtlak, karaciğer, pankreas, meme kanseri riskini artırabileceği biliniyor.

8- Yeterli ve kaliteli uykuya özen göstereceğim. Çünkü; 6-8 saatlik iyi bir gece uykusunun sağlık için önemi çok büyük. Bölünmüş, kalitesiz, eksik ya da fazla uyku şunlara yol açabiliyor: Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. Şeker Hastalığı'na yatkınlığa, tokken bile sık acıkmaya (gece nöbeti tutanlarda) kilo artışına neden oluyor. Hayvan deneylerinde tümör gelişimini 2-3 kat arttırıyor. Biyolojik iç saate bağlı (uyku hormonu ve antioksidan olan) Melatonin gibi hormonların dengesini bozup kansere neden olan oksidasyon yapıcı maddelere karşı dayanıksızlığa yol açıyor. Stresle ilişkili, kalp, tansiyon, mide, barsak, psişik hastalıkları arttırabiliyor. Uykuda (ve spor yaparken) salgılanan yaşlanmayı geciktirici, hastalıklara karşı dayanıklılık sağlayan gençlik hormonu denen Büyüme Hormonu'nun azalmasına neden oluyor. Kronik uykusuzluk herhangibir nedenden ölüm riskini 3 kat arttırıyor. 5 saatten az veya 9 saatten fazla uyumak kalp krizi, inme riskini %50 kadar arttırıyor.

9- Akdeniz diyetine uyacağım. Çünkü; Her yıl uzun yaşayan ülkeler sıralamasında Akdeniz ülkeleri ve Japonya çoğunlukla başı çekiyor, bunda en çok zeytinyağı, balık, mevsiminde tüketilen taze sebze, meyve, az miktarda alkol (şarap), fermente ürünler (peynir, turşu, soya sosu vb), sarımsak, soğan, az yağlı kırmızı et tüketiminin önemli olduğu düşünülüyor. Çiğ veya buğulama, haşlama pişirme yönetiminin tercihi de önemli görülüyor. Girit'te bunların dışında bol miktarda keçi peyniri tüketiliyor. Uzun yaşayan Kafkas ırkının av eti ve kımız, yoğurt gibi fermente gıda tüketimi yüksek. Eskimolar ise bol miktarda yağı av hayvanı ve soğuk su balığı tüketiyor.

10- Çevremdekileri, ailemi, dostlarımı da bu konularda teşvik edeceğim. Çünkü; Yalnız başına uygulanan bu karalara uyum, ilk haftalar yüzde 75 iken 6 ay sonra yüzde 40 civarına düşüyor. Üstelik dostlarımı çok seviyorum.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2014/12/23/yeni-yilda-sagliginiz-icin-yeni-kararlar-alin