sağlıklı yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2026 Pazartesi

Wellness Nedir Ve Nasıl Yapılır?


 

Modern yaşamın yoğun temposu, stres, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı birçok kişinin hem fiziksel hem de zihinsel dengesini etkileyebiliyor. Bu noktada son yıllarda sıkça duyduğumuz wellness kavramı, sadece hastalıkların olmaması değil, bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak iyi olma halini sürdürülebilir şekilde desteklemek anlamına gelir.

Wellness yaklaşımı; yaşam kalitesini artırmayı, kişinin kendi sağlığına bilinçli şekilde yatırım yapmasını ve dengeli bir yaşam düzeni oluşturmasını hedefler.


Wellness Tam Olarak Ne Demektir?

Wellness; bireyin yaşamının farklı alanlarında denge kurmasını amaçlayan bütüncül bir yaklaşımdır.

Bu yaklaşım genellikle şu alanları kapsar:

  • Fiziksel sağlık (hareket, beslenme, uyku düzeni)

  • Zihinsel denge (stres yönetimi, odaklanma)

  • Duygusal sağlık (ruh hali dengesi)

  • Yaşam kalitesi ve enerji düzeyi

Amaç; kişinin yalnızca bir sorun ortaya çıktığında değil, sürekli olarak sağlığını destekleyen alışkanlıklar geliştirmesidir.


Wellness Nasıl Yapılır?

Wellness bir uygulamadan çok bir yaşam tarzı yaklaşımıdır. Ancak belirli destek programları bu süreci kolaylaştırabilir.

Wellness yaklaşımında genellikle şu adımlar yer alır:

1. Bedenin ihtiyaçlarını anlamak
Vücudun enerji seviyeleri, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı analiz edilir.

2. Dengeli yaşam alışkanlıkları oluşturmak
Uyku düzeni, stres yönetimi, beslenme ve fiziksel aktivite dengelenir.

3. Destekleyici uygulamalar kullanmak
Bazı wellness merkezlerinde kişilerin yaşam kalitesini destekleyen cihaz temelli uygulamalar ve danışmanlık programları bulunur.

4. Süreklilik sağlamak
Wellness, kısa süreli bir uygulama değil, sürdürülebilir bir yaşam modelidir.


Mora Terapi Wellness Programlarında Nasıl Yer Alır?

Wellness merkezlerinde kullanılan yöntemlerden biri de Mora Terapi uygulamalarıdır. Mora Terapi, sağlık ve yaşam kalitesini desteklemek amacıyla kullanılan non-invaziv bir yaklaşım olarak wellness programlarında yer alabilir.

Wellness programlarında Mora Terapi genellikle şu konularla ilişkilendirilir:

  • yaşam tarzı değişimlerine destek

  • stres ve günlük yaşam dengesinin desteklenmesi

  • beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesine yardımcı programlar

  • sigara bırakma veya iştah kontrolü gibi yaşam tarzı hedeflerine yönelik destek süreçleri

Bu tür uygulamalar wellness yaklaşımının bir parçası olarak kişinin yaşam kalitesini artırmaya yönelik destekleyici programlar içinde değerlendirilebilir.

Türkiye’de Mora Terapi cihazlarının resmi distribütörü EDT Sağlık Hizmetleri’dir.


Wellness Neden Önemlidir?

Wellness yaklaşımı, insanların yalnızca hastalık ortaya çıktığında değil, yaşam kalitesini korumak ve geliştirmek için proaktif davranmasını sağlar.

Düzenli wellness programları ile birçok kişi:

  • daha dengeli bir yaşam düzeni oluşturabilir

  • enerji seviyesini artırabilir

  • stres yönetimini geliştirebilir

  • sağlıklı alışkanlıklar kazanabilir

Kısacası wellness, sağlıklı yaşamı sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlayan modern bir yaşam yaklaşımıdır.


*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

15 Eylül 2025 Pazartesi

Kesintisiz ve Yenileyici Uyku İçin 7 Öneri


Uykunun hayatımızdaki önemi çoğu zaman hafife alınır. Oysa uyku, yalnızca dinlenmek değil; bağışıklık sistemimizin güçlenmesi, beyin fonksiyonlarımızın yenilenmesi, ruh halimizin dengelenmesi ve hatta kilo kontrolümüz için hayati bir süreçtir. Kaliteli uyku, günümüzün stresini atmamızı sağlarken, ertesi güne daha enerjik ve odaklanmış başlamamıza da yardımcı olur.

Peki uykuya dalmakta zorlanıyor ya da gece sık sık uyanıyorsanız neler yapabilirsiniz? İşte kesintisiz ve yenileyici bir uyku için 7 bilimsel öneri:

1. Düzenli Uyku ve Uyanma Saatleri Oluşturun

Biyolojik saatimiz, alışkanlıklarla çalışır. Her gün aynı saatte yatıp uyanmak, beyninize “uyku zamanı geldi” sinyalini gönderir. Hafta sonları bile bu düzeni korumaya çalışmak, uyku kalitenizi belirgin şekilde artırır.

2. Yatak Odanızı Uykuya Elverişli Hale Getirin

Uyuduğunuz ortam, uykunuzun kalitesini doğrudan etkiler. Karanlık bir oda için kalın perdeler tercih edin, odanızı 18–20 derece arasında tutun. Fazla sıcak ortam uykuya dalmayı zorlaştırırken, fazla soğuk ortam gece uyanmalarına sebep olabilir. Ayrıca telefon, televizyon ya da bilgisayar gibi dikkat dağıtıcı cihazları odadan uzaklaştırın.

3. Mavi Işıktan Uzak Durun

Telefon ve bilgisayar ekranlarından yayılan mavi ışık, uyku hormonu olan melatonini baskılar. Bu da uykuya dalmayı zorlaştırır. Uyumadan en az 1 saat önce ekranlardan uzaklaşmaya, mümkünse bu süreyi kitap okuyarak, meditasyon yaparak ya da günün kısa bir değerlendirmesini yazarak geçirmeye çalışın.

4. Beslenme Alışkanlıklarınıza Dikkat Edin

Gece ağır yemekler yemek, sindirim sistemini yorar ve uykuya geçişi zorlaştırır. Akşam öğünlerinizi daha hafif tutun; sebzeler, kaliteli proteinler ve sağlıklı yağlardan oluşan bir tabak tercih edin. Ayrıca kafein içeren içecekleri (kahve, siyah çay, enerji içecekleri) öğleden sonradan sonra azaltın. Kafein, vücudunuzda 6–8 saat etkili kalabilir ve uyku düzeninizi bozabilir.

5. Gün İçinde Fiziksel Aktivite Yapın

Hareketsizlik, uykuya geçişi zorlaştırır. Gün içinde yapacağınız 30 dakikalık yürüyüş bile gece uyku kalitenizi artırabilir. Yoga, pilates veya nefes egzersizleri gibi aktiviteler, hem bedeni rahatlatır hem de zihinsel dinginlik sağlar. Ancak yoğun egzersizleri yatma saatine çok yakın yapmamaya özen gösterin, çünkü vücudunuzun sakinleşmesi zaman alır.

6. Uyku Öncesi Rahatlatıcı Rutinler Edinin

Vücudunuza “artık uyku vakti geldi” sinyalini vermek için küçük rutinler oluşturun. Ilık bir duş almak, papatya ya da melisa çayı içmek, hafif esneme hareketleri yapmak ya da sakin bir müzik dinlemek uykuya geçişi kolaylaştırır. Bu tür alışkanlıklar, beyninize huzur ve güven sinyalleri gönderir.

7. Zihinsel Odağı Rahatlatın

Stres ve kaygı, gece boyunca zihni meşgul ederek uykuya engel olabilir. Gün içinde yaşadıklarınızı sürekli düşünmek yerine uyumadan önce 5 dakikanızı bir deftere ayırın: O gün için şükrettiğiniz üç şeyi yazın. Bu basit alışkanlık, zihni pozitif bir noktada kapatmanıza yardımcı olur. Ayrıca meditasyon ve nefes egzersizleri de uykuya geçiş süresini kısaltır.


Sonuç

Kaliteli uyku, yaşam kalitenizi artıran en güçlü alışkanlıklardan biridir. Uykunuza önem verdiğinizde; sabahları daha enerjik uyanır, gün içinde daha verimli olur ve uzun vadede daha sağlıklı bir yaşam sürdürürsünüz. Unutmayın: Uyku bir ihtiyaç değil, kendinize verebileceğiniz en değerli armağandır. 

Mora Bach Çiçekleri Terapisi ile Doğal Rahatlama

Uykuya geçişi zorlaştıran en önemli etkenlerden biri zihinsel gerginlik ve duygusal dalgalanmalardır. Günlük yaşamın yoğun temposu, iş stresi, kaygılar ve sürekli aktif olan zihin, uyumadan önce dinginleşmeyi güçleştirir. İşte tam bu noktada Mora Bach Çiçekleri Terapisi, uyku rutininizi destekleyen doğal bir yol sunar.

Mora Bach Çiçekleri Terapisi, non-invaziv bir yöntem olarak bilinir ve kişinin ruhsal durumunu dengelemeye yardımcı olabilir. Farklı çiçek özlerinin titreşimsel etkilerinden yararlanılarak uygulanan bu terapi, zihinsel karmaşayı azaltmaya, huzursuzluğu yatıştırmaya ve uykuya hazırlık sürecini kolaylaştırmaya destek verir.

Özellikle uykuya dalmakta zorlanan, gece boyunca sık uyanan ya da sabahları dinlenmemiş hisseden kişiler için bu yöntem, rahatlatıcı bir destek sağlayabilir. Düzenli uygulandığında kişinin kendini daha huzurlu, daha dengeli ve uykuya daha hazır hissetmesine katkıda bulunur.

Gecelerinizi sakin, sabahlarınızı ise enerjik geçirmek için, uyku alışkanlıklarınıza ek olarak Mora Bach Çiçekleri Terapisi’nin doğal rahatlatıcı etkisini deneyimlemek size iyi gelebilir.


*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

11 Ağustos 2025 Pazartesi

Kendinizi Daha Hafif ve Dengede Hissetmenin Sırları


 



Kendinizi Daha Hafif ve Dengede Hissetmenin Sırları

Zaman zaman hepimiz hem bedensel hem de zihinsel anlamda yorgun, dengesiz ve ağır hissedebiliriz. Bu durum sadece fiziksel yorgunluktan değil; stres, yanlış beslenme alışkanlıkları ve duygusal yüklerden de kaynaklanır. Oysa yaşam enerjinizi yükseltmek, kendinizi daha hafif ve dengede hissetmek için atabileceğiniz basit ama etkili adımlar var.

1. Güne Hafif ve Temiz Başlayın

Sabahları güne başlarken vücudu nazikçe uyandırmak önemlidir. Ilık limonlu su içmek, sindirim sisteminizi harekete geçirir ve gün boyu enerji seviyenizi destekler.

2. Hareketi Rutin Hale Getirin

Yürüyüş, yoga veya esneme hareketleri hem bedeninizi hem de zihninizi canlandırır. Düzenli hareket, dolaşımı hızlandırır, kaslarınızı güçlendirir ve stresi azaltır.

3. Duygusal Yüklerden Arının

Meditasyon, nefes çalışmaları ve farkındalık egzersizleri, zihinsel berraklığı artırır. Bu sayede daha dengeli kararlar alabilir ve kendinizi daha huzurlu hissedebilirsiniz.

4. Beslenmenizi Dengeleyin

Günlük beslenmenizde taze sebze-meyvelere, sağlıklı yağlara ve yeterli proteine yer verin. İşlenmiş gıdalardan, aşırı şeker ve glutenden uzak durmak, hem sindirim sisteminizi hem de ruh halinizi olumlu etkiler.

5. Mora Terapi ile Gıda Silme Desteği

Bazen vücudumuz farkında olmadan bazı gıdalara karşı hassasiyet geliştirir. Bu durum şişkinlik, halsizlik, tatlı krizleri veya sürekli yorgunluk gibi şikâyetlere yol açabilir. Mora Terapi ile Gıda Silme yöntemi, vücudunuzun dengesini destekleyerek bu gıdalara olan bağımlılığı ve hassasiyeti azaltmaya yardımcı olur. Böylece hem fiziksel hem de zihinsel anlamda hafifleme hissi yaşayabilirsiniz.


*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

14 Ekim 2023 Cumartesi

Uzun ve Sağlıklı Yaşamın 5 Temeli




Sağlıklı ve uzun bir yaşam, dengeli bir yaşam tarzının, fiziksel ve zihinsel dengeyi korumanın ve olumlu alışkanlıkların bir sonucudur. Bu, doğru beslenme, düzenli egzersiz, stresten kaçınma, sağlık kontrolleri ve zihinsel refah gibi faktörlerin birleşiminde yatar. Yaşamımızı bu temeller üzerine inşa etmek, her birimiz için daha tatmin edici, uzun vadeli bir yaşamın anahtarıdır. Bu yazıda, uzun ve sağlıklı bir yaşam için temel ilkeleri maddeler halinde ele alacağız. Son olarak, bu ilkelere uygun bir şekilde uygulanan Mora Terapi'nin sağlık ve yaşam kalitesini nasıl desteklediğine dair bir bakış sunacağız. Yaşamınızda sizi mutlu ve sağlıklı kılacak adımların başlangıcı için sizi rehberlemek için buradayız.


Uzun ve Sağlıklı Yaşamın 5 Temeli

1- Sağlıklı Beslenme Düzenli Egzersiz: Uzun ve sağlıklı bir yaşam, dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla başlar. Bu beslenme biçimi, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri almayı ve gereksiz yağ, tuz ve şekerden kaçınmayı içerir. Daha fazla sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, sağlıklı yağlar ve protein kaynakları tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluşturabilirsiniz.

Fiziksel aktivite, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biridir. Düzenli egzersiz yapmak, kalp sağlığını artırır, kas kütlesini korur, kemikleri güçlendirir ve stresi azaltır. Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz ve güçlendirme egzersizleri yaparak hareketli bir yaşam tarzı benimseyebilirsiniz.


2- Stresten Kaçınma ve Yönetme: Stres, sağlık üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir. Stresle başa çıkmak için meditasyon, yoga, nefes egzersizleri, kitap okuma ve hobiler gibi aktivitelerle rahatlamayı deneyebilirsiniz. Düzenli stres yönetimi, zihinsel ve duygusal dengeyi korumak açısından önemlidir.


3- Sağlık Kontrollerine Düzenli Katılım: Sağlık kontrolleri, sağlık durumunuzu izlemek ve erken teşhislerle sağlık sorunlarına müdahale etmek için önemlidir. Düzenli doktor kontrolleri, diagnostik testler ve taramalar sağlığınızı izlemek için gereklidir.


4- Zihinsel ve Duygusal Sağlık: Zihinsel ve duygusal sağlık, sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Duygusal dengeyi sağlamak için stresle başa çıkmak, duygusal zekayı geliştirmek, olumlu ilişkiler kurmak ve zihinsel aktivitelerle meşgul olmak önemlidir.


5- Sosyal Bağlantılar: Sosyal bağlantılar, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biridir. Sosyal etkileşimler, mutluluk seviyelerini artırır, stresi azaltır ve mental sağlığı güçlendirir. Aile, arkadaşlar, toplum ve sosyal gruplarla bağlantı kurmak önemlidir.


Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Temelini Keşfedin: Mora Terapi ile Yeniden Doğun!

Mora Terapi, doğal bir enerji dengeleme yöntemi olarak yaşam kalitenizi arttırmanın ve sağlıklı bir yaşamın anahtarını sunuyor. Enerji merkezlerinizi dengeleyerek, stresi azaltarak ve içsel uyumu sağlayarak Mora Terapi, uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın kapılarını aralıyor.

Bu etkili terapi, vücudu, zihni ve ruhu bütünsel bir şekilde ele alır. Vücuttaki enerji akışını düzenler, sağlıksız alışkanlıkların üstesinden gelmenize yardımcı olur ve ruhsal dengeyi sağlar. Mora Terapi ile, yaşamınıza enerji, dinginlik ve mutluluk katın.

Kendinize olan yatırımınızı artırın, sağlığınıza Mora Terapi ile destek olun. Uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı, Mora Terapi ile sizin elinizde. Daha fazla bilgi için bizi arayın ve hayatınızdaki değişikliklere bugünden başlayın! 


17 Temmuz 2023 Pazartesi

DETOKS, SAĞLIKLI KALMANIN VE SAĞLIKLI YAŞAMANIN ANAHTARI!





Detoks Nedir?

Detoks, vücudu zararlı toksinlerden arındırmak, metabolizmayı düzenlemek ve genel sağlığı iyileştirmek için uygulanan bir yöntemdir. Vücut, günlük yaşantımızda çevresel kirlilik, işlenmiş gıdalar, kimyasallar ve stres gibi birçok faktörden kaynaklanan toksinlerle sürekli olarak temas eder. Bu toksinler, vücutta birikerek sağlık sorunlarına ve metabolizma yavaşlamasına yol açabilir.



Detoks Nasıl Yapılır?

Detoks, genellikle bir süre boyunca belirli yiyecek ve içeceklerin tüketiminin azaltılması veya tamamen kesilmesi ile yapılır. Detoks uygulamak için bazı yaygın yöntemler şunlardır:

Su Detoksu: Günde en az 2-3 litre su tüketerek vücudu temizlemek ve toksinlerin atılmasını sağlamak.

Meyve ve Sebze Detoksu: Bol miktarda meyve ve sebze tüketerek vücudu vitamin ve mineral açısından desteklemek.

Sıvı Detoksu: Taze sıkılmış meyve suyu, sebze suyu veya çeşitli bitki çayları ile toksinlerden arınmak.

Yemeksiz Detoks: Belli bir süre boyunca sadece sıvı gıdaların tüketildiği detoks programları.



DETOKSUN FAYDALARI

Toksik Maddelerin Atılması: Vücuttaki toksinleri atarak sindirim ve dolaşım sistemini destekler.

Enerji Düzeyinin Artması: Detoks süreci, vücudun enerji düzeyini yükselterek canlılık ve zindelik hissi sağlar.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek: Detoks, bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve hastalıklara karşı direncin artmasına yardımcı olabilir.

Cilt Sağlığını İyileştirmek: Vücuttaki toksinlerin azalması, cilt sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.

Kilo Kontrolü ve Sindirim: Detoks, kilo verme sürecini destekler ve sindirim sistemini düzenler.



DETOKSTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKİLENLER
Detoksun bilinçli ve kontrollü bir şekilde yapılması önemlidir. Aşırı detoks programları veya uzun süreli açlık, sağlığınızı olumsuz etkileyebilir ve beslenme dengenizi bozabilir. Ayrıca, bazı kişilerde detoks süreci baş ağrısı, yorgunluk, baş dönmesi gibi yan etkilere neden olabilir. Hamileler, emziren anneler, kronik sağlık sorunları olanlar ve çocuklar için detoks önerilmez.


Detoks, vücudu toksinlerden arındırarak sağlıklı bir yaşam tarzı hedefleyen bir yöntemdir. Ancak, uzun süreli veya aşırı detoks programlarından kaçınmak ve vücudunuzun ihtiyaçlarına uygun olarak planlamak önemlidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa, mutlaka uzman bir sağlık uzmanına danışarak detoks yapmayı düşünün.



MORA İLE VÜCUDUNUZU ARINDIRIN!


Mora Terapisi, vücudunuzun doğal detoks mekanizmalarını harekete geçirerek içsel arınma ve yenilenme sürecine katkıda bulunan etkili bir terapi yöntemidir. Detoks, vücudumuzdaki birikmiş toksinleri atmak, zararlı maddelerden arınmak ve organlarımızın daha verimli çalışmasını sağlamak için önemlidir.

Mora Terapisi, elektromanyetik titreşimlerle vücudun enerji dengesini düzenleyerek, toksinlerin atılmasını teşvik eder ve vücuttaki blokajları çözmeye yardımcı olur. Bu terapi yöntemi, stresi azaltır, uyku kalitesini artırır ve bağışıklık sistemini güçlendirerek genel sağlık ve zindelik seviyesini yükseltir.

Mora ile detoks, vücudunuzun içsel gücünü harekete geçirerek sağlıklı bir yaşama adım atmanıza ve ruhunuzu yenileyerek daha enerjik ve sağlıklı bir yaşamın keyfini çıkarmanıza yardımcı olur. Vücudunuzu arındırmak ve sağlığınıza değer vermek için Mora Terapisiyle detoksa başlayın ve içsel dengeyi yeniden kazanın.

Unutmayın, herkesin vücut yapısı farklıdır, bu nedenle kendinize en uygun detoks yöntemini belirlemek için uzman görüşü almanız sağlığınız açısından daha doğru olacaktır. Sağlıkla kalın!

8 Mayıs 2023 Pazartesi

AVOKADO’NUN FAYDALARI NELERDİR?



Avokado, içeriğinde sağlıklı yağlar, lifler, vitaminler ve mineraller bulunan besleyici bir meyvedir. Bazı faydaları şunlardır:

Bir tropikal iklim besini olan avokado; ülkemizde de tüketim yaygınlığı kazanmaya başlamıştır.

Avokadonun pek çok faydası vardır. Gerek besleyiciliğiyle gerekse içindeki sayısız vitamin ve mineral ile sağlık için herkesin tüketmesi gereken bir besindir. Güçlü bir lif kaynağı olan avokado az miktarda şeker içermektedir. Ortalama bir avokado yaklaşık 250 kaloridir ve bu kalorinin %75’inden fazlası iyi yağlardan gelir. Lifli yapısı sayesinde doyuruculuğu yüksek olan ve uzun süre tok tutan avokado, yemeklerde de sağlıklı bir yağ çeşidi olarak kullanılabilmektedir.

Avokado, bir sağlıklı yağ ve lif kaynağı olarak bilinir. Avokadonun içeriğinde Magnezyum, B6, C vitamini, E vitamini ve folat dahil olmak üzere birçok vitamin ve mineral bulunmaktadır. Folat anne karnındaki bebeğin gelişimi ve annenin sağlığı için oldukça önemli olan, besinlerde bulunan B9 vitamininin bir türevidir. Bu vitaminler bağışıklık sistemi sağlığı için oldukça gereklidirler. Verisel olarak ise yarım avokadonun, vücudun günlük potasyum ihtiyacının %10'unu karşıladığı bilinmektedir. Yine aynı şekilde, iltihap bastırma ve oksidatif hasara karşı koruma görevi olan B6 ihtiyacının da günlük olarak %15'ini karşılamaktadır. Vücutta B6 yetersizliği, bağışıklık fonksiyonunu olumsuz etkileyebilmekte ve hastalıklara yatkınlığı arttırabilmektedir.


         AVOKADONUN İÇERİĞİ VE FAYDALARI

• Sağlıklı Yağlar: Avokado, hem içeriği hem de çekirdeğiyle doymamış yağlar bakımından zengin bir meyve olarak bilinir. Bu yağlar kalp sağlığı başta olmak üzere pek çok şeye iyi gelmektedir. Saç ve cilt de bu yağların olumlu etkisinin görüldüğü yerlerdir.

• Yüksek Lif İçeriği: Sindirim sisteminin sağlığı ve düzenlenmesindeki önemli yardımcılardan biri liflerdir. Lif bakımından olfukça zengin olduğu bilinen avokado da kabızlığı önlemeye, bağırsakların iyi çalışmasını sağlamaya ve kolon kanserine karşı korumaya yardımcı olmaktadır.

• Cilt Sağlığı: Çeşitli vitaminlerin ve özellikle de antioksidan özelliğe sahip olan besinlerin cilt ve saçlar için ne kadar önemli olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Avokado da yüksek antioksidan içeriği ve vitaminler bakımından zenginliği ile cildin ve saçların sağlıklı kalmasına yardımcı olmaktadır.

• Göz Sağlığı: Avokadonun zengin bir E vitamini kaynağı olduğundan bahsetmiştik. Bunun yamı sıra göz sağlığı için oldukça önemli olduğu bilinen zeaksantin ve lutein gibi besin maddelerinin de içeren avokado; göz sağlığını da desteklemektedir.

• Kilo Kontrolü: Kalori içeriği bakımından diğer meyve ve sebzelerden daha üstün olan avokado, lif ve sağlıklı yağlar zengini olduğundan tokluk hissi verir, iştahı düzenler ve farklı gıdalarla tüketildiğinde doyurucu bir öğün olabilmektedir. Bu şekilde kilo kontrolüne de yardımcı olabilmektedir.

• Beyin Sağlığı: Çeşitli yağlar içerdiğinden ve zengin bir sağlıklı yağ kaynağı olduğundan bahsettiğimiz avokado, Omega-3 yağ asitleri de içermektedir. Ve bu yağ asitleri beyin sağlığına yardımcı olmaktadır.

• Kalp Sağlığı: Yüksek oranda yağ içeren bir besin olan avokadonun içeriğindeki bu yağ oranının %60 kadarı doymamış yağlardır. Ve araştıramalar bu yağların kalp hastalıklarına karşı koruma sağladığını ve kalp sağlığını desteklediğini göstermektedir.

• Kan Basıncı Kontrolü: Avokado; potasyum, folat ve lif zengini bir besindir. Ve içeriğindeki tüm bu besin değerleri, özellikle de yüksek potasyum sayesinde kalp-damar sağlığının desteklenmesine yardımcı olur ve kan basıncı düzenleyiciliği ve kontrolü de sağlar.


AVOKADO NASIL TÜKETİLİR?

Yeşil kabuğa ve iri bir çekirdeğe sahip olan avokadonun yenilebilmesi için belli bir olgunluğa erişmiş olması gerekir. Ortadan ikiye bölünerek kolayca çekirdeği çıkarıldıktan sonra çeşitli tariflerle tüketilebilen avokado pişirilmeyen bir besindir ve genelde salata çeşitleri yapılarak tüketilir.

Yumuşak, kremsi kıvamlı olmasından ve sağlık için pek çok faydası bulunmasından ötürü bebeklere rahatlıkla yedirilmektedir.

Vegan ve vejetaryenler de avokadoyu kırmızı et alternatifi olarak tüketebilmektedirler.

Her gıdada olduğu gibi avokado tüketiminde de aşırıya kaçmak sağlıklı olmayacaktır. Bu nedenle bebek ve çocuklar başta olmak üzere her yaştan bireyler için öncelikle bir hekime danışmak gerekmektedir.


1 Ocak 2023 Pazar

ŞİŞLİK, HALSİZLİK Mİ HİSSEDİYORSUNUZ? BAĞIRSAK DETOKSU İLE RAHATLAYIN!

 


Bağırsak sağlığımızı korumak niçin önemlidir?

Bağırsaklarımız ikinci beyin olarak adlandırılan ve genel sağlığımızı, bağışıklık sistemimizi, psikolojik durumumuzu doğrudan doğruya etkileyen organımızdır. Bu sebeple bağırsak sağlığımızı korumamız oldukça önemlidir. Bağırsaklar ne kadar iyi çalışırsa hastalıklardan da o kadar korunuruz. Ayrıca bağırsak sağlığımız iyi olduğu müddetçe, fiziksel ve psikolojik olarak iyi hissederiz. Bağırsak sağlığımızın iyi olması, bağışıklığımızı da güçlü tutmakla beraber kolon kanseri riskini azaltır. Aynı zamanda bağırsak sağlığımızın bozulmasıyla birlikte şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık, halsizlik, yorgunluk gibi problemler de ortaya çıkar.

Bu sebeple rahatsızlık hissedildiğinde ve bahsettiğimiz problemler yaşandığında bağırsaklarımızı temizlemek amacıyla bağırsak detoksu yapmak; özellikle bağırsaklarımızda yaşayan iyi bakterilerin sayısını artırmak için doğru olacaktır.

Bağırsak detoksu nedir ve nasıl yapılır?

Bağırsak detoksu bir anlamda bağırsaklarımızın temizlenmesi demektir. Bağırsak detoksu uzmanların önerisi doğrultusunda ayda sadece 1 kez ve 4 gün süreyle yapılmalıdır. Sürenin uzamaması sağlık açısından önemlidir. Bağırsak detoksu yapmanın belli kuralları vardır. Bağırsak detoksu bağırsakları temizlemek ve rahatlatmak amacıyla yapılacağı için kolay sindirilebilen ve bağırsak sağlığına iyi gelen gıdaları tüketmek önemlidir.

Bağırsak detoksunda yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

• Bol su tüketmek: Yetişkin bir insan günde ortalama 2 litre su içmelidir. Normal şartlarda gereken bu olsa da bağırsak detoksu sırasında bundan da fazlası içilmelidir. Öncelikle vücuttan toksinlerin atılması için su içmek önemlidir. Bol su içmek aynı zamanda sindirimi de kolaylaştıracaktır.

• Bağırsak dostu probiyotikleri tüketmeye özen göstermek: Bağırsak sağlığımızın önemli koruyucuları olan iyi bakterilerin en büyük ihtiyaçlarından biri probiyotiklerdir. İyi bakteriler bağışıklık sistemimizin güçlü olmasını sağlarlar. Probiyotik gıdalar ise başlıca; kefir, yoğurt, lahana, turşu ve bozadır.

• Lif açısından zengin gıdalar tüketmek: Lifli besinler tüketmek hem sindirimi hızlandırmakta hem de bağırsaktaki toksinlerin dışkı yoluyla atılmasını sağlamaktadır. Lif açısından zengin besinler şunlardır: Siyah fasulye, yeşil mercimek, yulaf, kinoa, chia tohumu, enginar, bezelye, pazı.

• Vitamin almak için meyve ve sebzeler tüketmek: Bağırsak detoksu -kişiden kişiye değişmekle beraber- normalden daha hafif beslenilen bir süreçtir. Ve bu süreçte dengeli ve doğru beslenerek yeteri kadar vitamin ve mineral almak önemlidir. Bu nedenle sebze-meyve tüketimine özen gösterilmelidir.

• Alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak: Başta kafein, alkol, sigara bağımlılıkları olmakla beraber şeker, karbonhidrat gibi çeşitli gıda bağımlılıkları da sinirim sistemini ve genel sağlığımızı kötü etkilediğinden; sadece detoks zamanı değil her daim uzak durulması gerekmektedir.

• Stresten kaçının: Bağırsaklarımızın çalışma düzeni ve sağlığını doğrudan etkileyen faktörlerin başında stres gelir. Önemi bir rahatsızlık olan huzursuz bağırsak sendromunun nedenlerinden biri de strestir. Bağırsaklarımız ruhsal durumumuzdan direkt olarak etkileneceği için olumsuz duygu ve düşüncelerden kaçınmamız doğru olacaktır.


Şişlik ve halsizliğe karşı bağırsak detoksu!

Bağırsak detoksu ile bir temizlenme sürecine girmenizle birlikte, sindirim sisteminde de düzelme yaşayacak ve yararlı bakterilerin sayısını arttıracaksınız. Bu sayede de detoks bittiğinde şişkinlik, gaz, hazımsızlık, halsizlik gibi problemleriniz ortadan kalkacaktır.


MORA TERAPİ İLE BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZI KORUYUN

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Mora frekans terapileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar onarımı başlatılır ve birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır.

Mora Terapi biorezonans terapilerinde vücudumuzdan toksik maddelerin atılması sağlanır. Ve bağırsak florası temizlediği için karın, şişlik, sancı gibi sorunlar da ortadan kalkmaktadır. Florası temizlenen bağırsak; protein, vitamin gibi besinlerin emilimini daha iyi gerçekleştirir ve bu sayede bağışıklık sistemi de güçlenir.

 Bağırsak sağlığı için bir beslenme planı oluşturulur. Beslenme planı; kefir, yoğurt gibi probiyotik besinlerden zengindir ve bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir.


18 Aralık 2022 Pazar

VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

 


Vücut direncimiz doğrudan doğruya, bedenimizin ne kadar sağlıklı olduğunun, dışarıdan gelen bazı etkenlere karşı savunmasının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Dış etkenleri; virüsler ve bakteriler, hava değişimleri ile birlikte gelen hastalıklar kısacası bağışıklık sistemimizi etkileyen her türlü madde veya durumlar olarak adlandırabiliriz.

Özellikle kış mevsimi ile birlikte havaların soğuması, çeşitli mikrobik hastalıkların ( grip, soğuk algınlığı vs.) yaygınlaşması nedeniyle vücut direncinin yüksek olması önemlidir.

Bağışıklık sistemimizin ne derecede sağlam olduğu vücut direncimizle tamamen bağlantılıdır. Vücut direncimiz zayıfladığı takdirde kendimizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak kötü hissetmemiz olasıdır.

Vücut direnci düşüklüğünün belirtileri nelerdir?

• Soğuk algınlığı gibi hastalıklara çabuk yakalanmak ve geç atlatmak

Vücut direncinin düşmesinin en belirgin özelliği hastalıklara yakalanma ve virüs kapma oranının artmasıdır. Özellikle kış aylarının gelmesiyle ve soğuk havaların etkisiyle beraber devamlı olarak tekrar eden soğuk algınlıkları yaşanabilmektedir. Çoğunlukla soğuk algınlığını atlatma süresi 7-10 gün arasıdır. Fakat eğer bu süre uzuyor ve kişi tam iyileşmeden tekrar hastalığa yakalanıyorsa bu durum bağışıklık sisteminin ve vücut direncinin hastalıklara karşı güçlü olmadığını gösterir. Bu sürekli tekrar eden soğuk algınlığı ve diğer hastalıklarda, bağışıklık sistemi daha çok mücadele ettiği için vücut direnci oldukça düşecektir.

• Çabuk ve sık yorulmak

Vücut direncimizin düştüğünün diğer bir göstergesi de enerji olarak yetersiz hissetmemizdir. Vücut direncimiz düştüğü takdirde normalden daha çabuk yorulur, günlük olarak yaptığınız faaliyetleri yapmaya güç bulamayabilirsiniz. Eğer çabuk ve sık yoruluyorsanız ayrıca enerji düşüklüğü de yaşıyorsanız vücut direnciniz düşmüş demektir.

• Yaraların geç iyileşmesi

Vücut direncinin düşük olduğu durumlarda bağışıklık hücreleri sayesinde gerçekleşen iyileşmeler de yavaşlamaktadır. Yaralarınızın normalde olduğundan daha geç iyileşmesi de vücut direncinizin düştüğünün bir belirtisidir.

Vücut direncinin zayıf olması hastalıklara daha çabuk yakalanmamıza sebep olacağından ve hayatımızda diğer eylemlerimizi etkileyeceğinden; bağışıklık sistemimizi ve vücut direncimizi yüksek tutmak önemlidir. Vücut direncimizi yüksek tutmak için yapmamız gereken temel şeyler şunlardır:

1. Dengeli ve sağlıklı beslenmek:

Sağlıklı bir bedenin temel anahtarı sağlıklı beslenmedir. Ve vücudumuzda işleyişin normal olması, bağışıklığımızın güçlü olması gibi durumlar doğrudan beslenmemizle alakalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermemiz gerekmektedir. Örneğin; hazır gıda tüketimi yerine içeriği temiz, işlenmemiş gıdaları tüketmek önemlidir. Sebze ve meyveler, doğal yağ kaynağı olan yemişler, probiyotik ve antioksidan içeren gıdalar beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Vücut direncini arttıran besinler şunlardır:

Sarımsak, greyfurt, portakal, zencefil, kuşburnu, maydanoz, kivi, çilek, enginar, ıspanak, brokoli, bal kabağı, havuç, ceviz, fındık, badem, zeytinyağı gibi doğal yağlar ve özellikle E ve C vitamini içeren gıdalar...

2. Sigara ve alkol kullanmamak:

Sigara ve alkol gibi bağımlılık etkisi olan maddeler; özellikle de sigara içerisinde sağlığımıza zarar verecek nikotin, katran, çeşitli gazlar ve dumanlar barındırmaktadır. Sigara başlı başına öldürücü bir etkiye sahip olmakla birlikte ölümcül pek çok hastalığa da sebep olmaktadır. Aynı şekilde alkol de sağlığımıza zararlı olduğundan tüketilmemesi önemlidir. Sağlığımıza zarar verici etkisi olan her şey direkt olarak bağışıklık sistemimize ve vücut direncimize de zarar verecek ve bizi hastalıklara açık hale getirecektir.

3. Düzenli olarak egzersiz yapmak:

Sağlığımız için beslenme ne kadar önemli ise hareket de bir o kadar önemlidir. Fiziksel aktivite şartlar uygun olduğunca yapılmalıdır. En basit olarak yürüyüş yapmak bile sağlığımız için çok faydalıdır. Bunun yanı sıra açık havada yapılan koşu, bisiklet sürme gibi faaliyetler de hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı korumak ve beslemek için gereklidirler.

4. Kişisel hijyeni sağlamaya çalışmak:

Bağışıklık sistemimizi beslenmemize, sıvı tüketimimize ve hareketimize dikkat ederek ne kadar korumaya çalışsak da temizlik ve hijyen olmadığı takdirde hastalıklardan korunmak pek mümkün olmayacaktır bu sebeple de hijyen ve temizlik çok önemlidir. Kalabalık ortamlarda maske takmak, elleri sık sık yıkamak gibi hijyenimizi koruyacak şeyler yapmamız gereklidir.


PEMF TERAPİ CİHAZI İLE VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRIN

PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler. Bu şekilde enerji düşüklüğü, kırgınlık gibi vücut direnci düşüklüğü belirtileri yaşanması engellenir.

Vücutta biriken toksinler hücrelerin geçiş yollarını tıkayarak hücreler arası enerji geçişine engel olur. PEMF cihazı ise hücreler arası geçiş yollarını temizler, vücudu zararlı toksinlerden arındırır ve vücuttaki verimliliği artırır. Verimlilik ile birlikte aynı zamanda vücutta direnci de artmaktadır. PEMF cihazı bu sayede hem performans artırımı sağlar hem de hafif şiddete hücreleri sarstığı için fizik tedavi, ağrı tedavileri ve spor yaralanmalarında iyileşme sağlar. PEMF cihazı kişiye bütüncül bir sağlık anlayışı sunmaktadır.


5 Aralık 2022 Pazartesi

MENOPOZUN RAHAT GEÇMESİNİ SAĞLAYAN 10 ÖNERİ

 


 Menopoz dönemi tüm kadınların yaşayacak olduğu tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir. Menopoz dönemini adet döngülerinin son bularak menstruasyon ve üreme faaliyetinin durması olarak tanımlayabiliriz. Menopoz sürecini iyi geçirmek için en önemli nokta pozitif olmak ve bu dönemin de keyfini çıkarmaktır. 

 Menopoz dönemi; kadınların genellikle 45-55 yaşları arasında, çeşitli faktörlere (beslenme, sigara-alkol kullanımı, genetik gibi) bağlı olarak da daha geç veya daha erken görülen bir dönemdir. Bu yaş aralığının daha da aşağılara indiği de görülmektedir.

 Genellikle 40 yaş öncesi ve 30’lu yaşlar prematür menopoz olarak tanımlanır. Menopozun bu kadar erken yaşlarda başlamasının sebebi çoğunlukla bir sebebe bağlanamaz. Sebebi açıklanamayan prematür menopoz oranı %60’dır. Yine de prematür menopoza sebep olabilen bazı etkenler de vardır. Bu nedenler: genetik hastalıklar ve faktörler, çeşitli enfeksiyonlar (tüberküloz, sıtma, kabakulak vb.), bazı otoimmün hastalıklar, sigara kullanımı, kilo problemleri vs.

Menopoz döneminin belirtileri şunlardır:

● Adet düzensizlikleri

● Ateş basması

● Aşırı terleme

● Üşüme

● Uyku problemleri

● Ani duygu değişimleri

● Depresif ruh hali

● Kilo değişimleri

● İştah artışı

● Yavaşlayan metabolizma

● Cilt kuruluğu

● Vajinal kuruluk

● Cinsel istekte azalma

Menopoz süreci kişinin hayatını etkileyecek çeşitli belirtileri olsa da, dikkat edilmesi gereken bazı uygulamalara uyulduğu takdirde sorunsuz ve kolay şekilde geçirilebilecektir.

Kadınlar için farklı ve çeşitli fiziksel ve ruhsal değişikliklere sebep olan menopoz sürecini rahat geçirmek için 10 öneri:

1-Menopoz döneminiz tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir ve bu süreci kabullenmeniz, kendinizle barışık olmanız sizi rahatlatacaktır. Vücudunuzda çeşitli değişimlerin olması normaldir. Her halinizle güzel olduğunuzu unutmayın!

2-Duygu-durum değişimleriniz, fiziksel değişimleriniz vs. sebebiyle istek ve ihtiyaçlarınızın farklılaşması normaldir. Bu yüzden destek talep etmekten çekinmeyin ve ailenizden, çevrenizden destek beklediğinizi onlarla paylaşınız. Yakın iletişimde olduğunuz kişilerin sizin sürecinizden haberdar olması, daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

İhtiyaç duyduğunuz takdirde psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Menopoz dönemi hormonal pek çok değişime açık olunan bir dönemdir. Bu değişimlere bağlı olarak da ruhsal ve psikolojik değişimler de görülebilmektedir.

3-Menopoz süreci öncesi olması gerektiği gibi menopoz sürecinde de doktor kontrollerinizi aksatmayıp gerekli testleri yapmanız oldukça önemlidir. Özellikle de erken menopoz olarak kabul edilen 45 yaş öncesinde menopoz sürecine girdiyseniz doktora görünmeniz önemlidir. Erken menopoz bazen hiçbir sebebe bağlı olamazken; bazen de otoimmün hastalıklar, radyoterapi-kemoterapi, aşırı kilo/aşırı zayıflık, kürtaj ve hipotiroidizm sebebiyle de gerçekleşebilmektedir.

4- Menopoz dönemi öncesinde ve sonrasında uyku problemleri görülebilmektedir. Uykuya dalmada güçlük, kısa süren uykular ve çok erken uyanmak gibi problemler aynı zamanda menopoz belirtileridir. Bunlar gibi uyku problemleri için yapılabilecek bazı şeyler; rahat kıyafetler giymek, her gün aynı saatte yatmak, uyunacak ortamı havalandırmak ve serin bir ortamda uyumaktır.

5-Hem fiziksel hem ruhsal hem de zihinsel rahatlama adına mutlaka düzenli egzersiz, yoga veya meditasyon yapın. Bunlar sizi fiziki olarak da iyi hissettirecek aktivitelerdir. Ayrıca iyi zaman geçireceğiniz seramik, takı tasarım gibi el işçiliği hobiler ya da müzik aleti çalma gibi değişik hobiler edinmeniz de sizi pozitif etkileyecektir.

6-Sağlıklı ve dengeli beslenme yaşamımız boyunca çok önemlidir. Vücudumuzda pek çok değişimin olduğu menopoz sürecinde de sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Özellikle bol sıvı tüketimi önemlidir. Ve kafein tüketiminden ne kadar kaçınırsanız o kadar iyi olacaktır. Menopoz dönemi şikayetlerini gidermesi için östrojenik etkisi olan soya ürünleri ve kuru baklagilleri hekiminize danışarak tüketebilirsiniz.

Sağlıklı ve doğru beslenmenin için uzman bir hekimden destek alabilirsiniz.

7-Menopoz sürecini sağlıklı geçirmek için kan şekeri düzeyi oldukça önemlidir. Hormonal ve bedensel pek çok değişimle birlikte kan şekeri de menopoz sürecinden etkilenebileceği için bu süreçte tüketilen gıdalara dikkat etmek önemlidir. Kuru baklagiller, bulgur, arpa, çavdar ekmeği, sebzeler ve meyveler kan şekerinizin aşırı yükselmesini engelleyip dengede kalmasını sağlayacağı için tüketmeniz doğru olacaktır. Şeker, bal, reçel, pirinç, muz, üzüm, incir gibi şeker oranı fazla olan besinler ise kan şekerini yükselteceği için daha az ve kısıtlı tüketilmelidir.

8-Menopoz dönemiyle birlikte kadınlarda östrojen hormonu azalmakta ve kalp-damar hastalıkları görülme olasılığı artmaktadır. Bu sebeple sigara, alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmanız önemlidir.

9-Menopoz döneminin şikayetlerinden olan sıcak basması ve terlemeyi tetikleyici ve arttırıcı etkisi olabilecek acı ve fazla baharatlı yiyecek tüketiminden kaçınmanız doğru olacaktır.

10- Menopoz döneminin rahat ve kolay geçmesi için Mora Terapi ile tanışın!

Mora Terapi ile duygu-durum değişimlerinizi ve bu değişimlerin psikolojinize etkilerini en aza indirgemeniz ve sorunsuz bir süreç geçirmeniz mümkündür.

Bach Çiçekler terapisi tamamen doğal homeopatik tedavidir. Bach çiçekleri terapisinde belli çiçeklerin elektromanyetik frekansları kullanılarak, kişinin vücudunda olumsuz duygu ve düşünceler sebebiyle oluşan olumsuz frekanslar uzaklaştırılır.

Mora Bach Çiçekleri terapisi ile mutsuzluk, öfke, sinir, endişe, korku, yalnızlık, yetersizlik gibi olumsuz duyu ve düşüncelerden doğal yolla kurtulabilirsiniz.


23 Ekim 2022 Pazar

BU KIŞI GRİP OLMADAN GEÇİRMEK İÇİN NELER YAPILMALI?

 


Kış aylarının gelmesiyle ve hava sıcaklığının da değişmesiyle birlikte hem mevsim geçişinde hem de kış mevsiminde; hava değişimleri birincil sebep olmakla beraber, gribal enfeksiyonlar, soğuk algınlığı, farenjit, menenjit, bronşit ve zatürre gibi yaygın ve bulaşıcı hastalıklar da görülmeye başlamaktadır. Özellikle çocuklar arasında dolaşan ve daha hızlı bulaşan bu hastalıklar; okul gibi kalabalık yerlerde bir döngü içine girerek uzun süre etkisi korumaktadır. Gribal, mikrobik hastalıkla sadece çocukları da değil yetişkin ve yaşlıları da oldukça etkilemektedir. Yine okul gibi iş yerleri, toplu taşıma vasıtaları mikrobun taşınması ve yayılması için oldukça uygun ortamlardır.  


KIŞI GRİP OLMADAN GEÇİRMEK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Grip Aşısı

Kışın en hızlı yayılan ve etkisi en uzun süren hastalık griptir. Gripten korunmanın birçok yolu vardır. Hasta olan kişileri bulunduğu ortama girmemek, kalabalık ortamlarda maske kullanmak ve en önemlisi de sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklığımızı güçlü tutmak bu yollardan bazılarıdır. Bununla birlikte kışı gribe yakalanmadan geçirmek için yapabileceğimiz en etkili şey grip aşısı olmak olacaktır. Uzman hekimler tarafından sıkça tavsiye edilen grip aşısı; Dünya Sağlık Örgütü tarafından devamlı olarak içeriği değiştirilen bir aşıdır. Bunun sebebi de gribin enfeksiyonunun yayıldıkça varyant değiştirmesi ve farklı mikropları taşımasıdır. Grip aşısı 7-10 gün içerisinde vücudumuzda antikor üretmeye ve çeşitli mikroplara karşı kalkan oluşturmaya başlar. Bağışıklığın güç kazanması için grip aşısının tam kış gelmeden sonbahar aylarında kış hazırlık olarak yaptırılması tavsiye edilmektedir. 

Grip aşısı yaptırma düşüncesi olan kişilerin mutlaka bir uzman hekim onayı alması önemlidir.


Bağışıklığımızı Güçlendirmek

Hastalıklara yakalanmamız doğrudan bağışıklığımızın gücü ile ilgilidir. Vücudumuz dış etkenlere kadar ne kadar güçlü ve kapalı olursa; yani bağışıklığımız ne kadar güçlü olursa hastalıklara yakalanma riskimiz de aynı oranda düşük olacaktır. Bağışıklığımızın güçlü olması için birincil faktör beslenmedir. Sağlıklı ve dengeli beslenmek her daim çok önemlidir. Özellikle vitamin ve mineral deposu mevsim meyve ve sebzelerini tüketmek herkes için şarttır. Bununla beraber bağışıklığımız için son derece önemli olan antioksidan ve prebiyotikler ve probiyotikler her yaş grubunun yeterli miktarda tüketmesi gereken besin gruplarıdır.

Beslenme ile birlikte yeterli sıvı tüketimi de oldukça önemlidir. Vücudumuzun yeterli su ihtiyacını karşılamamız ve su yerine farklı içecekler tüketerek sıvı ihtiyacımızı onlardan karşılamaya çalışmamamız doğru olacaktır. 


Hijyen 

Gribin en kolay bulaşan hastalık olduğunu ve mikrop taşıdığını belirtmiştik. Bu sebeple kişisel hijyenimiz dikkat etmemiz gereken bir husustur. Kalabalık ortamlardan kendimizi mümkün olduğunca muhafaza etmemiz önemlidir. Bununla birlikte gribe yakalanmamak için havlu, bardak, kıyafet gibi şahsi eşyaların paylaşılmaması ve steril kullanılması oldukça önemlidir. Ve ellerimizi sık sık yıkamak ihmal etmeyeceğimiz kadar önemli bir konudur. Ellerimizi yıkayamayacağımız ortamlarda ise hijyenik mendil ve kolonya bulundurmamız ve kullanmamız gereklidir.


MORA TERAPİ İLE BAĞIŞIKLIK GÜÇLENDİRME

Hastalıklara karşı savunma sistemiyle donatılan insan vücudu, kendi kendini iyileştirme gücüne sahiptir. Hastalığa yol açabilecek maddeler tarafından uyarılan vücutta bağışıklık sistemi devreye girer ve yabancı bir mikroorganizmayla karşılaştığında belirli hücreler bu maddelerden kurtulmak için mücadele etmeye başlar.

Mora Terapi seanslarında bağırsak sağlığı her zaman ön planda tutulur ve terapilerde her zaman bağırsaklardan başlanmaktadır. Sağlıklı bağırsaklar güçlü bağışıklık sistemini de beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda bağımlılık terapileri ile sigara alkol gibi bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyen bağımlılıklarınızdan kurtularak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Detaylı bilgi için uzman hekime danışmanızı tavsiye ederiz.



11 Temmuz 2022 Pazartesi

CİLT YAŞLANMASININ SEBEPLERİ NELERDİR?

 



 Biyolojik, doğal bir süreç olan yaşlanma süreciyle birlikte hem organlarımız hem de derimiz yaşlanmaya ve zamanla eski formunu, fonksiyonunu kaybetmeye başlar.

 Organlarımız ve vücudumuz için en sağlıklı ve doğru olanı yapmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Sağlıklı beslenme, spor, bağımlılıklardan uzak durmak; vücudumuzun sağlığını korumak ve yaşlanmasını önlemek için yapacağımız en önemli unsurlardır. Bununla beraber cilt sağlığımızı korumak için, genel sağlık için yapmamız gerekenlerin haricinde ayrı bir bakım da uygulamamız gerekmektedir.

 Yaşın ilerlemesi kendini ilk olarak cilt yaşlanması şeklinde gösterir. Cildin erken yaşlanmasında genetik faktör de rol oynar bunun haricinde diğer organlardan farklı olarak cilt; çevresel ve fiziksel faktörlerden de etkilenir. Cilt yaşlanmasında dış faktörlerin fazla olmasıyla birlikte cilt yaşlanmasını önlemek ve olabildiğince geciktirmek için yapılması gereken önemli hususlar vardır.

Cilt sağlığının dış faktörlerden fazlaca etkilendiğini söylemiştik. Cildimiz vücudumuzda en dış katman olarak bir bariyer görevi de görmektedir. Cilt bariyerini ne kadar sağlam ve sağlıklı tutarsak, cilt yaşlanmasını da o kadar önlemiş ve geciktirmiş oluruz. Cilt bariyerini korumak için ise yapılacak birçok şey vardır:

• Cildimizi hem içten hem de dıştan, doğru şekilde beslememiz oldukça önemlidir. Sağlıklı beslenmek tüm organlarımız gibi cildimiz için de dikkat etmemiz gereken bir konudur. Cilt yaşlanmasının belirtilerinden olan sarkma ve kırışıklıkları önlemek için bilinen, antioksidan zengini gıdaların tüketimi cilt yaşlanmasını geciktirmede oldukça etkilidir. Sağlıklı ve düzenli beslenmeyle beraber vitamin, mineral, antioksidan tüketmeye dikkat edildiğinde cilt sağlığı üzerindeki olumlu etkileri görülecektir. Cilt sağlığımızı korumaya yarayan besinler ise şunlardır: yaban mersini, erik, ahududu, böğürtlen, pancar, çilek, ıspanak, avokado, brokoli vb. yeşil yapraklı sebzeler...

• Cilt yaşlanmasını önlemek için beslenme kadar su tüketimi de önem taşımaktadır. Cilt kuruluğu doğrudan su tüketimi ile de bağlantılıdır. Gerektiği kadar su tüketildiğinde cildin nemlenmesi ve dolgunlaşması desteklenmiş olacağından cilt yaşlanması da gecikecektir. Bununla beraber alkol tüketiminin cildi yaşlandırdığı da bilinmektedir.

• Cildimizin güneş ışınlarına, sigara dumanı gibi zararlı dumanlara maruz kalması da yaşlanmasını etkileyecektir. Sigaranın sağlığımız için zararları herkesçe bilinmektedir. Çok üzerinde durulmasa da sigaranın cildimize verdiği zarar da yadsınamazdır. Cilt yaşlanmasının, renk değişmesinin ve kırışmasının temel nedenlerinden biri de sigaradır. Güneş ışınlarına, bilinçsiz ve korumasız şekilde bronzlaşmak vs. amacıyla maruz kalmak da kalıcı lekeler bırakabilmekle beraber cilt yaşlanmasına da sebebiyet verecektir.

• Tüketilen besinlerden cildin nemlendiğini söylemiştik. Buna rağmen cilt tipiniz ne olursa olsun mutlaka nemlendirmeniz gerekmektedir. Nemli ciltlerin daha geç yaşlandığı da bilinen bir gerçektir.

• Özellikle kadınlarca kullanılan makyaj malzemeleri büyük oranda kimyasal içerdiğinden sağlığımıza zararı olduğu bir gerçektir. Fazla makyaj yapılması ve özellikle makyaj malzemelerinin ortak kullanılması cilt sağlığı için oldukça zararlıdır.

Genel sağlığımız ve cilt sağlığımız için sigara ve alkolün ne derece zararlı olduğunu tekrarlayarak bu gibi bağımlılıkların çözümü olduğunu da bilmenizi istiyoruz.


MORA BEAUTY WELLNESS İLE CİLT KALİTENİZİ ARTTIRIN...

Mora Terapi cihazlarımızdan olan Mora Beauty; bağımlılık terapilerinde, kilo kontrol terapilerinde kullanılan aynı zamanda; rahatlama, detoksifikasyon, stres azaltma ve yeniden canlanma, selülitin giderilmesi, cilt, saç, tırnaklar ve gözler için birçok uygulamayı barındırabilen bir Wellness cihazıdır. Mora Terapi fiziksel ve duygusal wellness açısından kişiyi destekler. Mora Terapi yöntemi ile yapılan tüm tedaviler gibi burada da amaç bütünsel olarak sağlıklı olabilmektir.


20 Haziran 2022 Pazartesi

SPOR YAPARKEN NEDEN FARKLI BESLENMELİYİZ?




 Sağlıklı ve dengeli beslenme hepimizin yaşamı için çok önemli olan bir konudur. Bunun yanında hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi hissetmek için spor yapmak da hayatımızın önemli bir parçası olmalıdır.

Sağlıklı beslenme; hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Sağlıklı gıdalar sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Ve spor yapan/yapmayan herkesin beslenmesine önem vermesi gerekir.

Spor yapan kişiler, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de spor yapmayan kişilerden farklı olmalıdır.

Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığı farketmeksizin, yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir.

Sporcu beslenmesin temel farkı; sağlığı ve kiloyu korumakla beraber, yapılan sporun etkisini arttırması ve en yüksek verimi almayı sağlamasıdır.

Spor yapan kişilerin beslenme şeklinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Örneğin; tuz, şeker, yağ tüketimini vücuda zarar vermeyecek kadar azaltmak, karbonhidrat ve protein tüketimine ağırlık vermek ve bol su içmeye özen göstermek herkes için en sağlıklı olanıdır.

Spor ve egzersiz yapan kişiler ve genel olarak sağlıklı ve düzenli yaşamak isteyen herkes için sağlıklı beslenmenin önemi büyüktür. Spor yapılmadan önce enerji verecek ve tok tutacak gıdaları tüketmek; spor esnasında güç ve enerji kaybetmemeye, yapılan antrenmandan yüksek verim almaya ve böylece spor süresini uzatmaya katkı sağlar. Dengeli ve sağlıklı beslenmek; spor yapan kişilerin konsantrasyonunu arttırmada da etkilidir.


 Vücudumuz için en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Spor yaparken enerji ihtiyacı artmaktadır. Bu sebeple spor yaparken karbonhidrat ağırlıklı beslenilmesi önemlidir. Vücuda yeterli kadar karbonhidrat alınmadığında proteinler enerji tüketimi için kullanılır. Yetersiz karbonhidrat sonucu spordan alınan verim düşmektedir. Bu sebeple spor yaparken enerji ihtiyacını karşılayacak kadar, dengeli şekilde karbonhidrat tüketimi gereklidir. Karbonhidrat miktarı kişinin yaşına, kilosuna ve yaptığı spora göre değişkenlik gösterir.

 Spor yapan kişilerin mutlaka tüketmesi gereken bir diğer besin grubu da proteinlerdir. Vücudumuzda doku iyileştirme, inşa etme, güçlendirme ve metabolizmayı düzenleme gibi pek çok önemli görevleri olan proteinler, fiziksel gelişimimiz için oldukça önemlidir. Spor yapan kişiler de kas kütlesini korumak ve onarmak amacıyla protein tüketimine ağırlık verir. Aynı zamanda protein; spor esnasında efor harcanırken oksijen kullanımını destekler.

Spor yaparken beslenme şekline ve tüketilen gıdalara dikkat etmek; yapılan sporun fiziksel etkisini arttıracağı gibi düzenli spor ile beslenme birleştiğinde ruhsal olarak da olumlu etkileri beraberinde getirecektir.

Spor yaparken, bahsettiğimiz gibi yeteri kadar karbonhidrat ve yağ tüketmek, sebze-meyve tüketimini arttırmak kısaca sağlıksız gıdalardan uzak durmak ve sağlıklı beslenmeye çalışmak önemlidir.

Bunun yanında yine sağlığa zararı oldukça fazla olan sigara ve alkol tüketimi herkese zarar verdiği gibi spor yapan kişilerin de hayatında olmaması gereken zararlı maddelerdir.


6 Haziran 2022 Pazartesi

HER GÜN YÜRÜMEK SAĞLIĞINIZIN YOLUNU UZATIR...

 


Günümüz şartlarında oldukça hareketsiz yaşayan ve sağlıksız beslenen bir toplum haline gelmiş durumdayız.

Günlük koşuşturmadan ve vakit darlığından, hazır gıdalara yönelme, hareket halindeyken de yenebilecek tarzda aperatif ve hiç de sağlıklı olmayan besinleri tüketme oranı oldukça fazlalaşmıştır. Bundan dolayı özellikle daha genç olan kesimde çeşitli hormonal bozukluklar, obezite, diyabet, gıda bağımlılığı, kronik hastalıklar ve bunların bir getirisi olarak duygu durum bozuklukları ve daha pek çok farklı sağlık sorunu görülmektedir.

Hazır gıdalara meyil kadar hareketsizliğe yönelme; hareket etmek, yürümek yerine ulaşım için hep vasıta kullanma da oldukça yaygındır.

Fiziksel olarak aktivite yapmasak da fırsat buldukça, vaktimiz oldukça her gün yürümek, sağlımız için oldukça önemlidir.

Herhangi bir maliyeti olmayan, risksiz, güvenli ve oldukça etkili olan yürüyüş; her yaştan kişinin ihtiyaç duyduğu bir aktivitedir.

Sağlığımız için çok gerekli bir aktivite olan yürüyüşün faydaları herkesçe bilinmemekle beraber, araştırmalar sonucu düzenli olarak her gün yürüyüş yapan kişilerin hastalıklara ve çeşitli hastalıkların sebep olabileceği ölümlere yakalanma riskinin düzenli yürüyüş yapmayan kişilerden %33 daha az olduğu bilinmektedir.

İmkanı elveren herkesin günde en az 30 dakika tempolu olacak şekilde açık havada her gün yürümesi sağlık açısından ideal olanıdır.


  HER GÜN YÜRÜMENİN FAYDALARI NELERDİR?

• Her gün yürümek insan sağlığına fiziksel olarak fayda sağlamakla beraber ruhsal sağlığa da oldukça iyi gelmektedir.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kan basıncı dengesini düzenleyerek kalp rahatsızlıklarının yaşanma riskini azaltır. Düzenli yürüyüş yapan kadınların kalp krizi geçirme riskinin azaldığı da bilinmektedir.

• Akciğerlerdeki oksijen oranını arttıran yürüyüş, akciğer sağlığını destekler ve solunum yollarını da iyileştirir.

• Yürüyüş esnasında pek çok kas grubu çalışmaktadır. Her gün yürümek iskeleti ve omurgayı da güçlendirir. Ayrıca

düzenli yürüyüş ile postürün ve duruşun düzelmesi de desteklenmiş olur.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kemikleri güçlendirir ve kırık riskini azaltır.

• Kan basıncı gibi kan şekerini de düzenleyen yürüyüş diyabet hastaları için de çok iyi bir alternatif olmakla beraber kan şekerini dengelemede koşudan daha etkili olduğu da kanıtlanmıştır.

• Solunum ve iskelet sistemi gibi sindirim sistemine de olumlu etkileri olan yürüyüş, kabızlık probleminin çözülmesine de yardımcı olmaktadır.

• Yürüyüş pek çok kas grubunu çalıştırdığından, düzenli hale geldiğinde yağ yakımına ve kilo kaybına da yardımcı olabilmektedir.

• Her gün yürümek, hareketsizlikten veya hep aynı pozisyonda oturmaktan kaynaklanan eklem ağrılarından kurtulmak için de etkili bir yöntemdir.

Yürüyüşün fiziki sağlık boyutunun yanında ruhsal iyileşme de sağladığından bahsetmiştik.

Açık havada en az 30 dakika her gün yürümek; beyinde endorfin ve serotonin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu salgılar ile de kendinizi daha zinde, mutlu ve enerjik hissetmeniz de mümkün olabilmektedir. Her gün yürümek doğrudan ruh sağlığına da etki etmektedir. Düzenli yürüyüşün beyin sağlığına olumlu etkisi ile depresyon, anksiyete gibi duygu durum bozukluklarının olumsuz etkilerinin ortadan kalkması desteklenmiş olmaktadır. Bu tür zihinsel ve ruhsal problemlerin tedavisinde doktorlarca da önerilen yürüyüş; gündelik zaman dilimi içinde kısa bir vakit ayrımı ile herkesin düzenli şekilde hayatının bir parçası haline getirebileceği oldukça sağlıklı ve rahatlatıcı bir aktivite olmakla beraber; ulaşım gerekliliğinde vasıta kullanımı yerine tercih edildiğinde doğamızı korumak adına da güzel ve önemli bir adım olacaktır.

SAĞLIKLI GÜNLER....


18 Nisan 2022 Pazartesi

DOĞRU NEFES ALMAK NEDEN ÖNEMLİ?



 Yaşamın en temel ve gerekli eylemi nefes almaktır. Hepimizin yaşaması için nefes alması gerekir. Yemek yemeden ve hatta su içmeden bile bir müddet dayanabiliriz. Ama nefes almadan yaşamak mümkün değildir. 

 Nefes almak kadar önemli olan diğer şey doğru nefes almaktır. Ve ne yazık ki çoğumuz doğru nefes almayı bilmiyoruz.

 Doğru nefes almak sağlığımız için oldukça önemlidir. Doğru nefes almak hem fiziksel hem de zihinsel olarak etkilidir. Konuşurken, koşarken, yemek yerken ya da bunların hiçbirini yapmazken dahi doğru şekilde nefes almamız gerekmektedir.


   Peki doğru nefes almak nasıl olur?

 Nefes almak kimseden öğrenmediğimiz doğal bir reflekstir. Bebeklikte daha doğru nefes alınırken büyüdükçe çeşitli etmenler ile bu yetenek kaybolur.

 Öncelikle doğru nefes alıp vermenin ilk şartı solunum için ağzı değil burnu kullanmaktadır. Nefes alırken de verirken de burnumuzu kullanmalıyız. Bu durum yemek yerken konuşurken, koşarken geçerli ve mümkün değildir.

 Doğru nefes almanın bir diğer adımı da karın kaslarından ziyade diyafram kaslarını kullanmak ve diyaframı aktif hale getirmektir. Pek çoğumuz konuşurken vs. diyaframımızı kullanmıyor böylece ciğerlerimizi tüketiyoruz. Oysa ki diyaframı kullanmayı bilmek nefesi doğru alıp vermek ve konuşurken tıkanmamak için oldukça önemlidir. Ayrıca diyafram kasının çalışması fizyolojik denge açısından da önemlidir.

Diyafram ile daha fazla oksijen almak mümkündür. Böylece akciğerlerin performansı da artar. Diyafram nefesi ile önce karın, daha sonra göğüs kafesi dışa doğru çıkar.

Kısacası bebekken doğru şekilde kullandığımız diyafram; doğru nefes alma şeklidir ve diyafram nefesi ile oksijenden daha fazla yararlanabiliriz.


  DOĞRU NEFES ALMANIN FAYDALARI

Doğru nefes almak her şeyden önce kalp sağlığına çok fayda sağlar kalp ritmini düzenler.

Fiziksel iyileşmenin yanında zihinsel iyileşme de sağlar. Düşünce netliği ve stres, kaygı gibi duygu durumlarından kurtulmada doğru nefesin etkisi büyüktür. Ve zihinsel rahatlama ile uykuya geçişin kolaylaşması da mümkün olur, uyku kalitesi de artar.

Doğru nefes almayla birlikte bağışıklık ve sindirim sisteminde de iyileşme görülür.

Doğru nefes almanın vücudumuza pek çok faydası vardır. Kalp damar sağlığı, cilt sağlığı ve daha fazlası için yani daha sağlıklı yaşamak için doğru nefes almamız gerekmektedir.


7 Mart 2022 Pazartesi

YÜRÜMEK İÇİN 8 NEDEN



  YÜRÜMEK HASTALIK RİSKİNİ AZALTIR

 Yürümek basit bir eylem gibi görünür fakat vücudumuza pek çok faydası vardır. Sağlığımızı korumak için hareket etmek birincil ihtiyaçlarımızdandır. Yalnızca kilo vermek için değil, kan basıncını düzenlemek için, diyabet ve kalp-damar hastalıklarından korunmak, kolesterol ve tansiyonun düzenlenmesi ve vücuttaki yağ oranının düşmesi için yürümek gerekmektedir. Yürüyüşün düzenli olarak yapılması ve alışkanlık haline gelmesi de önemlidir.


  YÜRÜMEK ENERJİ VERİR 

Güne yürüyüşle başlamak, öncelikle enerjik olmamızı sağlar. Biraz daha erken kalkıp açık havada yapılan yürüyüş ,fiziksel aktivitelere olanak tanımakla beraber duygusal sağlığı da destekler. Sabah yürüyüşleri kişinin öz saygısının da artmasına etki eder. Ayrıca sabah güneş yukarıdayken yapılan yürüyüşler D vitamini alımını sağlar.


  YÜRÜMEK MENTAL SAĞLIĞI İYİLEŞTİRİR

Yürüyüş yapmanın mental sağlık üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Kişinin kendi sağlığını düşünerek ve kendi kendini dinleyerek açık havada oksijen alarak yaptığı yürüyüşlerin anksiyete ataklarının semptomlarını azalttığı ve depresyon riskini de ortadan kaldırdığı bilinir. Ayrıca düşünme ve anlamayı da geliştirir.


  YÜRÜMEK KASLARI GÜÇLENDİRİR 

İskelet sistemi ve kaslar için şüphesiz ki egzersiz ve yürüyüş en önemli şeylerdendir. Her gün yürüyüş yapmak bacak kaslarını ve kalçayı güçlendirir. Ve bu bölgelerde güçlenmenin yanında şekillenme de görülür. Bel bölgesi de yürüme ile aktif olur ve bel ağrılarında azalma görülür.



  YÜRÜMEK KİLO VERMEYE YARDIMCI OLUR

Hareket etmek kilo vermek için önemli bir adımdır. Düzenli yürüyüş yaparak yağ yakmak ve kilo alımı önlenebilir. Yürüyüş ile bacak, kalça ve bel bölgesindeki yağlardan kurtulmak mümkündür. 


  YÜRÜMEK YORGUNLUĞA VE UYKUSUZLUĞA ÇÖZÜM OLABİLİR 

Uykusuzluk veya uykuya dalma sorunu olan kişiler için yürümek çözüm yolu olabilmektedir. Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler enerji vermekle birlikte tüm günü fiziksel ve ruhsal olarak etkiler. Yürümek stresi de azaltır. Ve gece uykuya dalmayı kolaylaştırır. Ayrıca uyku kalitesi de artar.


  YÜRÜMEK ZİHİNSEL RAHATLAMA SAĞLAR

Açık havada yapılan yürüyüşler fiziksel rahatlamanın yanında zihinsel rahatlama da sağlar. Kişinin kendine ayırdığı bir vakitte yaptığı yürüyüş olumsuz düşüncelerden kurtulmakla birlikte kişinin kendini daha iyi hissetmesini ve olumlu bakmasını sağlar. 


  YÜRÜMEK KANSER RİSKİNİ AZALTIR 

Düzenli yapılan yürüyüşün meme ve kolon kanserini önlemeye yardımcı olduğu gibi kanser hastalığının tedavisinde de iyileşmeye yardımcı olur.


  YÜRÜMEK YARATICILIĞI ARTTIRIR 

Yürümek zihni olumsuz düşüncelerden arındırdığı ve zihni boşalttığı için yeni fikir ve planların gelişmesini sağlar. Oksijenin zihni açtığı bilinen bir gerçektir. Böylelikle yürümek yaratıcılık gücünü arttırır. 





 

11 Şubat 2022 Cuma

EMPATİ İYİLEŞTİRİR...

 





     EMPATİ, NEDEN ÖNEMLİDİR?

 Empati her zaman özellikle yöneticiler için kritik bir beceri olmuştur, ancak daha fazlası vardır. Yumuşak bir yaklaşım her zaman sürdürülebilir önemli sonuçlar ortaya çıkmasını sağlar.


Hep empatinin insanlar için ne kadar olumlu olduğundan bahsederiz ancak yeni araştırmalar empatinin düşündüğümüzden de önemli olabileceğini, yenilikçilikten tutun da her konuda hızlı ilerlemeye kadar pek çok olumlu konuda çok önemli olduğunu vurguluyorlar. 


  STRESİN ETKİLERİ

Empati'nin bu kadar önemli olmasının bir nedeni de insanların birden fazla tür stres yaşadığı günümüzde bu stresin, pandemi ile birlikte katlanarak artmasıdır. Aslında farkında mısınız hepimizin hayatı baş aşağı değişti, daha sıkışık, daha zorlu koşullarda yaşamak zorunda kaldık. 


Qualtrics tarafından yürütülen bir akıl sağlığı çalışmasında, pandemi sonrası insanların %42’sinde zihinsel bir düşüş yaşadığını söylüyor. Spesifik olarak da insanların % 67’sinde stres artışı, %57’sinde kaygı artışı, %54’ünde duygusal tükenmişlik, %53’ündew genel üzgünlük hali, %50’sinde sinirlilik, %28’inde odaklanma problemi, %20’sinde verilen işleri daha uzun sürelerde tamamlayabilme, %15’inde zihinsel bulanıklık, %12’sinde ise sorumluluklarını yerine getirme konusunda zorlanma olduğu görülüyor.

Ve tabi ki bu tür sorunlar genel olarak uyku problemlerine, çalışma arkadaşları veya aile üyeleri ile yaşanan problemlere, anlaşmazlıklara da neden olabiliyor. Ayrıca Carleton Üniversitesinde yapılan başka bir çalışmaya göre de işte olan sorunların ev yaşamına yansıdığı ve iyi bir ebeveyn olamama stresine neden olduğunu göstermiş.

Yönetim Akademisinde yayınlanan başka bir çalışmaya göre tüm yaşanan bu problemlerin aynı zamanda insanların yardım etme ve iş birliği yapma kapasitelerini de düşürdüğünü göstermekte. 


  EMPATİ DOĞRU ÇÖZÜM 

Empati, zor zamanları atlatmakta, tükenmişlikle mücadele etmekle, hayattan tat almakta büyük rol oynuyor. İnsanlarda güven altında oldukları, sevildikleri, anlaşıldıkları, değer verildikleri, yeterli oldukları duyguları yaratıyor. 


Empati gelişimin, yeniliğin önünü de açıyor. Empatinin hakim olduğu ortamlarda insanlar daha açık görüşlü, daha kutunun dışında düşünmeye eğilimliler. 


Empatinin olduğu ortamlarda saygı duyulduğunu hissetme ve dolayısıyla da saygı gösterme eğilimi artıyor. Aynı şekilde kişiler iş birliğine daha sıcak bakma eğiliminde oluyorlar. 


Kimi çalışmalar empatinin doğuştan olduğunu iddia ederken, pek çok çalışma da duygusal zekanın geliştirilebilmesi gibi kişilerin empati gösterme yeteneklerinin de geliştirilebilir olduğunu söylüyor. 


Toplumlar, şirketler, büyük organizasyonlar için empatik liderler çok önemli. Sağlık kuruluşları için de empatik çalışanlar ve empatik doktorlar aynı şekilde.


Çevrelerindeki, bulundukları yerlerdeki insanların durumunu anlayabilen empatik yöneticiler, çalışanlar, doktorlar eylemlerinde daha şefkatli yaklaşma eğiliminde olacaklardır. Bu şefkat tüm topluma dalga dalga yayılır. 


Popüler bir söylemin dediği gibi; İnsanlar onlar için ne yaptığınızı veya ne söylediğinizi unutabilirler ama nasıl hissettirdiğinizi unutmazlar. Kendilerine empatik yaklaşılan herkes aynı şekilde daha empatik olma eğilimindedir.