sigaranın zararları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sigaranın zararları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2023 Perşembe

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)



Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Günümüzde, çocukların yaşamında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) giderek daha fazla görülmektedir. Bu durum, çocukların eğitim, sosyal ilişkiler ve genel yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler bırakabilir. Bu yazıda, DEHB'nin ne olduğunu, belirtilerini, nedenlerini ve yönetme stratejilerini anlamaya çalışacağız.


DEHB Nedir?


DEHB, çocukluk döneminde sıkça karşılaşılan bir nörolojik bozukluktur. Bu durum, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve dürtü kontrol eksikliği ile karakterizedir. DEHB'nin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik, çevresel ve nörolojik faktörlerin bir kombinasyonu etkili olabilir.


Belirtiler ve Tanı

DEHB'nin belirtileri kişiden kişiye değişebilir, ancak genellikle şu kategorilere ayrılabilir:


Dikkat Eksikliği: Kolayca dikkatinin dağılması, görevleri tamamlamada zorlanma, detayları gözden kaçırma.

Hiperaktivite: Duramama, sakin oturamama, sürekli hareket etme isteği.

Dürtü Kontrol Eksikliği: Kural ihlalleri, sabırsızlık, düşünmeden hareket etme.

Bu belirtiler, çocuğun günlük yaşamını önemli ölçüde etkilediğinde ve bir süreklilik arz ettiğinde DEHB tanısı konabilir. Tanı, genellikle uzman bir sağlık profesyoneli tarafından yapılır.


Nedenleri ve Risk Faktörleri

DEHB'nin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik faktörlerin etkisi olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca, hamilelik sırasında maruz kalınan toksinler, düşük doğum ağırlığı, prematüre doğum gibi faktörlerin DEHB riskini artırabileceği düşünülmektedir.



Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Yönetme Stratejileri

DEHB yönetimi, çoklu bir yaklaşım gerektirir. Aşağıda, çocuklarda DEHB'yi yönetmek için kullanılabilecek bazı stratejilere yer verilmiştir:


Eğitim ve Farkındalık: Ailelerin, öğretmenlerin ve çocuğun kendisinin DEHB hakkında bilgi sahibi olması önemlidir. Bilinçlilik, uygun destek ve anlayış sağlamada kilit bir faktördür.


İlaç Tedavisi: Bazı durumlarda, uzmanlar ilaç tedavisini önermektedir. Ancak, ilaçlar genellikle bireysel bir duruma bağlı olarak belirlenir ve uzman kontrolünde kullanılmalıdır.


Terapötik Yaklaşımlar: Bilişsel davranış terapisi, aile terapisi ve özel eğitim programları gibi terapötik yaklaşımlar, çocuklarda DEHB'yi yönetmede yardımcı olabilir.


Düzen ve Yapı: Çocuklarda düzenli bir rutin ve yapı, dikkatlerini toplamalarına ve günlük görevleri yerine getirmelerine yardımcı olabilir.


DEHB, çocukların ve ailelerin yaşamını etkileyen zorlayıcı bir durumdur, ancak doğru stratejiler ve destekle yönetilebilir. Uzman bir sağlık profesyoneli ile işbirliği yapmak, çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir plan oluşturmak açısından önemlidir.



Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) neden olur?

  1. Genetik Faktörler: Ailesinde DEHB öyküsü bulunan çocuklarda, genetik faktörlerin etkisi daha belirgin olabilir. Genler, DEHB riskini artırabilir. Nörolojik Faktörler: Beyin yapısı ve işleviyle ilgili bazı farklılıklar, DEHB ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle dikkat ve dürtü kontrolü ile ilgili beyin bölgelerindeki düzensizlikler DEHB'nin nedenlerinden biri olabilir. Doğum ve Gebelik İle İlgili Faktörler: Prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı, gebelik sırasında maruz kalınan toksinler gibi doğum ve gebelikle ilgili faktörler DEHB riskini artırabilir. Çevresel Faktörler: Zehirli maddelere maruz kalma, kuralsız bir çevre, düzensiz aile yapısı gibi çevresel faktörlerin DEHB'yi etkileyebileceği düşünülmektedir. Erken Çocukluk Dönemi Beyin Gelişimi: Erken çocukluk dönemindeki beyin gelişimindeki anormallikler, DEHB'nin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Anne Sigara ve Alkol Kullanımı: Gebelik sırasında anne tarafından sigara içilmesi veya alkol kullanılması, DEHB riskini artırabilir.



Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Belirtileri Nelerdir?


Kolayca Dikkatinin Dağılması: Çocuklar, görev veya oyun sırasında çabuk sıkılabilir ve dikkatlerini hemen başka bir şeye kaydırabilirler.
Detayları Gözden Kaçırma: Genellikle detayları atlarlar ve genel resmi görmekte zorlanabilirler.
İşleri Tamamlamada Zorlanma: Başladıkları bir işi tamamlamakta zorlanabilirler.
Organizasyon Problemleri: Eşyalarını düzenlemekte veya görevleri sıralamakta güçlük çekebilirler.

Hiperaktivite Belirtileri:

Duramama ve Sürekli Hareket: Sessizce oturmakta güçlük çekerler, sürekli hareket etme ihtiyacı duyarlar.
Konuşmada Zorlanma: Aşırı derecede konuşkan olabilirler ve sözlerini sıkça düşünmeden söyleyebilirler.
Sakin Oturamama: Oturdukları yerde durmakta zorlanabilirler.

Dürtü Kontrol Eksikliği Belirtileri:

Kural İhlalleri: Kuralları sık sık ihlal edebilirler.
Sabırsızlık: Kolayca sinirlenebilirler ve beklemekte zorlanabilirler.
Düşünmeden Hareket Etme: Sonuçları düşünmeden hemen bir şeye saldırma eğiliminde olabilirler.

Çocuklarda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)'na Karşı Aileler Neler Yapabilirler?

Uzman Yardımı Alın: Eğer çocuğunuzda DEHB belirtileri görüyorsanız, bir sağlık profesyoneli ile görüşmek önemlidir. Uzman, doğru tanıyı koyabilir ve uygun bir tedavi planı oluşturabilir.

Eğitim ve Bilinçlenme: DEHB hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Aileler, çocuklarının durumunu anlamak ve yönetmek adına eğitim programlarına katılabilirler.

Düzen ve Rutin: Çocuklar için düzenli bir rutin oluşturmak, onlara güvenlik ve öngörülebilirlik sağlayabilir. Bu, çocukların daha iyi odaklanmalarına yardımcı olabilir.

Açık İletişim: Aile içinde açık bir iletişim kurmak önemlidir. Çocuklarınızın duygusal ihtiyaçlarına duyarlı olun ve hissettiklerini paylaşmaları için destekleyici bir ortam sağlayın.

Ödül ve Motivasyon: İyi davranışları ödüllendirmek ve çocuğun motivasyonunu artırmak, olumlu davranışların pekişmesine yardımcı olabilir.

Her çocuk farklıdır ve DEHB belirtileri değişkenlik gösterebilir. Ailelerin sabırlı olmaları, çocuklarının bireysel ihtiyaçlarına duyarlı bir şekilde yaklaşmaları önemlidir. Profesyonel destek almak, çocuğunuzun daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmasına yardımcı olabilir.

14 Mayıs 2021 Cuma

Sigara İçmenin Kas Ağrılarına Neden Olduğunu Biliyor Muydunuz?

 




Sigara İçmenin Kas Ağrılarına Neden Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Sigara içmek, çok yaygın bir bağımlılıktır. İçinde bulunan zararlı maddelerin insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri nedeniyle dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biridir. İnsan vücuduna olan zararları maalesef ki sayamayacağımız kadar fazla ve ölümcüldür. Kas ve kemik dokusuna ciddi zararlar veren sigara, genç  yaşlı her kesin ciddi derecede kas ağrısı çekmesine sebep oluyor. Sigara içenler içmeyenlere oranla iki kat daha fazla ağrı çekiyor. Eğer varsa fıtık ağrısı şiddetleniyor, doku ve organlar zarar görüyor, eklem ağrıları daha şiddetli yaşanıyor ve merkezi sinir sistemi yavaşlıyor.


Sigara bağımlılığı maalesef ki en etkili ve ölümcül toplumsal zehirlenme olayıdır. Geldiğimiz noktada günümüzde,  beş kişiden biri sigara bağımlısı. Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren etken madde nikotindir. Nikotin, tansiyonu yükseltir, kalp atışını hızlandırır ve kanın pıhtılaşma riskini arttırır. Sigara içmek uzun vadede damar sertliğine ve tıkanıklığına da neden olabilir. Damarlar esnek bir yapıya sahiptir ve bu kırılgan yapı sigara ile tahribata uğrar. Bu yapının bozulmasından dolayı kaslara kan pompalama akışı yavaşlar. Genel olarak da sigara tüketimi akciğerlerdeki oksijen kapasitenizi düşürür ve kişi daha çabuk yorulmaya başlar. Bunların yanı sıra, sigara içmenin kas ağrılarına neden olduğunu biliyor muydunuz? Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşımasına engel olur ve bunun sonucu sigara içenler kas ağrısı çekmeye başlar.


Sigara içtiğinizde ağrılarınızın artacağının farkında olmak, sigarayı bırakmak ya da hiç başlamamak için iyi bir nedendir. Sigaranın hem gözle görülen ve hissedilen hem vücuttaki zararları sizlerin yaşam kalitenizi düşürmektedir. Kendinize " Sigara benim sağlığımdan değerli mi?" sorusunu yöneltebilirsiniz. Çünkü sigaranın vücutta yarattığı ağrılar sebebiyle artık günlük işlerinizi bile yapmakta zorlanacaksınız. Sürekli olarak çektiğiniz eklem ağrılarının nedenini halâ bilmiyorsanız, sigaradan kaynaklı olabileceğini hatırlatmak isteriz.


Sabah hayatınızdan kalktığınızda yorgun uyanabilirsiniz, yürürken veya merdiven çıkarken zorlanabilirsiniz. Geceleri uykunuzu bölen eklem ağrıları yaşayabilirsiniz. Sizi sağlığınızdan ve yaşam kalitenizden alıkoyan sigara, bilimsel olarak kanıtlanmış birçok hastalığında nedenlerinden birisidir.

Sigara içmek aynı zamanda ruh sağlığınızı da etkilemektedir. Vücudunuzda hissettiğiniz ağrılar sebebiyle sürekli olarak mutsuz ve yorgun hissedeceksinizdir. Bu sebeplede ruh sağlığınız olumsuz etkilenir ve depresyon, anksiyete bozukluğu yaşayabilirsiniz.


Eğer bu yazıyı okuyorsanız, muhtemelen sigarayı bırakmaya düşünüyorsunuz demektir. Saydığımız belirtileri yaşıyor ve sigaradan kurtulmak istiyorsanız ve bunu tek başınıza başaramıyorsanız Mora Terapi'ye başvurabilirsiniz. Sigaradan kurtulmanın en kolay yolu kliniklerimizde uyguladığımız biorezonans yöntemidir. Biorezonans, hiçbir yan etkisinin olmadığı 30 yıldan fazla bir süredir kanıtlanmış ağrısız ve ilaçsız, biyolojik bir metottur ve hastalıklara neden olan yabancı frekansları vücudunuzdan atabilen bir yöntemdir.


Mora Terapi sigarayı bırakmada psikolojik bağımlılığa karşı da savaştığı için uzun vadeli sigara bırakmada başarılı sonuçlar elde etmiştir. Örneğin Mora Terapi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak sizlerin yaşadığı duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Türkiye Sigarayla En İyi Mücadele Eden Ülkeler Arasında



DSÖ'nün, 2015 yılı Küresel Tütün Salgını raporu yayımlandı. Türkiye, tütün kontrolü konusunda belirlenen düzenlemeleri en üst seviyede yerine getiren 7 ülkeden biri oldu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün, tütün kontrolüne yönelik üye ülkelerin aldığı önlemleri değerlendiren 2015 yılı Küresel Tütün Salgını raporuna göre, önlem alınmazsa 2030'da yılda 8 milyondan fazla kişi tütüne bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedecek.
Raporda, sadece 33 ülkenin tütün ve ürünlerine yönelik vergileri artırdığı, birçok ülkenin bu konuda yeteri kadar vergi uygulamadığı, bazı ülkelerde ise tütün ürünlerinden özel tüketim vergisi dahi alınmadığı ifade edildi.
Örgüt, raporunda sigara tüketimini azaltmanın ve sigarayı bıraktırmanın en etkili ve en ucuz yönteminin tütün ürünlerinden alınan verginin artırılması olduğuna dikkati çekti.

Türkiye, DSÖ'nün sigara tüketiminin azaltılması için tütün kontrolü konusunda belirlenen düzenlemelerini en üst seviyede yerine getiren 7 ülke arasında yer alıyor.

DSÖ'nün 2008 yılında tütün kontrolüne yönelik belirlediği 6 maddeden oluşan "MPOWER" paketindeki düzenlemeleri en üst seviyede yerine getiren diğer ülkeler ise Brezilya, İran, Madagaskar, Yeni Zelanda, Panama ve Uruguay.
Örgütün 6 basamaklı "MPOWER" paketindeki düzenlemeler ise şöyle:
''Tütün kullanımını ve koruyucu uygulamaları gözlemle, toplumu tütün dumanından koru, sigarayı bıraktırmaya yardım et, tütünün zararları konusunda kamuoyunu uyar, tütün reklam, tanıtım ve sponsorluğun yasaklanmasını destekle, tütün vergilerini artır.''

Tütüne bağlı hastalıkların halk sağlığını ciddi tehlikeye attığı belirtilen raporda, her 6 saniyede bir kişinin, yılda ise yaklaşık 6 milyon kişinin sigaradan hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

Tütün kullanımının kanser başta olmak üzere, kalp, diyabet, kronik solunum yolu gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara neden olduğu belirtilen raporda, 2012 yılında 70 yaş altı 16 milyon kişinin bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiği de hatırlatıldı.

http://www.ntv.com.tr/saglik/turkiye-sigarayla-mucadelede-ilk-7de,BZJw4xtePkqsCuEMOKUlag

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Sigaradan Kurtulmak İçin En Güzel Neden


Op.Dr. Aysın Akçay, gebelik döneminin bir anne adayı için sigaradan kurtulma çabasını en istikrarlı gösterip bu konudaki motivasyonunun en yüksek olabileceği zaman olduğunu söyledi. Hiçbir annenin bebeğinin sağlık sorunlarıyla dünyaya gelmesini istemeyeceğini anlatan Dr. Akçay, şöyle konuştu: "Anne adaylarının sigara bırakma konusunda en istikrarlı davranış ve tutum geliştirdikleri dönem olmasına rağmen birçok kadın sigarayı bu dönemde dahi bırakmada başarısızlık gösterir. Burada kontrol için başvurduğunuz hekiminize fazlasıyla görev düşüyor. Hekiminizden sigaranın kendinize ve daha sonra gebelik süresince bebeğinize verdiği tehlikeyi anlatmasını rica edin."
Birçok kadının gebelikte günde 5 sigaranın zararı olmadığını iddia ettiğini belirten Op.Dr. Aysın Akçay, bunun tamamen yanlış ve sakıncalı olduğunu söyledi. Op.Dr. Akçay, şöyle dedi: "İçtiğiniz sigara karnınızdaki bebeğinizin tüm damarlarında dolaşacak ve onun gelişimini ve fizyolojik yapısını tamamı ile etkileyecektir. Doğar doğmaz bir sürü risk ile küçücük bedenini karşı karşıya bırakmış olursunuz. Bilimsel çalışmalarla sigaranın doğmamış bebeğe zarar verdiği ortaya konmuştur. Pek çok çalışmada genetik nedenlere bağlı olmaksızın düşük hadisesinin 2 kat arttığı saptanmıştır. Doğan bebeklerin kiloları düşüktür. Bunun yanı sıra gebeliğin 16. haftasından önce sigarayı bırakanlarda bebeğin kilosu açısından sigara içmeyenlere göre fark saptanmaz. Keza sigara kullanan anne adaylarında erken doğum riski bariz olarak artar. Bu genellikle amnion zarlarının yırtılması ve suların erken gelmesi şeklinde olur. Sigara içen anne adaylarında gebelik komplikasyonlarından plasentanın aşağıda yerleşmesi ve erkenden ayrılması olasılıkları da artmış bulunur. Günde 20 den fazla sigara içenlerde anne karnında fetal ölüm oranı yüzde 62, yeni doğan ölümü ise yüzde 42 dolayında artış gösterir. Sigara içen anne adaylarının bebeklerinde daha sonrasında artmış alt solunum  yolu enfeksiyonu gözlenir." 
Bu durumun anne karnında sigaranın fetüsün solunum sistemine olan kötü etkilerinden kaynaklandığını söyleyen Jin. Op. Dr. Aysın Akçay, şöyle devam etti: "Pekçok çalışmada sigara tiryakisi annenin bebeğinde daha fazla nörolojik, anormal sekeller oluşmakta, okul başarıları ciddi anlamda düşmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda sigaranın plasentadan geçen kanserojen maddelerle lösemi, böbrek tümörü, lenfoma riskini arttırdığı saptanmıştır. Bu dönemde sigara tüketimini bırakmak için yapabileceğiniz en kolay şey düşünce gücüdür. Sigara kullanmayarak ekonomik kazancınızın ne olacağını hesaplayabilirsiniz. Sizi sigara kullanmanıza sebep olan çevresel nedenlerden uzak kalarak kendinizi olumlu yönde motive etmelisiniz. Her şey beyinde biter. Zekânız ve iradeniz ile yapamayacağınız hiç bir şey yok. Bunun için doktorunuzdan ve ailenizde tam destek isteyin. Sizin ve bebeğinizin geleceği için bu illetten bir an önce kurtulun ve sonrasındaki suçluluk duygusunu yaşamayın. Hamile olduğunuz andan itibaren sigaradan uzak durun. Sigara içen bir anne veya baba, her nefeste, aynı zamanda, bebeğini de zehirliyor. Bilim adamlarının, ebeveyni sigara içen bebeklerin idrarlarında, kansere neden olan kimyasallar bulunduğunu açıkladığını unutmayınız."

19 Haziran 2015 Cuma

Sigara Ağrı Kesicilerin Etkisini Azaltıyor

30 Mayıs - 2 Haziran tarihleri arasında Berlin’de yapılan “Euroanaesthesia” toplantısında (Avrupa Anestezi Kongresi) sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koyan bir araştırma sonucu açıklandı.


Her yıl düzenlenen Avrupa Anestezi Kongresi'nde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk ve arkadaşları tarafından bir grup hasta üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı. Yabancı basının oldukça ilgi gösterdiği sonuçlar, sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre ameliyat sırasında hiç sigara kullanmayanlara göre, sigara bağımlılarına \%33, pasif içicilere ise \%20 oranında daha fazla anestezi gerekiyor.

Araştırmanın, konuyla ilgili ortaya konan 2 çalışmadan biri olduğunu ve Avrupa basını tarafından oldukça ilgi gördüğünü ifade eden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk, "Sigaranın içerisinde insan hayatını etkileyen yaklaşık 4 bin madde bulunuyor. Bunların birçoğu kansere neden olan maddeler. Biz bu durumun anestezik maddelerimize karşı bir etkileşimi olup olmadığını merak ederek bu araştırmayı yaptık" dedi.

Araştırmanın yöntemine dair açıklamalarda bulunan Öztürk, "Araştırmamızı aynı cerrahi tedaviyi gören, yani aynı ağrı çeşidine sahip hastalarda yaptık. Böylece sınıflandırma azaldı. Bütün hastalarımızda eşit anestezi derinliğinin sağlanması için anestezi derinliğini ölçen özel bir cihazla ölçüm yaptık ve farklılıkları ortadan kaldırarak hepsinde eşit anestezi derinliği sağladık. Ameliyatın sonunda hastalardaki anestezik ve analjezik tüketimine baktık" şeklinde konuştu.

"Sonuçlarda farklılıklar gördük ve gruplara ayırdık. Bunu yaparken nikotinin insan vücudunda dönüştüğü kotin maddesini ölçtük" diyen Doç. Dr. Öztürk, "Sonuç olarak kotin maddesi kullanımına göre ayrılan gruplarda anestezi tüketiminin paralellik sağladığını gördük. Yani en fazla anestezi tüketimi sigara içenlerde, en az anestezi tüketimi sigara içmeyenlerde, sigaraya maruz kalanlar da sigara içenlere yakın derecede anestezi tüketimine ihtiyaç duyulduğunu gördük" diye konuştu.

Araştırmanın sonucu, sigaraya maruz kalan insanların da sigara bağımlılarına yakın miktarda anestezi tüketimine ihtiyaç duyduğunu gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Öztürk, "Bu çalışma sayesinde içenlerin yanında sigara dumanına maruz kalanların da sigaradan yüksek oranda etkilendiğini görmüş olduk" dedi.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/16/sigara-agri-kesicilerin-etkisini-azaltiyor?paging=5

9 Nisan 2015 Perşembe

Sigarayı Bırakmak ve Yenilenmek İçin Geç Değil!


7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası dolayısıyla Türkiye’deki sigara kullanım oranları masaya yatırıldı. Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu’nun açıklamalarına ve istatistiki verilere göre Türkiye’de sigara kullanım oranı %21 ile OECD ülkeleri sıralamasında hala çok aşağıda… Sağlıklı bir toplum ve refah bir ülke için uzmanlar sigarayı bırakmaya çağırıyor!

Türkiye’de 2003’te %32 olan sigara kullanım oranı son on yılda yapılan kampanyalar ve sigaranın zararları konusunda bilinçlendirme çalışmaları sayesinde %9’luk bir düşüşle %21 oranına geriledi. Rakamlar sigaraya karşı açılan savaşta başarılı olunduğunu gösterse de Türkiye yetişkinler arasında %21’lik kullanım oranıyla OECD ülkeleri sıralamasında hala alt sıralarda. OECD ülkeleri arasında %15'ten daha az bir oranla İsveç, İzlanda, Avustralya ve ABD günlük sigara içme düzeyi en düşük olan ülkeler sıralamasında önlerde yer alıyor.

Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çelikoğlu’nun açıklamasına göre sigaranın insan sağlığında yarattığı birçok tehlikenin içinde en büyüğü olarak KOAH hastalığı ön plana çıkıyor. Bir akciğer hastalığı olan KOAH amfizem ve kronik bronşiti kapsıyor. KOAH’nın en sık görülen belirtisi, akciğere giren ve akciğerden çıkan havayı nefes darlığına neden olacak derecede kısıtlamasıdır. Sigaranın neden olduğu KOAH, çalışma yaşındaki toplum kesimini çalışamaz hale getirerek ülkelerin ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle gelişmiş toplumlar sigara içme oranını düşürmek için çok büyük mücadeleler veriyorlar.

Sigarayı Bırakın!
Bir sigara tüketimi nedenli hastalık olan KOAH’ın ilerlemesini durdurmak için tek önlem sigarayı bırakmaktır. Diğer bütün tedaviler sadece hastalığın verdiği sıkıntıları geçici olarak azaltır.

20 yılda ortalama günde 1 paket sigara içen kişiler, 1 aya yakın bir zamandır öksürüyorlarsa (çoğunlukla bu sigara öksürüğü diye normal kabul edilir), balgam çıkartıyorlarsa ve her yıl kış aylarında sık tekrarlayan soğuk algınlıkları geçiriliyorsa, bu kişilerde KOAH başlıyor mu diye araştırılmalıdır. KOAH tetkikleri, basit bir "spirometri" tetkiki, düşük dansiteli akciğer bilgisayarlı tomografisi ve gerekirse "bronkoskopik teknikler, bronş lavajı sitolojisi” ile yapılmaktadır.

Sigara içmek sadece bir alışkanlık değildir, nikotin bağımlılığıdır. Nikotin, eroin ve kokain kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Çok güçlü bir bağımlılık olan nikotin bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Bağımlılığa yol açan mekanizma nasıl işliyor?

Sigaradan bir nefes çekilmesini takiben 10 saniye içinde nikotin beyne ulaşır.
Nikotin beyne ulaşır ulaşmaz keyif veren, konsantrasyonun ve hafıza yeteneklerinin artmasını sağlayan dopamin ve noradrenalin salımına yol açar.
Bu keyif verici etkiler, kişiyi sigara içmeye devam etmeye yönlendirir. Böylece kısa sürede nikotine bağımlılık gelişebilir.
Sürekli ve düzenli sigara içildiğinde, beyin nikotinin birçok etkisine tolerans geliştirir. Böylece beyin, normal fonksiyonlarını geliştirmek için, nikotine gereksinim duymaya başlar.
Nikotin düzenli alınmadığı zaman ise, “Nikotin Yoksunluk Sıkıntısı” ile karşılaşılır. Bu nikotin yoksunluk sıkıntıları, ortaya çıkan etkilerin önüne geçilmesi ya da onların üstesinden gelinebilmesi için, kişiyi sigara içmeye zorlar.


Sigarayı bırakmak için istemek yeterli mi?
İstekli olmak; sigarayı bırakabilmek için önemli olmakla beraber, tek başına yetersiz kalmaktadır. Bunun için destek tedaviler almak fiziksel ve psikolojik yıpranmanın önüne geçerek bağımlılıkla mücadelede başarı kazanma oranı çok yükseklere çıkarılabilir.

Sigarayı bırakmanın sağlığınız üzerindeki etkilerini anında hissedeceksiniz!

Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra;
 · Kan basıncı ve kalp atışları düzelir.

8 saat sonra;
 · Kandaki nikotin ve karbon monoksit seviyesi yarıya düşer.

24 saat sonra;
 · Karbonmonoksit vücuttan tamamen atılır. Akciğerler, sigaranın neden olduğu mukusu (balgam) temizlemeye başlar. Kalp krizi riski düşmeye başlar.

48 saat sonra;
 · Vücuttaki nikotin tamamen temizlenir.

72 saat sonra;
 · Nefes almak kolaylaşır. Enerji seviyesi yükselir.

2 ila 12 hafta sonra;
· Kan dolaşımı daha sağlıklı gerçekleşmeye başlar.

3 ila 9 ay sonra;
· Öksürük ve göğüsteki hırıltı azalır. Nefes alma sorunları iyileşir.

1 yıl sonra;
· Kalp hastalığı riski, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner.

10 yıl sonra;
 · Akciğer kanseri riski sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner. Kalp krizi riski ise, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

15 yıl sonra;
· Felç geçirme ve kalp krizi riski, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

Sigarayı bırakmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için atabileceğiniz en önemli adımdır.

http://www.kurtuluyorum.com/sigara-birakma.html

12 Şubat 2015 Perşembe

Sigara, Sarı Nokta Hastalığını Tetikliyor

Sigara tüketimi ise sarı nokta hastalığının gelişimini ve ilerlemesini tetikliyor. Dünyagöz Altunizade’den Prof. Dr. Hamdi Er, sarı nokta hastalığında sigara kullanımının göz sağlığına etkilerini paylaşarak, sigaranın zararlarına dikkat çekiyor.

Yediklerimizden içtiklerimize, soluduğumuz havadan yaşadığımız atmosfere kadar pek çok etken göz sağlığımızı tehdit ediyor. 50 yaşından sonra ortaya çıkan sarı nokta hastalığında ise sigara kullanımı hastalığın oluşumunda ciddi bir risk oluşturuyor. Dünyagöz Altunizade’den Prof. Dr. Hamdi Er genetik miras ve genleri kompleman faktörü içeren kişilerin sigara kullanmaması gerektiğini belirterek, sigaranın sarı nokta hastalığı riskini 2-4 kat artırdığını söylüyor.

Sigara retinayı koruyan antioksidanları azaltıyor

Dünyada yaklaşık 30 milyon kişinin sarı nokta hastası olduğu tahmin ediliyor. Son yıllarda hastalığın görülme sıklığında artış olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er, “Her sene sarı nokta hasta sayısının ciddi anlamda arttığını görüyoruz. Cisimleri, çizgileri eğri ve kırık görme, görme kalitesinde bozulma ve renk görmede bozukluk gibi etkileri olan bu hastalık, ilerleyen aşamalarda görme kaybına da neden olabiliyor.” Sarı nokta hastalığında sigara kullanımının büyük bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er, sigaranın retinayı koruyan önemli bir antioksidan olan lutein’in emilimini azalttığını, sigara kullanımında hatta sigara içilen ortamlarda bile bulunmanın lutein düzeyini düşürdüğünü böylelikle hastalığın riskinin arttığının altını çiziyor.

Sigarayı bırakmak hastalık riskini azaltıyor

Sigarayı bırakmanın sarı nokta hastalığına yakalanma riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Prof. Dr. Hamdi Er, sigarayı bırakan kişilerin belli bir süre sonra sigara kullanmayanlarla aynı düzeye geldiğini ve hastalığın gelişme riskini azalttığını ifade ediyor.

İki tip sarı nokta hastalığı bulunuyor

Sarı nokta hastalığının yaşam kalitesini düşürerek kişiyi sosyal yaşantıdan uzaklaştırabileceğini belirten Prof. Dr. Hamdi Er hastalığın kuru ve yaş olmak üzere iki tipi olduğunu söylüyor. Hastaların yüzde 10’unu oluşturan yaş tipinin görme kaybının yüzde 90’ına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er hastalığın daha yavaş ilerleyen kuru tipinin henüz bilinen tam bir tedavisi olmadığını söylerken, vitamin, mineral, lutelin, balık yağı ve antioksidanların hastalığın ilerlemesini azaltma da ciddi etkileri olduğunun altını çiziyor.

Hastalığının yaş tipinde ise göz içine yapılan enjeksiyon tedavilerinin uygulandığını ve yakın takibinin öneminin altını çizen Prof. Dr. Hamdi Er “Yeni damar oluşumunu tetikleyen nedenleri uzun süre baskılamak için ayda bir enjeksiyonu tekrarlamak gerekiyor. Hastalığın nüks etme riski olduğu için yakın takip oldukça önemli. “ diyor. Sınırlı vakalarda fotodinamik tedavi yöntemine de başvurduklarını belirten Prof. Dr. Hamdi Er, fotodinamik tedavinin ilaçla birlikte yapılan bir lazer tedavisi olduğunu ve amacın hastalık nedeniyle yeni oluşan damarları tıkamak olduğunu sözlerine ekliyor.
http://www.milliyet.com.tr/sigara-sari-nokta-hastaligini-pembenar-detay-genelsaglik-2012007/

27 Ocak 2015 Salı

Solunum Yolu Hastalıkları Artıyor

Havaların soğumasıyla artan kömür kullanımı hava kirliliği sorununu beraberinde getiririrken, Dünya sağlık Örgütü'nün (WHO) raporuna göre Türkiye'nin neredeyse tamamı zehir soluyor. Hava kirliliğine uzun süre maruz kalınması, ağır bir solunum hastalığı olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) için de önemli bir tehdit oluşturuyor.


 WHO verilerine göre Türkiye’nin 6 ilinde hava kirliliği, eşik değer olan 20 µg/metreküpün oldukça üzerinde. Hatta bazı illerde 100 birimin bile üzerine çıkıyor. Iğdır, Batman, Afyon, Osmaniye, Gaziantep ve Siirt, hava kirliliğinin en yüksek olduğu iller sıralamasında başı çekerken, İstanbul’un da aralarında bulunduğu diğer illerde de durum pek parlak değil. Öyle ki İstanbul, Sivas ve Bayburt’ta kirlilik, 48 birim olarak ölçülürken, Elazığ, Çankırı ve Şırnak’ta 46, Amasya’da 43, Yalova ve Tunceli’de 41, Samsun’da 39, Sinop’ta 38, Artvin’de 34, Eskişehir ve Tokat’ta ise 31 birim olarak tespit ediliyor.

Bursa’da tehlike had safhada

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinden yayınladığı veriler de bu korkutucu gelişmeyi belgeledi. Bursa'da hava kirliliği özellikle yılın ilk günlerinde çok ciddi bir boyuta da ulaştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın verilerine göre insan sağlığını tehdit eden parçacık maddelerin (PM10) günlük ortalaması Bursa’da Dünya Sağlık Örgütü'nün güvenli bulduğu günlük limitin 6 katını ulaşırken, bu oran Aralık ayı sonunda ise 10 katına çıktı.

Solunum yolu hastalıkları artıyor

Hava kirliliğindeki artış KOAH gibi solunum yolu hastalıklarının da artmasına neden oluyor. Dünyada milyonlarca insanı etkileyen, Türkiye’de ise her yıl binlerce insanın ölümüne yol açan KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı nefes darlığı ile kendisini gösteriyor. Sigaranın yanı sıra, bitkisel ve hayvansal kaynaklı yakıtlar gibi zararlı maddelerin uzun süreli solunmasına bağlı olarak akciğer ve hava yollarında oluşan KOAH, öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi temel belirtilerle başlıyor. KOAH alevlenmesi olarak adlandırılan, hastaların nefes alıp vermeyle ilgili sorunlarının tıbbi müdahale gerektirecek kadar arttığı dönemler ise erken tanı ve doğru tedavi ile azaltılabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre görülme sıklığı açısından KOAH tüm hastalıklar içinde 4’üncü sırada bulunuyor ve her yıl 3 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 26 bin hasta KOAH nedeni ile yaşamını yitiriyor.

Zaman içinde yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetlerle karşılaşan KOAH hastalarında ileri dönemlerde ise kanın yeterince oksijenlenememesi sonucunda parmak uçları, dil, dudaklar ve kulak memeleri mavi-mor renk alıyor. Ağır hastalarda kandaki karbondioksitin atılamamasına bağlı olarak uykuya eğilim artıyor. 1 Yılda yaklaşık 1 ila 4 kez ortaya çıkan KOAH alevlenmelerinde ise nefes darlığı, öksürük ve balgam miktarında artış görülüyor. Büyük ölçüde bakteriyel enfeksiyonlar (yüzde 70 – 75) ve virüsler (yüzde 20 – 25) nedeniyle ortaya çıkan alevlenmelerin önlenmesi için KOAH hastalarının doktor gözetiminde her yıl Eylül-Ekim aylarında grip aşısı ve 5-10 yılda bir pnömoni (zatürre) aşısı yaptırmaları öneriliyor.

16 Ocak 2015 Cuma

Sigara İçiyorsanız Mesane Kanserinden Korkun!

Mesane kanseri önlem alınmazsa öldürücü olabilen bir hastalıktır. Mesane kanserinin bilinen en önemli belirtisinin kanlı idrar olduğunu belirten Kastamonu Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr.Kadir Önem hastalığın risk faktörü sigaradan da uzak durulması gerektiğini ifade ediyor.
Mesane kanseri olan hastaların çoğunun sigara içicisi olduğunu biliyoruz. Öncelikle kesinliği kanıtlanmış olan sigaradan uzak durarak mesane kanserini önleyebiliriz.  Mesane kanseri tanısı konulan ve tedavi edilen hastalarda dahi sigara içiciliğinin bırakılması kanserin tekrarlamaması açısından oldukça önemlidir. Sadece sigara içmek değil sigara içilen bir ortamda sigara dumanını solumak dahi sakıncalıdır bu nedenle sigara içilen ortamlarda bulunmaktan kaçınmalıyız. Diğer bir sakınılması gereken madde arseniktir. Sudaki arsenik miktarının azaltılması ile mesane kanserlerinin sıklığının azaldığı bazı ülkelerde gösterilmiştir.

Meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan vitaminlerin de mesane kanserini önlediği ve koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle bol miktarda meyve sebze tüketmeliyiz. Bunun yanı sıra yüksel kolesterollü besinlerle beslenmenin ise mesane kanseri riskini artırdığı bilinmekte. Bu nedenle yüksek kolesterollü besinlerden de mümkün olduğunca uzak durmalı ve kan kolesterol düzeyimizi düzenli aralıklarla ölçtürmeliyiz.


Mesane kanserinden koruyucu etkisi olan ve her yerde rahatlıkla bulabileceğimiz bir diğer madde ise sudur.  Sürekli sıvı almak idrar torbasını zararlı maddelere maruz kalmaktan koruyacağı için bol su tüketmeliyiz.
...
Yazının tamamı için:
http://www.milliyet.com.tr/sigara-iciyorsaniz-mesane-kanserinden-korkun--pembenar-detay-genelsaglik-1338434/

22 Aralık 2014 Pazartesi

Sigara İçmek Görme Kaybına Sebep Olabilir!

Katarakt gözün merceğini şeffaflığının bozulmasıdır 60 yaş üstünde oldukça sık görülür 80 yaşındaki insanların en az  %50 sinde katarakt vardır veya opere olmuştur.Sigara içmek ciddi şekilde katarakta yakalanma riskini artırır bu normal insanlara göre 2 kat daha fazladır ve sigara içmeye devam ettikçe risk artar.

Sigara ve  Makula Dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı)
Makula (sarı nokta) retina tabakasında (ağ tabaka) görme hücrelerinden en yoğun bölge olup, aynı zamanda keskin ve kaliteli görmeyi sağlayan retina bölgesidir. Makula bölgesindeki görme hücreleri ışıklı ortamda renkli görme ve keskin görmeden sorumludurlar. Sarı Nokta Hastalığı, diğer adıyla Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (YBMD), Dünya sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünyada görme kaybıyla sonuçlanan görme bozuklukları arasında %8.7’lik oranla 3. sırada yer almaktadır.

Gelişmiş ülkelerde görme kaybının en büyük nedeni olarak bilinen sarı nokta hastalığı,  50 yaş ve üzeri yetişkinlerde görülen kronik ve ilerleyici bir göz hastalığıdır. Sarı nokta hastalığında erken teşhis, tedavi ve düzenli kontrol, görmenizin korunması ve iyileştirilmesi açısından çok önemlidir. Sarı nokta hastalığı (YBMD) tek gözde ya da iki gözde birden oluşabilir. Eğer bir gözünüzde YBMD varsa, diğer gözünüzde YBMD gelişmesi olasılığı 5 yıl içinde %50’dir. Kuru tip YBMD genellikle iki gözde birden oluşur, ancak bir göz etkilenmemiş görünürken diğer gözde görme kaybedilebilir.Bu nedenle görmenizin izlenmesi önemlidir.

Çalışmalar sigara içenlerde sarı nokta hastalığı riskinin sigara içenlerde içmeyenlere göre 3 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. 80 yaş üstü kadınlarda bu risk 5-6 kata kadar çıkmaktadır. Hangi yaşta olursa olsun sigarayı kesmek hastalık riskini azaltmakta ve prognozda belirgin iyileşme yapmaktadır.  


Sigara ve Diyabetik Göz Hastalıkları

Diabetik retinopati   göz damarlarının bozukluğu ile ortaya çıkan gözde kanama, beslenme bozukluğu ve görme kaybı ile sonuçlanan bir hastalıktır sigara içenlerde bu risk ve hastalığın ilerleme hızı 2 kat artmaktadır. Sigara sadece gözde değil diğer diabet komplikasyonlarının oluşumunu da hızlandırır. Sigara içenlerde körlük oranı normal kişilere göre 4 kat daha fazladır.
http://www.milliyet.com.tr/sigara-icenler-gozlerini-pembenar-detay-genelsaglik-1985200/

6 Kasım 2014 Perşembe

Sigara Dumanı Kilo Aldırıyor


ABD'deki Brigham Young Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, sigara dumanına maruz kalanların metabolizmasının değişebileceğini gösterdi. Bilim adamları, laboratuvarda kobayları sigara dumanına maruz bıraktı ve hayvanların metabolizmasını inceledi.
Dumana maruz kalan farelerin kilo aldığını gören bilim adamları, dumanın hücre yapısını değiştiren seramid adlı molekülü tetiklediğini, hücrenin normal işlevinin bozulmasına ve insüline verdiği tepkinin değişmesine yol açtığını saptadı.
Bilim adamlarından Benjamin Bikman, sigara içen bir kişiyle yaşayanların, özellikle çocukların, kalp-damar hastalıklarına yakalanma ve metabolizmayı etkileyen sorunlar yaşama riskinin arttığına dikkati çekti. Bikman, dumana maruz kalmanın insülin direncini artırdığını, bu durumun da vücudun daha fazla insülin istemesine ve şişmanlığa yol açtığını vurguladı. Seramid molekülünü engelleyen bir amino asitle tedavi edilen farelerin şişmanlamadığını belirleyen Bikman ve ekibi bir sonraki aşamada bu mekanizmanın insanlarda da işe yarayıp yaramadığının araştırılacağını belirtti.
Tiryakiler konusundaysa Bikman, "Sigarayı bırakmalılar. Belki sevdiklerine zarar verdiklerini gösteren araştırmanın sonuçları onları harekete geçirebilir" ifadesini kullandı.
Araştırmanın sonuçları "American Journal of Physiology: Endocrinology and Metabolism" dergisinde yayımladı.