sigarayı bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sigarayı bırakmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2018 Perşembe

SİGARADAN KURTULMAK İÇİN NEDEN MORA TERAPİ


Sigara bağımlılık yapıcı bir madde olması ve erişiminin kolay olması nedeniyle tüm dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. İnsan sağlığı başta olmak üzere, sosyal ve ekonomik olarak da baş etmesi zor bir bağımlılıktır.

Sigara içinde en tehlikelileri arsenik (fare zehri), karbon monoksit (ekzos gazı), benzin, kadmiyum (akü metali), hidrojen siyanid (gaz odaları zehri), toluen (tiner), amonyak, nikotin, naftalin (güve kovucu) ve propilen glikol olmak üzere 4000’in üzerinde kanserojen, toksik ve bağımlılık yapıcı madde bulunmaktadır.


Sigaranın vücutta, damarların zamanla daralmasına ve tüm dokulara gelen kan ve oksijen miktarının azalmasına sebep olur. Sigaranın içindeki yabancı maddeler dokularda irritasyon ve hasar oluşturur. Aynı zamanda cildin yeteri kadar beslenmesini engelleyerek erken yaşlanmanıza sebep olur. Bulunduğunuz ortamlarda kötü ve ağır koku olması, dişlerde kirli ve pis görünüm ve dişeti hastalıkları, ağız ve yutakta tat alma eksikliği, ağız, yutak, gırtlak, nefes borusu, akciğer, mide , yemek borusu, pankreas, rahim, mesane kanseri riskinde artma, kalp ve damarların görmüş olduğu zarar ve tahribattan dolayı kalp krizi, tansiyon yükselmesi, beyinde felç, ileri yaşta bunama (Alzheimer), gözlerde katarakt ve ileri yaşta körlük, koku almada azalma, kronik bronşit ve amfizem gibi tıkayıcı akciğer hastalıkları, mide ve yemek borusunda kanama, ülser, iktidarsızlık, döllenme yetersizliği, ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda zayıflama, kemik erimesi gibi birçok sağlık sorununa sebep olabilmektedir. Ayrıca yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma da oluşturmaktadır.

Sigara kullanımı ve bağımlılığının tedavisi konusunda ABD Sağlık Bakanlığı tarafından 2008 yılı klinik uygulama kılavuzunda, nikotin içeren ilaçlar (nikotin sakızı, nikotin bandı, nikotin inhaler, nikotin pastili), Bupropiyon ve Varanikline, Nortrpitilin ve Clonidin sigara bırakmada etkisi kanıtlanmış ilaçlar olarak yer almıştır.


Mora Terapinin Sigara Bırakmada Etkisi


Son 10 yıldır ülkemizde Mora Terapi ile sigara bırakma tedavisi uygulanmaya başlanmıştır. Mora-Biorezonans yöntemi ilk kez 1970’li yıllarda Alman doktor Franz Morell tarafından kullanılmaya başlanmış olan ve vücuda maddelere özgü zayıf elektromanyetik frekanslar yoluyla müdahaleyi amaçlayan ve bu amaçla üretilmiş tıbbi cihazlar yardımıyla yapılan bir bütünsel tıp yöntemidir. Bu tedavinin birçok farklı endikasyonlarda kullanılabileceği gösterilmiş olsa da; son yıllarda, özellikle bağımlılıklar konusundaki kullanımı yaygınlaşmıştır.

Mora Terapi, içtiğiniz sigaradan alınan elektromanyetik titreşimlerin biorezonans yöntemiyle vücuttan silinmesi işlemidir. Biorezonans birbirinin ayna görüntüsü-tersi olan iki titreşimin birbirini yok edeceği bilgisinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. Bu tedavi bağımlılıklarda kullanıldığında fiziksel bağımlılık üzerinde etkili olmakta ve bağımlılık yapan maddeye ihtiyaç belirgin olarak azalmaktadır. Mora-Terapi seansının sonucu, sigara içme isteğinizin terapinin hemen sonrasında hissedeceğiniz şekilde ve kalıcı olarak azalmasıdır. Tedavi sonrası sigara eskisi gibi zevk vermez hale gelecektir.

Yapılan işlem bir yandan da tütünün içinde bulunan ve vücudunuzda birikmiş olan zehirli maddelerin vücudunuzdan hızla atılmasını sağlamaktadır. Vücuttan atılma işlemi sırasında hastanın üzerine düşen, terapi öncesi ve sonrasında bol bol su içmek, her gün sıcak duş almak ve haftada 1 gün hamam, sauna vs gibi yöntemler yardımıyla detoksifikasyonu hızlandırmaktır.

Mora terapiyi diğer sigara bırakma yöntemlerinden ayıran en büyük farklar, terapi sırasında sadece sigara frekansları silinmekle kalmaz aynı zamanda, vücutta birikmiş olan toksinler vücuttan uzaklaştırılmış olur. Bunun yanında vücudun sağlıklı frekansları cihaz tarafından filtrelenerek yükseltilir, sağlıksız frekanslar ise ters çevrildikten sonra vücuda geri verilir. Bu şekilde vücudun genel sağlık durumu da dengelenmiş olur. Her seansta yapılan renk terapileri sayesinde de sigarayı bırakma evresinde meydana gelebilecek duygu durumdaki dalgalanmaların kontrol altına alınabilmesi sağlanır.




19 Temmuz 2016 Salı

Sağlıklı bir nefes hiç bu kadar yakın olmamıştı


İçerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigara yıllardır insanlığın en büyük sorunlarından biri. Hem fiziksel hem psikolojik olarak bağımlılık durumu yaratan sigara; akciğer, kalp, damar, solunum yolları gibi pek çok sağlık sorununun ilk sebebi. Genellikle sigarayı istediği zaman bırakabileceğini söyleyen kullanıcılar aslında bunun küçük bir kandırmaca olduğunun kendileri de farkında.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre dünya ülkelerinin birçoğunda en çok rastlanan ve en çok ölüme yol açan nedenler arasında ilk sırayı sigaranın yol açtığı akciğer kanseri alıyor. Son 40 yılda yüzde 250 oranında artış gösteren akciğer kanserine sadece ABD'de her yıl 160 bin kişi yakalanıyor. Türkiye'de ise her yıl 30-40 bin kişide akciğer kanseri görülüyor.

Fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki yönlü bağımlılık teşkil eden sigarayı bırakmada etkili olan yöntem olan Mora Terapi Nobel Ödüllü Kuantum Fiziğine dayanıyor. Vücudumuzdaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleşmesinden yola çıkan Mora Terapi, bağımlılığa neden olan maddeyi vücuttan tamamen silerek vücudu eski sağlıklı haline döndürüyor.


Mora Terapi sigara bırakma tedavisi, bağımlılık yapan maddenin yaydığı kendine özel frekansın bilgisini özel bir teknolojik yöntemle ters çevrilerek bu bilgi tekrar vücuda aktarıyor. Bu şekilde bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi kişinin bedensel hafızasından silinmiş oluyor. Tedavide kullanılan özel frekanslar kişinin duyguları ile sigara arasında oluşan bağı da değiştiriyor. Sigarayı bırakma seanslarından sonra kişiler sigaraya karşı isteksizlik duymaya başlıyor ve böylece bağımlılık ortadan kalkıyor. Mora Terapi'de geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ile madde ile duygu arasındaki elektromanyetik bilgi bütünlüğü kırılıyor.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Türkiye Sigarayla En İyi Mücadele Eden Ülkeler Arasında



DSÖ'nün, 2015 yılı Küresel Tütün Salgını raporu yayımlandı. Türkiye, tütün kontrolü konusunda belirlenen düzenlemeleri en üst seviyede yerine getiren 7 ülkeden biri oldu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün, tütün kontrolüne yönelik üye ülkelerin aldığı önlemleri değerlendiren 2015 yılı Küresel Tütün Salgını raporuna göre, önlem alınmazsa 2030'da yılda 8 milyondan fazla kişi tütüne bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybedecek.
Raporda, sadece 33 ülkenin tütün ve ürünlerine yönelik vergileri artırdığı, birçok ülkenin bu konuda yeteri kadar vergi uygulamadığı, bazı ülkelerde ise tütün ürünlerinden özel tüketim vergisi dahi alınmadığı ifade edildi.
Örgüt, raporunda sigara tüketimini azaltmanın ve sigarayı bıraktırmanın en etkili ve en ucuz yönteminin tütün ürünlerinden alınan verginin artırılması olduğuna dikkati çekti.

Türkiye, DSÖ'nün sigara tüketiminin azaltılması için tütün kontrolü konusunda belirlenen düzenlemelerini en üst seviyede yerine getiren 7 ülke arasında yer alıyor.

DSÖ'nün 2008 yılında tütün kontrolüne yönelik belirlediği 6 maddeden oluşan "MPOWER" paketindeki düzenlemeleri en üst seviyede yerine getiren diğer ülkeler ise Brezilya, İran, Madagaskar, Yeni Zelanda, Panama ve Uruguay.
Örgütün 6 basamaklı "MPOWER" paketindeki düzenlemeler ise şöyle:
''Tütün kullanımını ve koruyucu uygulamaları gözlemle, toplumu tütün dumanından koru, sigarayı bıraktırmaya yardım et, tütünün zararları konusunda kamuoyunu uyar, tütün reklam, tanıtım ve sponsorluğun yasaklanmasını destekle, tütün vergilerini artır.''

Tütüne bağlı hastalıkların halk sağlığını ciddi tehlikeye attığı belirtilen raporda, her 6 saniyede bir kişinin, yılda ise yaklaşık 6 milyon kişinin sigaradan hayatını kaybettiğine dikkat çekildi.

Tütün kullanımının kanser başta olmak üzere, kalp, diyabet, kronik solunum yolu gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara neden olduğu belirtilen raporda, 2012 yılında 70 yaş altı 16 milyon kişinin bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiği de hatırlatıldı.

http://www.ntv.com.tr/saglik/turkiye-sigarayla-mucadelede-ilk-7de,BZJw4xtePkqsCuEMOKUlag

19 Haziran 2015 Cuma

Sigara Ağrı Kesicilerin Etkisini Azaltıyor

30 Mayıs - 2 Haziran tarihleri arasında Berlin’de yapılan “Euroanaesthesia” toplantısında (Avrupa Anestezi Kongresi) sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koyan bir araştırma sonucu açıklandı.


Her yıl düzenlenen Avrupa Anestezi Kongresi'nde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk ve arkadaşları tarafından bir grup hasta üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı. Yabancı basının oldukça ilgi gösterdiği sonuçlar, sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre ameliyat sırasında hiç sigara kullanmayanlara göre, sigara bağımlılarına \%33, pasif içicilere ise \%20 oranında daha fazla anestezi gerekiyor.

Araştırmanın, konuyla ilgili ortaya konan 2 çalışmadan biri olduğunu ve Avrupa basını tarafından oldukça ilgi gördüğünü ifade eden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk, "Sigaranın içerisinde insan hayatını etkileyen yaklaşık 4 bin madde bulunuyor. Bunların birçoğu kansere neden olan maddeler. Biz bu durumun anestezik maddelerimize karşı bir etkileşimi olup olmadığını merak ederek bu araştırmayı yaptık" dedi.

Araştırmanın yöntemine dair açıklamalarda bulunan Öztürk, "Araştırmamızı aynı cerrahi tedaviyi gören, yani aynı ağrı çeşidine sahip hastalarda yaptık. Böylece sınıflandırma azaldı. Bütün hastalarımızda eşit anestezi derinliğinin sağlanması için anestezi derinliğini ölçen özel bir cihazla ölçüm yaptık ve farklılıkları ortadan kaldırarak hepsinde eşit anestezi derinliği sağladık. Ameliyatın sonunda hastalardaki anestezik ve analjezik tüketimine baktık" şeklinde konuştu.

"Sonuçlarda farklılıklar gördük ve gruplara ayırdık. Bunu yaparken nikotinin insan vücudunda dönüştüğü kotin maddesini ölçtük" diyen Doç. Dr. Öztürk, "Sonuç olarak kotin maddesi kullanımına göre ayrılan gruplarda anestezi tüketiminin paralellik sağladığını gördük. Yani en fazla anestezi tüketimi sigara içenlerde, en az anestezi tüketimi sigara içmeyenlerde, sigaraya maruz kalanlar da sigara içenlere yakın derecede anestezi tüketimine ihtiyaç duyulduğunu gördük" diye konuştu.

Araştırmanın sonucu, sigaraya maruz kalan insanların da sigara bağımlılarına yakın miktarda anestezi tüketimine ihtiyaç duyduğunu gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Öztürk, "Bu çalışma sayesinde içenlerin yanında sigara dumanına maruz kalanların da sigaradan yüksek oranda etkilendiğini görmüş olduk" dedi.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/16/sigara-agri-kesicilerin-etkisini-azaltiyor?paging=5

9 Nisan 2015 Perşembe

Sigarayı Bırakmak ve Yenilenmek İçin Geç Değil!


7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası dolayısıyla Türkiye’deki sigara kullanım oranları masaya yatırıldı. Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu’nun açıklamalarına ve istatistiki verilere göre Türkiye’de sigara kullanım oranı %21 ile OECD ülkeleri sıralamasında hala çok aşağıda… Sağlıklı bir toplum ve refah bir ülke için uzmanlar sigarayı bırakmaya çağırıyor!

Türkiye’de 2003’te %32 olan sigara kullanım oranı son on yılda yapılan kampanyalar ve sigaranın zararları konusunda bilinçlendirme çalışmaları sayesinde %9’luk bir düşüşle %21 oranına geriledi. Rakamlar sigaraya karşı açılan savaşta başarılı olunduğunu gösterse de Türkiye yetişkinler arasında %21’lik kullanım oranıyla OECD ülkeleri sıralamasında hala alt sıralarda. OECD ülkeleri arasında %15'ten daha az bir oranla İsveç, İzlanda, Avustralya ve ABD günlük sigara içme düzeyi en düşük olan ülkeler sıralamasında önlerde yer alıyor.

Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çelikoğlu’nun açıklamasına göre sigaranın insan sağlığında yarattığı birçok tehlikenin içinde en büyüğü olarak KOAH hastalığı ön plana çıkıyor. Bir akciğer hastalığı olan KOAH amfizem ve kronik bronşiti kapsıyor. KOAH’nın en sık görülen belirtisi, akciğere giren ve akciğerden çıkan havayı nefes darlığına neden olacak derecede kısıtlamasıdır. Sigaranın neden olduğu KOAH, çalışma yaşındaki toplum kesimini çalışamaz hale getirerek ülkelerin ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle gelişmiş toplumlar sigara içme oranını düşürmek için çok büyük mücadeleler veriyorlar.

Sigarayı Bırakın!
Bir sigara tüketimi nedenli hastalık olan KOAH’ın ilerlemesini durdurmak için tek önlem sigarayı bırakmaktır. Diğer bütün tedaviler sadece hastalığın verdiği sıkıntıları geçici olarak azaltır.

20 yılda ortalama günde 1 paket sigara içen kişiler, 1 aya yakın bir zamandır öksürüyorlarsa (çoğunlukla bu sigara öksürüğü diye normal kabul edilir), balgam çıkartıyorlarsa ve her yıl kış aylarında sık tekrarlayan soğuk algınlıkları geçiriliyorsa, bu kişilerde KOAH başlıyor mu diye araştırılmalıdır. KOAH tetkikleri, basit bir "spirometri" tetkiki, düşük dansiteli akciğer bilgisayarlı tomografisi ve gerekirse "bronkoskopik teknikler, bronş lavajı sitolojisi” ile yapılmaktadır.

Sigara içmek sadece bir alışkanlık değildir, nikotin bağımlılığıdır. Nikotin, eroin ve kokain kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Çok güçlü bir bağımlılık olan nikotin bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Bağımlılığa yol açan mekanizma nasıl işliyor?

Sigaradan bir nefes çekilmesini takiben 10 saniye içinde nikotin beyne ulaşır.
Nikotin beyne ulaşır ulaşmaz keyif veren, konsantrasyonun ve hafıza yeteneklerinin artmasını sağlayan dopamin ve noradrenalin salımına yol açar.
Bu keyif verici etkiler, kişiyi sigara içmeye devam etmeye yönlendirir. Böylece kısa sürede nikotine bağımlılık gelişebilir.
Sürekli ve düzenli sigara içildiğinde, beyin nikotinin birçok etkisine tolerans geliştirir. Böylece beyin, normal fonksiyonlarını geliştirmek için, nikotine gereksinim duymaya başlar.
Nikotin düzenli alınmadığı zaman ise, “Nikotin Yoksunluk Sıkıntısı” ile karşılaşılır. Bu nikotin yoksunluk sıkıntıları, ortaya çıkan etkilerin önüne geçilmesi ya da onların üstesinden gelinebilmesi için, kişiyi sigara içmeye zorlar.


Sigarayı bırakmak için istemek yeterli mi?
İstekli olmak; sigarayı bırakabilmek için önemli olmakla beraber, tek başına yetersiz kalmaktadır. Bunun için destek tedaviler almak fiziksel ve psikolojik yıpranmanın önüne geçerek bağımlılıkla mücadelede başarı kazanma oranı çok yükseklere çıkarılabilir.

Sigarayı bırakmanın sağlığınız üzerindeki etkilerini anında hissedeceksiniz!

Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra;
 · Kan basıncı ve kalp atışları düzelir.

8 saat sonra;
 · Kandaki nikotin ve karbon monoksit seviyesi yarıya düşer.

24 saat sonra;
 · Karbonmonoksit vücuttan tamamen atılır. Akciğerler, sigaranın neden olduğu mukusu (balgam) temizlemeye başlar. Kalp krizi riski düşmeye başlar.

48 saat sonra;
 · Vücuttaki nikotin tamamen temizlenir.

72 saat sonra;
 · Nefes almak kolaylaşır. Enerji seviyesi yükselir.

2 ila 12 hafta sonra;
· Kan dolaşımı daha sağlıklı gerçekleşmeye başlar.

3 ila 9 ay sonra;
· Öksürük ve göğüsteki hırıltı azalır. Nefes alma sorunları iyileşir.

1 yıl sonra;
· Kalp hastalığı riski, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner.

10 yıl sonra;
 · Akciğer kanseri riski sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner. Kalp krizi riski ise, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

15 yıl sonra;
· Felç geçirme ve kalp krizi riski, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

Sigarayı bırakmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için atabileceğiniz en önemli adımdır.

http://www.kurtuluyorum.com/sigara-birakma.html

2 Mart 2015 Pazartesi

Sağlığımızın Düşmanları

Ara sıra kullanım ile başlayan bu zararlı maddeler, zamanla bağımlılığa neden olmakta ve pek çok hastalığı da beraberinde getirebilmektedir. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, “1-7 Mart Yeşilay Haftası” öncesinde sigara ve Alkolün sağlığa zararları hakkında bilgi verdi.


Yarattığı riskleri bilin

Sigara ve alkol tüketimi bağışıklık sistemini zayıflatan ve hastalıklara karşı savunmasız bırakan başlıca nedenlerdir. Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam süresi için bu zararlı ikiliyi hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor.

Sigara diyabetten kansere pek çok hastalığa yol açıyor

Çalışmalar, sigaraya erken yaşta başlamanın hastalıklar oluşması açısından en önemli nedeni olduğu göstermektedir. Sigara tüketimi başta akciğer, ağız, pankreas olmak üzere birçok kanser türünün en önemli sebebidir. Sigara içmek, vücudun insülin salgılamasını yok ederek zamanla şeker hastalığına yol açabilmektedir.

Kadın ve erkek için en önemli risk kaynağı

Düzenli sigara içilmesi, deri yapısını bozmakta ve kırışıklıklara yol açmaktadır. Sigara içen kadınlarda, beklenenden 5-10 yıl daha erken menopoz görülebilmektedir. Bu, kemiklerin erken erimesine neden olur. Yine sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Sigara aynı zamanda hem erkek hem de kadının çocuk sahibi olamama riskini 3 kat artırmaktadır.

Sigara akciğeri, alkol karaciğeri harap ediyor

Sigara; akciğer, meme, pankreas ve kolon kanseri riskini artırmaktadır. Alkol tüketimi de karaciğer hücrelerinde yağlanmaya, siroz hastalığına sebep olabilmektedir. Dışarıdan gelecek zararlı maddeleri zararsız hale getirmeye uğraşan karaciğer, alkolü zararsız hale getirmek için fazla çalışır ve zamanla yorularak görevini yerine getiremez duruma gelebilir.


Kalp sağlığının iki düşmanı alkol-sigara

Sigara, kan basıncında artışa, solunum yetersizliklerine, kanda pıhtılaşma eğilimine, iyi kolesterol seviyesinin düşmesine, damar sertliğine yol açarak kalp sağlığını tehlikeye sokar. Yine alkolde kalp sağlığının düşmanlarından biridir. Alkol tüketimi kalp ve cilt damarlarını genişletir, kalbin çalışma hızını artmasına, kan dolaşım düzenini bozmaya, damarların sertleşmesine, tansiyonun artmasına sebep olabilmektedir.

Alkol bir çeşit uyuşturucudur

Alkolün fazla tüketimi ile zihni bulandırarak sağlıklı düşünememeye sebep olmaktadır. Alkol sinir hücrelerine de etki eder. Sinir hücreleri, alkole karşı hassastır ve zamanla zedelenerek el titremeleri, tikler, felçler oluşabilir. Aşırı tüketim fiziksel sağlığın bozulmasını da beraberinde getirir. Böbrek iltihaplarına, bağırsak ishallerine, mide hastalıklarından olan gastrit ve ülsere sebep olabilmektedir.

Bırakamıyorsanız doktorunuza başvurun

Sigara ve alkol, fiziksel sağlığın yanında ruhsal sağlığı da olumsuz yönde etkiler ve zamanla maddi kayıp ile de zarar verir. Yaşınız kaç olursa olsun ya da uzun yıllardır tüketiyor olun sigara ve alkolü bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Sigara ve alkolü bırakmayı kendiniz başaramıyor, yardıma ihtiyaç duyuyorsanız bu konuda doktorunuza danışmaktan çekinmeyin.

27 Ocak 2015 Salı

Solunum Yolu Hastalıkları Artıyor

Havaların soğumasıyla artan kömür kullanımı hava kirliliği sorununu beraberinde getiririrken, Dünya sağlık Örgütü'nün (WHO) raporuna göre Türkiye'nin neredeyse tamamı zehir soluyor. Hava kirliliğine uzun süre maruz kalınması, ağır bir solunum hastalığı olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) için de önemli bir tehdit oluşturuyor.


 WHO verilerine göre Türkiye’nin 6 ilinde hava kirliliği, eşik değer olan 20 µg/metreküpün oldukça üzerinde. Hatta bazı illerde 100 birimin bile üzerine çıkıyor. Iğdır, Batman, Afyon, Osmaniye, Gaziantep ve Siirt, hava kirliliğinin en yüksek olduğu iller sıralamasında başı çekerken, İstanbul’un da aralarında bulunduğu diğer illerde de durum pek parlak değil. Öyle ki İstanbul, Sivas ve Bayburt’ta kirlilik, 48 birim olarak ölçülürken, Elazığ, Çankırı ve Şırnak’ta 46, Amasya’da 43, Yalova ve Tunceli’de 41, Samsun’da 39, Sinop’ta 38, Artvin’de 34, Eskişehir ve Tokat’ta ise 31 birim olarak tespit ediliyor.

Bursa’da tehlike had safhada

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinden yayınladığı veriler de bu korkutucu gelişmeyi belgeledi. Bursa'da hava kirliliği özellikle yılın ilk günlerinde çok ciddi bir boyuta da ulaştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın verilerine göre insan sağlığını tehdit eden parçacık maddelerin (PM10) günlük ortalaması Bursa’da Dünya Sağlık Örgütü'nün güvenli bulduğu günlük limitin 6 katını ulaşırken, bu oran Aralık ayı sonunda ise 10 katına çıktı.

Solunum yolu hastalıkları artıyor

Hava kirliliğindeki artış KOAH gibi solunum yolu hastalıklarının da artmasına neden oluyor. Dünyada milyonlarca insanı etkileyen, Türkiye’de ise her yıl binlerce insanın ölümüne yol açan KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı nefes darlığı ile kendisini gösteriyor. Sigaranın yanı sıra, bitkisel ve hayvansal kaynaklı yakıtlar gibi zararlı maddelerin uzun süreli solunmasına bağlı olarak akciğer ve hava yollarında oluşan KOAH, öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi temel belirtilerle başlıyor. KOAH alevlenmesi olarak adlandırılan, hastaların nefes alıp vermeyle ilgili sorunlarının tıbbi müdahale gerektirecek kadar arttığı dönemler ise erken tanı ve doğru tedavi ile azaltılabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre görülme sıklığı açısından KOAH tüm hastalıklar içinde 4’üncü sırada bulunuyor ve her yıl 3 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 26 bin hasta KOAH nedeni ile yaşamını yitiriyor.

Zaman içinde yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetlerle karşılaşan KOAH hastalarında ileri dönemlerde ise kanın yeterince oksijenlenememesi sonucunda parmak uçları, dil, dudaklar ve kulak memeleri mavi-mor renk alıyor. Ağır hastalarda kandaki karbondioksitin atılamamasına bağlı olarak uykuya eğilim artıyor. 1 Yılda yaklaşık 1 ila 4 kez ortaya çıkan KOAH alevlenmelerinde ise nefes darlığı, öksürük ve balgam miktarında artış görülüyor. Büyük ölçüde bakteriyel enfeksiyonlar (yüzde 70 – 75) ve virüsler (yüzde 20 – 25) nedeniyle ortaya çıkan alevlenmelerin önlenmesi için KOAH hastalarının doktor gözetiminde her yıl Eylül-Ekim aylarında grip aşısı ve 5-10 yılda bir pnömoni (zatürre) aşısı yaptırmaları öneriliyor.

16 Ocak 2015 Cuma

Sigara İçiyorsanız Mesane Kanserinden Korkun!

Mesane kanseri önlem alınmazsa öldürücü olabilen bir hastalıktır. Mesane kanserinin bilinen en önemli belirtisinin kanlı idrar olduğunu belirten Kastamonu Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr.Kadir Önem hastalığın risk faktörü sigaradan da uzak durulması gerektiğini ifade ediyor.
Mesane kanseri olan hastaların çoğunun sigara içicisi olduğunu biliyoruz. Öncelikle kesinliği kanıtlanmış olan sigaradan uzak durarak mesane kanserini önleyebiliriz.  Mesane kanseri tanısı konulan ve tedavi edilen hastalarda dahi sigara içiciliğinin bırakılması kanserin tekrarlamaması açısından oldukça önemlidir. Sadece sigara içmek değil sigara içilen bir ortamda sigara dumanını solumak dahi sakıncalıdır bu nedenle sigara içilen ortamlarda bulunmaktan kaçınmalıyız. Diğer bir sakınılması gereken madde arseniktir. Sudaki arsenik miktarının azaltılması ile mesane kanserlerinin sıklığının azaldığı bazı ülkelerde gösterilmiştir.

Meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan vitaminlerin de mesane kanserini önlediği ve koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle bol miktarda meyve sebze tüketmeliyiz. Bunun yanı sıra yüksel kolesterollü besinlerle beslenmenin ise mesane kanseri riskini artırdığı bilinmekte. Bu nedenle yüksek kolesterollü besinlerden de mümkün olduğunca uzak durmalı ve kan kolesterol düzeyimizi düzenli aralıklarla ölçtürmeliyiz.


Mesane kanserinden koruyucu etkisi olan ve her yerde rahatlıkla bulabileceğimiz bir diğer madde ise sudur.  Sürekli sıvı almak idrar torbasını zararlı maddelere maruz kalmaktan koruyacağı için bol su tüketmeliyiz.
...
Yazının tamamı için:
http://www.milliyet.com.tr/sigara-iciyorsaniz-mesane-kanserinden-korkun--pembenar-detay-genelsaglik-1338434/

11 Kasım 2014 Salı

BU HATALAR SİZİ MENOPOZA SÜRÜKLEYEBİLİR

Hiç kuşkusuz, erken menopoz tüm kadınların kabusu ve ülkemizde her 100 kadından 3’ünü zamansız yakalıyor. Menopoza girme yaşını belirleyen en temel etkenlerden biri, kadının annesinin veya teyze gibi yakın aile bireylerinden birinin menopoza girme yaşı. Ayrıca hipotiroidi veya kanser gibi çeşitli hastalıklar ile çevre kirliliğinin artması gibi etkenler erken menopoza yol açan diğer önemli faktörleri oluşturuyor. Bu riskleri değiştirmek maalesef mümkün değil. Ancak bir de yaşam alışkanlıklarında yapılan bazı hatalar var ki bunlar da kadınların hiç beklemedikleri bir anda, erken menopozla tanışmalarına yol açıyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan, erken menopozla sonuçlanabilen 4 hatalı alışkanlığı anlattı:

BU HATALAR SİZİ MENOPOZA SÜRÜKLEYEBİLİR

1. Sigara içmek: Sigara içen ve içmeyen kadınlar üzerinde yapılmış olan çalışmalar, sigara kullanan kadınların diğerlerine oranla daha erken menopoza girdiğini gösteriyor. 2 bin 500 kadını, 8 yıl takip eden bir çalışmaya göre; sigara içen kadınlar, menopoza 2 yıl erken giriyor

2. Hatalı beslenmek: Vücuttaki yağ kitlesi belli bir kilonun altına inerse adet sekteye uğrayıp, kesiliyor. Zayıf olmak ve hızlı kilo vermek adetten kesilme sebebi. Yağlanma miktarı belli bir noktaya gelince kadın yeniden adet görme başlayabiliyor. Yağ kitle indeksi yüzde 12’nin altına inince hipotalamik amenore, yani adet görmeme meydana geliyor.  Bu kadınların 3te 1’i de erken menopoza giriyor.

3. Stresli bir yaşam sürmek: Stres tek başına erken menopoz nedeni olmasa da, diğer etkenlerle bir araya gelerek erken menopozu tetikleyen önemli bir etken olarak görülüyor.

4. Hareketsiz bir yaşam sürmek: Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme sonucu ortaya çıkan obezitenin erken ergenliğe yol açtığı biliniyor. Erken ergenliğe giren bu kız çocukları erken menopoz sorunuyla da karşılaşıyor.

Diğer nedenler neler?

• Aile öyküsü
• Ameliyatla yumurtalıkların alınması
• Otoimmun hastalıklar
• Kanser tedavileri
• Kromozom bozuklukları

ERKEN MENOPOZA KARŞI ÖNLEM ALIN

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan menopozu geciktirmek için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı.

• Haftada en az 3 gün spor yapın.
• Vücut kitle indeksinizi hesaplayın. Ne çok zayıf, ne de kilolu olun.
• Sigara  kullanmayın ve pasif içicilikten uzak durun.
• Kalsiyumdan zengin beslenin. Günde 200 ml süt, yoğurt veya dondurma yiyin.
• Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleri gibi yüksek antioksidan besinler tüketin. Ayrıca yeşil çay ve taze greyfurt suyu gibi oksijen radikali emme kapasitesi yüksek olan içecekler tüketin.
• Antioksidan ilaçlar alın. Örneğin Koenzim-Q 10, L-arginin veya Royal jelly takviyesi yapabilirsiniz.
• Güneşlenerek D vitamini aktivasyonuna yardımcı olun.
• Zararlı kimyasal maddelerden uzak durun.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27551517.asp



6 Kasım 2014 Perşembe

Sigara Dumanı Kilo Aldırıyor


ABD'deki Brigham Young Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, sigara dumanına maruz kalanların metabolizmasının değişebileceğini gösterdi. Bilim adamları, laboratuvarda kobayları sigara dumanına maruz bıraktı ve hayvanların metabolizmasını inceledi.
Dumana maruz kalan farelerin kilo aldığını gören bilim adamları, dumanın hücre yapısını değiştiren seramid adlı molekülü tetiklediğini, hücrenin normal işlevinin bozulmasına ve insüline verdiği tepkinin değişmesine yol açtığını saptadı.
Bilim adamlarından Benjamin Bikman, sigara içen bir kişiyle yaşayanların, özellikle çocukların, kalp-damar hastalıklarına yakalanma ve metabolizmayı etkileyen sorunlar yaşama riskinin arttığına dikkati çekti. Bikman, dumana maruz kalmanın insülin direncini artırdığını, bu durumun da vücudun daha fazla insülin istemesine ve şişmanlığa yol açtığını vurguladı. Seramid molekülünü engelleyen bir amino asitle tedavi edilen farelerin şişmanlamadığını belirleyen Bikman ve ekibi bir sonraki aşamada bu mekanizmanın insanlarda da işe yarayıp yaramadığının araştırılacağını belirtti.
Tiryakiler konusundaysa Bikman, "Sigarayı bırakmalılar. Belki sevdiklerine zarar verdiklerini gösteren araştırmanın sonuçları onları harekete geçirebilir" ifadesini kullandı.
Araştırmanın sonuçları "American Journal of Physiology: Endocrinology and Metabolism" dergisinde yayımladı.

4 Kasım 2014 Salı

SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!



Kalbi korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, beslenmeye özen göstermek ve spor yapmak sağlıklı bir vücut için önemli ama yeterli değil…
Temizlikten uyku düzenine, cinsel yaşamdan stresten uzak durmaya sağlıklı yaşamın birçok kuralı olduğunu belirten TOBB ETÜ Hastanesi kardiyoloji uzmanı Dr. Rahşan Turan, hafta da 1 gün de olsa şehirden uzaklaşmayı ve doğayla baş başa olmayı önerdi.
OLMAZSA OLMAZ…
Vücudun hasta düşmemesi, esenlik ve sıhhat durumu iyiliğinin sağlıklı olmayı anlattığını ifade eden Dr. Rahşan Turan, “Sağlıklı yaşam ise kişinin temizliğine ve beslenmesine dikkat etmesi, spor yapması ile birlikte yaz-kış aylarında hastalıklara yakalanmadan yaşamını idame ettirebilmesidir. Sağlıklı yaşam kişinin olmazsa olmazlarındandır” diye konuştu.
SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!
Egzersiz, kalp sağlığı ve beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Dr. Turan, sağlıklı bir yaşam için uyulması gerekenler ve kuralları şöyle sıraladı;
1-Spor yapmaya özen gösterilmeli.
2- Sağlıklı beslenmeli; yağlı yemekler ve aşırı yemek yenmemeli, sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, meyve-sebze tüketimine özen gösterilmeli.
3- Alkol ve sigara tüketilmemeli.
4- Gün içerisinde sürekli oturulmamalı, aktif olunmalı.
5- Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine önem verilmeli.
6- Stresten uzak durulmalı.
7- Cinsel yaşama dikkat edilmeli.
8- Uyku düzenine dikkat edilmeli.
9- Haftada bir bile olsa şehrin stresli yaşamından uzaklaşmanız, doğa ile baş başa kalmanız size ve sağlığınıza iyi gelecektir.
TEDBİR ALIN…
Kalp ve damar hastalıkları, batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Kalp sağlığını korumanın yolu önceden tedbir almaktan geçmektedir.
Beslenme
Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamaktır. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif yönünden zengin besinlere yönelmek gereklidir. Doğru rejimin normal miktarda protein içermesi, bu proteinin ise balık, kümes hayvanları ve az yağlı kırmızı etten (dana eti) alınması önerilmektedir.
Kilo
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında fazla kilolar gelmektedir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve inme için de risk oluşturmaktadır.
Alkol ve sigara
Günümüzde sigara, önlenebilir ölüm sebepleri içinde ilk sırayı almaktadır. Sigara kullanımı, kansere, kalp damarlarının tıkanmasına dolayısıyla kalp krizine sebep olmaktadır.
Fiziksel egzersiz
Düzenli sporun bizi kalp krizi ve inmenin yanı sıra kemik erimesi, şeker hastalığı, kalın bağırsak ve meme kanseri, depresyon ve bunama gibi ciddi birçok kronik hastalıktan koruduğunu gösteren güçlü kanıtlar var. Egzersizin hemen her hücremize olumlu etkisi var desek yanlış olmaz.
KALP SAĞLIĞI VE SPOR
Spor yapmanın kalp ve damar sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Turan, her kas gibi kalp kasının da antrenman yaptıkça daha güçlü ve verimli çalıştığını ifade etti. Dr. Turan, sporun vücutta yarattığı olumlu etkileri şu sözlerle aktardı;
Kalbin çok hızlı çarpmasını önler
Antrenmanlı kalp, sıkıntılı bir durumla karşılaştığı zaman sakin bir tepki verir. Hareketsizliğe alışmış olan kalp ise kolay telaşa kapılır. Örneğin; otobüse yetişmek için koşarken veya çok heyecan uyandırıcı bir durumla karşılaşan kalbin hızı kolayca yükselir, dakikada 180-200’e kadar çıkabilir. Halbuki bir sporcunun kalbi aynı koşullarda daha yavaş atarak tepki verir ve en kısa zamanda normale döner.
Tansiyonu düşürür
Düzenli spor yapanlarda, örneğin günde yarım saat tempolu olarak yürüyenlerde kan basıncının düştüğü biliniyor. Özellikle tansiyon tehlikesi altında olanların her gün yapacakları yürüyüşle bu tehdidi bertaraf etmeleri mümkün. Araştırmalara göre fiziksel egzersiz, yüksek tansiyonu olanlarda tansiyonu kontrol altına almada yardımcı olmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır.
Zayıflatır
Düzenli egzersiz sadece spor yapıldığında değil, dinlenme halinde tükettiğimiz enerjiyi de artırdığı için kilo vermeyi kolaylaştırır. Kilo verdikten sonra düzenli spor yapmadan ideal kiloyu korumak çok zordur.
İyi kolesterolü yükseltir
Damar sertliğine karşı koruyucu rol oynayan HDL kolesterolü yükseltmenin yollarından biri egzersiz yapmaktır. Haftada 3 gün 3 kilometre yürüyenlerde bile iyi kolesterolün yükseldiği biliniyor. Egzersizin süresi ve sıklığı arttıkça olumlu etki de artar.
Kanın aşırı pıhtılaşmasını önler:
Düzenli egzersiz kanda pıhtılaşmayı başlatan ve güçlendiren maddelerin dengede kalmasına yardımcı olur.
Şeker hastalığını önler
Diyabet olma riski yüksek olanların ellerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra çok güçlü bir silah daha var: düzenli egzersiz. İlaçlardan çok daha etkin, yan etkisi yok, hem de bedava.
Stresi azaltır
Düzenli spor yapanların hareketsiz bir yaşam sürenlere göre daha az endişeli olduklarını, uykularının daha düzenli olduğunu gösteren çalışmalar var.
GEZİNTİ YERİNE HIZLI YÜRÜYÜŞ…
Günde 30 dakika hızlı (saatte 5-6 kilometre hızla) yürümenin ve bunu en az haftada 5 gün yapmanın kalp ve damarlara yararlı olduğu biliniyor. Yarım saat sürekli yürüyemezseniz, günde 3 kere 10 dakika yürüseniz bile yeterli.  Yaptığınız egzersiz ağırlaştıkça sağlığa olumlu etkisi artıyor. Buna karşılık gezinti yapar gibi yavaş yürümek aynı yararı sağlamıyor. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da 30 dakikalık yürüyüşün normal günlük faaliyetlere ek olarak yapılması gerektiği.
ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAYIN…
Isınmadan yapılan spor ve ani efor sarf edilmesi, kalbe ani yük getirerek kalp krizi ve ani ölümlere davetiye çıkarır. Gerekli ısınma hareketleri yapılmadan spor yapılması ve böylece kalbe ani yük getirilmesi, kalp duvarlarının kalınlaşmasına, kalbi besleyen damarların sıkışmasına, ritim bozukluğuna ve hatta kalbin durmasına neden olabilir. Doğuştan kalp rahatsızlığı olanlar, ritim bozukluğu sorunu yaşayanlar ve ailesinde kalp rahatsızlığı bulunanlar, bu konuda daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu kişilerin düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeleri gerekir.
http://www.sagliktayenilikler.com/saglikli-yasamin-altin-kurallari/

22 Ekim 2014 Çarşamba

Sigaranın Bozduğu Tat: Kahve

FRANSA’da biliminsanları 451 kişi üzerinde yaptıkları bir araştırma sonucunda sigarayı bırakanların tuzlu, tatlı ve ekşi tatları hiç sigara içmemiş insanlar kadar iyi alabildiklerini ancak kahvenin tadını asla olması gerektiği gibi hissedemediklerini keşfetti.

Paris’teki Pitie-Salpetriere Hastanesi çalışanları üzerinde gerçekleştirilen ve Chemosensory Perception adlı akademik dergide yayınlanan araştırma sonucunda uzun süre sigara içtikten sonra bırakmış deneklerden 5’te 1’inin kahvenin tadını algılamakta zorlandığı ancak hiç sigara içmemiş kişilerde bu oranın yüzde 13’te kaldığı gözlemlendi.Uzmanlara göre, sigara içenlerin vücudunda oluşan tütün birikimi tat alma hücrelerinin kendini yenilemesini engelliyor. Bu kişiler sigarayı bıraksalar dahi bazı tatları asla yoğun hissedemiyor.