şeker hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şeker hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2024 Salı

Diyabetle Savaşta Yenilikçi Tedavi Yöntemleri ile Tanışın!

 



Diyabetle Savaşta Yenilikçi Tedavi Yöntemleri ile Tanışın

Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık olup, sürekli olarak yenilikçi tedavi yöntemleri geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. İşte diyabetle mücadelede öne çıkan bazı yenilikçi tedavi yöntemleri:

  1. İnsülin Pompası ve İleri Teknoloji: İnsülin pompaları, sürekli glikoz izleme sistemleriyle entegre edilerek kan şekerini daha etkili bir şekilde kontrol etmeye yardımcı olur. Bu teknolojiler, diyabet yönetiminde büyük bir adım olarak kabul edilir.

  2. Hücresel Tedaviler: Araştırmalar, diyabeti kontrol altına almak için pankreas adacık hücre nakilleri ve kök hücre tedavileri gibi yöntemleri incelemektedir. Bu tedaviler, insülin üretimini artırarak hastalığın seyrini değiştirmeyi hedefler.

  3. Gen Terapisi: Gen terapisi, diyabet tedavisinde devrim niteliğinde bir yaklaşımdır. Genetik mühendislik teknikleri kullanılarak, hastalığın genetik bileşenlerine müdahale edilmekte ve insülin üretiminin doğal yollarla sağlanması amaçlanmaktadır.

  4. Yapay Pankreas: Yapay pankreas sistemleri, glikoz seviyelerini sürekli izleyerek ve gerektiğinde otomatik olarak insülin salgılayarak kan şekerini dengede tutar. Bu sistemler, diyabet hastalarının yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.

  5. Diyet ve Beslenme Danışmanlığı: Diyabet yönetiminde doğru beslenme çok önemlidir. Kişiye özel beslenme programları ve diyetisyen desteği, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmada etkili bir rol oynar.



Mora Terapi ile Şeker Bağımlılığından Kurtulun: Mora Terapi, şeker bağımlılığını azaltarak kan şekerinizi dengelemenize yardımcı olabilir. Bu yenilikçi terapi yöntemi, vücudunuzun enerji dengesini düzenleyerek daha sağlıklı bir yaşam sürmenize katkı sağlar. Mora Terapi ile sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinerek diyabetle daha etkili bir şekilde mücadele edebilirsiniz.


*Bu yazı sizlere bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

19 Eylül 2018 Çarşamba

TİP2 DİYABET İÇİN NELER YAPILABİLİR?


Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, vücutta kan şekerini düzenleyen hormonlardan olan insülinin yetersizliği veya vücudun salgılanan insülini etkili kullanamaması sonucunda oluşan kan şekerindeki kontrolsüz yükselmelere denmektedir. Zamanında önlem alınmadığı veya kan şekerinin kontrol edilmediği durumlarda diyabet, şeker yüksekliği ile birlikte şekerin toksik etkilerinin özellikle damarlar üzerinde gösterdiği olumsuz etkilerle başta gözler, böbrekler, sinir uçları, kalp ve beyin damarları ve bacak damarları gibi pek çok organımızda ve dokumuzda kalıcı hasarlar oluşturabilmektedir.

Tip 2 diyabetin ortaya çıkmasındaki etmenler; kalıtım, şişmanlık, gebelik, uzun süreli ilaç kullanımı, enfeksiyonlar, fiziksel – psikolojik travmalar ve bazı pankreas hastalıklarıdır.



Son zamanlarda tüm Dünya’ da ve Türkiye’de artış gösteren obezite diyabet oluşumundaki en önemli risk faktörlerinden biridir. Özellikle karın çevresindeki yağlanma insülin direnci oluşumunu tetiklemektedir. Bu nedenle, diyabetin önlenmesinde, kontrol altına alınmasında, ilerlemesi durumunda oluşabilecek sorunların önüne geçebilmek ve yaşam kalitemizi artırabilmek adına kilo kaybı şarttır.

Sağlıklı beslenme davranışlarını ve düzenli egzersizi yaşam tarzı haline getirebilmek esastır. Genel beslenme kurallarından kısaca bahsetmek gerekirse; basit şekerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Kan şekerinde ani dalgalanmalara sebebiyet verebilecek, glisemik indeksi yüksek gıdalar ve paketli ürünler kesinlikle tüketilmemelidir. Meyveler tavsiye edilen miktarlarda ve saatlerde tüketilmelidir. Doğru pişirilen veya doğru servis edilen sebzeler ve et-tavuk-balık gibi protein grubu besinler beslenme planına dahil edilmelidir. Ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların ve yoğurt-kefir gibi probiyotik içerikli süt ürünlerinin diyete eklenmesi önerilmektedir. Probiyotik kullanımı, omg 3 takviyesi, Dvitamini takviyesi bu süreçte en büyük destekçileriniz olacaktır.

Mora terapi ile insülin hormonu ile hücre yüzeyindeki insülin reseptörlerinin etkileşiminin gerçekleştiği ortamın temizlenmesi-detoksifikasyonu gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hücreler insüline karşı daha duyarlı hale gelmekte ve insülinin kullanılabilirliği artmaktadır. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır ancak, Mora Terapi ve doğru beslenme kombinasyonu ile gerek metabolik belirteçlerde önemli düzelmeler gerekse de sübjektif iyilik hali belirgin şekilde artmaktadır. Doğru beslenme için ise yapılabilecek Mora Terapi kilo seansları ile yeni beslenme düzenine uyum kolaylaşarak, tedavi süreci hızlanabilmektedir. 

6 Nisan 2015 Pazartesi

Diyabet Giderek Yaygınlaşıyor.

‘Şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabet, grip kadar yaygınlaştı. Diyabetli sayısı on yıl öncesine oranla iki kat arttı. Kalp, damar ve sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olduğu gibi göz damarlarında ve böbreklerde kalıcı hasarlara da yol açabilen bu hastalık, sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor.

Beslenme şekli, stres, yaşam tarzı gibi çevresel etkenler de diyabetin çıkışını hızlandırabiliyor.


Kandaki şeker düzeyi belli bir seviyede olmalı ki yaşamsal fonksiyonlarımız devam edebilsin. Ama diyabette olması gerekenden daha yüksek şeker kanda tespit ediliyor.

Şekerin fazlalığı da kısa ve uzun vadede vücuda zarar veriyor. Çok su içme, sık idrara çıkma, fazla yeyip buna rağmen kilo alamama gibi durumlar diyabetin belirtileri arasında yer alıyor.

Aşırı halsizlik, kas güçsüzlüğü, iyileşmeyen yaralar ve özellikle bayanlarda görülen iyileşmeyen ve tekrarlayan idrar yolu ve genital enfeksiyonlar da belirti olarak sayılabilir.

Şişmanlık oluşum nedeni
Diyabet, Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere ikiye ayrılır. Bunların dışında gebelikte ve pankreas organının hasarına bağlı gelişen diyabet de vardır. Tip 1 diyabette vücudun kendi bağışıklık sistemi pankreasta insülin üreten hücrelere karşı antikorlar oluşturur.
Buradaki hücreleri öldürmesi yüzünden insülin yetersizliği söz konusu olur. Tip 2 diyabet ise daha çok beslenme alışkanlıkları, genetik özellikler, çevresel faktörler, stres ve obezite nedenleriyle oluşuyor. Genelde düzensiz ve yanlış beslenme, spordan yoksun bir hayat sonucunda şişmanlık gelişiyor. Kişinin vücudunda özellikle yağ ve kas dokusunda pankreastan yeterince insülin üretilmesine rağmen hedef organlarda insülin şekerinin yeterince kullandırılmaması sonucunda şeker yükselmeye başlıyor.

Şeker taraması konusunda bilinçlendirme şart
İlerleyen zamanlarda şeker kontrol edilemezse beyine giden damarlarda tıkanıklıklar oluşabiliyor. Aynı şekilde göz damarlarına da zarar gelebiliyor. Hatta bu durum zaman zaman görme kayıplarına kadar ilerleyebiliyor. Şekerin kontrolsüz kaldığı durumlardan böbrek damarı da etkilenebiliyor.
Böbrek yetmezliği başlayıp hastanın diyalize girmesine neden olabiliyor. Ayak damarlarında veya sinirlerinde duyu kayıpları oluştuğu için de travmaya, kesiğe ya da yanmaya acı hissi azalabiliyor. Bu nedenle de yaralanmalar artabiliyor. Tüm bu süreçleri yaşamadan insanları şeker taraması konusunda bilinçlendirmeliyiz.
Bilinen diyabetli sayısı Türkiye’de yüzde 8’lerdeyken 13’lere yükseldi. Yani yüzde 30’un üzerinde bir artış var. Özellikle obezite ile paralel olarak 10 yıl öncesine göre diyabetli sayısı iki katına çıktı.
Bir bu kadar da bilinmeyen diyabetli var. Erken tarama gerekiyor. Kişiler risk grubundaysa yani kırk yaş üstündeyse, vücut kitle endeksi normalden fazlaysa, ailede diyabetli varsa mutlaka şeker yükleme testiyle ileri şeker taramasına gitmesi lazım.

Dengeli beslenmek önemli
Beslenme ile diyabet arasında önemli bir bağ var. Bu nedenle sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Mide boşalma zamanları var. İki buçuk saat ile dört saat arasında değişir.
Kesinlikle üç ana öğün üç de ara öğün beslenme şeklinde bir hayat tarzı oluşturulmalı ve öğünler sağlıklı bileşenlerden oluşmalı. Karbonhidratlar glikozun ana kaynağıdır. Vücudumuzun enerjisini karşılayacak en önemli besin maddeleridir. İşte bu sebeple, beslenmemizde karbonhidrat olmalı.
Meyveden süt ve süt ürünlerine, makarnadan ekmeğe kadar her şeyi yemek gerekiyor. Bunun dışında aşırı proteinli beslenmek de kilo artışına neden olabilir. Yasak kavramına karşıyım. Önemli olan öğünlerde bunların dengeli tüketilmesi.
Bol lifli, meyve ve sebze oranı yeterli olan proteini de dengeli olan bir beslenme şekli gerekli. Ara öğünlerde ise badem, yer fıstığı, ceviz gibi besinleri tüketmekte fayda var. Bir avuçtan fazlası yenmemeli.

8 Ocak 2015 Perşembe

İnsülin Direncini Ciddiye Alın!


Çabuk acıkıyor ancak geç doyuyor, halsizliğe el ve ayak titremeleri bazen de baş dönmeleri eşlik ediyorsa, hiç vakit kaybedilmeden doktora başvurulmalı.
Bu belirtilerin, başta şeker hastalığı olmak üzere, inme, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, karaciğer yağlanmasını tetikleyebilen insülin direncinin işareti olabileceğini bildirdi.

 Şeker hastalığının insülin salınımı, insülin etkisi veya bu faktörlerin her ikisinde de bozukluk olması sonucunda ortaya çıkan kan şekeri yüksekliği ile karakterize bir hastalık olduğunu kaydeden Avrupa Hospital Dahiliye Uzmanı Dr. Salih Işık, insülin direncinin ise kan şekeri normal olmasına rağmen dokuların direnç göstermesi nedeniyle insülin hormonunun normalden fazla salgılanması olduğunu söyledi.

Ciddi hastalıkları tetikleyebilir

Genetik yatkınlık, obezite ve hareket azlığının, aşırı insülin salgılayarak pankreasın erken yorulmasına neden olan insülin direncinin gelişimi ve ortaya çıkmasında en önemli faktörleri oluşturduğunu bildiren Dr. Salih Işık, insülin direncinin birçok hastalıkla birlikte şeker hastalığını da tetikleyebildiğini ifade etti. Işık, “İnsülin direnci, şeker hastalığı, inme, kalp damar hastalıkları, ateroskleroz, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, lipid yükseklikleri, polikistik over hastalığı ve infertilite gibi birçok hastalığı tetikleyebiliyor” dedi.

Sağlıklı beslenme ve egzersiz şart

Çabuk acıkma, geç doyma, elde ayakta titremeler, halsizlik, baş dönmesi, soğuk terlemeler ve kilo vermede zorlanma gibi şikayetlerin insülin direncinin belirtileri olabileceğine dikkat çeken Dr. Salih Işık, “Bu etkileri azaltabilmek için sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapmak gerekmektedir. Yaşam tarzı değişikliği, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme ile insülin direnci büyük oranda düzelebilmektedir. Diyetin yanında, mutlaka düzenli egzersiz yapılması gerekmektedir. Buna rağmen yeterli görülmüyorsa insülin direncini kıran ilaçlarla destek olunabilir. Metformin ve glitazon grubu ajanlar, insülin direncinin ilaçla tedavisinde kullanılabilirler” diye konuştu.

Kolay teşhis edilebiliyor

İnsülin direncinin, açlık kan şekeri ve kanda insülin düzeyine bakılarak HOMA indeksi kullanılarak kolayca hesaplanabildiğini kaydeden Dr. Salih Işık, insülin direncinin sağlıksız beslenme, kilo artışı ve hareketsiz yaşam tarzı ile tekrar ortaya çıkabileceğini belirterek, şunları söyledi:

“Düzenli spor yapmak ve kilo vermek insülin direncini kıran önemli faktörlerdir. Kan şekerini hızla yükselten beyaz ekmek, pirinç, patates gibi nişasta ve şeker oranı yüksek gıdalardan uzak durup, glisemik indeksi düşük,kalori içeriği az, posa içeriği yüksek ve tok tutan yiyeceklerin seçilmesi insülin direncini kırmada etkili beslenme seçenekleridir.”


http://www.milliyet.com.tr/insulin-direnci-ciddiye-alinmali-pembenar-detay-genelsaglik-1995497/