migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2016 Çarşamba

Tüm ağrılar için tek çözüm: Mora Terapi


İş yaşamı, stres, duruş bozuklukları ve günlük rutinlerin telaşı hem bedensel hem de stresten kaynaklı ağrılara yol açıyor. Her bireyin en az bir kez tecrübe ettiği ağrı, vücudun herhangi bir yerinde organizmayı dış ve iç zararlara karşı uyarmak için süregelen şiddetli acıdır. Ağrı bireye sadece hissedildiği yerde rahatsızlık vermez, solunum ve dolaşım sistemlerinde meydana getirdiği değişikliklerle şiddetli ruhsal tepkilere de neden olur. Bu sebeple basit bir duyu değişikliği olarak ele alınmaması gereken ağrı, kişilerde aynı yoğunlukta ortaya çıksa da bireyin kişilik yapısı, fiziksel gücü ve ağrı deneyimleri göz önünde bulundurularak şikayetler değerlendirilmelidir.
Uzmanlar, vücutta meydana gelen ağrıların nedeninin fiziksel nedenlere bağlı olabileceği gibi duygusal da olabileceğini belirtiyor. Romatizma ve duruş bozukluklarından kaynaklı ağrıları fiziksel ağrılar olarak sınıflandırabileceğimiz gibi fibromiyalji ve migren ağrılarını da duygusal kaynaklı olarak sınıflandırabiliriz.
Vücuttaki tüm ağrılara karşı normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirme amacı taşıyan Mora Terapi, ağrıya bir neden değil sonuç olarak yaklaşır. Vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmayan Mora Terapi; seanslarında kişinin ağrı şikayetini bir bütün olarak ele alır ve ağrıya neden olan durumun keşfedilmesi için çalışmalar yapar. Genel olarak ağrı tedavilerinde vücut sistemini düzenleyen bioritim tedavileri ve enerji blokajlarını ortadan kaldıran renk terapileri her zaman diğer Mora Terapi ağrı programları ile birlikte kullanılıyor.
Duruş bozuklukları
Yanlış duruş ve oturuştan kaynaklı ağrılar genellikle sırt, bel, boyun ve omurilik ağrısı olarak karşımıza çıkmakta. Yanlış ve ağır çanta taşıma, beden gücü gerektiren işler fiziksel kaynaklı ağrıların kronikleşmesine yol açıyor. Kişinin deforme olmuş hücreleri ve kasları Mora Terapi seanslarıyla teşhis ediliyor ve uygun seanslarla sağlık ve güçlü haline geri dönüyor.
Fibromiyalji
Sürekli ve gezici ağrılar şeklinde kendini gösteren fibromiyalji ağrılarının öncül nedeni stres… Vücutta kas olan her yerde görülen fibromiyalji ağrıları en çok boyun, omuz, göğüs ve sırt bölgelerinde ortaya çıkıyor. Soğuk havalarda gerilen kaslarla tetiklenen fibromiyalji ağrıları kişilere zor anlar yaşatarak günlük hayatına devam edemeyecek noktaya getirebiliyor.
Mora Terapi fibromiyalji tedavisinde klasik ağrı seanslarına ek olarak Bach Çiçekleri ve Renk Terapileri de kullanılır. Fibromiyalji tedavisinde stres ve duygu durumu bozukluklarında kullanılan Bach Çiçekleri tedavisi tercih ediliyor. Bach Çiçekleri’nin kullanılmasıyla Mora Terapi’nin mottosu olan “Şikayeti değil şikayete neden olan durum ortadan kaldırmak” amacı gerçekleşiyor. Fibromiyalji tedavilerinde tüm vücudun frekans bilgileri filtreleniyor ve sağlıksız frekanslar ayrıldıktan sonra sağlıklı frekansların bilgisi artırılıyor.
Migren
Başın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir ağrı olan migren ise, mide bulantısı, kusma, terleme, yorgunluk gibi şikayetleri de beraberinde getirir. Migren ağrısı sona erse bile kişide ışığa ve sese hassasiyet, yorgunluk ve dikkat kaybı şikayetleri bir süre daha devam eder.
Ağrılar üzerindeki iyileştirici özelliğinin pek çok vakada başarılı şekilde ortaya koyan Mora Terapi’nin migren ağrılarındaki başarısı ise nöral uyarılabilirlik ve nörovasküler sistem üzerinde düzenleyici etkisinden kaynaklıdır.
Romatizmal ağrılar
Nedenleri tam olarak tespit edilememiş olan romatizmal hastalıkların yol açtığı ağrılar ise şiddetli eklem ağrılarına neden olur. Mora Terapi’de en çok kullanılan tedavi yöntemlerinden biri olan ağrı tedavisi hem romatizmal hastalıklar için hem de akut yani hastalık veya hastalıkların belirtisi veya sonucu olan ağrıları ortadan kaldırmak için kullanılıyor.
Vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmayan Mora Terapi seanslarından kişinin ağrı şikayeti bir bütün olarak ele alınır ve ağrıya neden olan durumun keşfedilmesi için çalışmalar yapılır. Ağrıya neden olan durumun keşfedilmesi ve uygun tedavinin uygulanmasının ardından vücuttaki iletişim sağlayan hücreler sağlıklı haline geri döner.

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Türkiye'nin Başı Ağrıyor

Memorial Ataşehir Hastanesi Baş Ağrısı Merkezi`nden Prof. Dr. Macit Selekler, baş ağrısı yakınması ile doktora giden her 5 hastadan 4`ünün migren ve gerilim tipi baş ağrısından şikayetçi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Selekler, baş ağrısının, kişinin iç ve dış dünyasında bazı şeylerin yolunda gitmediğine işaret eden önemli bir alarm olduğunu belirterek, bu ağrıların tedavisinin, sorunun kaynağına inilmesi ile mümkün olduğunu dile getirdi.
   

Dünya Sağlık Örgütü`nün 2011 raporuna göre, baş ağrısı nedeniyle doktora başvuran hastaların yüzde 30`unun migren, yüzde 35`inin gerilim tipi baş ağrısı, yüzde 12`sinin ise her ikisinden şikayetçi olduğunu ifade eden Selekler, baş ağrıların çoğunun kökeninde, migrenin yattığını vurguladı.
   
Selekler, ``Baş ağrısı yakınması ile doktora giden her 5 hastadan 4`ünün migren ve gerilim tipi baş ağrısında şikayetçi olduğu görülmektedir`` ifadesini kullandı.
   
Migrenin, kişinin günlük işlerini yerine getirmesini engellediğini hatırlatan Selekler, migrene, ışık, ses ve kokulardan rahatsızlık ile bulantı ve kusmanın eşlik edebileceğini, gerilim tipi baş ağrılarının ise basit ağrı kesicilerle tedavisinin mümkün olduğunu belirtti.
   
BAŞ AĞRISI ÇEKMEMEK İÇİN UYARILAR
   
Baş ağrılarının, kişinin kendisini ruhsal ve fiziksel olarak hırpaladığında dönemlerde ortaya çıktığını açıklayan Prof. Dr. Selekler, ağrılardan kurtulmak için şu önerilerde bulundu:
   
``Her gün belirli zamanlarda uyuyup uyanmalısınız. Hafta sonları çok fazla, hafta içi ise çok az uyumak sakıncalıdır. Çoğu erişkin için gece ihtiyaç duyduğu uyku süresi yaklaşık 6-8 saattir. Uykudan baş ağrısı ile uyanmak olası bir uyku bozukluğunun göstergesidir.
   
Kan şekerinin düşmesi, baş ağrısını tetikleyebilir. Günde üç kez, düzenli aralıklarla, protein, meyve, sebze ve karbonhidrat içeren öğünler tüketilmelidir. Çok fazla şeker, kan şekerinin hızlı yükselmesine ve bu da tekrar hızlı düşmesine yol açar. Sonuç olarak baş ağrısını tetikleyebilir.
   
Haftada 3- 5 kez yapılan yeterli ölçüde egzersiz, stresinizin azalmasına ve bedensel olarak formda kalınmasına yardım edecektir. Aşırı veya düzenli yapılmayan egzersiz ise baş ağrılarını tetikleyebilmektedir.
   
Normal bir erişkin gün içerisinde bol miktarda su içmelidir. Dehidratasyon yani vücudun susuz kalması, baş ağrısına neden olabilmektedir. Kafein uyarıcı bir maddedir ve kullanan kişilerde kafein yoksunluğu baş ağrısına neden olabilir.

Kafeinin kaynağı genellikle kahve, çay, asitli içecekler ve kafein içeren ağrı kesicilerdir. Baş ağrısı için kullanılan herhangi bir ilaç, çok uzun sure ve sık alındığında baş ağrısı ortaya çıkabilir. Haftada 1-2 defa ağrı kesici kullanmak sakıncalı olmayabilir. Ancak sürekli olarak, haftada üç günden fazla bu ilaçların kullanılması baş ağrısına yol açar.
   
Stres, baş ağrısında bir artışa yol açabilir. Gevşeme, nefes egzersizi, meditasyon ve stres yönetimi kullanılabilecek yöntemlerdir.
   
Kişinin sıklıkla depresif bir duygu durumunda olduğu görülüyorsa uzman yardımı alması baş ağrısının etkin bir şekilde tedavi edilmesi için önemlidir.``
http://www.sagliktabugun.com/guncelhaberler.asp?islem=devam&ID=2628

8 Aralık 2014 Pazartesi

Ağrı Vücudun Cevabıdır

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hidayet Akdemir, baş ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Baş ağrısının kişi açısından hoşa gitmeyen bir duygu olarak algılandığını ve vücudun alarm sistemi olarak tanımlandığını belirten Akdemir, şunları kaydetti:


"Herhangi bir organımızda bir rahatsızlık olduğunda bu rahatsızlığı dışarıya yansıtan cevaba ağrı diyoruz. Örneğin, beyindeki rahatsızlıklar, ağrı şikayetiyle kendilerini haber veriyor. Baş ağrıları da bir rahatsızlığın işareti olarak ortaya çıkar. Baş ağrısı şikayetlerinde, dikkatli bir nöroloji muayene yapılmadan, özellikle ağrının oluş sebebi araştırılmadan yapılan tıbbi yaklaşımlar çok ciddi sakatlıklara ve ölümlere neden olabilir."

"BEYİN KANAMASININ İLK İŞARETİ: BAŞ AĞRISI"

Akdemir, beyin damar hastalıklarından kaynaklanan baş ağrılarının sık görüldüğünü söyledi. Baş ağrılarının dikkate alınmaması durumunda geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkabileceğini vurgulayan Akdemir, şöyle devam etti:

"Beyinden kaynaklanan baş ağrısı tedavi edilmediği takdirde beyin damarlarında balonlaşma veya damar yumağı oluşuyor. Bunlar hayatın bir döneminde beyin kanaması yapar. Bu beyin kanamasının ilk şikayeti de baş ağrısıdır. Genellikle, enseden başlar ve başın ön bölgesine doğru yayılır. Aniden gelir. Beraberinde bulantı, kusma, bilinç kaybı olabilir. Bunlar beyin kanamasının işaretleridir. Bu çok tehlikeli bir baş ağrısıdır. En yakındaki uzmana gitmek gerekir."

"BEYİN TÜMÖRÜNE DİKKAT"

Akdemir, sinsi ağrıların tehlikeli ve yavaş yavaş ortaya çıktığını aktardı.

Bu ağrıların genellikle sabahları olduğunu ve kişilerin ağrıyla uyandığını belirten Akdemir, şunları anlattı:

"Mide bulantısı olur ve kişi kusunca rahatlar ama günün ilerleyen saatlerinde baş ağrısı tekrar ortaya çıkar. Gittiği doktor ağrı kesici ilaçlar verir ve bunlardan fayda görür ama daha sonra ağrı devamlı hale gelir. Başın her yerinde hissedilen bir ağrıdır. Diğer yandan, yüksek tansiyon ve yaralanmalara bağlı beyin kanamaları sonrası ortaya çıkan baş ağrıları da önemli ve tehlikelidir. Yüksek tansiyon iyi tedavi edilmezse küçük veya büyük beyin kanamalarına yol açar ki bu da hastalarda ölüme veya ağır sakatlıklara neden olabilir."

Akdemir, sinüzitlere bağlı baş ağrılarının toplum tarafından da iyi bilindiğini, bunların başın ön kısmında ve günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıktığını ifade ederek, "Eğer sinüzitlerin uygun ve spesifik tedavileri yapılamazsa, beyin iltihabı gibi çok daha ciddi ağır beyin hastalıklarına dönüşebilir" diye konuştu.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27720345.asp