mora terapi ile bağırsak florası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mora terapi ile bağırsak florası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2019 Çarşamba

SAĞLIKLI YAĞLARDAN KORKMA!


Yağlar en değerli besin gruplarındandır. Birçok yağ çeşidi bulunmaktadır ve tüm yağları zararlı olarak adlandırmak çok yanlıştır. Araştırmalar sonucu yağ içermeyen diyetlerin insan sağlığını olumlu yönde etkilemediği kanıtlanmıştır. Fakat beslenme planına dahil etmemiz gereken yağlar sağlıklı yağlar olmalıdır. Yağ içeriği yüksek paketli gıdalar, kızartmalar, trans yağ içeren gıdalar bu gruba kesinlikle girmemektedir.

Sağlıklı yağlar hem enerji kaynağı olmaları açısından hem de çeşitli vücut sistemlerini destekledikleri ve enflamasyonu dengelediklerinden insan sağlığı için oldukça önemlidir. Sağlıklı yağlardan zengin besinlere ise; zeytinyağı, badem, ceviz, keten tohumu, yağlı balıklar, hindistan cevizi yağı, avokado ve yer fıstığı verilebilmektedir.


Zeytinyağı: Zeytinyağının en önemli özelliklerinden biri kalp ve dolaşım sistemi dostu olmasıdır. İçerdiği fito kimyasallar ve E vitamini gibi antioksidanlar sayesinde bağışık sistemini güçlendirir hatta kansere karşı vücudu korumada etkilidir. Kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmakta ve hücrelerin insüline duyarlılığını artırmaktadır. Ayrıca kemik yapımını arttıran hormonların salgılanmasına destek olarak ileri dönemlerde oluşan osteoporoza karşı önlem oluşturmaktadır. Aynı zamanda bağırsak hareketleri ve temizliğinde de oldukça etkilidir. Ancak zeytinyağını kullanırken yararlı etkilerinden faydalanabilmek için doğru tüketilmesi çok önemlidir. Çabuk yanabileceğinden, kızartma ve kavurma gibi yüksek ısı isteyen işlemler için zeytinyağı doğru bir tercih olmayacaktır. Salatalarda çiğ şekilde veya zeytinyağlı sebze yemeklerinde kullanımı daha doğru olacaktır.


Avokado: 2013 yılında yapılan bir çalışma sonucunda, avokadonun kişilerde metabolik sendrom riskini düşürebildiği ve bel çevresi yağ miktarını azaltmada etkili olduğu gözlemlenmiştir. Kalp sağlığı için oldukça faydalı olan avokado limon ve sarımsak ile lezzetlendirilerek tercih edilebilmektedir. Ancak porsiyon kontrolü her yağ grubunda olduğu gibi burada da önemlidir.

Hindistan cevizi yağı: Özellikle son zamanlarda sıkça duyduğumuz Hindistan cevizi yağı, bağırsaklardan direkt emilebilme özelliğine sahiptir. Bu sayede metabolizma hızlandırıcı etki oluşturabilmektedir. Kilo kontrol veya zayıflama amaçlı oluşturulan diyetlerde porsiyon kontrolüne dikkat edilmek üzere kullanılabilmektedir. Ayrıca Hindistan cevizi yağının antibakteriyel özelliği de mevcuttur. Pişirme açısından yüksek ısıya dayanıklı olduğundan mutfakta rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Keten Tohumu: İçerdiği omega 3 yağ asitleri sayesinde kalp dostu yağlar arasındadır ve bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir. Kansere karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda içeriğindeki omega 3 yağ asitleri sayesinde de depresyondan korunmada etkilidir.

Ceviz ve Badem: Ceviz, kalp damar sağlığını koruduğu gibi beyin için de en değerli besinlerden bir tanesidir. Bademin, Amerikan Kalp Cemiyetinin yaptığı bir araştırmaya göre kalp hastalıklarına karşı önleyici etkisinin olduğu ve bel çevresi yağlanmayı azaltıcı etki gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yüksek oranda magnezyum ve E vitamini içerdiğinden bağışıklık sistemini kuvvetlendirmektedir.

Beslenme düzenine dahil edilebilecek sağlıklı çeşitlilik sağlayarak, daha zengin ve sağlıklı öğünlerin oluşturulabilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden, Mora terapi ile yapılan bağırsak terapisi ve kilo seanslarından sonra, danışanlara hangi yağların, gün içerisinde nasıl ve ne kadar kullanabilecekleri hakkında bilgi verilmektedir. Özellikle zeytinyağı kullanımı Mora protokollerinde sıkça kullanılması önerilen yağlardandır. 



27 Ocak 2016 Çarşamba

Besin değerlerini koruyan bağırsak florası temizliği

Sindirim sisteminde yaşayan konak organizmaların çeşitli ve yararlı işlevleri bulunan mikroorganizmalardan oluştuğu sistem bağırsak floramızı oluşturur. Bağırsak florasında bilinen 500 tür bakteri mevcuttur ve söz konusu bakteriler genellikle kalın bağırsakta bulunur. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98’i faydalı olup tüketilen besinlerdeki protein, aminoasit, karbonhidrat, disakkarit ve yağlardan meydana gelir. Bağırsak florası ile insanlar arasındaki ilişki her iki tarafa da yarar sağlıyor. İnsana fayda sağlayan bakterilerin yanı sıra bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da yapabilir.

Günün koşturmacası içinde yemek yemeği unuttuğumuz ya da sağlıklı olmayan besinlerle açlığımız geçiştirdiğimiz zamanlar sıklıkla başımıza geliyor. Sindirim sistemimiz ve bağırsak floramız için önemli etkiye sahip bu durumlar sancı, ağrı ve gaz problemlerine neden olarak yaşam kalitemizi düşürüyor. Bağırsak bakterilerinin insanlar için faydalı olan çeşitli işlevleri arasında,sindirilemeyen gıdaların parçalanıp emilmelerine yardımcı olmak, hücre büyümesini teşvik etmek, zararlı bakterilerin çoğalmasını baskılamak ve bağırsaklardan kana toksik ürünlerin geçmesini engellemek sayılabilir.


Bağırsak florasında mükemmel temizlik


Mora terapi cihazları ile yapılan seanslarda ve seanları takiben verilen diyet protokolünde bağırsak florasındaki dengeler gözetilir, böylelikle vitamin ve minerallerin emiliminin de sağlıklı bir şekilde yapılması için bağırsak florası temizlenir. Tükettiğimiz gıdaların bağışıklık sistemimiz için faydalı olan ve vücudumuz tarafında emilmesi gereken vitamin ve mineralleri bağırsak floramız korur ve Mora terapinin seans ve protokolleri bunlardan vücudumuzun yararlanmasını sağlar.


Başta ağır metaller olmak üzere çeşitli toksinler enzimleri tahrip ederek bağırsaktaki sindirimi bozarlar. Bireyler bu bozulmanın etkisiyle karın bölgelerinde şişkinlik ve sancı hissederler. Yağ, protein ve şeker yeteri kadar parçalanmadığında birçok vitamin, mineral, amino asit ve diğer besin unsurlarının emilimi azalır. Emilemeyen besinler ve yan ürünleri patojen mikroorganizmaların üremesini artırır. Mora terapi ile yapılan bağırsak flora temizliği ise kişide devam eden bu durumlara son veriyor, toksik maddelerin elektromanyetik frekanslar yardımıyla vücudumuzdan atılması sağlanıyor.