kas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2024 Pazartesi

PEMF Terapi: Vücudunuzu Kuvvetlendirerek Zindelik Kazanın




 PEMF Terapi: Vücudunuzu Kuvvetlendirerek Zindelik Kazanın

PEMF (Pulsed Electromagnetic Field) Terapisi, son yıllarda sağlık ve wellness alanında giderek popüler hale gelen bir terapi yöntemidir. Elektromanyetik alanların vücut üzerindeki etkilerini kullanarak, hücresel düzeyde iyileşmeyi ve vücudun doğal iyileşme süreçlerini desteklemeyi amaçlar. Bu yazıda, PEMF terapisi nedir, nasıl çalışır ve hangi faydaları sağlar gibi konuları ele alacağız.

PEMF Terapisi Nedir?

PEMF Terapisi, düşük frekanslı elektromanyetik alanların kullanıldığı bir terapi yöntemidir. Bu elektromanyetik alanlar, hücrelerin doğal işlevlerini ve iletişimini destekleyerek vücuttaki iyileşme süreçlerini hızlandırır. PEMF Terapisi genellikle manyetik alan jeneratörleri aracılığıyla uygulanır ve belirli bir frekansta titreşimler göndererek vücuttaki hücreleri etkiler.

PEMF Terapisinin Çalışma Prensibi

PEMF Terapisi, hücrelerin elektriksel yüklerini değiştirerek hücresel aktiviteyi artırır. Bu aktivasyon, hücreler arası iletişimi güçlendirir ve vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarını harekete geçirir. Ayrıca, PEMF Terapisi kan dolaşımını artırarak oksijen ve besin maddelerinin hücrelere daha etkili bir şekilde taşınmasını sağlar.

PEMF Terapisinin Faydaları

  1. Ağrı ve İltihap Azaltma: PEMF terapisi, ağrı ve iltihabın azalmasına yardımcı olabilir ve kronik ağrılarla mücadelede etkili bir destek sağlayabilir.
  2. Kemik ve Eklem Sağlığını Destekleme: Kemik sağlığını iyileştirebilir ve kemiklerin güçlenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, eklem sağlığını destekleyerek esneklik ve hareketlilik sağlayabilir.
  3. Stres ve Anksiyeteyi Azaltma: PEMF Terapisi, stres ve anksiyetenin azalmasına yardımcı olabilir ve zihinsel rahatlamayı destekleyebilir.
  4. Bağışıklık Sistemini Güçlendirme: Vücuttaki bağışıklık sistemi tepkilerini artırarak hastalıklara karşı koruma sağlayabilir.
  5. Enerji Seviyelerini Artırma: PEMF Terapisi, vücuttaki enerji akışını artırarak zindelik ve canlılık hissiyatını artırabilir.

PEMF Terapisinin Uygulama Alanları

PEMF terapisi çeşitli sağlık koşullarının iyileştirilmesinde ve genel sağlık ve wellness hedeflerine ulaşmada kullanılır. Özellikle şu alanlarda etkili olduğu bilinmektedir:

  • Kronik ağrıların yönetimi
  • Yaralanma ve cerrahi sonrası iyileşme süreçleri
  • Kemik ve eklem sağlığının desteklenmesi
  • Bağışıklık sistemi güçlendirme
  • Stres ve anksiyete yönetimi
  • Uykusuzluk ve yorgunlukla mücadele
  • Genel zindelik ve enerji seviyelerinin artırılması

PEMF Terapisi ve Mora Terapi

PEMF Terapisi, Mora Terapi gibi doğal ve güvenilir terapi yöntemleriyle birleştirildiğinde daha etkili sonuçlar elde edilebilir. Özellikle bağışıklık sistemi güçlendirme, enerji seviyelerini artırma ve genel sağlık ve zindelikte iyileşme gibi alanlarda bu kombinasyon çok etkili olabilir.

PEMF Terapisi, vücudunuzun doğal iyileşme süreçlerini destekleyerek, daha sağlıklı ve enerjik bir yaşam sürmenize yardımcı olabilir. Ancak, herhangi bir uygulamaya başlamadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.


*Bu yazı sizlere bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

23 Mayıs 2022 Pazartesi

KRONİKLEŞEN KAS AĞRILARINIZI İHMAL ETMEYİN!



Yumuşak kas dokusunun zedelenmesi, yaralanması veya fazla zorlanması ile meydana gelen kas ağrıları kişinin hayatını olumsuz etkilemekle beraber, ilerlediği takdirde yaşamsal faaliyetlerini yapmasına da engel olabilmektedir.

Kas ağrılarının belirli bir noktada uzun süreli ve şiddetli hale gelmesi kronik ağrı olarak adlandırılır.

Akut ağrı bir hareket veya olay sonucu bir belirti olarak meydana gelir ve belirli bir süre sonra tedavi ile geçebilir. Kronik ağrı ise akut ağrı gibi bir belirti değil, hastalığın kendisidir.

Akut kas ağrıları bir hasar ve zedelenme sonucu meydana geldiği halde, kronik ağrılar böyle bir sebebe bağlanmaz. Kronik ağrıların nedeni kolaylıkla teşhis edilememekle beraber belli bazı belirtileri de vardır.

Kronik ağrı, tıbbi tanım olarak ağrı reseptörleri tarafından algılanan ve nörokimyasal yani sinirsel olarak üst merkezlere taşınan ve burada yorumlanan biyopsikososyal bir durumdur.

KRONİK AĞRININ BELİRTİLERİ NELERDİR

• Eklem ve kas ağrıları

• Yorgunluk

• Uyku problemleri

• Depresyon

• Yanma şeklinde hissedilen ağrı

• Öfke

• Cinsel isteksizlik vs.

Kronik ağrılar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Normal ağrıdan daha zor tanı konulması ve kişinin olumsuz duyguları ile ağrı yoğunluğunun doğru orantılı olup üzüntü, kaygı, öfke gibi duygular ile ağrının daha da artması kronik ağrının akut ağrıdan farklı özellikleridir.

Kronik ağrının farklı türleri vardır

• Baş ağrısı

• Boyun ağrısı

• Ameliyat sonrası ağrı

• Travma sonrası ağrı

• Bel ağrısı

• Kanser ağrısı

• Artrit ağrısı

• Nörojenik ağrı

• Psikojenik ağrı

Herhangi bir yaralanma, zedelenme vb. olmadan da ortaya çıkabilen kronik ağrıları tetikleyen bazı faktörler bulunmaktadır.

 Sigara ve alkol kullanımı

 Obezite

 D vitamini eksikliği

 Sağlıksız beslenme

 Hareketsizlik

 Ruhsal bozukluklar

Tanı konulması zor olan kronik ağrıların tedavisi de karmaşık olabilmektedir. Ağrı sinyallerinin beyinde kalıcı yer edinmesi ile beyinde farklılıklar da oluşturmaktadır. Beyinde gerçekleşen farklılıkların da ağrının süresine ve geçmişine bağlı olarak normale dönme süresi uzayabilmektedir.

Akut ağrı ve kronik ağrının temel farkı süresidir. Eğer ağrınız bir yaralanma veya hasar sonucu meydana gelmediyse ve 3 aydan fazla sürdüyse muhakkak doktora görünmeniz gerekmektedir.

      AĞRI TEDAVİSİNDE PEMF

Hücreler enerji desteğine ihtiyaç duyduğunda bunun sinyallerini ağrı ve yorgunluk şeklinde verir. Enerji ihtiyaç duyulduğunu anlatan diğer belirtiler vücutta herhangi bir organda işlevsel azalma, halsizlik ve duygusal dengesizlikler olabilmektedir.

PEMF Cihazları ile vücudunuz dünyanın manyetik alanıyla doğrudan temasa geçer ve bundan büyük fayda sağlar.

 Vücudunuzdaki her hücre, enerji tutabilen ve şarj edilebilen bir pil gibi düşünüldüğünde bu hücrelerin enerji ve şarj kaybetmesi de gayet mümkündür. PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler.

 Fiziksel yaralanmalar, toksisite, yara dokusu, iltihaplanma ve yetersiz beslenme hücrelerimize enerji kaybettiren durumlardan bazılarıdır.

PEM FDA tarafından kemik kaybını önlemek üzere 1979'da onaylandı. Hatta NASA tarafından dünyaya dönen astronotları desteklemek için bile kullanıldı. 1987'de postoperatif ödem ve ağrı için, 2004'te servikal füzyon cerrahisine ek olarak ve 2011'de de depresyon tedavisi için onay aldı.

Vücudunuzdaki her bir hücre PEMF tedavisinden mutlaka olumlu yönde oldukça fazla fayda görecektir. Mutlaka deneyin.


22 Aralık 2021 Çarşamba

SPORCU BESLENMESİ NEDEN FARKLIDIR?





Spor herkesin hayatında olmalıdır. Sporun sağlığımız için faydası kanıtlanmıştır. Hem sağlıklı bir beden hem de sağlıklı bir zihin için spor gereklidir. Kısacası dengeli ve sağlıklı yaşamak için spor da önemli bir faktördür. Sporcu için doğru beslenme çok önemlidir. Sporcular, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de diğer insanlardan farklı olmalıdır. Sağlıklı beslenme sporcuların yaptığı spordan maksimum verim almasına yardımcı olur. Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığının önemi olmaksızın yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir. Fiziki sağlık dışında sporcu beslenmesi dikkat ve konsantrasyon için de önemli bir faktördür.

Beslenme düzeni kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bu farklılık, düzenli fiziksel aktivite yapan ve dolayısıyla daha aktif bir hayatı olan sporcularda da gözlenir. Ayrıca beslenme düzeni; yapılan sporun şekli, sıklığı ve süresine göre de değişiklik gösterir. Sporcu beslenmesinin farkı ve amacı sporcunun ihtiyacı olan enerjiyi, besinleri ve yeterli sıvı alımını sağlamaktır. Sporcu beslenmesi her kişide farklı olmaktadır. Bunun temel nedeni her sporcunun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, kalsiyum, vitamin ve mineral miktarının farklı olmasıdır. Ayrıca sporcular kas ve yağ dengesi için beslenmelerine dikkat etmelidirler. 

Sporcu beslenmesi genel kurallarıyla tuz, şeker, yağ tüketimini minimuma indirip kontrolünün sağlandığı, karbonhidrat ve protein tüketiminin aksamadığı ve en önemlisi bol su içilen bir beslenme türüdür. Sırasıyla bu öğelerin tüketiminin öneminden bahsedelim:

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar enerji veren besin gruplarıdır. Ve vücutta su kaybını önlerler. Vücuda yeteri kadar karbonhidrat girmediği takdirde, proteinler enerji tüketimi için kullanılmaktadır. Bu nedenle karbonhidratlar sporcu beslenmesi için oldukça önemlidir. Dengeli biçimde tüketildiği zaman sağlık için gerekli olan karbonhidratlar çeşitli gıdaların enzimlerinde bulunur. Karbonhidrat içeren besinler doğru, sağlıklı bir şekilde pişirilip, yeterli miktarda tüketildiğinde sporcu beslenmesinde önemli yer tutmaktadır. Karbonhidrat ihtiyacını karşılayan besinler şunlardır:                            

Patates, havuç, baklagiller, her ekmek çeşidi, çikolata, şeker, süt ve yoğurtlar...

PROTEİNLER 

Proteinlerin en yaygın bilinen özelliği büyüme ve gelişme için çok önemli olduğudur. Hücre onarımında da görev alan proteinlerin aynı zamanda vücudu virüs ve bakterilerden korumaktadırlar. Daha pek çok faydası olan proteinler, günümüzde özellikle toz haliyle sporcular tarafından sıkça tüketilmeye başlanmıştır. Protein tozunun faydasının yanında zararlarının da olduğu bilinmektedir. Proteinlerin fazla tüketiminden karaciğer ve böbrek olumsuz etkilenmektedir. Her vücudu ihtiyacı olan proteinler doğru tüketilme koşuluyla sporcu beslenmesinde de önemli yer tutar. Proteinler hem hayvansal hem de bitkisel gıdalarda bulunurlar. Protein içeren gıdalar şunlardır:

Et, balık, tavuk, süt ve yoğurt, yumurta, fasulye, bezelye, ıspanak, mısır, brokoli, kuşkonmaz...

TUZ VE ŞEKER TÜKETİMİ 

Sporcu beslenmesinin diğer önemli faktörlerinden biri de tuz ve şeker tüketimidir. Fazla tuz tüketiminin böbreklere verdiği zarar herkesçe bilinmektedir. Fazla tüketildiğinde su kaybına sebebiyet veren tuz, spor yapan veya yapmayan herkesçe dengeli ve az tüketilmelidir.

Tuz gibi tüketimine çok dikkat edilmesi gereken diğer şey de şekerdir. Günümüzde paketli gıda ve dolayısıyla rafine şeker tüketimi oldukça fazladır. Sporcu beslenmesinde rafine şekerin yeri yoktur. Ama spor yapmayan kişiler için de rafine şeker zararlıdır. Spor yapılsa da yapılmasa da tuz ve şeker tüketimi azaltılmalıdır.

YAĞ TÜKETİMİ 

Hayvansal ve doymuş yağ tüketimi vücutta kilo alımı yapmaktadır. Ayrıca damar tıkanıklığı gibi dolaşım sistemi sorunlarına da sebep olan fazla yağ tüketimi, spor yapan ve yapmayan herkesçe azaltılmalıdır.


28 Temmuz 2019 Pazar

KİLONUZU ETKİLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?


Bazal Metabolizma Hızı (BHM), fiziksel olarak tamamen dinlenir durumdayken vücudun harcadığı enerji miktarıdır. Bir başka deyişle, 24 saat içinde hiç hareket etmeden dinlenir vaziyette hayati fonksiyonların devamı için harcanan enerjidir. Bu değere, günlük yaşamsal aktiviteler ilave edilerek günlük enerji ihtiyacı hesaplanır. Bazal metabolizma hızının bilinmesi kalori ihtiyacını belirlemek ve kilo kontrolünü sağlamak için çok önemlidir. Yaşam boyu sağlıklı bir kilo kontrolü için önemlidir.

Metabolizma hızını etkileyen pek çok faktör vardır. Bunlardan belli başlıları genetik etkiler, yaş, metabolik hastalıklar, vücut bileşimi (yağ, kas oranları), ateşli hastalıklar, hamilelik, uzun ve sık aralıklarla diyette olmak, stres, hormonal durum.

Günlük beslenmesi protein ağırlıklı olan kişilerin metabolizma hızları daha yüksektir. Aynı şekilde vücut saatine göre beslenenlerin de metabolizmaları yüksektir. Vücut saatine göre beslenmek ne demek? Bedenimiz geceye kıyasla kalorilerle gündüz çok daha etkin bir şekilde başa çıkabiliyor. Bu yüzden gündüz yemek yiyip, gece özellikle 19.00, en geç 20.00 sonrası yemek yememek doğru olan. Beslenme programıyla ilgili bir diğer önemli konu ise porsiyonlar. Sağlıklı bir beslenme düzenini uygulamak kadar porsiyonları da küçük tutmak önemli.

Düzenli egzersiz yapıyorsanız veya en azından günlük 5.000 ile 10.000 adım atıyorsanız metabolizma hızınız yükselecektir. Kilo verme direncinin en önemli nedenlerinin başında aktivite eksikliği geldiğini unutmayın. Çoğu zaman gereğinden fazla yediğimiz için değilde, gerektiği kadar aktif bir hayat yaşamadığımız için kilo alırız.







Uyku eksikliği kilo aldırır. Düzenli ve kaliteli bir uyku uyuyorsanız metabolizmanızı doğru yönde çalıştırıyorsunuzdur.

Stres metabolizma hızını yavaşlatan faktörlerin başında gelir. Stres vücuttaki hayatta kalma modu denilen biyokimyasal süreci tetikliyor. Vücut bu durumda yakıt depoluyor ve metabolizmayı yavaşlatıyor.

Kimi kullanılan ilaçlar kilo aldırabilir. Kullanılan ilaçların yan etkilerine bakmakta fayda var. Tabi ki bu durumda doktorunuzun sağlık önerisi sizin birincil önceliğiniz olmalı.

Sıcak havalarda metabolizmanın daha hızlı çalıştığını biliyor muydunuz? O yüzden kışın kilo almaya, yazın da vermeye eğilimliyizdir.

Kimi durumlarda tiroid hormonu üretimindeki yetersizlik kilo alımına neden olur. Hipotiroidi her yaşta ortaya çıkabiliyor. Tiroid hormon durumunuzu ara ara kontrol ettirmekte her zaman fayda var. Özellikle kilo verme zorluğu olanların eğer birlikte yorgunluk, cilt kuruluğu, unutkanlık, solukluk, saç dökülmesi, tırnak kırılması, şişkinlik, uyku hali gibi problemleri de varsa hipotiroidi ihtimalini göz ardı etmemek gerekir.

Alkol kullanımını sürekli hale getirmek, az su içmek, kalsiyum, selenyum ve magnezyum azlığı, D vitamini, Demir, B12, omega-3 eksiklikleri de kilo direncine yol açabiliyor.

Bağırsak mikroplarımız da kilo verme üzerine oldukça etkili. Eğer yeteri kadar çok ve çeşitli, sağlıklı bağırsak mikroplarımız varsa sindirim daha kolay oluyor. Genel olarak obez kişilerde yeterli ve çok sayıda sağlıklı bağırsak mikrobu bulunmadığı görülmüştür. Bunun için lifli gıdalarla beslenmek ve gerektiğinde probiyotik ve prebiyotik destekler kullanmak çok önemli.

Ne yazık ki genetik faktörler de konunun başında. Ailenizdeki obezite ne kadar yaygın mutlaka göz ardı etmemek gerekiyor. Kiloyu etkileyen en az 100 kadar gen var. Bunlardan biri de MC4R. Genlerinizle ilgili bir şey yapamazsınız ancak genlerinizin neye yatkın olduğunu bilirseniz, ona uygun diyet ve spor programlarıyla kendiniz için önlem alabilirsiniz.

Aslında yaşam şeklinizi ne kadar sağlıklı yaşam biçimine doğru değiştirir, düzenlerseniz kilo ve kilo ile ilgili problemler artık probleminiz olmaktan çıkacak. O kadar da zor değil sadece disiplinli ve azimli bir şekilde özen gösterme meselesi. İşte tam burada Mora Terapi Kilo Kontrolü programları istek ve iştah konusunda size tam destek sağlıyor. Terapilerle birlikte, stres, hormonal durum, bağırsak sağlığınız da normale dönecek şekilde uyarılıyor. 3 aylık uygulanan sağlıklı beslenme ve egzersiz protokolü “sağlıklı yaşam” bilincine geçmenizi kolaylaştırıyor. Üstelik, çocukluktan beri sevdiğiniz tatlı, börek, makarna vb.ni de artık o kadar da çok sevmiyorsunuz. Programı en büyük rahatlığı bu, iştahı kesmesi, isteksizlik yaratması ve vücut fonksiyonlarını bütüncül yaklaşımla normale doğru değiştirmesi.

Mutluluk dolu, sağlıklı kilolu günler diliyoruz.