uykusuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uykusuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2021 Pazar

İyi hissedin, konsantre olun ve kazanın. Çözüm: Bach Çiçekleri!





Sağlıklı olmak demek sadece bedensel olarak hastalık olmaması durumu demek değildir. Duygu, zihin ve beden bir bütündür. Bütünsel olarak sağlıklı olabilmek için duygu durumumuzun da iyi olması gerekmektedir. Ne kadar ‘sağlıklı’ olursak olalım, keyfinizin olmadığı, hayatın tadını çıkaramadığınız dönemler mutlaka olmuştur. Bu dönemler insan hayatının bir parçasıdır. Bu gibi dönemlerde atılabilecek ilk adım, sorununuzun ne olduğunu çözebilmeniz, ters giden şeyin ne olduğunu fark edebilmenizdir. İyileşme aslında bu adımda başlar. 21. yüzyıldaki yaşamın modernleşmesi, teknolojinin gelişmesi yaşamımızı kolaylaştırdığı gibi kaçınılmaz stresleri de yanında getirdi. Kentleşme oranının yüzde 78’i bulduğu ülkemizde özellikle büyük şehirlerdeki hayatların her yanı stresle çevrilmiş durumda. Fiziki çevre, iş yaşantısı ve psikososyal özellikler kişideki stresin kaynağını oluşturan birincil etmenler. Stresi yaratan durumları ortadan kaldıramayan bireyler stresle baş etmenin yolu olarak kimi zaman bedeni ve ruhu rahatlatan sporlara kimi zaman da bir terapiye başvuruyor. Biorezonans tıbbı, kişinin enerjetik-elektromanyetik durumunun hem ruhsal durumu hem fiziksel bedeni hem de zihinsel dengeyi etkilemesinden yola çıkar. Bach Çiçekleri kürleri bu nedenle Biorezonans tedavi programlarına eklenmiştir.   İnsan bedeninin iyileşme mekanizmasını harekete geçirmek için bitkilerin minimal dozda su ile seyreltilerek kullanılması metoduna dayanır. Yani kişinin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığı için doğru bitki minimum dozda kullanılırsa bedenin iyileşme süreci başlatmaya yönelik tamamlayıcı bir tedavidir.

Çiçeklerin yapısı incelendiğinde insanların duygusal özellikleri ile çok örtüşen noktalar bulunur . O halde bu çiçek özleri de minimal dozda kullanılırsa kişiye pozitif duygular bedenin iyileşme mekanizması ile sağlanabilir. 1930’larda İngiliz doktor Edward Bach tarafından keşfedilmiş ve günümüze kadar birçok şekilde kullanılagelmiştir. Hastaların fiziksel rahatsızlıklarının duygu durum bozukluklarından arındırılmadan iyileştirilemeyeceğini savunan Dr. Bach, 38 bitki özünün duygu durumlarımız üzerindeki etkilerini incelemiş, belirli çiçeklerin pozitif enerjisinin, düşüncelerimizin ve duygularımızın oluşturduğu olumsuz enerjiye karşı koyduğunu fark ederek, dünyanın “Bach Çiçekleri” olarak bildiği 38 homeopatik kürü geliştirmiştir. Her çiçek özü temel bir insan duygusu ile ilişkilendirilmektedir.  38 bitkinin her biri, belirli bir karakteristik veya duygusal duruma yönlendirilir. Bach Çiçekleri kürleri ilaç değil, yüksek derecede dilüe edildiğinden bitkilerin “homeopatik “  kürleridir. Bitkinin fiziksel yapısı değil, “enerjisi” kullanılmaktadır. Her hastalığın kişiye özel ruhsal özelliklerle bağlantıda olduğu gerçeğinden hareketle, hastanın ruhsal yapısındaki dengesizlikleri gidermeye yöneliktir. Böylece hastalıklar çok daha kolay ortadan kalkar. Biorezonans ile uygulanan Bach Çiçekleri kürleri, tanımlı çiçeklerin enerjisini kullanarak kişinin enerjisini değiştirme amaçlı kullanılmaktadır. Herhangi bir ilaçla etkileşmesi ya da yan etki yaratması söz konusu değildir. Kişiye özel geliştirilen Biorezonans tedavilerinin programlanabilmesi için hastayla yapılan ön görüşme sırasında kendisine verilen formdaki soruları yanıtlaması istenir.

Biorezonans terapisini uygulayan doktorun uygun bulduğu Bach Çiçekleri kürü Biorezonans terapilerine eklenir. Seans bitiminde de hastaya özel hazırlanmış Bach Çiçekleri karışımı günlük kullanım için kendisine verilir. Biorezonans terapilerinde Bach Çiçeklerinin frekanslarının hastaya nakli Biorezonans cihazı ile vasıtasıyla sağlanmaktadır. En büyük kolaylığı ve faydası “bütüncül” tedavi uygulamaya elverişli olmasıdır. Hastaların sürdürülen diğer biorezonans terapilerine eklemlenebilmektedir. 75 yılı aşkın bir süredir Avrupa’da, özellikle İngiltere’de yaygın olarak kullanılmakta olan “Bach Çiçekleri” kürleri, korku ve endişeleri gidermek, stres ve kederi azaltmak, cesaret edilemeyen ilişkileri geliştirmek için çok güçlü, ancak hassas bir iyileştirme yöntemidir.

30 Ocak 2019 Çarşamba

MORA BACH ÇİÇEKLERİ İLE ODAKLANIN


İç ve dış uyaranlardan etkilenmeden, dikkat ile bir işe yoğunlaşabilme; iş üzerinde dikkati sürdürebilme yeteneğine konsantrasyon denmektedir. Konsantrasyon bozukluğu; süresi kişiden kişiye farklılık gösterebilen yapılan işlere göre değişiklik gösterebilen kişinin bir konu üzerinde zihinsel olarak odaklanamaması durumudur.


Gelişen teknolojiyle birlikte maruz kaldığımız çevredeki yoğun uyarıcılar odaklanma sorunu yaşamamıza sebep olabilmektedir. Bunlar; sosyal medya bildirimleri, saat alarmı, SMS bildirimi, çağrı bildirimi, otomobil iç uyarıcılar ve korna gibi dış uyarıcılar, trafik işaretçileri, toplu yaşam alanları, sürekli duyduğumuz sesler ve genel adıyla tüm uyaranlardır. Aynı zamanda gün içerisinde birçok bilgi almaktayız. Bu bilgiler, beyine iletildikten sonra alt beyine aktarılmakta ve orada saklanmaktadır. Beynimize ulaşan her bilgi alt beyinde depolanmamaktadır ancak bazı kişiler gereksiz bilgileri elemekte güçlük çekebilmektedirler. Bu kişiler de dikkat toplama ve odaklanma ile ilgili problemler yaşayabilmektedir. Bu gibi durumlar yaptığımız işte verimli ve etkin olmamızı engellemektedir. Çevresel uyaranların yanında odaklanma problemleri, psikolojik, kalıtsal, stres, beslenme veya uyku bozukluklarından kaynaklı farklı sebepler nedeniyle de meydana gelebilmektedir.

İlgilenilen konuya olan ilginin kısa sürede sona ermesi, başlanılan işin bitirilememesi ve bunu takip eden derin kaygı hali, dalgınlığın tetiklediği unutkanlığa bağlı iş kazalarının yaşanması, düzensiz ve dağınık bir yaşam tarzı, sorumluluk alamama ve sorumluktan kaçma, bu durum sonucu iş, meslek, okul ve sosyal ilişkilerinde yaşanan sorunlar, ders çalışırken yahut iş yerinde ders ve işten çok, çevreyle ilgilenmesi, sık aralıklarla dalıp gitme, anlatılan şeyleri dinleyememe, yapılan işten hemen sıkılıp bıkma, okunulan metin veya kitaptan bir şey anlamama, eşyaların sıklıkla kaybedilmesi ve düşüncelerin toparlanamayıp, isimlerin unutulması gibi durumların yaşanması odaklanma veya konsantrasyon bozukluğu belirtileridir.

Odaklanma probleminin aşılmasında ilk adım; kişinin odaklanma sorunu yaşadığının farkına varması ve bu sorunun çözümü için girişimde bulunmaya hazır hale gelmesi olmalıdır. Kişiler, yakın çevrelerini bu konu hakkında bilgilendirerek onlardan da destek almalıdır. 

Odaklanma probleminiz olduğunu düşünüyorsanız kaliteli uyuduğunuzdan ve düzenli-sağlıklı beslendiğinizden emin olmalısınız. Kişinin uyku veya beslenme davranışları yanlış ise kişi kendini yorgun hissederek odaklanma sorunu yaşayabilmektedir. Uyku tam olarak alınmalıdır. Yatmadan önce kitap okumak veya ılık duş almak uykunuzu getirmeye yardımcı olacaktır. Güne bir bardak su içerek başlamak zihninizi açarak sizi yeni güne hazırlar. Gün içerisinde sağlıklı besin tercihleri yapılmalı çok ağır öğünlerden kaçınılmalıdır. Aynı zamanda gün içerisinde yapacağınız 30-45 dakikalık orta tempo yürüyüş veya diğer egzersizler dikkatinizi toplamanızı destekleyecektir.

Odaklanma probleminin ortadan kaldırabilmek için, aynı anda birden fazla işle uğraşılmamalıdır. Çünkü aynı anda iki farklı işe odaklanma olasılığımız yoktur. Planlı şekilde, yapılacak işleri sıraya koymak zaman yönetimi ve dikkat toplama açısından oldukça önemlidir. Kişinin planladığı günlük işleri tamamladıktan sonra kendini ödüllendirmesi motivasyonu artırarak odaklanmayı destekleyebilecek unsurlardandır. Uzun süre bir işle uğraşmak zihni yormaktadır. İş yerinde veya okulda kısa küçük molalar vermek zihni dinlendirerek konsantrasyonu artırabilmektedir. Tüm bunların yanı sıra dikkat dağınıklığı olan bireylerde bulmaca çözmek ve zeka oyunları oynamak çok güçlü bir şekilde konsantrasyon artırıcı etkiye sahiptir. 

Çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan ünlü İngiliz Dr. Edward Bach’ in çiçeklerin iyileştirici özelliklerini kullanarak çeşitli duygu ve düşünce bozukluklarına çözüm sunmaktadır. Avrupa’da 100 yıldır yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemi olan Bach Çiçekleri Terapisi, dikkat dağınıklığı tedavisinde de başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Mora Bach Çiçekleri Terapileri ile dikkat dağınıklığı üzerinde çalışılabildiği gibi, odaklanma problemi meydana getirebilecek, uyku bozuklukları, düzensiz beslenme, stres gibi etkenler üzerine de çalışılabilmektedir. 

29 Ağustos 2018 Çarşamba

İYİ UYKULAR…

Sağlıklı bir metabolizmanın olmazsa olmazlarından iyi beslenme ve düzenli egzersizin önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Genellikle göz ardı edilen bir konu daha var. Aslında birçoğumuzun çok sevdiği ancak önemini pek bilmediğimiz bir unsur; uyku!


Gece salgılanan hormonlardan bahsederek giriş yapmak istiyoruz. En önemli hormonlarımızdan olan büyüme hormonu geceleri derin uykuda salgılanmaktadır. Adı büyüme hormonu olabilir ancak bu hormon yetişkinlerde yenilenme ve onarım işlemleri için harekete geçer. Ayrıca yaş ilerledikçe de sizin yıllara meydan okumanıza destek olur. Eğer çok uykusuz kalıyorsanız, bu durum kronik hale geldiğinde bu değerli hormonun onarıcı ve gençleştirici etkisinden maalesef yararlanamazsınız.

Bir diğer hormonumuz ise melatonin. Bu hormonun adını da sıkça işittiğinize eminiz. Melatonin de geceleri derin uykuda salgılanan bir hormondur ve özellikle karanlıkta etkinliği ve salınımı artmaktadır. Bu hormonun görevi de biyolojik saatinizi düzenlemektir. Antioksidan özellik göstermesi de en önemli özelliklerinden biridir. Melatoninin kanser hücrelerine bağlanarak çoğalmalarını önlediğini gösteren ciddi araştırmalar da mevcuttur. Melatonin hormonunu etkin bir şekilde salgılayabilmeniz için, gündüz güneş ışığından yararlanıp, geceleri uyuduğunuz odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermelisiniz.  

Vücudun yaşamsal faaliyetlerini düzgün şekilde yerine getirebilmesi, beynin tam anlamda dinlenerek detoks olabilmesi ve aynı zamanda zihinsel fonksiyonların da en iyi şekilde çalışabilmesi için kaliteli uyku şarttır. Peki günde kaç saat uyku idealdir? Ortalama olarak 8-8,5 saat idealdir. Ancak bu kişiden kişiye değişebilir. Kaç saat uyumanın sizin için yeterli olabileceğini belirlerken kriteriniz, güne dinç ve zinde başlayabilmenizdir. Ancak her gün aynı saatlerde uyuyup-uyanabilmek biyolojik saatiniz açısından önemlidir. Uyku saatlerinizi belirlerken bahsettiğimiz hormonların en çok salgılanabileceği saatleri bilmekte fayda var. Melatoninin üretimi ve salınımı karanlık ile başlar, aydınlık ile sona erer. 23.00- 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır.

Düzensiz uykular sebebi ile meydana gelebilecek sonuçlar şaşırtıcıdır. Uykunun yeterince alınamadığı günlerde açlık hormonumuz yükselir. Kanda yükselen açlık hormonu da gün içinde daha aç hissetmemize ve yediğimiz şeylerin daha çok yağ olarak depolanmasına sebep olur. Şöyle söyleyebiliriz ki iyi beslendiğiniz ve spor yaptığınız halde kilo veremiyorsanız, uyku durumunuzu gözden geçirmenizde fayda var. Aynı zamanda kronik hale gelen uykusuzluk insülin direncine bile yol açabilmektedir. Bunlarla birlikte vücut uykusuz kalınca bağışıklık sistemi zayıflar hatta kanser hücreleri ile savaşamaz hale gelebilir.

Uyku sırasında tüm vücut yenilenme sürecindedir. Hücre yapımı gerçekleşir, hafıza ve öğrenme yeteneğiniz uykuda yenilenir. Güne zihinsel ve fiziksel anlamda hazır olarak başlamak istiyorsanız kaliteli uyumanız şart! Kaliteli bir uyku için saatlerin öneminden bahsettik. Şimdide diğer faktörlerden bahsedelim. Tamamen karanlık ve tamamen sessiz bir ortamda uyumanız çok önemlidir. Sessiz dememizdeki amaç vücut uyurken bile sesten rahatsız olabilir ve stres hormonları salgılayabilir. Eğer kaç saat uyursanız uyuyun dinç uyanamıyorsanız uyku apnesi ve horlama gibi problemleriniz olabilir. Bunları kontrol ettirmekte fayda var. Akşam geç saatte yemek yememeye özen gösterin. Son öğününüz yatağa girmeden 3-4 saat önce olmalıdır. Tok yatıldığı zaman vücut geceleri yenilenme için kullandığı enerjisini sindirim için harcamak zorunda kalır. Uyku öncesi yediklerimiz ile birlikte içtiklerimiz de önemlidir. Kafein, tein veya alkollü içecekler tüketildiğinde derin uykuda geçen süre azalır ve uyku kalitesi düşer.

Uykudan bahsetmişken, uyku ilaçlarını atlamak olmaz. Uyku ilacı ile uyuduğunuzda doğal uyku süresince gerçekleşen hiçbir fonksiyondan yararlanamazsınız. Dinlenmiş uyanmak yerine yeni günde konsantrasyon güçlüğü çekebilirsiniz hatta sersemlemiş şekilde uyanabilirsiniz. Tüm bunların yanında bu ilaçların ciddi yan etkileri de bulunmaktadır. Bu ilaçları kullananların bir an evvel bu tür ilaçlardan kurtulmalarında fayda var.

Mora Terapi Bach çiçekleri ve Mora Color terapileri, uykularınızın düzene girebilmesi için alabileceğiniz en iyi destek terapileridir. Uyku deyip geçmemek lazımmış değil mi? Merak etmeyin, düzenli, derin ve rahat uyuyabilmek için hatta uyku ilacını bırakmak isteyenler için inanılmaz etkili terapileriyle Mora Terapi yanınızda.

24 Nisan 2015 Cuma

Uykusuz Kaldığımızda Neler Oluyor?

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal, uykunun doğal dinlenme biçimi olduğunu belirterek, “Aslında tüm canlılar günlük işlevlerini gerçekleştirebilmek için uykuya ihtiyaç duyarlar” dedi.
 “Hepimiz şu yada bu sebepten uykusuz geceler geçirmişizdir. Peki uykusuz bir gece ve Sabahında bizi nasıl bir travma bekliyor?” diyen Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal, şunları kaydetti;




“Güneş battığında, beyin epifiz bezi uyku hormonu olan melatonini salgılamaya başlar. Böylece vücuda uyku vaktinin geldiği hatırlatılır. Sabah uyandığımızda ise, uyku getiren bir kimyasal madde olan adenozin salgılanmaya başlar ve gün boyunca vücutta depolanır. Yatağa girdiğimizde diğer maddeler ile beraber beynimize nüfuz ederek uykumuzun geldiğini hissettirir. Nörokimyasal bir madde olan ABA ise beyin sapını uyararak uyku emri verir.

Bundan sonraki aşama ise uykudur.
Yatağa yattıktan birkaç dakika sonra günün envanterini zihnimizde almaya başlarız. Niye böyle konuştum ? neden yaptım ? peki nasıl davranmalıyım ? gibi pekçok düşünce aklımızdan geçmeye başlar . İşte zihnimizdeki ilk büyük savaş o anda başlar ve zihin strese girer. Stresin tetiklediği adrenalin kalp atışlarını, kan basıncını, vücut ısını ve nefes alıp verişini bozar. Adrenalinin kardeş stres hormonu olan kortizol de beraberinde artmaya başlar, böylece kan şekeri seviyesi yükselerek zihin açılmaya başlar. Beynin uyku ve uyanıklık merkezleri arasındaki kavga artık başlamıştır.

İkinci saatin sonunda yatakta sağa sola dönüp uyuyamamak morali iyice bozar, adrenalin-kortizol seviyesi bir miktar daha artar. Ani ve derin nefes almaya başlarız.

Yatakta geçirdiğimiz üçüncü saatin sonunda pes edip yataktan kalkarak Tv ya da bilgisayarı açtığımızda büyük bir hataya da kucak açmış oluruz. Ekrandan yayılan mavi ışık, melatoninin daha da bastırılmasına sebep olur. Beynimiz de o anda yeni günün başladığı hissine kapılır. Zihin uykudan daha çok seyredilen veya okunan şeye yöneldiği için, yatakla ilk temas ettiğimiz zamana göre daha da uyanık hale geliriz.

Beşinci saate girilirken beynin uyku merkezi bu savaşı kazanır ve bir süre uykuya dalınabilir. Ancak doğal uyku gibi yavaşça uykuya dalmak mümkün olmaz. Beyin dalgaları yüksek bir frekansta sıkışıp kaldığı için kesintili ve rahatsız bir şekilde uyunabilir.

Yedinci saatin sonunda işe gitme vakti geldiğinde yada alarm çaldığında beyin, derin uyku sürecinde girilen delta aşamasına girdiğinden, hemen uyanmak zor olur. Uyanmaya çalışılsa bile vücutta yeteri kadar adenozin yakılmadığından zihin hâlâ bulanıktır. Hızlıca kendine gelmek için bir fincan kahveye ihtiyaç duyulmasının nedeni, kafein alarak adenozini etkisiz hâle getirmektir.

Uykusuz geçen bir gece sonrası yeteri kadar dinlenilemediği için, huysuz ve diğer sabahlara göre daha sersem hissederiz. Beyninin mantık ve konsantrasyon merkezi olan ön korteks oradan oraya sürüklenmiştir. Odaklanmakta zorluk yaşar; asabi ve fevri bir hâle bürünebiliriz. Ancak her şeye rağmen bir sonraki gece doğru saatinde uyumayı başarabilirsek bu travmayı ertesi güne taşımadan o gece de bırakabiliriz.”

4 Kasım 2014 Salı

SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!



Kalbi korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, beslenmeye özen göstermek ve spor yapmak sağlıklı bir vücut için önemli ama yeterli değil…
Temizlikten uyku düzenine, cinsel yaşamdan stresten uzak durmaya sağlıklı yaşamın birçok kuralı olduğunu belirten TOBB ETÜ Hastanesi kardiyoloji uzmanı Dr. Rahşan Turan, hafta da 1 gün de olsa şehirden uzaklaşmayı ve doğayla baş başa olmayı önerdi.
OLMAZSA OLMAZ…
Vücudun hasta düşmemesi, esenlik ve sıhhat durumu iyiliğinin sağlıklı olmayı anlattığını ifade eden Dr. Rahşan Turan, “Sağlıklı yaşam ise kişinin temizliğine ve beslenmesine dikkat etmesi, spor yapması ile birlikte yaz-kış aylarında hastalıklara yakalanmadan yaşamını idame ettirebilmesidir. Sağlıklı yaşam kişinin olmazsa olmazlarındandır” diye konuştu.
SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!
Egzersiz, kalp sağlığı ve beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Dr. Turan, sağlıklı bir yaşam için uyulması gerekenler ve kuralları şöyle sıraladı;
1-Spor yapmaya özen gösterilmeli.
2- Sağlıklı beslenmeli; yağlı yemekler ve aşırı yemek yenmemeli, sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, meyve-sebze tüketimine özen gösterilmeli.
3- Alkol ve sigara tüketilmemeli.
4- Gün içerisinde sürekli oturulmamalı, aktif olunmalı.
5- Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine önem verilmeli.
6- Stresten uzak durulmalı.
7- Cinsel yaşama dikkat edilmeli.
8- Uyku düzenine dikkat edilmeli.
9- Haftada bir bile olsa şehrin stresli yaşamından uzaklaşmanız, doğa ile baş başa kalmanız size ve sağlığınıza iyi gelecektir.
TEDBİR ALIN…
Kalp ve damar hastalıkları, batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Kalp sağlığını korumanın yolu önceden tedbir almaktan geçmektedir.
Beslenme
Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamaktır. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif yönünden zengin besinlere yönelmek gereklidir. Doğru rejimin normal miktarda protein içermesi, bu proteinin ise balık, kümes hayvanları ve az yağlı kırmızı etten (dana eti) alınması önerilmektedir.
Kilo
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında fazla kilolar gelmektedir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve inme için de risk oluşturmaktadır.
Alkol ve sigara
Günümüzde sigara, önlenebilir ölüm sebepleri içinde ilk sırayı almaktadır. Sigara kullanımı, kansere, kalp damarlarının tıkanmasına dolayısıyla kalp krizine sebep olmaktadır.
Fiziksel egzersiz
Düzenli sporun bizi kalp krizi ve inmenin yanı sıra kemik erimesi, şeker hastalığı, kalın bağırsak ve meme kanseri, depresyon ve bunama gibi ciddi birçok kronik hastalıktan koruduğunu gösteren güçlü kanıtlar var. Egzersizin hemen her hücremize olumlu etkisi var desek yanlış olmaz.
KALP SAĞLIĞI VE SPOR
Spor yapmanın kalp ve damar sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Turan, her kas gibi kalp kasının da antrenman yaptıkça daha güçlü ve verimli çalıştığını ifade etti. Dr. Turan, sporun vücutta yarattığı olumlu etkileri şu sözlerle aktardı;
Kalbin çok hızlı çarpmasını önler
Antrenmanlı kalp, sıkıntılı bir durumla karşılaştığı zaman sakin bir tepki verir. Hareketsizliğe alışmış olan kalp ise kolay telaşa kapılır. Örneğin; otobüse yetişmek için koşarken veya çok heyecan uyandırıcı bir durumla karşılaşan kalbin hızı kolayca yükselir, dakikada 180-200’e kadar çıkabilir. Halbuki bir sporcunun kalbi aynı koşullarda daha yavaş atarak tepki verir ve en kısa zamanda normale döner.
Tansiyonu düşürür
Düzenli spor yapanlarda, örneğin günde yarım saat tempolu olarak yürüyenlerde kan basıncının düştüğü biliniyor. Özellikle tansiyon tehlikesi altında olanların her gün yapacakları yürüyüşle bu tehdidi bertaraf etmeleri mümkün. Araştırmalara göre fiziksel egzersiz, yüksek tansiyonu olanlarda tansiyonu kontrol altına almada yardımcı olmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır.
Zayıflatır
Düzenli egzersiz sadece spor yapıldığında değil, dinlenme halinde tükettiğimiz enerjiyi de artırdığı için kilo vermeyi kolaylaştırır. Kilo verdikten sonra düzenli spor yapmadan ideal kiloyu korumak çok zordur.
İyi kolesterolü yükseltir
Damar sertliğine karşı koruyucu rol oynayan HDL kolesterolü yükseltmenin yollarından biri egzersiz yapmaktır. Haftada 3 gün 3 kilometre yürüyenlerde bile iyi kolesterolün yükseldiği biliniyor. Egzersizin süresi ve sıklığı arttıkça olumlu etki de artar.
Kanın aşırı pıhtılaşmasını önler:
Düzenli egzersiz kanda pıhtılaşmayı başlatan ve güçlendiren maddelerin dengede kalmasına yardımcı olur.
Şeker hastalığını önler
Diyabet olma riski yüksek olanların ellerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra çok güçlü bir silah daha var: düzenli egzersiz. İlaçlardan çok daha etkin, yan etkisi yok, hem de bedava.
Stresi azaltır
Düzenli spor yapanların hareketsiz bir yaşam sürenlere göre daha az endişeli olduklarını, uykularının daha düzenli olduğunu gösteren çalışmalar var.
GEZİNTİ YERİNE HIZLI YÜRÜYÜŞ…
Günde 30 dakika hızlı (saatte 5-6 kilometre hızla) yürümenin ve bunu en az haftada 5 gün yapmanın kalp ve damarlara yararlı olduğu biliniyor. Yarım saat sürekli yürüyemezseniz, günde 3 kere 10 dakika yürüseniz bile yeterli.  Yaptığınız egzersiz ağırlaştıkça sağlığa olumlu etkisi artıyor. Buna karşılık gezinti yapar gibi yavaş yürümek aynı yararı sağlamıyor. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da 30 dakikalık yürüyüşün normal günlük faaliyetlere ek olarak yapılması gerektiği.
ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAYIN…
Isınmadan yapılan spor ve ani efor sarf edilmesi, kalbe ani yük getirerek kalp krizi ve ani ölümlere davetiye çıkarır. Gerekli ısınma hareketleri yapılmadan spor yapılması ve böylece kalbe ani yük getirilmesi, kalp duvarlarının kalınlaşmasına, kalbi besleyen damarların sıkışmasına, ritim bozukluğuna ve hatta kalbin durmasına neden olabilir. Doğuştan kalp rahatsızlığı olanlar, ritim bozukluğu sorunu yaşayanlar ve ailesinde kalp rahatsızlığı bulunanlar, bu konuda daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu kişilerin düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeleri gerekir.
http://www.sagliktayenilikler.com/saglikli-yasamin-altin-kurallari/

20 Ekim 2014 Pazartesi

Düzenli Uyku Kilo Vermenizi Kolaylaştırır

Kilo vermek isteyenler ilk olarak düzenli olarak spor yapmayı ve sağlıklı az kalori alarak beslenmeyi göz önüne alarak bir zayıflama planı oluşturmakta, uyku düzeni ise genel olarak çok da ciddiye alınmamaktadır. Nasıl ki sporsuz diyet yaptığınızda kas kaybedersiniz, uykunuzu düzenli uyumadığınızda da aldığınız besin artar ve kilo vermeniz yavaşlar. Sağlıklı yaşamak için düzenli beslenme, düzenli spor ve düzenli uyku şart.

Düzensiz Uykunun Olumsuz Etkileri Nelerdir?
Kilo vermeniz uyku düzeninizin olmaması durumunda salgılanan bazı hormonlar tarafından durdurulabilir. Leptin hormonu beyne doyduğunu bildiren hormondur. Leptin hormonu geceleri daha az salgılandığından yediğiniz zaman beyne gönderilen sinyaller gecikir.
Gece uykularını erteleyip geç saatler de uyuyanlar dolayısıyla geç uyanacakları için daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyarlar. Gece uyumayan kişiler genellikle abur cubur yemeye yönelirler. Yatmaya yakın yenilen yüksek kalorili besinler vücutta yağ olarak depolanır ve yakılması oldukça güçtür. Bu yağları yakmak için olduğundan daha fazla enerji harcamanız gerekebilir.

Uykusuzluk Problemi İçin Ne Yenmelidir?
Kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız. Kahve, çay, çikolata ve enerji içeceği gibi içecekler tüketmek uykusuzluk sorununu ortaya çıkarmaktadır.
Aşağıdaki listelenen yiyeceklerden tüketmek uyku sorununuz var ise size yardımcı olabilir. Her gün düzenli şekilde tüketerek vücudunuzu uyku düzenine alıştırabilirsiniz.
Ilık süt
Yoğurt
Kefir
Muz
Elma
Kayısı
Bal

Düzenli Uyku İle Kilo Vermek İçin Neler Yapılmalıdır?
Gece uyumadan en az 2 3 saat önce yemek yemeyi bırakmalısınız.
Akşam yemeklerinde mümkün olduğunca hafif yemekler tercih edilmelidir. Ağır yağlı yemekler yerine çorba, salata ve sebze yemekleri tercih edilmelidir.
Akşam yemekten sonra çay, kahve gibi içecekler içilmemelidir.
Erken saatte uyuyup erken saatte uyanmaya özen göstermelisiniz. Erken uyanırsanız metabolizmanız daha hızlı çalışmaya başlar ve kilo vermek de daha da kolaylaşır.
Yaptığınız sporlar gece daha iyi bir uyku uyumanıza yardımcı olmaktadır. Yatmadan hemen önce spor yapmamaya özen göstermelisiniz. Sabah sporu yaparak metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz.
http://www.zayiflamaiksiri.com/2014/10/uykunun-kilo-verme-uzerindeki-etkileri.html?showComment=1413078026276