mora bağımlılık terapileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mora bağımlılık terapileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2023 Cuma

Dengeli Beslenmek İçin 5 Altın Kural

 


Dengeli Beslenmek İçin 5 Altın Kural

Sağlıklı bir yaşam sürmek ve vücudumuza iyi bakmak için, beslenme alışkanlıklarımıza özen göstermek elzemdir. Dengeli beslenmek, enerji seviyelerimizi artırmanın yanı sıra, kilo kontrolü ve genel sağlığı iyileştirmenin de anahtarıdır.


İşte, sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenmenin 5 altın kuralı:


1. Çeşitlilik Esastır:

Beslenme alışkanlıklarınızda çeşitliliği sağlamak, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini karşılamak için önemlidir. Meyve, sebze, protein kaynakları, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, vücudunuzun dengeli ve besleyici bir şekilde çalışmasını destekler.

Örnek: Kahvaltıda yulaf ezmesi, yoğurt, çeşitli meyveler ve bir avuç badem içeren bir kahvaltı tabağı.

2. Porsiyon Kontrolü Yapın:

Sağlıklı beslenmede porsiyon kontrolü, fazla kalori alımını önlemek ve kilo kontrolünü sağlamak için önemlidir. Küçük porsiyonlar, hem mide sağlığınızı korur hem de vücudunuza gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.

Örnek: Ana yemekte protein kaynağı, tam tahıllar ve sebzeleri içeren dengeli bir tabak.

3. Rafine Şeker ve İşlenmiş Gıdalardan Kaçının:

Rafine şeker içeren ve işlenmiş gıdalar genellikle düşük besin değerine sahiptir. Bunun yerine, doğal şeker kaynaklarından ve tam gıdalardan elde edilen enerjiyi tercih edin.

Örnek: Tatlı ihtiyacınızı meyve veya kuru yemişlerle karşılamak.

4. Sıvı Alımına Dikkat Edin:

Su içmek, vücut fonksiyonlarını düzenlemenin ve toksinlerden arınmanın önemli bir yoludur. Çay, bitki çayları veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı içecekleri tercih edin.

Örnek: Gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek, öğünlerinize günlük bir adet taze sıkılmış meyve suyu eklemek.

5. Yavaşça Yemek Yiyin ve Bilinçli Olun:

Yemeklerinizi yavaşça yemek, doyduğunuzda vücudunuza zaman tanır ve aşırı yeme riskini azaltır. Ayrıca, bilinçli yeme alışkanlıkları edinmek, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu anlamanıza yardımcı olur.

Örnek: Her lokmayı iyice çiğnemek ve yemek sırasında telefon veya televizyon izlemekten kaçınmak.

Bonus: Mora Terapi ile Sağlıklı Beslenmeye Destek:

Mora Terapi, vücuttaki enerji akışını dengeleyerek ve stresi azaltarak sağlıklı beslenme alışkanlıklarını destekleyebilir. Bu terapi, kişinin içsel dengeyi bulmasına yardımcı olarak, sağlıklı kilo verme süreçlerine de katkıda bulunabilir.

Sağlıklı beslenmek, bir günlük görev değil, bir yaşam tarzıdır. Bu altın kuralları takip ederek, dengeli bir diyetle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek mümkündür.


Sağlık ve İyi Yaşam İçin En Doğru Bilgileri Alın: Uzmana Başvurun!

Unutmayın, her bireyin sağlık durumu farklıdır ve doğru bilgiye ulaşmak için en güvenilir kaynaklardan biri uzman görüşleridir. Yazılarımızdaki bilgiler genel bilgilendirmeler olup, kişisel sağlık durumunuza uygun en doğru tavsiyeleri almak adına mutlaka bir uzmana başvurmanızı öneririz. Sağlıklı ve bilinçli bir yaşam için profesyonel rehberlik her zaman en güvenilir yoldur. Unutmayın, sizin sağlığınız her şeyden önemlidir.


29 Ağustos 2022 Pazartesi

Çok iştahlıyım ve iştahıma engel olamıyorum diyorsanız bu yazıyı mutlaka okumalısınız...


 Düzenli ve dengeli bir beslenme ve yaşam şekli olmayan ve sağlıklı gıdalar yerine çoğunlukla sağlıksız, işlenmiş gıdalar tüketen ve bu gıdaları tüketmekle birlikte doyum hissi yaşayamayan, her zaman iştahı açık olan ve aç olmasa bile sürekli bir şeyler yemek istiyorum, iştahım hep açık diyenler bu yazı tam size göre...
 
Bu iştah kontrolü probleminin sebebi yeme bağımlılığı olabileceği gibi kişinin hayatını olumsuz etkileyebilecek ve yaşam kalitesini düşürecek şekilde gündelik hayatını etkileyen olumsuz  durumlar da yaşatabilmektedir.


YEME BAĞIMLILIĞI NEDİR VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yeme bağımlılığı kişinin önlenemez şekilde özellikle çikolata, şeker, yağ ve karbonhidrat ağırlıklı gıdaları tüketme isteğinin olması ve bu isteğin temelde duygusal bir nedeni bağlanması durumuna verilen isimdir.
Yeme bağımlılığı olan kişiler kendilerinde iştah kontrolü sağlayamazlar ve iştahları hep açıktır.

Spesifik olarak tanı ve teşhis kolaylaştıracak belirtilere sahip olan yeme bağımlılığının belirtileri nelerdir inceleyelim:

• Yeme bağımlılığının en önemli belirtisi yeme isteğinin devamlı olması ve önlenememesidir.

• Yeme isteğinin devamlı olması ile birlikte yeme bağımlılığı olan kişiler yemeği; yaşamsal bir ihtiyaç olduğu için değil duygusal haz almak için tüketirler.

• Yeme bağımlılığın yine önemli bir belirtisi de çok hızlı yemek yeme ve gereğinden fazlasını yemedir. Kişi tam olarak doyuma ulaştığını hissedemez. Ve yeme sıklığını, zamanını da kontrol edemez.

• Yeme bağımlılığı olan kişilerin çoğunluğunda bağımlılığını fark etme görülür fakat buna rağmen yeme bağımlılığını ve bununla birlikte gelişen problemleri engelleyemeyip sürdürme görülmektedir.

• Yeme bağımlılarında sürekli olarak ve engellenemeyen yeme isteği olmasıyla beraber, bu durum devamlılığını sürdürdüğü için kişide bir süreden sonra yemek yedikten sonra oluşan pişmanlık, suçluluk, vicdan azabı ve üzüntü gibi duygular gelişmeye başlar.

• Yeme bağımlısı olan kişiler bu düzensiz yeme durumunu durduramadıklarında, sonlandıramadıklarında kendilerini yalnız hissetmemek için ve normalleştirme amacıyla çevresindekileri de kendi durumlarına dahil etmeye çalışırlar.

• Yeme bağımlılığında sık görülen ve teşhis için de önemli olan bir başka belirti de kalorisi düşük ve daha sağlıklı gıdalar tüketildiğinde tatmin olmama ve mutsuz olmadır ve yeme bağımlısı kişinin tüketmek istediği gıdaya ulaşamaması halinde başka bir şey yemek yerine mutlaka daha sağlıksız olan kendi istediği gıdayı hazırlaması ya da başka bir şekilde ona ulaşmaya çalışmasıdır.

Bu tür bir yeme bağımlılığı ya da yeme bozukluğunun haricinde vücudumuzda eksik olan vitaminler, elementler vb. de aşırı yeme isteği oluşturabilmektedir. 


İştah kontrolünün sağlanabilmesi için neler yapılabilir?

Dengeli beslenmek önemli olduğu kadar su içmek de önemlidir. Profesyonel bir tedvinin yanı sıra iştah kontrolü sağlayamayan kişilerin bol su içmesi faydalı olacaktır.

Hareketsiz bir yaşam düşünülenin aksine iştahı artırmakta olduğundan bolca hareket etmek ve imkanlar dahilinde egzersiz yapmak iştah azaltmaya yardımcı olacaktır.

Sağlıklı beslenmenin ön koşulu olarak öğün atlamamak çok önemlidir. Öğün atlamamakla beraber sık sık ara öğün yaparak ve mutlaka her öğünde sağlıklı gıdalar tüketmek doğru olacaktır.



MORA TERAPİ İLE İŞTAH KONTROLÜ VE YEME BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİ

Sebebi ne olursa olsun Mora Terapi seanslarıyla diyet yapıyor hissi yaşamadan yeme isteğiniz azalabilmektedir. 
Tamamlayıcı tıbbın önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi cihazları; ekmek, makarna, hamur işleri, tatlılar gibi karbonhidrat içeren besinler ile tuz, kahve, çay ve alkol gibi metabolizmaya zarar veren gıdaları yeme isteğinizi ortadan kaldırıyor.
Mora Terapi cihazları, elektromanyetik frekanslar yardımıyla kişinin metabolizmasındaki rafineri karbonhidrat bağımlılığını silerek, yeme isteğini ve insülin direncini azaltıyor. Bu sayede yeme bağımlılığı olan kişi engelleyemediği ve durduramadığı sağlıksız ve dengesiz yeme isteğinden kurtulmuş olacaktır. Ve bu tedavi sayesinde sağlıklı beslenmeye de yönelmiş olacaklardır.






16 Ocak 2019 Çarşamba

İLAÇ BAĞIMLILIĞI NEDİR


İlaç bağımlılığı, ilaç ya da ilaç gibi dışarıdan alınan maddelerin fizyolojik, ruhsal ve toplumsal açıdan olumsuz etki oluşturmalarına karşın tıbbi amaç dışında kullanılmasına yol açan alışkanlık haline gelmiş bir davranış biçimidir.

Özellikle son zamanlarda daha sık karşılaştığımız ilaç bağımlılığı hakkında şunu bilmek gerekir ki, her ilacın bağımlılık yapma potansiyeli yoktur. Bağımlılık yapan ilaçlar içerisinde uyku ilaçları ve sakinleştiriciler gibi psikiyatrik ilaçlar ve bazı ağrı kesiciler önde gelmektedir. Bu ilaçlar kendi gerçek tesirleri yanında aynı zamanda rahatlama, gevşeme, moralde açılma hissi gibi psikoloji üzerinde de bir etki yaratabilmektedirler.


İlaca karşı bir bağımlılık oluşmuş ise hepsi bir arada olmasa da bir dizi tipik belirtiler kendini gösterebilmektedir. Bunlardan bazıları; zararlı sonuçlarının bilinmesine rağmen sürekli hale gelen tüketim, ilaç alımına karşı yenilmez bir dürtü, ulaşmak istenilen tesire ulaşmak için dozun giderek arttırılması, ilacın bırakılması veya dozunun azaltılması halinde oluşan yoksunluk hissi, ilacın alımı üzerindeki kontrolün yitirilmesi ve son olarak ilaç alımına dikkati yoğunlaştırılması sebebiyle sosyal bağların, hobilere karşı isteğin azalabilmesidir.


Bağımlılık derecesi ve etkileri ilaca göre değişiklik göstermektedir. Kimyasal bağımlılık, kullanılan ilaç bırakıldığında ya da dozu önemli derecede azaltıldığında kendini yoksunluk sendromu olarak göstermektedir. Bu durumda birey bağımlı olduğu ilacı alamamasından dolayı kendi kontrolü dışında olan hareketlerde bulunabilmektedir. Yoksulluk sendromuna girdiği anda tek ve en önemli amaç bağımlısı olduğu ilacı almaktır. En çok alınan ağrı kesici grubunu romatizma ilaçları veya basit ağrı kesiciler oluşturmakla birlikte en hızlı bağımlılık yapan ilaçlar ergotamin içeren ilaçlar ve triptan grubu ilaçlardır.

İlaç bağımlılığında ortaya çıkan bir durum da toleranstır. Bu durumda ilk zamanlarda belirli bir doz ile ortaya çıkan etki giderek daha yüksek dozların kullanılmasıyla oluşmaktadır. Örneğin eskiden baş ağrısını dindiren doz kişi için artık yetersiz hale gelir. Kişi kendisini daha iyi hissetmek için dozu arttırır ve her artan doz kullanımı beraberinde tolerans problemini ortaya çıkarmaktadır. Bu durum aslında bir kısır döngü yaratmaktadır.

Yapılan bazı araştırmalar; ağrı kesicilerin yaygın ve kontrolsüz kullanımının ilaç alınmadığı durumlarda ağrının daha da artmasına ve ağrının ilaçlara daha az cevap verir hale gelmesine sebep olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda kontrolsüz kullanılan ağrı kesicilerin mide ülseri, böbrek ve karaciğer yetersizliği gibi ciddi rahatsızlıklara da sebebiyet verebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, ergotamin grubu ilaçların kalp damarları dahil tüm damarlar üzerine uzun süreli daraltıcı etkileri olduğundan kontrolsüz alımı sonucu nöropatilere yol açabilmektedirler. El, ayaklarda üşümeler, karıncalanma, uyuşmalar şeklinde sonuçlanabilmekte veya bu damar sorunları kalp krizine ve ölüme kadar götürebilmektedir.

Her gün 2-3 ağrı kesici kullanarak, bağımlılık seviyesine gelenlerin sayısı azımsanamayacak düzeydedir. İlaç bağımlılıkları tedavi gerektiren bir durumdur. Sürekli ağrı kesicilere sığınan kişiler, ileride daha büyük ağrılara maruz kalabilmektedir. Aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı sürekli baş ağrısı çeken, yani bağımlı kişiler yalnızca ağrı yaşamamakta, unutkanlık, dikkat eksikliği, enerji eksikliği, yorgunluk, depresif durum, çarpıntı, baş dönmesi gibi şikâyetleri de meydana gelebilmektedir. Tipik bir bağımlı gibi, ağrı kesici almadıklarında baş ağrısı krizi geçirebilmektedirler ve bu durumu çözebilecek şeyin sadece ağrı kesici olduğunu düşünmektedirler.

Tüm bağımlılıklarda olduğu gibi ilaç bağımlılığı terapilerinde de en iyi destek terapilerinden biri Mora Terapidir. Bağımlı olunan ilaç üzerinden çeşitli testler yapılarak kişiye özel terapiler planlanarak tedaviye geçilmektedir. Aynı zamanda yapılan renk terapileri ve bach çiçekleri terapileri ile bağımlılıkların oluşturabileceği psikolojik etkilerden de arınmak amaçlanmaktadır. Mora Terapi ile yapılan her seansta olduğu gibi burada da yapılan genel frekans temizliği ile genel sağlık durumu desteklenmektedir.