mora terapi alerji tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mora terapi alerji tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2021 Cuma

 Alerjiler Bağışıklığı Nasıl Etkiler? 



Alerjiler kişinin bağışıklık sisteminin normal bir zamanda zararı olmayan bir maddeyi yanlışlıkla tehlikeli bir durum gibi algılaması sonucu ortaya çıkar. Bu  durumun ortaya çıkmasıyla bağışıklık sistemi oluşan alerjik madde için antikor üretmeye başlar. Genetik olarak alerji yatkın olan insanlara atopik denir.

Atopik, vücudun bazı şeylere karşı daha duyarlı olması ve bunun sonucunda gösterdiği reaksiyondur, bir hastalık değildir. Örnek verecek olursak nemli veya deniz kenarı olan bölgelerde yaşayan açık tenli insanlarda daha sık görülebilir. Alerjinin belirtileri birden fazla olabilir, bölgeden bölgeye, kişiden kişiye değişebilir. Bu kişiler normalde vücuda zarar bulunmayan bu maddelerle karşı karşıya kaldıklarında tepkimeye sebep olabilir. 

Atopik diye bahsedilen bu kişilerde alerjik reaksiyon gösterir. Bunlar; nefes alamama, hapşırma, şişkinlik, kusma, hazımsızlık, kızarıklık, ishal, burunda akıntı, bulantı, egzama, gözlerde sulanma, astım gibi çeşitli, farklı belirtiler olabilir. Kişiler farklı bölgelerden etkilenebilir. Alerjiye sebep olan etkenlerin başında çiçek polenleri, hayvan tüyleri, çeşitli gıdalar, ev tozları, deniz ürünleri, yumurta, süt, arı sokmaları gibi bir çok sebep gelebilir.

 Alerjiye bir enfeksiyon hastalığı diyemeyiz. Kişiden kişiye bulaşmaz. Alerjiler, cildi sindirim sistemini ve solunum yollarını etkileyebilir. Alerjik hastalıklar, bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar ile tedavi edilmektedir. Veya bağışıklık sisteminin alerjinin verdiği duyarlılığın azaltılabilmesi için aşı tedavisi de uygulanabilmektedir. 

Günümüzde, bağışıklık sistemimizin zayıf olması ve tükettiğimiz gıdalardaki katkı maddelerinin eskiye oranla daha fazla olması nedeniyle alerjen maddelerle daha fazla karşılaşmaktayız. Hava değişkenliği, soğukluğu veya kirliliği tüm bireyleri, kimisini az kimisini daha çok etkilemektedir. Soğuk havalarda solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıkları daha sık görülmektedir. Havaların soğuk olması itibari ile solunum yolları hastalıkları da daha fazla ortaya çıkar ve bu durum bağışıklık sistemimizi düşürür. Kış aylarında ısınmak için kullanılan yakıtlar, araç kullanım sayısının artması hava kirliliğine yol açmaktadır. Hava kirliliği de belli başlı sağlık sorunlarını beraberinde getirmektedir. Bağışıklığınızı da düşüren bu hastalıklar alerjik hastalıklarında çoğalmasına neden olur. Yine ilkbahar mevsimi alerjik sorunların daha sık görüldüğü bir zamandır. 

İlkbaharda genelde mevsim geçişinden, bahar yorgunluğundan, polenden, ağaçtan kaynaklı alerjiler sıkça görülmektedir. Vücudumuzun alerjik tepkilerinin nedeni bağışıklık sistemimizin bu duruma karşı verdiği tepkidir. Vücudumuza giren, zarar verecek ihtimali olan maddelere karşı savunmaya geçmesi ile diğer bazı maddelere karşı da aynı savunma mekanizmasını geliştirmesi alerjik tepkimeye neden olur. 

Alerjimizi tespit ettikten sonra alerjiye neden olan maddelerden uzak durmamız gerekir. Farkında olmadan maruz kalmamız da mümkün olabilir tabi. Bunu sağlamak görüldüğü kadar kolay olmuyor maalesef ki. Bu nedenle normal zamanlarda da bağışıklığınızı güçlü tutmamız gerekir. Bağışıklığımızı güçlü tutmak için bol bol vitamin, mineral ve protein tüketmeliyiz. Hareketli yaşamı bir alışkanlık haline getirmeliyiz, egzersizi hayatımızdan hiçbir şekilde çıkarmamalı olabildiğince faydalı besinler tüketmeliyiz.

 Az önce değindiğimiz gibi özellikle bahar ve kış aylarına girerken bağışıklığınızı güçlü tutmalıyız, mevsim geçişlerinde sağlığımıza ekstra özen göstermeniz. Özellikle bahar aylarında polen alerjisi en sık görülen alerji türüdür. Polen alerjisinin yaşanması ve bağışıklığımızın düşük olması sebebiyle  akciğer, solunum sorunları gibi sağlık sorunları diğer zamanlara oranla çok daha sık görülebilir.

Fakat alerji yönünden ciddi problemler yaşıyorsanız, bu durumu sadece bağışıklık sistemini güçlü tutarak aşamayabilirsiniz. Bir doktora başvurmanız gerekir. Yaşam boyu yaşadığımız sıkıntılar ve diğer olaylar sebebiyle herkes aynı kuvvette bağışıklık sistemine sahip olmayabilir. Bu durumda diğer insanlara göre daha kolay alerji olabiliriz. Bu sebepledir ki hem sağlığımız hem de alerjen maddelere karşı savaşa bilmemiz için bağışıklığımızı her zaman güçlü tutmamız gerekir. Aksi bir durum söz Alerjiler Bağışıklığı nasıl etkiler? 

Alerjiler kişinin bağışıklık sisteminin normal bir zamanda zararı olmayan bir maddeyi yanlışlıkla tehlikeli bir durum gibi algılaması sonucu ortaya çıkar. bu durumun ortaya çıkmasıyla bağışıklık sistemi oluşan alerjik madde için antikor üretmeye başlar. genetik olarak alerji yatkın olan insanlara atopik denir.

Atopik, vücudun bazı şeylere karşı daha duyarlı olması ve bunun sonucunda gösterdiği reaksiyondur bir hastalık değildir. Mesela, örnek verecek olursak nemli veya deniz kenarı olan bölgelerde yaşayan açık tenli insanlarda daha sık görülebilir. Alerjin belirtileri birden fazla olabilir, bölgeden bölgeye, kişiden kişiye değişebilir. Bu kişiler normalde vücuda zarar bulunmayan bu maddelerle karşı karşıya kaldıklarında tepkimeye sebep olabilir. Atopik diye bahsedilen bu kişilerde alerjik reaksiyon gösterir. Bunlar; nefes alamama, hapşırma, şişkinlik, kusma, hazımsızlık, kızarıklık, ishal, burun da akıntı, bulantı, Egzama, gözlerde sulanma, astım gibi çeşitli, farklı belirtiler olabilir. Kişiler farklı bölgelerden etkilenebilir. Alerjiye sebep olan etkenlerin başında çiçek polenleri, hayvan tüyleri, çeşitli gıdalar, ev tozları, deniz ürünleri, yumurta, süt, arı sokmaları gibi bir çok sebep gelebilir. Alerji bir enfeksiyon hastalığı diyemeyiz. Kişiden kişiye bulaşmaz. Alerji cildi sindirim sistemini ve solunum yollarını etkileyebilir. Alerjik hastalıklar, bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar ile tedavi edilmektedir. Veya bağışıklık sisteminin alerjinin verdiği duyarlılığın azaltılabilmesi için aşı tedavisi de uygulanabilmektedir. Günümüzde, bağışıklık sistemimizin zayıf olması ve tükettiğimiz gıdalardaki katkı maddelerinin eskiye oranla daha fazla olması nedeniyle alerjen maddelerle daha fazla karşılaşmaktayız. Hava değişkenliği, soğukluğu veya kirliliği tüm bireyleri, kimisini az kimisini daha çok etkilemektedir. Soğuk havalarda solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıkları daha sık görülebilmektedir havaların soğuk olması itibari ile solunum yolları hastalıkları da daha fazla ortaya çıkar ve bu durum bağışıklık sistemini düşürür. Kış aylarında ısınmak için kullanılan yakıtlar, araç kullanım sayısının artması hava kirliliğine yol açmaktadır. Hava kirliliği de belli başlı sağlık sorunlarını beraberinde getirmektedir. Bağışıklığınız da düşüren bu hastalıklar alerjik hastalıklarında çoğalmasına neden olur. Yine ilkbahar mevsimi alerjik sorunların daha sık görüldüğü bir zamandır. 

İlkbaharda genelde mevsim geçişinden, bahar yorgunluğundan, polenden, ağaçtan kaynaklı alerjiler sıkça görülmektedir. Vücudumuzun alerjik tepkilerinin nedeni bağışıklık sistemimizin bu duruma karşı verdiği tepkidir. Vücudumuza giren, oluşma ihtimali olan maddelere karşı savunmaya geçmesi ile diğer baz maddelere karşı da aynı savunma mekanizmasını geliştirmesi alerjik tepkime neden olur. 

Alerjimizi tespit ettikten sonra alerji neden olan maddelerden uzak durmamız gerekir. Farkında olmadan maruz kalmamız da mümkün olabilir tabi. Bunu sağlamak da pek kolay olmuyor. Bu nedenle normal zamanlarda da bağışıklığınızı güçlü tutmamız gerekir. Bağışıklığınızı güçlü tutmak için bol bol vitamin mineral protein tüketmeliyiz hareketli yaşamı bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Egzersizi hayatımızdan hiçbir şekilde çıkarmamalıyız. Faydalı besinler tüketmeniz sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Az önce değindiğimiz gibi özellikle bahar ve kış aylarına girerken bağışıklığınızı güçlü tutmalıyız, mevsim geçişlerinde sağlığımıza ekstra özen göstermeniz. Özellikle bahar aylarında polen alerjisi en sık görülen alerji türüdür. Polen alerjisi ve Bağışıklığımızı düşük olması sebebiyle  akciğer solunum sorunları da diğer zamanlara göre daha çok görülebilir.

Fakat alerji yönünden ciddi problemler yaşıyorsanız, bu durumu sadece bağışıklık sisteminizi güçlü tutarak aşamayabilirsiniz. Bir doktora başvurmanız gerekir. Yaşam boyu yaşanan sıkıntılar ve diğer olaylar sebebiyle herkes aynı kuvvete bağışıklık sistemine sahip olmayabilir. Bu durumda diğer insanlara göre daha kolay alerji olmanız mümkün. Bu sebepledir ki hem sağlığımız için hem de alerjen maddelere karşı savaşabilmemiz için bağışıklığımızı her zaman güçlü tutmamız gerekir. Aksi bir durum söz konusu olduğunda doktorumuza danışmalıyız. 

4 Ekim 2018 Perşembe

ALERJİ NEDEN BU KADAR YAYGIN?

Alerjiler, bağışıklık sistemimizin çevresel maddelere tepki göstermesi sonucu gelişen biyolojik tepkilerdir. Gıda, polen, toz, hayvanlar, böcek sokmaları veya ilaçlar gibi farklı yapılara alerjen denir ve alerjiler bu maddelere tepki olarak ortaya çıkabilir.

Çocuklarda en sık görülen gıda alerjileri inek sütü, buğday, balık ve deniz ürünleri, tavuk yumurtası, soya, fıstık ve kiviye karşı gelişmektedir.

Vücudun gösterdiği alerjik tepkiler, hapşırık, öksürük, deride kabarma şeklinde olabilmektedir. Ancak, alerjiye yol açan maddeler, bazı kişilerde hayatı tehdit edecek şekilde sonuçlanabilmektedir.


2007 yılında yayımlanan bir araştırma, gıda alerjisi teşhisiyle hastaneye yatırılanların sayısının 1990 yılından bu yana yüzde 500 arttığını göstermektedir. Alerjinin, batı dünyasında daha sık görülmektedir. Her 20 kişiden 1’inde bir gıda alerjisi, her 100 kişiden 1’inde de anafilaksi olarak bilinen hayati tehlikeye sahip alerjik bir reaksiyonların olduğu saptanmıştır.

Peki alerjik reaksiyonlar neden bu kadar artıyor?

Genel olarak ele alındığında, yapılan araştırmalar sonucunda, besin alerjileri daha çok gelişmiş ülkelerde ve büyük kentlerde görülmektedir. Bunun nedenleri endüstrileşme, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, aşırı hijyenik yaşam ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı olabileceği düşünülmektedir. Alerjilerin görülme sıklığındaki artışın sebebi net bir şekilde bilinmemekle birlikte bu konuda birkaç teori öne sürülmüştür.

Bu teorilerden biri hijyen teorisidir. Teoriye göre; insanların çok daha temiz ortamlarda yaşamaları, bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına neden oluyor ve bunun sonucunda da vücut alerjik reaksiyon göstermeye elverişli hale geliyor.

İleri sürülen en güncel teorilerden biri de, yumurta ve fıstık gibi alerjik gıdaların çocukluk döneminin sonlarına kadar tüketilmemesi, ileriki dönemlerde bu besinlere karşı alerji gelişimini artırabileceğine yöneliktir. Fıstık alerjisi riskinin yüksek olduğu bir toplumda yapılan bir araştırma, erken yaşta fıstığa maruz bırakılmanın bu besine karşı alerji geliştirmeyi engelleyebileceğini göstermektedir.

D vitamini eksikliği de alerji riskini artırabilmektedir. Yapılan birkaç çalışma, kandaki D vitamini değerinin düşmesinden dolayı alerji geliştirme riskinin arttığını göstermektedir. Fakat var olan alerjileri tedavi etmek için D vitamini tedavisinin etkili olup olmadığı henüz kanıtlanamamıştır.

Alerjilerin neden arttığına dair en yaygın teorilerden biri, bağırsak mikrobiotasının yeterince güçlü olmamasından dolayı alerjilerin arttığıdır.  Düşük lifli diyetler, basit şeker, tatlandırıcı ve gıda katkı maddelerinin tüketiminin artması ve yoğun antibiyotik kullanımı nedeniyle değişmiş bağırsak florası vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkilemekte ve alerji oluşmasına neden olabilmektedir. Aynı zamanda bu konuyla ilgili şunu da söylemek mümkündür. Sezaryen doğum oranları da her geçen gün artmaktadır. Bebek ilk probiyotiklerini annenin vajeninden almaktadır. Bu da bebeğin enfeksiyonlara karşı korunması ve bağışıklık sisteminin güçlü olması için son derece önemlidir. Ancak sezaryen doğumlarda bebek doğum kanalına girmediği için anneden probiyotiklerini alamaz ve bağışıklık sistemi normal doğan bebeklere göre çok daha güçsüzdür. Bu da ileriki dönemlerde alerjik bünyeye sahip olmalarına neden olmaktadır. Aynı zamanda anne sütü yerine verilen mamalar da yine bebeği bağışıklık sistemi açısından yeterince destekleyemez ve bunun sonucunda da bebeğin alerjik bir bünyeye sahip olmasını tetikleyebilmektedir.

Mora terapi yöntemi ile yapılan alerji terapilerinde de; kilo, metabolik sendrom, diyabet terapilerinde olduğu gibi bağırsak sağlığı ve bağışıklık sistemi ön planda tutulmaktadır. Çünkü; güçlü bağırsaklar, güçlü bağışıklık sistemi ve güçlü metabolizma demektir. 


21 Eylül 2016 Çarşamba

Mora Terapi ile bahar aylarını neşe ile karşılayın

Alerji, genel anlamıyla aynı miktar ve koşullarda başka kişiler için zararsız olan farklı yabancı maddelere karşı, bazı kişilerin aşırı duyarlılık göstermesidir. Başka bir deyişle vücudun aslında zararlı olmayan bazı maddelere gösterdiği aşırı reaksiyon olarak tanımlanabilir. Ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, bakteriler, ev hayvanlarının tüy, bazı gıda proteinleri (Gluten gibi), böcek zehirleri ve ağır metalar alerjinin en sık nedenleri arasında yer alırlar. Alerjen adıyla tariflediğimiz bu nedenler normalde zararlı olmayan maddeler karşı bağışıklık sisteminin verdiği aşırı tepki, kişinin günlük hayatını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Alerji genellikle solunum yolları, göz, deri ve sindirim sistemini etkiler.

Alerjisi kendini hapşırma, kaşıntı, burun akıntısı, geniz akıntısı, öksürük gibi belirtilerle gösterir. Bahar alerjisi, deri alerjisi, gıda alerjisi, alerjik astım gibi alerji türleri halk arasında en çok bilinen türler arasındadır. Mevsimsel nedenlerin yol açtığı ve kişinin hayat kalitesini oldukça etkileyen bahar alerjisi ise, en sık karşılaşılan alerji türüdür. Alerjik hastalıklar, dünyada en sık görülen hastalıklar sıralamasında altıncı sırada yer alır. Bahar alerjisi ise, alerjik hastalıklar sıralamasında ilk sırada yer almaktadır. En sık erişkinlerde görülen bahar alerjisinin bebeklerde görülme oranı daha düşüktür.

İlkbahar ve sonbahar aylarında alerjiye yol açan ağaç ve çiçek polenleri kimi kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olarak; burun akıntısı, göz akıntısı ve hapşırığa neden olur. Bunların dışında yüz bölgesinde doluluk hissi, sinüs ağrısı, gözaltlarında şişme, morluk ve koku ile tat duyularında azalma gibi belirtiler kişinin günlük yaşamdaki rutin işlerini bile yerine getiremeyeceği seviyeye ulaşır.

Avrupa’da yüz yılı aşkın bir süredir kullanılan biorezonans yöntemi Mora Terapi ise, alerji tedavisinde hastanın vücudundaki alerjiye neden olan maddeyle birlikte ağır metal yükü ve elektromanyetik yük gibi diğer toksik maddeleri de temizliyor. Mora Terapi alerji tedavisi seansı sırasında, kişi ile alerjen arasında oluşmuş patolojik ilişki değiştirilir. Alerjen madde frekanslarının vücut üzerinde bıraktığı izlerin silinir ve kişinin vücudundan uzaklaştırılmış olur. Herhangi bir yan etkisi olmayan Mora Terapi alerji tedavisi, aynı zamanda bu toksik maddelerden temizlediği için kişi alerjiye neden alerjenlere yeniden temas halinde alerji belirtileri yaşamıyor.

Temelde vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirmek olan Mora Terapi alerji tedavisinden başarılı sonuçlar elde ediliyor. Tamamlayıcı tıp yöntemi Mora Terapi cihazları alerjiyi, reaksiyonlara neden olan sebep yerin sonuç olarak algılıyor ve asıl nedeni bulup onu ortadan kaldırmaya yöneliyor.

22 Nisan 2016 Cuma

Baharı Bach Çiçekleri Terapisi ile karşılayın


Bahar yorgunluğunu, hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği bir takım ruhsal ve bedensel belirtilere verilen genel isim olarak ele alabiliriz. Hava sıcaklığının yükselmesiyle birlikte birçoğumuz için yataktan kalkmak çok daha zor bir hal alırken günlük işlerimizi yaparken daha isteksiz ve halsiz olabiliyoruz. Söz konusu bu durumu genellikle hava değişimine bağlasak dahi uzun süren yorgunluk ve halsizlikleri ciddiye almakta fayda var.

Yorgunluk, neşesizlik, uyuşukluk, bitkinlik, eklem ağrıları, uykuya dalamamak ve uyanamamak gibi şikâyetler ile kendini belli eden bahar yorgunluğu, havadaki elektrik yükünün artmasıyla ortaya çıkıyor. Pozitif ve negatif yüklü iyonların artması da insan biyoritminde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratıyor. Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken, negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesine ve yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasında etkili oluyor.

Bahar yorgunluğunun giderilmesinde yardımcı olan ve başarısı farklı testler ile kanıtlanmış Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi, korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, gibi duygu ve düşünceleri gidermek için de kullanılıyor. Bach Çiçekleri Terapisi, vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.

Kişinin bahar aylarında havada artan elektrik yüküyle baş etmesinin sağlayan Bach Çiçekleri Terapisi, Ünlü tıp doktoru İngiliz Dr. Edward Bach’in çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı araştırmaların gelişmesi üzerine ortaya çıktı. 38 duygu durumu için kullanılan Bach Çiçekleri Terapisi; korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, gibi duygu ve düşünceleri gidermenin yanında bahar yorgunluğu belirtilerinden kişiyi kurtarıyor. Bach Çiçekleri Terapisi, vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor. Böylelikle vücutta değişen biyoritim eski sağlıklı haline dönüşüyor.