sağlıklı kilo vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı kilo vermek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2021 Salı

Gizli Şekeriniz Varsa İnsülin Direnciniz Olabilir!

 



Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet, “insülin direnci” olarak adlandırılan metabolik sorunu da beraberinde getiriyor. Vücuttaki yağ oranının artması insülin direncine, insülin direnci de vücutta yağ oranı artışına ve obeziteye neden oluyor. İnsülin pankreasta salgılanan ve kandaki glukoz seviyesini düzenleyen bir hormondur. Glukoz ise besinlerden alınarak kana karışan basit bir şekerdir. Kandan hücreler aracılığıyla alınıyor ve enerji olarak kullanılıyor. Kandaki glukoz seviyesinin artması, pankreastaki bazı hücrelerin insülin salmasına neden oluyor. İnsülin, kandaki glukozu çeşitli dokulara taşıyan ve kan şekerinin düşmesine neden olan bir nevi aracı görevi görüyor. Ancak insülin direncinde hücreler, insüline karşı duyarsızlık geliştiriyorlar.
İnsülin direnci kısaca, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilmektedir. Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalır.  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için vücutta gereğinden fazla insülin salgısı meydana gelmektedir.  İnsülin direncini sıklıkla genetik yatkınlığı olan bireylerde görülmekle beraber, son zamanlarda giderek kilo artışı olanlarda, özellikle bel çevresinde yağlanma problemi yaşayanlarda, uyku düzeni bozuk veya kalitesiz uyku uyuyanlarda, stresli bir hayata sahip olanlarda, gün içinde çok hareketsiz olanlarda, hızlı ve düzensiz yemek yiyenlerde, sürekli rafine, paketli ürün tüketenlerde görülme riski artmaktadır. İnsülin direncinin olduğu durumlarda ise salgılanan insülin yeterli gelmiyor. Vücut 2-3 kat daha fazla insülin salgılamak zorunda kalıyor. İnsülin direncini düzeltmek için oluş mekanizmalarını tersine çevirmek gerekir. Bu amaçla öncelikle gluten, şeker ve rafine gıdalardan uzak doğal bir beslenme yöntemine geçmek gerekir. Probiyotik-prebiyotik takviyeleri, eksik vitamin minerallerin yerine konulması gerekir. Bağırsak astarının onarılması için rektal ozon uygulaması, besin duyarlılıklarının azaltılması ve şekersiz diyete uyumun sağlanabilmesi için biorezonans tedavisi etkili bir tedavidir. Bağırsak hastalık hafızasının resetlenmesi, kanlanmanın ve lenfatik drenajın sağlanması için de nöral terapi tedavi de yer alabilir. Bunların yanı sıra yeterli su içilmeli ve yeterli egzersiz de yapılmalıdır. İnsülin direncinin kırılabilmesinde düzenli egzersizin ve iyi bir beslenme düzeninin önemi büyüktür. Kanda yüksek miktarda bulunan insülini daha da yükseltmemek adına, kişinin besin tercihlerinde glisemik indeksi düşük, protein, lif ve sağlıklı yağlardan zengin besinleri tercih etmesi tok kalma süresinin uzaması ve kandaki insülini yükseltmemesi açısından doğru olacaktır. Bu süreçte, kan şekerinde ani dalgalanmalara sebebiyet verebilecek, basit şekerler, glisemik indeksi yüksek gıdalar ve paketli ürünler kesinlikle tüketilmemelidir. Meyveler tavsiye edilen miktarlarda ve saatlerde tüketilmelidir. Doğru pişirilen veya doğru servis edilen sebzeler ve et-tavuk-balık gibi protein grubu besinler beslenme planına dahil edilmelidir. Ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların ve yoğurt-kefir gibi probiyotik içerikli süt ürünlerinin diyete eklenmesi önerilmektedir. Probiyotik kullanımı, omg 3 takviyesi, Dvitamini takviyesi bu süreçte en büyük destekçileriniz olacaktır.


Mora terapi ile insülin hormonu ile hücre yüzeyindeki insülin reseptörlerinin etkileşiminin gerçekleştiği ortamın temizlenmesi-detoksifikasyonu- gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hücreler insüline karşı daha duyarlı hale gelmekte ve insülinin kullanılabilirliği artmaktadır. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır ancak, Mora Terapi ve doğru beslenme kombinasyonu ile genel sağlıkta gözle görülür düzelmeler saptanmaktadır. Doğru beslenme için ise yapılabilecek Mora Terapi kilo seansları ile yeni beslenme düzenine uyum kolaylaşarak, tedavi süreci hızlanabilmektedir. 


27 Nisan 2020 Pazartesi

KİŞİSEL ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ DEĞERLİDİR HAYATI DİLEDİĞİNİZCE VE MUTLU YAŞAYIN

Yaşamın tamamı hareket, büyüme ve değişim içerir. Peki sizin için uygun olan ne? Aslında hepimiz özgürüz. Seçim yapabilir ve geleceğimizi ona göre şekillendirebiliriz. Gerçekten istediğimiz hayatı yaratma yetisine sahibiz.

“Biz, birer robot değiliz. Memeli türünden gelmekle birlikte artık tam olarak bir hayvan bile diyemeyiz insanlığa. Aslında bilincini kullanan canlılar olarak sonsuz bir olasılıklar denizinde yüzüyoruz. Yeryüzünde bize yaraşır, sevdiğimiz hayatı yaratma şansımız her zaman var.



Kölelik dönemi biteli çok oldu.

Kimseyi kendimize köle etmeyi nasıl sevmiyorsak (ki sevmeyelim sakın, bu kadar egosantrik olmayalım) bize de kölelik dayatılmadığından emin olmalıyız.
Peki bize kölelik nasıl dayatılabilir? Başkalarının gündemine boyun eğmekle. Hayatınızdaki insanları düşününün. İstediklerini yaptırmak için size sıklıkla ahlaki veya duygusal yollardan yaptıkları baskıları. Pek tabidir ki yakınlarımıza ve sevdiklerimize karşı sevgi dolu ve anlayışlı olmak çok önemlidir. Ancak her şeyden önemlisi kendimizle ilgili konularda kontrolün bizde olması aslında bizi mutlu eder.  

Farkına vardığınız zaman çok net olarak anlayacaksınız ki asıl sorun başkaları değil, kendinizi koşullara, diğer insanlara teslim etme konusunda ikna edişiniz ve kendinize olan güvensizliğiniz.

Daha da sinsi ve görünmeyen olan; yetiştiğimiz kültürün baskın kuralları, inançları, değerleri ve bizi yönlendirdikleri gizli koşullandırmalardır. Politika, din, eğitim, ırk, göç, yaşam tarzı gibi önemli normları düşünün. Liste sonsuza kadar uzayabilir. Hiç düşünmeden yaşarsanız ve kendi istek, beklentilerinizin farkında olmazsanız, temel yaşam biçimini sorgulamayacak şekilde normalleştirip içinde yaşadığınız toplumla tamamen özdeşleşebilirsiniz.
Oysa çok daha iyi bir yol mümkün; Kişisel özgürlüğü seçmek. Kişisel olarak özgür olmayı her zaman her durumda seçebiliriz. Bunu yapmak için önünüze gelen her seçimi sorgulayarak işe başlamak en iyisi. Gerçekten istediğim bu mu? Beni mutlu edecek olan, sağlığımı, mutluluğumu, yaşam konforumu arttıracak olan seçim bu mu?

Kesinlikle kişisel özgürlüğümüzü yaşamaya değer! Neden mi? Çünkü kendi yaşamımızı kendimiz kontrol edebilir, kendimize bize uygun hedefler belirleyebilir, hedeflere ulaşmak için hangi yoldan gideceğimize karar verebilir ve yaptığımız ve olduğumuz her şeyi kendi istediğimiz kalitede yapabiliriz. Kişisel özgürlüğümüz hayatta kendimize verebileceğimiz en büyük hediyedir. Sorumluluk almamızı, hayatı olumlu anlamda değiştirebilmemizi sağlar.

Olumlu yaşam tarzı değişiklikleri ancak kişisel olarak özgür olduğunuz zaman yapabileceğiniz şeylerdir. Çünkü gerçekte sorumluluk almanızı gerektirir. Özgür olmadığınız zamanlarda sorumluluk da almadığınızdan yapılabilecekleri yapamazsınız. Kendi hayatınızla ilgili konularda kontrollü, yaratıcı ve sorumlu olmanızı, olumlu yaşam değişiklikleri yapmanızı sağlayan şey kişisel özgürlüğünüzdür.

Kendi geleceğini kendin yarat
Unutmayın, geleceğimiz değişmez bir sabit değildir. Kendi özgür seçimlerimizle istediğimiz gibi şekillendirebiliriz. Enfes kararlar vererek kendimiz için en doğru seçimleri yapabiliriz.

Doğru seçimler için doğru soruları sormak olmazsa olmaz. Hedef belirlemek ve strateji oluşturmak için doğru soruları sormakla işe başlamak gerekiyor. Mesela;
Bazı şeyler olmasını gerektiğini düşünüp öylesine sorgulamadan kabul ettiğiniz şeyler mi?
Hayatta sizin için önemli olan ana değerler neler?
Hedeflere ulaşmak için çözüm yolları neler olabilir? 
Ne hakkında meraklı ve tutkulusunuz?
Neleri çok severek yapıyorsunuz?
Nasıl yaşadığınızda kendinizi mutlu hissediyorsunuz?

Bu ve benzeri detay sorularla birlikte en derinde sizin için önemli olan şeylerin farkına varıp hayatınızı istediğiniz yönde değiştirme konusunda adımlar atmaya başlayabilirsiniz.

Kişisel özgürlüğümüz en değerli varlığımızdır. Bizi mutluluğa taşıyan en önemli değerlerin başında gelir. Hepimizin istediği, hak ettiği ve ihtiyacı olan şeydir. Unutmayalım, geleceğimiz bizim elimizde, biz şekillendiriyoruz. O zaman sorumluluk alalım ve olumlu değişimler yapalım.

Her zaman ruh, zihin, beden bütünlüğünde olduğunuz mutlu, sağlıklı, özgür bir yaşam diliyoruz.


13 Şubat 2019 Çarşamba

SAĞLIKLI BESLENME PROGRAMINIZI DESTEKLEYECEK BESİNLER


Sağlıklı kilo vermenin sırrı, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve bol su içmektir. Hızlı kilo vermeyi vaat eden, yoyo etkisi yaratabilecek, ciddi kalori kısıtlaması yapılmış olan diyetlerden uzak durulmalıdır. Popüler ve tekrarlayıcı diyetler yağ yakımından çok vücutta kas ve su kaybına neden olmaktadır. Kişi kilo kaybettiğini düşünürken vücudu aslında su kaybına uğrar ve kısa süren diyet programından sonra verilen kilolar fazlası ile geri alınabilmektedir. Onun yerine sağlıklı beslenme davranışları kazanmak uzun vadede sağlıklı olabilmek adına oldukça önemlidir. Örneğin; mevsiminde meyve sebze tüketmek, beslenme planında her gruptan besine yer vermek, porsiyon kontrolüne dikkat etmek, tabaklarımızda renk renk sebze meyve ve yağlı tohumlara yer vermek gibi.

Sağlıklı bir beslenme planında çeşitlilik en önemli faktörlerden biridir. Hiçbir besinin vücutta kendi başına mucize yaratmadığı unutulmamalıdır. Önemli olan her besinden fayda sağlayabilmektedir.


Yumurta: Yumurta, dolgunluk hissi üzerinde güçlü bir etkiye sahip, besleyici, yüksek protein içeren bir besindir. Tam bir yumurta vücudun üretemediği 9 aminoasitin tamamını içermektedir ve bu amino asitler sindirildikten sonra bağırsaklardaki iştah bastırıcı hormonların salınmasını tetiklemektedir. Ayrıca yumurta proteini anne sütünden sonra vücutta en iyi kullanılan proteindir.


Süt ve süt ürünleri: İçerdikleri kalsiyum, yağ yakımını sağlayan en önemli mineraldir. Hem protein içeriği hem de kalsiyumun metabolizmayı hızlandıran etkisi ile kilo verme döneminde sizi destekleyeceklerdir. Aynı zamanda kefir, yoğurt gibi fermente süt ürünleri içerdikleri probiyotikler sayesinde bağırsak dostu özelliktedirler.

Elma sirkesi: Elma sirkesinin taşıdığı asetik asit sayesinde mide asiditesini arttırarak, asit azlığı nedeniyle yaşanan sindirim problemlerini çözebildiği bilinmektedir. Klinik çalışmalarda elma sirkesinin kan basıncını, kolesterolü ve tokluk kan şekerini düşürdüğü kanıtlanmıştır. Elma sirkesinin kilo, serum trigliserit seviyesi, yağ alanları ve vücut yağ kütlesinde azalma sağladığı saptanmıştır.

Yeşil Çay: Yeşil çayda kafeinin yanı sıra yüksek miktarda fenolik bileşikler bulunmaktadır. İçeriğindeki kafein ve kateşinlerle yağ yakımını destekleyerek kilo kaybını kolaylaştırmakta, aynı zamanda antioksidan özellik göstermektedir. Termojenik etkisi ile metabolizma hızında da artış sağlayabilmektedir.

Tarçın: Kan şekeri regülasyonu sağlandığında, yağ yakımı ve kilo verme süreci kolaylaşmaktadır. Bu nedenle kan şekeri ve insülin direnci üzerine etkili olan çin tarçınını beslenme düzeninize ekleyebilirsiniz. Yapılan çalışmalar tarçının kan şekeri seviyesini düzenlemede yardımcı olduğunu göstermiştir. Özellikle Tip 2 diyabeti olan kişilerde tarçın iştahı azaltmak için kullanılmaktadır.

Keten Tohumu: Balıkta olduğu gibi, omega yağ asitleri bakımından zengin olan keten tohumu yağ yakımını hızlandırmakta ve yağın vücutta depolanmasını önlemektedir. Ayrıca içerdiği lignan sayesinde keten tohumu menopoz sonrası kadınlarda vücut yağının artışını da önleyebilmektedir. Ancak ailesinde meme / rahim kanseri öyküsü olanlar, kan sulandırıcı kullananlar keten tohumu tercih etmemelidir.

Yulaf Ezmesi: Yulaf ezmesi yüksek lif içeriği ve yüksek su emme kapasitesinden dolayı tok tutma gücü oldukça yüksek bir tam tahıldır. Yulafta bulunan beta-glukan gibi çözünebilir lifler midede su çekerek yoğunlaşmakta ve mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmayı desteklemektedir.

Avokado: Avokado, omega 9 yağ asitlerinden oldukça zengin ve kilo vermeye yardımcı bir besindir. Yağ yakımını ve metabolizmayı hızlandırabilmektedir. Düzenli olarak tüketildiğinde kilo kaybına destek olmaktadır.

Hindistan Cevizi Yağı: İçinde bulunan orta zincirli yağ asitleri; vücudun depolamak yerine enerji için kullanmayı tercih ettiği bir yağ cinsidir. Yapılan çalışmalarda günde 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı tüketiminin; insülini dengelediği ve göbek bölgesinde yağlanmayı özellikle kadınlarda azalttığı görülmüştür.  Ancak hidrojenize Hindistan cevizi yağı kullanılmamalıdır.

Çiğ Badem: Çiğ badem; magnezyum, protein, vitamin E, lif ve kalsiyum gibi besin ögelerinden oldukça zengindir. Bu zengin içeriğiyle özellikle karın çevresindeki yağlanmayı önlemektedir.

Limon: Karın bölgesindeki yağları azaltmak için, güne limonlu su ile başlayabilirsiniz. Ancak bu uygulama düşük tansiyon problemi olanlarda önerilmemektedir.

Aynı zamanda sebzelerin sindirimleri için harcamanız gereken kalori, kendi içerdikleri kaloriden genellikle fazladır. Bu nedenle kilo vermek için günlük doğru miktarlarda meyve ve sebze tüketimi posa içeriği ve çeşitli besin bileşenleri açısından önemlidir.

Mora Terapi ile yapılan kilo terapilerinde amaç sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırabilmektir. Bağırsak terapisi ile birlikte yapılan bağırsak sağlığını bozabilecek veya vücuda herhangi bir fayda sağlamaksızın kalori içeriği yüksek gıdalara karşı isteksizlik oluşturularak vücudunun sağlıklı işleyişini geri kazandırmaktır. Mora Kilo Terapileri sağlıklı besin tercihleri yapmanızı sağlayarak, sağlıklı yaşama teşvik etmektedir.



12 Eylül 2018 Çarşamba

KİLO VERİRKEN EN BÜYÜK DESTEKÇİNİZ: MORA TERAPİ!

Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde aşırı kilo kazanımı ve vücut yağlanması gibi problemlere sık sık rastlanmaktadır. Vücudun yağlanması hatta ilerlemesi sonucunda oluşan obeziteye neden olan etmenler tam olarak açıklanamamakla birlikte aşırı ve yanlış beslenmeyle birlikte fiziksel aktivite yetersizliği, temel nedenler olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde, yağ ve şeker içeriği oldukça yüksek olan yiyecek ve içeceklerin daha kolay ulaşılabilir olması bu tarz besinlerin tercih edilebilirliğini artırmaktadır. Aynı zamanda günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır. Hareketsiz yaşam, düzensiz öğünler, yanlış besin tercihleri, su yerine şekerli içeceklerin tüketilmesi sonucunda bedenimizin yağlanıyor olması beklenen bir sonuçtur…

Herkesin bir düşkünlüğü vardır. Kimimiz kahvesiz olmaz, çaysız yapamam der, kimimiz hamur işi görünce kendime engel olamıyorum der, büyük bir çoğunluğumuz da şekerli gıdalara karşı koyamamaktan yakınır. Aşırı karbonhidrat ve glisemik indeksi yüksek gıdaların kontrolsüz tüketimi sonucunda kan şekerinde dalgalanmalar meydana gelir. Ani yükselen kan şekeri aniden düşerek erken acıkmanıza sebebiyet verir. Aynı zamanda bozulan insülin salımı sonucunda da yağ yapımı hızlanır ve alınan şeker ve karbonhidratların fazlası yağ olarak depolanmaya başlar. Şekerden ve karbonhidrattan zengin beslenme tarzı son derece yanlıştır.

Mora Terapi ailesi olarak mucize kilo verme kürleri veya detoks suları gibi moda diyet akımlarını son derece sağlıksız buluyoruz ve kesinlikle desteklemiyoruz. Mora Terapinin amacı uygulanan 3 aylık protokol boyunca sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmakla birlikte su tüketimini ve günlük aktiviteleri artırarak sağlıklı ve kalıcı kilolar verebilmektir. Sağlıklı alışkanlıkların oluşabilmesi için 3 ay yeterli bir süredir.

Mora Terapi yöntemi ile yapılan metabolik sendrom, diyabet, geçirgen bağırsak sendromu gibi terapilerden elde edilen bilgiler ve sonuçlar ışığında Mora Terapi kilo verme terapileri geliştirilmiştir. Kilo verme terapilerinde kalıcı başarılar elde eden tamamlayıcı tıp yöntemi Mora Terapi, herhangi bir yan etkiye yol açmadan, vücudumuzdaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin frekanslar yardımıyla gerçekleştiğinden yola çıkmaktadır. Her seansta genel frekans temizliği yapıldığından, tansiyon, kolesterol veya kan şekeri ile ilgili problem yaşayan danışanlarımızda ciddi düzelmeler gerçekleşmektedir. Ayrıca, frekans temizliği sayesinde vücutta birikmiş olan toksinler de vücuttan uzaklaştırılmış olur.

Mora Terapi yöntemi ile yapılan kilo terapilerinde, iyileştirmeye her zaman bağırsaklardan başlanır. Kaliteli bağırsak florası, iyi çalışan bağırsakları ve sağlıklı vücut fonksiyonlarını beraberinde getirir. Mora terapi seanslarında ve seanları takiben verilen diyet protokolünde bağırsak florasındaki dengeler gözetilerek temizleme işlemi gerçekleştirilir. Seans sonrasında verilen diyet protokolünden kısaca bahsedecek olursak; sebze, protein ve sağlıklı yağlar içeren, basit şeker içermeyen, karbonhidratların ve meyvelerin de kullanılabilir miktarlarının belirtildiği, bağırsak sağlığını destekleyen sağlıklı bir beslenme planıdır. Serbest olan yiyeceklerde miktar sınırlaması yoktur. Bol su ve fiziksel aktiviteyi de desteklemektedir.

Kilo verme seanslarında, bağırsak terapisinin yanında, bağırsak sağlığını bozacak ya da danışanın özellikle bağımlısı olduğunu düşündüğü yüksek şeker, karbonhidrat ve yağ içerikli gıdalar tüplere koyularak cihaza yerleştirilir. Tüplerden alınan frekanslarla, bağımlılık terapilerinde de kullandığımız gibi vücuttan silme işlemi gerçekleştirilerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Bu şekilde verilen beslenme protokolüne uyum büyük oranda kolaylaşır. Kişi isteksizlik oluşturulan gıdalara karşı yoksunluk hissetmeden, diyet yapıyorum psikolojisine girmeden kolaylıkla kilo vermeye başlar. Titizlikle uygulanan protokol ve düzenli alınan Mora Terapi seansları sonrasında kişi sağlıklı beslenme alışkanlıklarını yaşam tarzı haline getirmiş olur.

Mora Terapi ile 5+1 seans şeklinde uygulanan 3 ay izlem süreci olan kilo verme protokolümüzde amaç, protokol süresince 12-15 kg kaybetmektir. Bu kayıp 3 ay için ideal bir kilo kaybıdır. Ancak protokol süresince verilebilecek kilo, kişinin metabolizması, yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite durumuna göre değişebilmektedir. İlk 3 seans genellikle 3-4 gün aralıklarla verilmekte, geri kalan seanslar ise 1-2 hafta hatta 1 ay aralıklarla verilebilmektedir. Seans sayıları ve aralıkları kişinin vermesi gereken kiloya göre veya kilo verme hızına göre değişebilmektedir.

Kısacası Mora Terapinin amacı, danışanın sağlıklı şekilde kilo vererek ideal kilosuna ulaşmasını sağlamaktır. Kişi protokol süresince bedenindeki iyi yöndeki değişimleri fark ederek motive olur. Uykuları düzene girer, sabahları daha enerjik güne başlar, duygu durumu düzenlenir… Mora Terapi ile iyi hissederek zayıflayın. Unutmayın ki Mora Terapi kilo vermek isteyenlerin de en büyük destekçisi!