sigaradan kurtulmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sigaradan kurtulmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2022 Pazartesi

MENOPOZUN RAHAT GEÇMESİNİ SAĞLAYAN 10 ÖNERİ

 


 Menopoz dönemi tüm kadınların yaşayacak olduğu tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir. Menopoz dönemini adet döngülerinin son bularak menstruasyon ve üreme faaliyetinin durması olarak tanımlayabiliriz. Menopoz sürecini iyi geçirmek için en önemli nokta pozitif olmak ve bu dönemin de keyfini çıkarmaktır. 

 Menopoz dönemi; kadınların genellikle 45-55 yaşları arasında, çeşitli faktörlere (beslenme, sigara-alkol kullanımı, genetik gibi) bağlı olarak da daha geç veya daha erken görülen bir dönemdir. Bu yaş aralığının daha da aşağılara indiği de görülmektedir.

 Genellikle 40 yaş öncesi ve 30’lu yaşlar prematür menopoz olarak tanımlanır. Menopozun bu kadar erken yaşlarda başlamasının sebebi çoğunlukla bir sebebe bağlanamaz. Sebebi açıklanamayan prematür menopoz oranı %60’dır. Yine de prematür menopoza sebep olabilen bazı etkenler de vardır. Bu nedenler: genetik hastalıklar ve faktörler, çeşitli enfeksiyonlar (tüberküloz, sıtma, kabakulak vb.), bazı otoimmün hastalıklar, sigara kullanımı, kilo problemleri vs.

Menopoz döneminin belirtileri şunlardır:

● Adet düzensizlikleri

● Ateş basması

● Aşırı terleme

● Üşüme

● Uyku problemleri

● Ani duygu değişimleri

● Depresif ruh hali

● Kilo değişimleri

● İştah artışı

● Yavaşlayan metabolizma

● Cilt kuruluğu

● Vajinal kuruluk

● Cinsel istekte azalma

Menopoz süreci kişinin hayatını etkileyecek çeşitli belirtileri olsa da, dikkat edilmesi gereken bazı uygulamalara uyulduğu takdirde sorunsuz ve kolay şekilde geçirilebilecektir.

Kadınlar için farklı ve çeşitli fiziksel ve ruhsal değişikliklere sebep olan menopoz sürecini rahat geçirmek için 10 öneri:

1-Menopoz döneminiz tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir ve bu süreci kabullenmeniz, kendinizle barışık olmanız sizi rahatlatacaktır. Vücudunuzda çeşitli değişimlerin olması normaldir. Her halinizle güzel olduğunuzu unutmayın!

2-Duygu-durum değişimleriniz, fiziksel değişimleriniz vs. sebebiyle istek ve ihtiyaçlarınızın farklılaşması normaldir. Bu yüzden destek talep etmekten çekinmeyin ve ailenizden, çevrenizden destek beklediğinizi onlarla paylaşınız. Yakın iletişimde olduğunuz kişilerin sizin sürecinizden haberdar olması, daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

İhtiyaç duyduğunuz takdirde psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Menopoz dönemi hormonal pek çok değişime açık olunan bir dönemdir. Bu değişimlere bağlı olarak da ruhsal ve psikolojik değişimler de görülebilmektedir.

3-Menopoz süreci öncesi olması gerektiği gibi menopoz sürecinde de doktor kontrollerinizi aksatmayıp gerekli testleri yapmanız oldukça önemlidir. Özellikle de erken menopoz olarak kabul edilen 45 yaş öncesinde menopoz sürecine girdiyseniz doktora görünmeniz önemlidir. Erken menopoz bazen hiçbir sebebe bağlı olamazken; bazen de otoimmün hastalıklar, radyoterapi-kemoterapi, aşırı kilo/aşırı zayıflık, kürtaj ve hipotiroidizm sebebiyle de gerçekleşebilmektedir.

4- Menopoz dönemi öncesinde ve sonrasında uyku problemleri görülebilmektedir. Uykuya dalmada güçlük, kısa süren uykular ve çok erken uyanmak gibi problemler aynı zamanda menopoz belirtileridir. Bunlar gibi uyku problemleri için yapılabilecek bazı şeyler; rahat kıyafetler giymek, her gün aynı saatte yatmak, uyunacak ortamı havalandırmak ve serin bir ortamda uyumaktır.

5-Hem fiziksel hem ruhsal hem de zihinsel rahatlama adına mutlaka düzenli egzersiz, yoga veya meditasyon yapın. Bunlar sizi fiziki olarak da iyi hissettirecek aktivitelerdir. Ayrıca iyi zaman geçireceğiniz seramik, takı tasarım gibi el işçiliği hobiler ya da müzik aleti çalma gibi değişik hobiler edinmeniz de sizi pozitif etkileyecektir.

6-Sağlıklı ve dengeli beslenme yaşamımız boyunca çok önemlidir. Vücudumuzda pek çok değişimin olduğu menopoz sürecinde de sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Özellikle bol sıvı tüketimi önemlidir. Ve kafein tüketiminden ne kadar kaçınırsanız o kadar iyi olacaktır. Menopoz dönemi şikayetlerini gidermesi için östrojenik etkisi olan soya ürünleri ve kuru baklagilleri hekiminize danışarak tüketebilirsiniz.

Sağlıklı ve doğru beslenmenin için uzman bir hekimden destek alabilirsiniz.

7-Menopoz sürecini sağlıklı geçirmek için kan şekeri düzeyi oldukça önemlidir. Hormonal ve bedensel pek çok değişimle birlikte kan şekeri de menopoz sürecinden etkilenebileceği için bu süreçte tüketilen gıdalara dikkat etmek önemlidir. Kuru baklagiller, bulgur, arpa, çavdar ekmeği, sebzeler ve meyveler kan şekerinizin aşırı yükselmesini engelleyip dengede kalmasını sağlayacağı için tüketmeniz doğru olacaktır. Şeker, bal, reçel, pirinç, muz, üzüm, incir gibi şeker oranı fazla olan besinler ise kan şekerini yükselteceği için daha az ve kısıtlı tüketilmelidir.

8-Menopoz dönemiyle birlikte kadınlarda östrojen hormonu azalmakta ve kalp-damar hastalıkları görülme olasılığı artmaktadır. Bu sebeple sigara, alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmanız önemlidir.

9-Menopoz döneminin şikayetlerinden olan sıcak basması ve terlemeyi tetikleyici ve arttırıcı etkisi olabilecek acı ve fazla baharatlı yiyecek tüketiminden kaçınmanız doğru olacaktır.

10- Menopoz döneminin rahat ve kolay geçmesi için Mora Terapi ile tanışın!

Mora Terapi ile duygu-durum değişimlerinizi ve bu değişimlerin psikolojinize etkilerini en aza indirgemeniz ve sorunsuz bir süreç geçirmeniz mümkündür.

Bach Çiçekler terapisi tamamen doğal homeopatik tedavidir. Bach çiçekleri terapisinde belli çiçeklerin elektromanyetik frekansları kullanılarak, kişinin vücudunda olumsuz duygu ve düşünceler sebebiyle oluşan olumsuz frekanslar uzaklaştırılır.

Mora Bach Çiçekleri terapisi ile mutsuzluk, öfke, sinir, endişe, korku, yalnızlık, yetersizlik gibi olumsuz duyu ve düşüncelerden doğal yolla kurtulabilirsiniz.


11 Eylül 2021 Cumartesi

Sigara bağımlılığından nasıl kurtulabiliriz?





Sigara, kullanılmaya ilk başlanıldığı andan itibaren içinde bulunduğu maddeler nedeniyle bağımlılık oluşturur ve sigarayı bırakması bir hayli zor olabilir. Sigarayı bırakmak isteyen her birey "aslında istesem hemen bırakırım" sözüyle başlayıp kendini bırakabileceğine ikna eder, ancak bırakmakta güçlük çeker ve genellikle bırakamaz. Sigara dumanı kişinin hem kendisine hem de çevresindeki kişilere ciddi oranda zararlar verir. Sigara dumanı ile vücutta fiziken ciddi bir tahribat oluşur ve ciddi hastalıklar ortaya çıkar. Bu tahribatlar sonucunda vücut sinyaller verir ve kişi genellikle bu durumlar ortaya çıkınca bırakmayı düşünür. Kişi kendi sağlığını tehlikeye attıktan sonra ya da farklı sebeplerle bırakmak istediğinde kişisel gayreti ve klasik tedavi yöntemleri yeterli olmayabilir.


Sigara bırakmada hangi yöntemler kullanılır?

Nikotin Bantları: 

Sigara bırakmada sıkça kullanılan bir yöntemdir. Sigara bırakmak isteyen çoğu kişinin denediği ve sigara bırakmada başarı oranları iyi olan bir tedavidir. 


Akupunktur:

Sigara bırakma tedavisinde kullanılan bir yöntem olan akupunktur, konusunda uzman kişi tarafından uygulandığında oldukça etkili yöntemlerden biridir.


Psikolojik destek: 

Konu bağımlılık olunca mutlaka bunun altında yatan duygusal sebepler vardır. Bu nedenle de sigara ile stres arasında güçlü bir bağ vardır. Kişiyi sigara içmeye iten ana sebeplerin konuşulduğu, sigara bırakma sonrasında yaşanılabilecek psikolojik sorunların giderilmesi ve yoksunluk çekmemek gibi başlıca konular için danışmanlık alınabilir.


Beslenme ve Egzersiz:

Kaybettiğiniz sağlığınızı yerine koymak için sağlığınıza yatırım yapmalısınız. Bunun için beslenmenize dikkat edebilir ve egzersiz yapabilirsiniz. Sigara bağımlığı nedeniyle kişiler enerjisini kaybedebilir ve bu nedenle egzersizler çok faydalı olabilir.


İlaç tedavisi:

Uzman hekim tarafından uygulanan bu tedavi ile sigarayı bırakabilirsiniz. 


Mora Terapi: 

Konusunda uzman kişiler tarafından uygulanan Mora Terapi seansları sayesinde sigarayı bırakabilirsiniz. İhtiyaç duyulduğunda renk terapileri ve bach çiçekleri terapisi ile desteklenen bu tedavi yöntemi sayesinde danışan memnuniyeti çok yüksektir. Dünyaca bilinen ve uygulanan bu tedaviler Mora Terapi cihazları sayesinde seanslarla uygulanır ve tedavi başarıyla sonuçlanır. Bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi, kişinin bedensel hafızasından silinir ve kişi daha önce hiç sigara içmemiş gibi hisseder. Vücuttaki zararlı toksinlerden vücut arındırılır ve vücutta detoks etkisi yaratır. İlaçsız uygulanan bu tedavi yalnızca Mora Terapi cihazından alınan frekanslarla sağlanır.


Daha detaylı bilgi için;

📞 +90 216 405 14 52 ya da

📞+90 533 250 11 26 numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz...

www.mora.com.tr 



14 Mayıs 2021 Cuma

Sigara İçmenin Kas Ağrılarına Neden Olduğunu Biliyor Muydunuz?

 




Sigara İçmenin Kas Ağrılarına Neden Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Sigara içmek, çok yaygın bir bağımlılıktır. İçinde bulunan zararlı maddelerin insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri nedeniyle dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biridir. İnsan vücuduna olan zararları maalesef ki sayamayacağımız kadar fazla ve ölümcüldür. Kas ve kemik dokusuna ciddi zararlar veren sigara, genç  yaşlı her kesin ciddi derecede kas ağrısı çekmesine sebep oluyor. Sigara içenler içmeyenlere oranla iki kat daha fazla ağrı çekiyor. Eğer varsa fıtık ağrısı şiddetleniyor, doku ve organlar zarar görüyor, eklem ağrıları daha şiddetli yaşanıyor ve merkezi sinir sistemi yavaşlıyor.


Sigara bağımlılığı maalesef ki en etkili ve ölümcül toplumsal zehirlenme olayıdır. Geldiğimiz noktada günümüzde,  beş kişiden biri sigara bağımlısı. Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren etken madde nikotindir. Nikotin, tansiyonu yükseltir, kalp atışını hızlandırır ve kanın pıhtılaşma riskini arttırır. Sigara içmek uzun vadede damar sertliğine ve tıkanıklığına da neden olabilir. Damarlar esnek bir yapıya sahiptir ve bu kırılgan yapı sigara ile tahribata uğrar. Bu yapının bozulmasından dolayı kaslara kan pompalama akışı yavaşlar. Genel olarak da sigara tüketimi akciğerlerdeki oksijen kapasitenizi düşürür ve kişi daha çabuk yorulmaya başlar. Bunların yanı sıra, sigara içmenin kas ağrılarına neden olduğunu biliyor muydunuz? Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşımasına engel olur ve bunun sonucu sigara içenler kas ağrısı çekmeye başlar.


Sigara içtiğinizde ağrılarınızın artacağının farkında olmak, sigarayı bırakmak ya da hiç başlamamak için iyi bir nedendir. Sigaranın hem gözle görülen ve hissedilen hem vücuttaki zararları sizlerin yaşam kalitenizi düşürmektedir. Kendinize " Sigara benim sağlığımdan değerli mi?" sorusunu yöneltebilirsiniz. Çünkü sigaranın vücutta yarattığı ağrılar sebebiyle artık günlük işlerinizi bile yapmakta zorlanacaksınız. Sürekli olarak çektiğiniz eklem ağrılarının nedenini halâ bilmiyorsanız, sigaradan kaynaklı olabileceğini hatırlatmak isteriz.


Sabah hayatınızdan kalktığınızda yorgun uyanabilirsiniz, yürürken veya merdiven çıkarken zorlanabilirsiniz. Geceleri uykunuzu bölen eklem ağrıları yaşayabilirsiniz. Sizi sağlığınızdan ve yaşam kalitenizden alıkoyan sigara, bilimsel olarak kanıtlanmış birçok hastalığında nedenlerinden birisidir.

Sigara içmek aynı zamanda ruh sağlığınızı da etkilemektedir. Vücudunuzda hissettiğiniz ağrılar sebebiyle sürekli olarak mutsuz ve yorgun hissedeceksinizdir. Bu sebeplede ruh sağlığınız olumsuz etkilenir ve depresyon, anksiyete bozukluğu yaşayabilirsiniz.


Eğer bu yazıyı okuyorsanız, muhtemelen sigarayı bırakmaya düşünüyorsunuz demektir. Saydığımız belirtileri yaşıyor ve sigaradan kurtulmak istiyorsanız ve bunu tek başınıza başaramıyorsanız Mora Terapi'ye başvurabilirsiniz. Sigaradan kurtulmanın en kolay yolu kliniklerimizde uyguladığımız biorezonans yöntemidir. Biorezonans, hiçbir yan etkisinin olmadığı 30 yıldan fazla bir süredir kanıtlanmış ağrısız ve ilaçsız, biyolojik bir metottur ve hastalıklara neden olan yabancı frekansları vücudunuzdan atabilen bir yöntemdir.


Mora Terapi sigarayı bırakmada psikolojik bağımlılığa karşı da savaştığı için uzun vadeli sigara bırakmada başarılı sonuçlar elde etmiştir. Örneğin Mora Terapi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak sizlerin yaşadığı duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz.

19 Aralık 2018 Çarşamba

DEĞİŞİME AÇIK OL, YENİLEN, BU YIL SENİN YILIN OLSUN!


Değişim hayatın karşı konulamaz kuralıdır. Doğa, içinde barındırdığı milyonlarca tür canlıyla birlikte her an, durmaksızın değişmektedir. Doğadaki canlıların hepsi, varlıklarını değişebilme yeteneklerine borçludur. Değişime direnen canlılar elenmekte; uyum gösterenler soylarını devam ettirebilmektedir. Charles R. Darwin’ nin de dediği gibi ‘Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.’

Toplumsal değişim de doğa kanunlarına benzerlik göstermektedir. Biz istesek de istemesek de içinde bulunduğumuz çevre, koşullar, ilişkilerimiz, konumumuz değişim halindedir. Hayat bizi bir şekilde sürekli değişmeye, yenilenmeye yönlendirir.


Dünya bir dinamizm içerisinde değişmektedir. Değişim insan için doğal bir olgudur ve belirli ihtiyaçların daha iyi karşılanması için ortaya çıkmaktadır. Başarı ve tatmin duygusu da aslında bu değişime ayak uydurmakla birlikte gelmektedir. Değişime direnen insanlar da değişen koşullar karşısında maalesef güçlü kalamamaktadır.

Hayatımızın her döneminde, o zamanın enerjisine uygun olarak hayatımızdan bazı şeyler eksilmektedir. Bu eksilen şeyler büyük olasılıkla, eskiden beri bizimle olan ama artık enerjisel olarak artık bizi desteklemeyen şeylerdir.

Değişmek, yenilenmek yaşamın ayrılmaz parçalarıdır. İnsan, yaşamın içinde akıp giderken değişim de onun peşinden gitmektedir. Hayatın, bizden bir şeyleri alıp götürdüğünü düşündüğümüzde; yerine hep yenilerini koyacağı unutulmamalıdır. Bir şeyler eksilmeden yerine yenileri gelmez. Bunlar tutunduğumuz ilişkilerimiz, işimiz, kalıplaşmış düşünce ve inançlarımız, davranışlarımız, yaşam tarzımız olabilir. Bu yüzden önemli olan gidenlere üzülmek değil, yeni geleceklere yer açmaktır.
Yenilenmek, değişime ayak uydurmak kişiye enerji verir. Bu ister yeni bir yere gitmek ister yeni bir şey öğrenmek ya da yeni bir ilişkiye girmek olsun, bütün yenilikler enerjimizi yükseltir. Yeni bir fikir, bakış açısı, yaklaşım veya yeni başlangıçlar zihnimizi açar. Bu sebeple yeniliklere açık olan ve hayatına yenilikleri sokan insanlar her yaşta genç kalırlar.
Her şey değişir. Alışkanlıklar, inançlar, bakış açıları, görüşler, problemler, beklentiler, umutlar, endişeler, öncelikler, teknoloji, sistemler, fırsatlar… İnsanlar da değişerek olgunlaşır.
Değişim; yeni çevrelere, yeni insanlara ve durumlara karşı esneklik kazandırır, kişisel, ekonomik ve sosyal açıdan geliştirir, daha rahat bir yaşam sürmeyi sağlar, hayatın akışını değiştirebilecek fırsatlar sunar, yeni şeyler keşfetmeyi sağlayarak yeni bakış açıları kazandırır. Hayata farklı açılardan baktıkça hedeflerimiz ve amaçlarımız büyür, ilerleme kaydederiz. Aynı zamanda bir şeyleri değiştirmeyi hedeflediğimizde hayatımız yavaş yavaş monotonluktan kurtulacaktır. Yaptığımız ufak değişiklikler, hayatımızda büyük değişimler olmasını sağlayacaktır. Değişime açık olduğunuzda doğal olarak hayata karşı gücünüz de artacak. Zorluklara kolayca göğüs gereceksiniz. 

Yeni bir yıl… 2019 için kendinize hedefler belirleyin, değişime hemen şimdi başlayın! Bağımlılıklarınızdan, bir türlü veremediğiniz inatçı kilolarınızdan kurtulun, stressiz ve daha sağlıklı bir yaşam için bir adım atın.  Mora terapi ile sigara alkol gibi bağımlılıklarınızdan, alerjilerinizden ve inatçı kilolarınızdan kolayca kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda; Mora terapi detoks terapileri ile vücudunuzda birikmiş olan toksinlerden arınabilir, Mora Color ve Mora Bach Çiçekleri terapileri ile daha iyi hissedebilir, yeni yıla daha motive başlayabilirsiniz. 


30 Ocak 2017 Pazartesi

Sigaraya bağımlı olmak zorunda değilsiniz: Mora Terapi var

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre dünya ülkelerinin birçoğunda en çok rastlanan ve en çok ölüme yol açan nedenler arasındaki ilk sırayı sigaranın yol açtığı akciğer kanseri alıyor. Halk sağlığının en büyük tehdidi olan sigaraya başlama yaşı her geçen gün artarken, sigarayı bırakarak sağlıklı yaşama yönelmek de bir o kadar güçleşiyor. Sigara, diğer madde bağımlılıklarından farklı olarak kişinin bilincini ve motor becerilerini kaybettirmeyen nikotin başta olmak zararlı pek çok madde içeriyor.
Bilimsel çalışmalar sonucunda içinde 4 bine yakın ölümcül madde barındırdığı belirlenen sigara, akciğer kanserinden kalp hastalığına, kronik bronşitten beyin damarlarında tıkanıklığa, mide hastalıklarından bunamaya, yüksek tansiyondan kısırlığa kadar pek çok sağlık sorununda dolaylı ya da doğrudan etkilidir.Katran, aseton, bütan gazı, arsenik, siyanür gibi binlerce ölümcül madde içeren sigara ile olan en sağlıklı ilişki sigaraya hiç başlamamış olmaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Şubat 2016 verilerine göre Türkiye, tütün ve tütün mamulü kullanım oranı yüzde 24'lük oranıyla, dünya genelinde 10. sırada yer alıyor. Türkiye'de tütün ve sigara tüketimi kadınlarda yüzde 10,7 iken erkeklerde yüzde 37,3’ü buluyor. Türkiye’de son yıllarda sigara bırakma oranın artışına dikkat çeken TÜİK verilerine göre, sigara bırakma konusunda hizmet veren nitelikli kliniklerin ve uzmanların sayısının artması halk sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Vücuttaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleşmesinden yola çıkan Mora Terapi, sigara bağımlılığına neden olan maddeyi vücuttan tamamen silerek vücudu eski sağlıklı haline döndürüyor.Sigara bağımlılığınızın fiziksel ve psikolojik boyutlarını da göz önünde bulunduran Mora Terapi sigara bırakma tedavisi, sigaranın içerdiği maddenin kimyasal özelliğini değil, bu maddenin vücutta yaydığı kendine özel frekans bilgisini değiştirerek sigara bağımlılığından kurtulmanın yolunu açıyor. Kişinin vücudundaki frekans bilgilerini değiştirerek sigara ile olan bağı yok eden Mora Terapi sigara bırakma tedavisi herhangi bir yan etki içermiyor.

1970’lerin sonundan günümüze kadar biorezonans yöntemini başarıyla uygulayan Mora Terapi, vücuttan sigara bağımlılığına yol açan maddeleri silerek, vücudu bu ölümcül maddelerle hiç tanışmamış haline geri döndürüyor.

19 Temmuz 2016 Salı

Sağlıklı bir nefes hiç bu kadar yakın olmamıştı


İçerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigara yıllardır insanlığın en büyük sorunlarından biri. Hem fiziksel hem psikolojik olarak bağımlılık durumu yaratan sigara; akciğer, kalp, damar, solunum yolları gibi pek çok sağlık sorununun ilk sebebi. Genellikle sigarayı istediği zaman bırakabileceğini söyleyen kullanıcılar aslında bunun küçük bir kandırmaca olduğunun kendileri de farkında.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre dünya ülkelerinin birçoğunda en çok rastlanan ve en çok ölüme yol açan nedenler arasında ilk sırayı sigaranın yol açtığı akciğer kanseri alıyor. Son 40 yılda yüzde 250 oranında artış gösteren akciğer kanserine sadece ABD'de her yıl 160 bin kişi yakalanıyor. Türkiye'de ise her yıl 30-40 bin kişide akciğer kanseri görülüyor.

Fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki yönlü bağımlılık teşkil eden sigarayı bırakmada etkili olan yöntem olan Mora Terapi Nobel Ödüllü Kuantum Fiziğine dayanıyor. Vücudumuzdaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleşmesinden yola çıkan Mora Terapi, bağımlılığa neden olan maddeyi vücuttan tamamen silerek vücudu eski sağlıklı haline döndürüyor.


Mora Terapi sigara bırakma tedavisi, bağımlılık yapan maddenin yaydığı kendine özel frekansın bilgisini özel bir teknolojik yöntemle ters çevrilerek bu bilgi tekrar vücuda aktarıyor. Bu şekilde bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi kişinin bedensel hafızasından silinmiş oluyor. Tedavide kullanılan özel frekanslar kişinin duyguları ile sigara arasında oluşan bağı da değiştiriyor. Sigarayı bırakma seanslarından sonra kişiler sigaraya karşı isteksizlik duymaya başlıyor ve böylece bağımlılık ortadan kalkıyor. Mora Terapi'de geliştirilen yeni tedavi yöntemleri ile madde ile duygu arasındaki elektromanyetik bilgi bütünlüğü kırılıyor.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Sigaradan Kurtulmak İçin En Güzel Neden


Op.Dr. Aysın Akçay, gebelik döneminin bir anne adayı için sigaradan kurtulma çabasını en istikrarlı gösterip bu konudaki motivasyonunun en yüksek olabileceği zaman olduğunu söyledi. Hiçbir annenin bebeğinin sağlık sorunlarıyla dünyaya gelmesini istemeyeceğini anlatan Dr. Akçay, şöyle konuştu: "Anne adaylarının sigara bırakma konusunda en istikrarlı davranış ve tutum geliştirdikleri dönem olmasına rağmen birçok kadın sigarayı bu dönemde dahi bırakmada başarısızlık gösterir. Burada kontrol için başvurduğunuz hekiminize fazlasıyla görev düşüyor. Hekiminizden sigaranın kendinize ve daha sonra gebelik süresince bebeğinize verdiği tehlikeyi anlatmasını rica edin."
Birçok kadının gebelikte günde 5 sigaranın zararı olmadığını iddia ettiğini belirten Op.Dr. Aysın Akçay, bunun tamamen yanlış ve sakıncalı olduğunu söyledi. Op.Dr. Akçay, şöyle dedi: "İçtiğiniz sigara karnınızdaki bebeğinizin tüm damarlarında dolaşacak ve onun gelişimini ve fizyolojik yapısını tamamı ile etkileyecektir. Doğar doğmaz bir sürü risk ile küçücük bedenini karşı karşıya bırakmış olursunuz. Bilimsel çalışmalarla sigaranın doğmamış bebeğe zarar verdiği ortaya konmuştur. Pek çok çalışmada genetik nedenlere bağlı olmaksızın düşük hadisesinin 2 kat arttığı saptanmıştır. Doğan bebeklerin kiloları düşüktür. Bunun yanı sıra gebeliğin 16. haftasından önce sigarayı bırakanlarda bebeğin kilosu açısından sigara içmeyenlere göre fark saptanmaz. Keza sigara kullanan anne adaylarında erken doğum riski bariz olarak artar. Bu genellikle amnion zarlarının yırtılması ve suların erken gelmesi şeklinde olur. Sigara içen anne adaylarında gebelik komplikasyonlarından plasentanın aşağıda yerleşmesi ve erkenden ayrılması olasılıkları da artmış bulunur. Günde 20 den fazla sigara içenlerde anne karnında fetal ölüm oranı yüzde 62, yeni doğan ölümü ise yüzde 42 dolayında artış gösterir. Sigara içen anne adaylarının bebeklerinde daha sonrasında artmış alt solunum  yolu enfeksiyonu gözlenir." 
Bu durumun anne karnında sigaranın fetüsün solunum sistemine olan kötü etkilerinden kaynaklandığını söyleyen Jin. Op. Dr. Aysın Akçay, şöyle devam etti: "Pekçok çalışmada sigara tiryakisi annenin bebeğinde daha fazla nörolojik, anormal sekeller oluşmakta, okul başarıları ciddi anlamda düşmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda sigaranın plasentadan geçen kanserojen maddelerle lösemi, böbrek tümörü, lenfoma riskini arttırdığı saptanmıştır. Bu dönemde sigara tüketimini bırakmak için yapabileceğiniz en kolay şey düşünce gücüdür. Sigara kullanmayarak ekonomik kazancınızın ne olacağını hesaplayabilirsiniz. Sizi sigara kullanmanıza sebep olan çevresel nedenlerden uzak kalarak kendinizi olumlu yönde motive etmelisiniz. Her şey beyinde biter. Zekânız ve iradeniz ile yapamayacağınız hiç bir şey yok. Bunun için doktorunuzdan ve ailenizde tam destek isteyin. Sizin ve bebeğinizin geleceği için bu illetten bir an önce kurtulun ve sonrasındaki suçluluk duygusunu yaşamayın. Hamile olduğunuz andan itibaren sigaradan uzak durun. Sigara içen bir anne veya baba, her nefeste, aynı zamanda, bebeğini de zehirliyor. Bilim adamlarının, ebeveyni sigara içen bebeklerin idrarlarında, kansere neden olan kimyasallar bulunduğunu açıkladığını unutmayınız."

19 Haziran 2015 Cuma

Sigara Ağrı Kesicilerin Etkisini Azaltıyor

30 Mayıs - 2 Haziran tarihleri arasında Berlin’de yapılan “Euroanaesthesia” toplantısında (Avrupa Anestezi Kongresi) sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koyan bir araştırma sonucu açıklandı.


Her yıl düzenlenen Avrupa Anestezi Kongresi'nde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk ve arkadaşları tarafından bir grup hasta üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları açıklandı. Yabancı basının oldukça ilgi gösterdiği sonuçlar, sigara içenlere ve pasif içicilere verilen anestezi ve ağrı kesici miktarının, sigara içmeyenlere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre ameliyat sırasında hiç sigara kullanmayanlara göre, sigara bağımlılarına \%33, pasif içicilere ise \%20 oranında daha fazla anestezi gerekiyor.

Araştırmanın, konuyla ilgili ortaya konan 2 çalışmadan biri olduğunu ve Avrupa basını tarafından oldukça ilgi gördüğünü ifade eden Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Erdoğan Öztürk, "Sigaranın içerisinde insan hayatını etkileyen yaklaşık 4 bin madde bulunuyor. Bunların birçoğu kansere neden olan maddeler. Biz bu durumun anestezik maddelerimize karşı bir etkileşimi olup olmadığını merak ederek bu araştırmayı yaptık" dedi.

Araştırmanın yöntemine dair açıklamalarda bulunan Öztürk, "Araştırmamızı aynı cerrahi tedaviyi gören, yani aynı ağrı çeşidine sahip hastalarda yaptık. Böylece sınıflandırma azaldı. Bütün hastalarımızda eşit anestezi derinliğinin sağlanması için anestezi derinliğini ölçen özel bir cihazla ölçüm yaptık ve farklılıkları ortadan kaldırarak hepsinde eşit anestezi derinliği sağladık. Ameliyatın sonunda hastalardaki anestezik ve analjezik tüketimine baktık" şeklinde konuştu.

"Sonuçlarda farklılıklar gördük ve gruplara ayırdık. Bunu yaparken nikotinin insan vücudunda dönüştüğü kotin maddesini ölçtük" diyen Doç. Dr. Öztürk, "Sonuç olarak kotin maddesi kullanımına göre ayrılan gruplarda anestezi tüketiminin paralellik sağladığını gördük. Yani en fazla anestezi tüketimi sigara içenlerde, en az anestezi tüketimi sigara içmeyenlerde, sigaraya maruz kalanlar da sigara içenlere yakın derecede anestezi tüketimine ihtiyaç duyulduğunu gördük" diye konuştu.

Araştırmanın sonucu, sigaraya maruz kalan insanların da sigara bağımlılarına yakın miktarda anestezi tüketimine ihtiyaç duyduğunu gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Öztürk, "Bu çalışma sayesinde içenlerin yanında sigara dumanına maruz kalanların da sigaradan yüksek oranda etkilendiğini görmüş olduk" dedi.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/16/sigara-agri-kesicilerin-etkisini-azaltiyor?paging=5

9 Nisan 2015 Perşembe

Sigarayı Bırakmak ve Yenilenmek İçin Geç Değil!


7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası dolayısıyla Türkiye’deki sigara kullanım oranları masaya yatırıldı. Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu’nun açıklamalarına ve istatistiki verilere göre Türkiye’de sigara kullanım oranı %21 ile OECD ülkeleri sıralamasında hala çok aşağıda… Sağlıklı bir toplum ve refah bir ülke için uzmanlar sigarayı bırakmaya çağırıyor!

Türkiye’de 2003’te %32 olan sigara kullanım oranı son on yılda yapılan kampanyalar ve sigaranın zararları konusunda bilinçlendirme çalışmaları sayesinde %9’luk bir düşüşle %21 oranına geriledi. Rakamlar sigaraya karşı açılan savaşta başarılı olunduğunu gösterse de Türkiye yetişkinler arasında %21’lik kullanım oranıyla OECD ülkeleri sıralamasında hala alt sıralarda. OECD ülkeleri arasında %15'ten daha az bir oranla İsveç, İzlanda, Avustralya ve ABD günlük sigara içme düzeyi en düşük olan ülkeler sıralamasında önlerde yer alıyor.

Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çelikoğlu’nun açıklamasına göre sigaranın insan sağlığında yarattığı birçok tehlikenin içinde en büyüğü olarak KOAH hastalığı ön plana çıkıyor. Bir akciğer hastalığı olan KOAH amfizem ve kronik bronşiti kapsıyor. KOAH’nın en sık görülen belirtisi, akciğere giren ve akciğerden çıkan havayı nefes darlığına neden olacak derecede kısıtlamasıdır. Sigaranın neden olduğu KOAH, çalışma yaşındaki toplum kesimini çalışamaz hale getirerek ülkelerin ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Bu nedenle gelişmiş toplumlar sigara içme oranını düşürmek için çok büyük mücadeleler veriyorlar.

Sigarayı Bırakın!
Bir sigara tüketimi nedenli hastalık olan KOAH’ın ilerlemesini durdurmak için tek önlem sigarayı bırakmaktır. Diğer bütün tedaviler sadece hastalığın verdiği sıkıntıları geçici olarak azaltır.

20 yılda ortalama günde 1 paket sigara içen kişiler, 1 aya yakın bir zamandır öksürüyorlarsa (çoğunlukla bu sigara öksürüğü diye normal kabul edilir), balgam çıkartıyorlarsa ve her yıl kış aylarında sık tekrarlayan soğuk algınlıkları geçiriliyorsa, bu kişilerde KOAH başlıyor mu diye araştırılmalıdır. KOAH tetkikleri, basit bir "spirometri" tetkiki, düşük dansiteli akciğer bilgisayarlı tomografisi ve gerekirse "bronkoskopik teknikler, bronş lavajı sitolojisi” ile yapılmaktadır.

Sigara içmek sadece bir alışkanlık değildir, nikotin bağımlılığıdır. Nikotin, eroin ve kokain kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Çok güçlü bir bağımlılık olan nikotin bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Bağımlılığa yol açan mekanizma nasıl işliyor?

Sigaradan bir nefes çekilmesini takiben 10 saniye içinde nikotin beyne ulaşır.
Nikotin beyne ulaşır ulaşmaz keyif veren, konsantrasyonun ve hafıza yeteneklerinin artmasını sağlayan dopamin ve noradrenalin salımına yol açar.
Bu keyif verici etkiler, kişiyi sigara içmeye devam etmeye yönlendirir. Böylece kısa sürede nikotine bağımlılık gelişebilir.
Sürekli ve düzenli sigara içildiğinde, beyin nikotinin birçok etkisine tolerans geliştirir. Böylece beyin, normal fonksiyonlarını geliştirmek için, nikotine gereksinim duymaya başlar.
Nikotin düzenli alınmadığı zaman ise, “Nikotin Yoksunluk Sıkıntısı” ile karşılaşılır. Bu nikotin yoksunluk sıkıntıları, ortaya çıkan etkilerin önüne geçilmesi ya da onların üstesinden gelinebilmesi için, kişiyi sigara içmeye zorlar.


Sigarayı bırakmak için istemek yeterli mi?
İstekli olmak; sigarayı bırakabilmek için önemli olmakla beraber, tek başına yetersiz kalmaktadır. Bunun için destek tedaviler almak fiziksel ve psikolojik yıpranmanın önüne geçerek bağımlılıkla mücadelede başarı kazanma oranı çok yükseklere çıkarılabilir.

Sigarayı bırakmanın sağlığınız üzerindeki etkilerini anında hissedeceksiniz!

Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra;
 · Kan basıncı ve kalp atışları düzelir.

8 saat sonra;
 · Kandaki nikotin ve karbon monoksit seviyesi yarıya düşer.

24 saat sonra;
 · Karbonmonoksit vücuttan tamamen atılır. Akciğerler, sigaranın neden olduğu mukusu (balgam) temizlemeye başlar. Kalp krizi riski düşmeye başlar.

48 saat sonra;
 · Vücuttaki nikotin tamamen temizlenir.

72 saat sonra;
 · Nefes almak kolaylaşır. Enerji seviyesi yükselir.

2 ila 12 hafta sonra;
· Kan dolaşımı daha sağlıklı gerçekleşmeye başlar.

3 ila 9 ay sonra;
· Öksürük ve göğüsteki hırıltı azalır. Nefes alma sorunları iyileşir.

1 yıl sonra;
· Kalp hastalığı riski, sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner.

10 yıl sonra;
 · Akciğer kanseri riski sigara içmeye devam eden birinin taşıdığı riskin yaklaşık yarısına iner. Kalp krizi riski ise, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

15 yıl sonra;
· Felç geçirme ve kalp krizi riski, hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı seviyeye iner.

Sigarayı bırakmak, sağlıklı bir yaşam sürmek için atabileceğiniz en önemli adımdır.

http://www.kurtuluyorum.com/sigara-birakma.html

2 Mart 2015 Pazartesi

Sağlığımızın Düşmanları

Ara sıra kullanım ile başlayan bu zararlı maddeler, zamanla bağımlılığa neden olmakta ve pek çok hastalığı da beraberinde getirebilmektedir. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, “1-7 Mart Yeşilay Haftası” öncesinde sigara ve Alkolün sağlığa zararları hakkında bilgi verdi.


Yarattığı riskleri bilin

Sigara ve alkol tüketimi bağışıklık sistemini zayıflatan ve hastalıklara karşı savunmasız bırakan başlıca nedenlerdir. Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam süresi için bu zararlı ikiliyi hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor.

Sigara diyabetten kansere pek çok hastalığa yol açıyor

Çalışmalar, sigaraya erken yaşta başlamanın hastalıklar oluşması açısından en önemli nedeni olduğu göstermektedir. Sigara tüketimi başta akciğer, ağız, pankreas olmak üzere birçok kanser türünün en önemli sebebidir. Sigara içmek, vücudun insülin salgılamasını yok ederek zamanla şeker hastalığına yol açabilmektedir.

Kadın ve erkek için en önemli risk kaynağı

Düzenli sigara içilmesi, deri yapısını bozmakta ve kırışıklıklara yol açmaktadır. Sigara içen kadınlarda, beklenenden 5-10 yıl daha erken menopoz görülebilmektedir. Bu, kemiklerin erken erimesine neden olur. Yine sigara içen kadınlar içmeyenlere göre 4 kat daha fazla rahim kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Sigara aynı zamanda hem erkek hem de kadının çocuk sahibi olamama riskini 3 kat artırmaktadır.

Sigara akciğeri, alkol karaciğeri harap ediyor

Sigara; akciğer, meme, pankreas ve kolon kanseri riskini artırmaktadır. Alkol tüketimi de karaciğer hücrelerinde yağlanmaya, siroz hastalığına sebep olabilmektedir. Dışarıdan gelecek zararlı maddeleri zararsız hale getirmeye uğraşan karaciğer, alkolü zararsız hale getirmek için fazla çalışır ve zamanla yorularak görevini yerine getiremez duruma gelebilir.


Kalp sağlığının iki düşmanı alkol-sigara

Sigara, kan basıncında artışa, solunum yetersizliklerine, kanda pıhtılaşma eğilimine, iyi kolesterol seviyesinin düşmesine, damar sertliğine yol açarak kalp sağlığını tehlikeye sokar. Yine alkolde kalp sağlığının düşmanlarından biridir. Alkol tüketimi kalp ve cilt damarlarını genişletir, kalbin çalışma hızını artmasına, kan dolaşım düzenini bozmaya, damarların sertleşmesine, tansiyonun artmasına sebep olabilmektedir.

Alkol bir çeşit uyuşturucudur

Alkolün fazla tüketimi ile zihni bulandırarak sağlıklı düşünememeye sebep olmaktadır. Alkol sinir hücrelerine de etki eder. Sinir hücreleri, alkole karşı hassastır ve zamanla zedelenerek el titremeleri, tikler, felçler oluşabilir. Aşırı tüketim fiziksel sağlığın bozulmasını da beraberinde getirir. Böbrek iltihaplarına, bağırsak ishallerine, mide hastalıklarından olan gastrit ve ülsere sebep olabilmektedir.

Bırakamıyorsanız doktorunuza başvurun

Sigara ve alkol, fiziksel sağlığın yanında ruhsal sağlığı da olumsuz yönde etkiler ve zamanla maddi kayıp ile de zarar verir. Yaşınız kaç olursa olsun ya da uzun yıllardır tüketiyor olun sigara ve alkolü bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Sigara ve alkolü bırakmayı kendiniz başaramıyor, yardıma ihtiyaç duyuyorsanız bu konuda doktorunuza danışmaktan çekinmeyin.

12 Şubat 2015 Perşembe

Sigara, Sarı Nokta Hastalığını Tetikliyor

Sigara tüketimi ise sarı nokta hastalığının gelişimini ve ilerlemesini tetikliyor. Dünyagöz Altunizade’den Prof. Dr. Hamdi Er, sarı nokta hastalığında sigara kullanımının göz sağlığına etkilerini paylaşarak, sigaranın zararlarına dikkat çekiyor.

Yediklerimizden içtiklerimize, soluduğumuz havadan yaşadığımız atmosfere kadar pek çok etken göz sağlığımızı tehdit ediyor. 50 yaşından sonra ortaya çıkan sarı nokta hastalığında ise sigara kullanımı hastalığın oluşumunda ciddi bir risk oluşturuyor. Dünyagöz Altunizade’den Prof. Dr. Hamdi Er genetik miras ve genleri kompleman faktörü içeren kişilerin sigara kullanmaması gerektiğini belirterek, sigaranın sarı nokta hastalığı riskini 2-4 kat artırdığını söylüyor.

Sigara retinayı koruyan antioksidanları azaltıyor

Dünyada yaklaşık 30 milyon kişinin sarı nokta hastası olduğu tahmin ediliyor. Son yıllarda hastalığın görülme sıklığında artış olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er, “Her sene sarı nokta hasta sayısının ciddi anlamda arttığını görüyoruz. Cisimleri, çizgileri eğri ve kırık görme, görme kalitesinde bozulma ve renk görmede bozukluk gibi etkileri olan bu hastalık, ilerleyen aşamalarda görme kaybına da neden olabiliyor.” Sarı nokta hastalığında sigara kullanımının büyük bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er, sigaranın retinayı koruyan önemli bir antioksidan olan lutein’in emilimini azalttığını, sigara kullanımında hatta sigara içilen ortamlarda bile bulunmanın lutein düzeyini düşürdüğünü böylelikle hastalığın riskinin arttığının altını çiziyor.

Sigarayı bırakmak hastalık riskini azaltıyor

Sigarayı bırakmanın sarı nokta hastalığına yakalanma riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Prof. Dr. Hamdi Er, sigarayı bırakan kişilerin belli bir süre sonra sigara kullanmayanlarla aynı düzeye geldiğini ve hastalığın gelişme riskini azalttığını ifade ediyor.

İki tip sarı nokta hastalığı bulunuyor

Sarı nokta hastalığının yaşam kalitesini düşürerek kişiyi sosyal yaşantıdan uzaklaştırabileceğini belirten Prof. Dr. Hamdi Er hastalığın kuru ve yaş olmak üzere iki tipi olduğunu söylüyor. Hastaların yüzde 10’unu oluşturan yaş tipinin görme kaybının yüzde 90’ına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hamdi Er hastalığın daha yavaş ilerleyen kuru tipinin henüz bilinen tam bir tedavisi olmadığını söylerken, vitamin, mineral, lutelin, balık yağı ve antioksidanların hastalığın ilerlemesini azaltma da ciddi etkileri olduğunun altını çiziyor.

Hastalığının yaş tipinde ise göz içine yapılan enjeksiyon tedavilerinin uygulandığını ve yakın takibinin öneminin altını çizen Prof. Dr. Hamdi Er “Yeni damar oluşumunu tetikleyen nedenleri uzun süre baskılamak için ayda bir enjeksiyonu tekrarlamak gerekiyor. Hastalığın nüks etme riski olduğu için yakın takip oldukça önemli. “ diyor. Sınırlı vakalarda fotodinamik tedavi yöntemine de başvurduklarını belirten Prof. Dr. Hamdi Er, fotodinamik tedavinin ilaçla birlikte yapılan bir lazer tedavisi olduğunu ve amacın hastalık nedeniyle yeni oluşan damarları tıkamak olduğunu sözlerine ekliyor.
http://www.milliyet.com.tr/sigara-sari-nokta-hastaligini-pembenar-detay-genelsaglik-2012007/

27 Ocak 2015 Salı

Solunum Yolu Hastalıkları Artıyor

Havaların soğumasıyla artan kömür kullanımı hava kirliliği sorununu beraberinde getiririrken, Dünya sağlık Örgütü'nün (WHO) raporuna göre Türkiye'nin neredeyse tamamı zehir soluyor. Hava kirliliğine uzun süre maruz kalınması, ağır bir solunum hastalığı olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) için de önemli bir tehdit oluşturuyor.


 WHO verilerine göre Türkiye’nin 6 ilinde hava kirliliği, eşik değer olan 20 µg/metreküpün oldukça üzerinde. Hatta bazı illerde 100 birimin bile üzerine çıkıyor. Iğdır, Batman, Afyon, Osmaniye, Gaziantep ve Siirt, hava kirliliğinin en yüksek olduğu iller sıralamasında başı çekerken, İstanbul’un da aralarında bulunduğu diğer illerde de durum pek parlak değil. Öyle ki İstanbul, Sivas ve Bayburt’ta kirlilik, 48 birim olarak ölçülürken, Elazığ, Çankırı ve Şırnak’ta 46, Amasya’da 43, Yalova ve Tunceli’de 41, Samsun’da 39, Sinop’ta 38, Artvin’de 34, Eskişehir ve Tokat’ta ise 31 birim olarak tespit ediliyor.

Bursa’da tehlike had safhada

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinden yayınladığı veriler de bu korkutucu gelişmeyi belgeledi. Bursa'da hava kirliliği özellikle yılın ilk günlerinde çok ciddi bir boyuta da ulaştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın verilerine göre insan sağlığını tehdit eden parçacık maddelerin (PM10) günlük ortalaması Bursa’da Dünya Sağlık Örgütü'nün güvenli bulduğu günlük limitin 6 katını ulaşırken, bu oran Aralık ayı sonunda ise 10 katına çıktı.

Solunum yolu hastalıkları artıyor

Hava kirliliğindeki artış KOAH gibi solunum yolu hastalıklarının da artmasına neden oluyor. Dünyada milyonlarca insanı etkileyen, Türkiye’de ise her yıl binlerce insanın ölümüne yol açan KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı nefes darlığı ile kendisini gösteriyor. Sigaranın yanı sıra, bitkisel ve hayvansal kaynaklı yakıtlar gibi zararlı maddelerin uzun süreli solunmasına bağlı olarak akciğer ve hava yollarında oluşan KOAH, öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi temel belirtilerle başlıyor. KOAH alevlenmesi olarak adlandırılan, hastaların nefes alıp vermeyle ilgili sorunlarının tıbbi müdahale gerektirecek kadar arttığı dönemler ise erken tanı ve doğru tedavi ile azaltılabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre görülme sıklığı açısından KOAH tüm hastalıklar içinde 4’üncü sırada bulunuyor ve her yıl 3 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Türkiye’de ise yılda yaklaşık 26 bin hasta KOAH nedeni ile yaşamını yitiriyor.

Zaman içinde yorgunluk, halsizlik ve depresyon gibi şikayetlerle karşılaşan KOAH hastalarında ileri dönemlerde ise kanın yeterince oksijenlenememesi sonucunda parmak uçları, dil, dudaklar ve kulak memeleri mavi-mor renk alıyor. Ağır hastalarda kandaki karbondioksitin atılamamasına bağlı olarak uykuya eğilim artıyor. 1 Yılda yaklaşık 1 ila 4 kez ortaya çıkan KOAH alevlenmelerinde ise nefes darlığı, öksürük ve balgam miktarında artış görülüyor. Büyük ölçüde bakteriyel enfeksiyonlar (yüzde 70 – 75) ve virüsler (yüzde 20 – 25) nedeniyle ortaya çıkan alevlenmelerin önlenmesi için KOAH hastalarının doktor gözetiminde her yıl Eylül-Ekim aylarında grip aşısı ve 5-10 yılda bir pnömoni (zatürre) aşısı yaptırmaları öneriliyor.

16 Ocak 2015 Cuma

Sigara İçiyorsanız Mesane Kanserinden Korkun!

Mesane kanseri önlem alınmazsa öldürücü olabilen bir hastalıktır. Mesane kanserinin bilinen en önemli belirtisinin kanlı idrar olduğunu belirten Kastamonu Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr.Kadir Önem hastalığın risk faktörü sigaradan da uzak durulması gerektiğini ifade ediyor.
Mesane kanseri olan hastaların çoğunun sigara içicisi olduğunu biliyoruz. Öncelikle kesinliği kanıtlanmış olan sigaradan uzak durarak mesane kanserini önleyebiliriz.  Mesane kanseri tanısı konulan ve tedavi edilen hastalarda dahi sigara içiciliğinin bırakılması kanserin tekrarlamaması açısından oldukça önemlidir. Sadece sigara içmek değil sigara içilen bir ortamda sigara dumanını solumak dahi sakıncalıdır bu nedenle sigara içilen ortamlarda bulunmaktan kaçınmalıyız. Diğer bir sakınılması gereken madde arseniktir. Sudaki arsenik miktarının azaltılması ile mesane kanserlerinin sıklığının azaldığı bazı ülkelerde gösterilmiştir.

Meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan vitaminlerin de mesane kanserini önlediği ve koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle bol miktarda meyve sebze tüketmeliyiz. Bunun yanı sıra yüksel kolesterollü besinlerle beslenmenin ise mesane kanseri riskini artırdığı bilinmekte. Bu nedenle yüksek kolesterollü besinlerden de mümkün olduğunca uzak durmalı ve kan kolesterol düzeyimizi düzenli aralıklarla ölçtürmeliyiz.


Mesane kanserinden koruyucu etkisi olan ve her yerde rahatlıkla bulabileceğimiz bir diğer madde ise sudur.  Sürekli sıvı almak idrar torbasını zararlı maddelere maruz kalmaktan koruyacağı için bol su tüketmeliyiz.
...
Yazının tamamı için:
http://www.milliyet.com.tr/sigara-iciyorsaniz-mesane-kanserinden-korkun--pembenar-detay-genelsaglik-1338434/

2 Ocak 2015 Cuma

Alışkanlıklarınızı Değiştirmenin Zamanı Geldi!

Çoğumuz yılbaşını önemli kararları uygulamak için bir başlangıç olarak kabul ederiz. Gelin en değerli hazinemiz olan sağlığımız için de bunu uygulayalım. Ama unutmayalım ki çoğumuz devamını getiremiyoruz çabuk vazgeçiyoruz. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, yeni yılda sağlığımız adına alınması gereken karaları belirtiyor;

1- Organik taze sebze meyve ağırlıklı besleneceğim. Çünkü; Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar Dünya'nın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve mevsiminde yetişen organik ürünlerle beslenmeleri...

Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanılmadığı, geleneksel tarım ürünlerinin tüketiminin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücudların nhassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor.

2- Kilo vereceğim insülin direncini yeneceğim. Çünkü; Diyabet, erken ölüm, kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve körlüğün önde gelen nedenlerindendir. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu fazla kiloludur. Fazla kilolu veya obez olmak kolon, göğüs, rahim ve safra kesesi kanserleri için riskimizi yükseltir.) Kemiklerde eklemlerde yıpranma ve kireçlenme, Uyku Apnesi (Uykuda nefes duraklaması beynin ve kalbin oksijensiz kalması) Obezite solunum yetersizliği sendromu, kısırlık sorunları ve safra taşları ile ilgili hastalıklardan bu sene uzak yaşamak istiyorum.

3- Bilgisayar ve cep telefonu kullanmadan yüzyüze sosyalleşeceğim! Çünkü; Bağışıklık sistemi dahil vücuttaki birçok sistem kişinin Ruhi durumuyla yakından irtibatlı çalışıyor. İyimser kanser hastalarının kandaki bağışıklık hücrelerinin kemoterapiye daha iyi yanıt verdiğini gösteren birçok araştırma var. Sindirim sistemi hastalıkları, Kalp damar hastalıkları hipertansiyon romatizmal hastalıklar ve cilt hastalıkların hatta böbrek taşının dahi stres ile tetiklenebildiği biliniyor. Hobisi fazla olan, yüzyüze görüşerek sosyalleşen, çevresi geniş olanların daha sağlıklı ve hastalıklarla baş etmede başarılı olduğu, stres hormonları düzeylerinin daha düşük olduğu bildiriliyor.

4- Sigaradan uzak duracağım. Çünkü ; Sigara damarları daraltıyor, iç tabakasını tahrip edip kolesterol yapışmasını tetikliyor, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor. Kalp krizine, inmeye, çeşitli organların damarlarında tıkanmalara yol açıyor. Kanseri tetikliyor. Sevdiklerimle kaliteli bir hayat sürdürmek için dumansız hava sahası istiyorum.

5- Daha çok hareket edeceğim, egzersizi hayat tarzı haline getireceğim. Çünkü; Egzersiz yapılmadan yapılan diyetlerin metabolizmayı yavaşlatıcı etkisi nedeniyle az yense de kiloların geri alınmasına neden olduğu biliniyor. Kilolu kişilerin kilo veremese de egzersize devam ettiklerinde kalp krizi, felç ve kansere yakalanma oranlarının düştüğü biliniyor. Yapılan 1 saatlik egzersizin ömrü 2 saat uzattığı da bir gerçek. Egzersiz ayrıca beynin yaşlanmasını geciktiriyor mikrobik ve romatizmal hastalıklara yakalanma olasılığını azaltıyor. Bunun için hiçbirşey yapamasam da işe giderken vasıtaya 1 durak geç binip dönerken de 1 durak erken ineceğim, asansör yerine merdiven kullanacağım, saatte bir masa başından kalkıp 2 dk da olsa adım atacağım.


6- Yeni şeyler öğrenmeye çalışacağım, akıllı telefonumun beni akılsızlaştırmasına izin vermeyeceğim. Çünkü; Yeni birşeyler öğrenmeye çalışan, çeşitli kurslara katılan, çok farklı konularda bulmaca çözen, orta ve üstü yaştaki bireylerin bunama, alzheimer gibi beyin hastalıklarına yakalanma oranlarının daha düşük olduğu biliniyor.

7- Fazla alkol tüketiminden uzak duracağım. Çünkü; Uzun süre fazla tüketilen alkolün depresyon hafıza zayıflaması veya sara nöbeti riskini, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme ve hatta ağıziçi, gırtlak, karaciğer, pankreas, meme kanseri riskini artırabileceği biliniyor.

8- Yeterli ve kaliteli uykuya özen göstereceğim. Çünkü; 6-8 saatlik iyi bir gece uykusunun sağlık için önemi çok büyük. Bölünmüş, kalitesiz, eksik ya da fazla uyku şunlara yol açabiliyor: Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. Şeker Hastalığı'na yatkınlığa, tokken bile sık acıkmaya (gece nöbeti tutanlarda) kilo artışına neden oluyor. Hayvan deneylerinde tümör gelişimini 2-3 kat arttırıyor. Biyolojik iç saate bağlı (uyku hormonu ve antioksidan olan) Melatonin gibi hormonların dengesini bozup kansere neden olan oksidasyon yapıcı maddelere karşı dayanıksızlığa yol açıyor. Stresle ilişkili, kalp, tansiyon, mide, barsak, psişik hastalıkları arttırabiliyor. Uykuda (ve spor yaparken) salgılanan yaşlanmayı geciktirici, hastalıklara karşı dayanıklılık sağlayan gençlik hormonu denen Büyüme Hormonu'nun azalmasına neden oluyor. Kronik uykusuzluk herhangibir nedenden ölüm riskini 3 kat arttırıyor. 5 saatten az veya 9 saatten fazla uyumak kalp krizi, inme riskini %50 kadar arttırıyor.

9- Akdeniz diyetine uyacağım. Çünkü; Her yıl uzun yaşayan ülkeler sıralamasında Akdeniz ülkeleri ve Japonya çoğunlukla başı çekiyor, bunda en çok zeytinyağı, balık, mevsiminde tüketilen taze sebze, meyve, az miktarda alkol (şarap), fermente ürünler (peynir, turşu, soya sosu vb), sarımsak, soğan, az yağlı kırmızı et tüketiminin önemli olduğu düşünülüyor. Çiğ veya buğulama, haşlama pişirme yönetiminin tercihi de önemli görülüyor. Girit'te bunların dışında bol miktarda keçi peyniri tüketiliyor. Uzun yaşayan Kafkas ırkının av eti ve kımız, yoğurt gibi fermente gıda tüketimi yüksek. Eskimolar ise bol miktarda yağı av hayvanı ve soğuk su balığı tüketiyor.

10- Çevremdekileri, ailemi, dostlarımı da bu konularda teşvik edeceğim. Çünkü; Yalnız başına uygulanan bu karalara uyum, ilk haftalar yüzde 75 iken 6 ay sonra yüzde 40 civarına düşüyor. Üstelik dostlarımı çok seviyorum.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2014/12/23/yeni-yilda-sagliginiz-icin-yeni-kararlar-alin

22 Aralık 2014 Pazartesi

Sigara İçmek Görme Kaybına Sebep Olabilir!

Katarakt gözün merceğini şeffaflığının bozulmasıdır 60 yaş üstünde oldukça sık görülür 80 yaşındaki insanların en az  %50 sinde katarakt vardır veya opere olmuştur.Sigara içmek ciddi şekilde katarakta yakalanma riskini artırır bu normal insanlara göre 2 kat daha fazladır ve sigara içmeye devam ettikçe risk artar.

Sigara ve  Makula Dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı)
Makula (sarı nokta) retina tabakasında (ağ tabaka) görme hücrelerinden en yoğun bölge olup, aynı zamanda keskin ve kaliteli görmeyi sağlayan retina bölgesidir. Makula bölgesindeki görme hücreleri ışıklı ortamda renkli görme ve keskin görmeden sorumludurlar. Sarı Nokta Hastalığı, diğer adıyla Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu (YBMD), Dünya sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünyada görme kaybıyla sonuçlanan görme bozuklukları arasında %8.7’lik oranla 3. sırada yer almaktadır.

Gelişmiş ülkelerde görme kaybının en büyük nedeni olarak bilinen sarı nokta hastalığı,  50 yaş ve üzeri yetişkinlerde görülen kronik ve ilerleyici bir göz hastalığıdır. Sarı nokta hastalığında erken teşhis, tedavi ve düzenli kontrol, görmenizin korunması ve iyileştirilmesi açısından çok önemlidir. Sarı nokta hastalığı (YBMD) tek gözde ya da iki gözde birden oluşabilir. Eğer bir gözünüzde YBMD varsa, diğer gözünüzde YBMD gelişmesi olasılığı 5 yıl içinde %50’dir. Kuru tip YBMD genellikle iki gözde birden oluşur, ancak bir göz etkilenmemiş görünürken diğer gözde görme kaybedilebilir.Bu nedenle görmenizin izlenmesi önemlidir.

Çalışmalar sigara içenlerde sarı nokta hastalığı riskinin sigara içenlerde içmeyenlere göre 3 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. 80 yaş üstü kadınlarda bu risk 5-6 kata kadar çıkmaktadır. Hangi yaşta olursa olsun sigarayı kesmek hastalık riskini azaltmakta ve prognozda belirgin iyileşme yapmaktadır.  


Sigara ve Diyabetik Göz Hastalıkları

Diabetik retinopati   göz damarlarının bozukluğu ile ortaya çıkan gözde kanama, beslenme bozukluğu ve görme kaybı ile sonuçlanan bir hastalıktır sigara içenlerde bu risk ve hastalığın ilerleme hızı 2 kat artmaktadır. Sigara sadece gözde değil diğer diabet komplikasyonlarının oluşumunu da hızlandırır. Sigara içenlerde körlük oranı normal kişilere göre 4 kat daha fazladır.
http://www.milliyet.com.tr/sigara-icenler-gozlerini-pembenar-detay-genelsaglik-1985200/

11 Kasım 2014 Salı

BU HATALAR SİZİ MENOPOZA SÜRÜKLEYEBİLİR

Hiç kuşkusuz, erken menopoz tüm kadınların kabusu ve ülkemizde her 100 kadından 3’ünü zamansız yakalıyor. Menopoza girme yaşını belirleyen en temel etkenlerden biri, kadının annesinin veya teyze gibi yakın aile bireylerinden birinin menopoza girme yaşı. Ayrıca hipotiroidi veya kanser gibi çeşitli hastalıklar ile çevre kirliliğinin artması gibi etkenler erken menopoza yol açan diğer önemli faktörleri oluşturuyor. Bu riskleri değiştirmek maalesef mümkün değil. Ancak bir de yaşam alışkanlıklarında yapılan bazı hatalar var ki bunlar da kadınların hiç beklemedikleri bir anda, erken menopozla tanışmalarına yol açıyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan, erken menopozla sonuçlanabilen 4 hatalı alışkanlığı anlattı:

BU HATALAR SİZİ MENOPOZA SÜRÜKLEYEBİLİR

1. Sigara içmek: Sigara içen ve içmeyen kadınlar üzerinde yapılmış olan çalışmalar, sigara kullanan kadınların diğerlerine oranla daha erken menopoza girdiğini gösteriyor. 2 bin 500 kadını, 8 yıl takip eden bir çalışmaya göre; sigara içen kadınlar, menopoza 2 yıl erken giriyor

2. Hatalı beslenmek: Vücuttaki yağ kitlesi belli bir kilonun altına inerse adet sekteye uğrayıp, kesiliyor. Zayıf olmak ve hızlı kilo vermek adetten kesilme sebebi. Yağlanma miktarı belli bir noktaya gelince kadın yeniden adet görme başlayabiliyor. Yağ kitle indeksi yüzde 12’nin altına inince hipotalamik amenore, yani adet görmeme meydana geliyor.  Bu kadınların 3te 1’i de erken menopoza giriyor.

3. Stresli bir yaşam sürmek: Stres tek başına erken menopoz nedeni olmasa da, diğer etkenlerle bir araya gelerek erken menopozu tetikleyen önemli bir etken olarak görülüyor.

4. Hareketsiz bir yaşam sürmek: Hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme sonucu ortaya çıkan obezitenin erken ergenliğe yol açtığı biliniyor. Erken ergenliğe giren bu kız çocukları erken menopoz sorunuyla da karşılaşıyor.

Diğer nedenler neler?

• Aile öyküsü
• Ameliyatla yumurtalıkların alınması
• Otoimmun hastalıklar
• Kanser tedavileri
• Kromozom bozuklukları

ERKEN MENOPOZA KARŞI ÖNLEM ALIN

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan menopozu geciktirmek için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı.

• Haftada en az 3 gün spor yapın.
• Vücut kitle indeksinizi hesaplayın. Ne çok zayıf, ne de kilolu olun.
• Sigara  kullanmayın ve pasif içicilikten uzak durun.
• Kalsiyumdan zengin beslenin. Günde 200 ml süt, yoğurt veya dondurma yiyin.
• Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleri gibi yüksek antioksidan besinler tüketin. Ayrıca yeşil çay ve taze greyfurt suyu gibi oksijen radikali emme kapasitesi yüksek olan içecekler tüketin.
• Antioksidan ilaçlar alın. Örneğin Koenzim-Q 10, L-arginin veya Royal jelly takviyesi yapabilirsiniz.
• Güneşlenerek D vitamini aktivasyonuna yardımcı olun.
• Zararlı kimyasal maddelerden uzak durun.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/27551517.asp



6 Kasım 2014 Perşembe

Sigara Dumanı Kilo Aldırıyor


ABD'deki Brigham Young Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, sigara dumanına maruz kalanların metabolizmasının değişebileceğini gösterdi. Bilim adamları, laboratuvarda kobayları sigara dumanına maruz bıraktı ve hayvanların metabolizmasını inceledi.
Dumana maruz kalan farelerin kilo aldığını gören bilim adamları, dumanın hücre yapısını değiştiren seramid adlı molekülü tetiklediğini, hücrenin normal işlevinin bozulmasına ve insüline verdiği tepkinin değişmesine yol açtığını saptadı.
Bilim adamlarından Benjamin Bikman, sigara içen bir kişiyle yaşayanların, özellikle çocukların, kalp-damar hastalıklarına yakalanma ve metabolizmayı etkileyen sorunlar yaşama riskinin arttığına dikkati çekti. Bikman, dumana maruz kalmanın insülin direncini artırdığını, bu durumun da vücudun daha fazla insülin istemesine ve şişmanlığa yol açtığını vurguladı. Seramid molekülünü engelleyen bir amino asitle tedavi edilen farelerin şişmanlamadığını belirleyen Bikman ve ekibi bir sonraki aşamada bu mekanizmanın insanlarda da işe yarayıp yaramadığının araştırılacağını belirtti.
Tiryakiler konusundaysa Bikman, "Sigarayı bırakmalılar. Belki sevdiklerine zarar verdiklerini gösteren araştırmanın sonuçları onları harekete geçirebilir" ifadesini kullandı.
Araştırmanın sonuçları "American Journal of Physiology: Endocrinology and Metabolism" dergisinde yayımladı.

4 Kasım 2014 Salı

SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!



Kalbi korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, beslenmeye özen göstermek ve spor yapmak sağlıklı bir vücut için önemli ama yeterli değil…
Temizlikten uyku düzenine, cinsel yaşamdan stresten uzak durmaya sağlıklı yaşamın birçok kuralı olduğunu belirten TOBB ETÜ Hastanesi kardiyoloji uzmanı Dr. Rahşan Turan, hafta da 1 gün de olsa şehirden uzaklaşmayı ve doğayla baş başa olmayı önerdi.
OLMAZSA OLMAZ…
Vücudun hasta düşmemesi, esenlik ve sıhhat durumu iyiliğinin sağlıklı olmayı anlattığını ifade eden Dr. Rahşan Turan, “Sağlıklı yaşam ise kişinin temizliğine ve beslenmesine dikkat etmesi, spor yapması ile birlikte yaz-kış aylarında hastalıklara yakalanmadan yaşamını idame ettirebilmesidir. Sağlıklı yaşam kişinin olmazsa olmazlarındandır” diye konuştu.
SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!
Egzersiz, kalp sağlığı ve beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Dr. Turan, sağlıklı bir yaşam için uyulması gerekenler ve kuralları şöyle sıraladı;
1-Spor yapmaya özen gösterilmeli.
2- Sağlıklı beslenmeli; yağlı yemekler ve aşırı yemek yenmemeli, sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, meyve-sebze tüketimine özen gösterilmeli.
3- Alkol ve sigara tüketilmemeli.
4- Gün içerisinde sürekli oturulmamalı, aktif olunmalı.
5- Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine önem verilmeli.
6- Stresten uzak durulmalı.
7- Cinsel yaşama dikkat edilmeli.
8- Uyku düzenine dikkat edilmeli.
9- Haftada bir bile olsa şehrin stresli yaşamından uzaklaşmanız, doğa ile baş başa kalmanız size ve sağlığınıza iyi gelecektir.
TEDBİR ALIN…
Kalp ve damar hastalıkları, batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Kalp sağlığını korumanın yolu önceden tedbir almaktan geçmektedir.
Beslenme
Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamaktır. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif yönünden zengin besinlere yönelmek gereklidir. Doğru rejimin normal miktarda protein içermesi, bu proteinin ise balık, kümes hayvanları ve az yağlı kırmızı etten (dana eti) alınması önerilmektedir.
Kilo
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında fazla kilolar gelmektedir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve inme için de risk oluşturmaktadır.
Alkol ve sigara
Günümüzde sigara, önlenebilir ölüm sebepleri içinde ilk sırayı almaktadır. Sigara kullanımı, kansere, kalp damarlarının tıkanmasına dolayısıyla kalp krizine sebep olmaktadır.
Fiziksel egzersiz
Düzenli sporun bizi kalp krizi ve inmenin yanı sıra kemik erimesi, şeker hastalığı, kalın bağırsak ve meme kanseri, depresyon ve bunama gibi ciddi birçok kronik hastalıktan koruduğunu gösteren güçlü kanıtlar var. Egzersizin hemen her hücremize olumlu etkisi var desek yanlış olmaz.
KALP SAĞLIĞI VE SPOR
Spor yapmanın kalp ve damar sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Turan, her kas gibi kalp kasının da antrenman yaptıkça daha güçlü ve verimli çalıştığını ifade etti. Dr. Turan, sporun vücutta yarattığı olumlu etkileri şu sözlerle aktardı;
Kalbin çok hızlı çarpmasını önler
Antrenmanlı kalp, sıkıntılı bir durumla karşılaştığı zaman sakin bir tepki verir. Hareketsizliğe alışmış olan kalp ise kolay telaşa kapılır. Örneğin; otobüse yetişmek için koşarken veya çok heyecan uyandırıcı bir durumla karşılaşan kalbin hızı kolayca yükselir, dakikada 180-200’e kadar çıkabilir. Halbuki bir sporcunun kalbi aynı koşullarda daha yavaş atarak tepki verir ve en kısa zamanda normale döner.
Tansiyonu düşürür
Düzenli spor yapanlarda, örneğin günde yarım saat tempolu olarak yürüyenlerde kan basıncının düştüğü biliniyor. Özellikle tansiyon tehlikesi altında olanların her gün yapacakları yürüyüşle bu tehdidi bertaraf etmeleri mümkün. Araştırmalara göre fiziksel egzersiz, yüksek tansiyonu olanlarda tansiyonu kontrol altına almada yardımcı olmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır.
Zayıflatır
Düzenli egzersiz sadece spor yapıldığında değil, dinlenme halinde tükettiğimiz enerjiyi de artırdığı için kilo vermeyi kolaylaştırır. Kilo verdikten sonra düzenli spor yapmadan ideal kiloyu korumak çok zordur.
İyi kolesterolü yükseltir
Damar sertliğine karşı koruyucu rol oynayan HDL kolesterolü yükseltmenin yollarından biri egzersiz yapmaktır. Haftada 3 gün 3 kilometre yürüyenlerde bile iyi kolesterolün yükseldiği biliniyor. Egzersizin süresi ve sıklığı arttıkça olumlu etki de artar.
Kanın aşırı pıhtılaşmasını önler:
Düzenli egzersiz kanda pıhtılaşmayı başlatan ve güçlendiren maddelerin dengede kalmasına yardımcı olur.
Şeker hastalığını önler
Diyabet olma riski yüksek olanların ellerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra çok güçlü bir silah daha var: düzenli egzersiz. İlaçlardan çok daha etkin, yan etkisi yok, hem de bedava.
Stresi azaltır
Düzenli spor yapanların hareketsiz bir yaşam sürenlere göre daha az endişeli olduklarını, uykularının daha düzenli olduğunu gösteren çalışmalar var.
GEZİNTİ YERİNE HIZLI YÜRÜYÜŞ…
Günde 30 dakika hızlı (saatte 5-6 kilometre hızla) yürümenin ve bunu en az haftada 5 gün yapmanın kalp ve damarlara yararlı olduğu biliniyor. Yarım saat sürekli yürüyemezseniz, günde 3 kere 10 dakika yürüseniz bile yeterli.  Yaptığınız egzersiz ağırlaştıkça sağlığa olumlu etkisi artıyor. Buna karşılık gezinti yapar gibi yavaş yürümek aynı yararı sağlamıyor. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da 30 dakikalık yürüyüşün normal günlük faaliyetlere ek olarak yapılması gerektiği.
ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAYIN…
Isınmadan yapılan spor ve ani efor sarf edilmesi, kalbe ani yük getirerek kalp krizi ve ani ölümlere davetiye çıkarır. Gerekli ısınma hareketleri yapılmadan spor yapılması ve böylece kalbe ani yük getirilmesi, kalp duvarlarının kalınlaşmasına, kalbi besleyen damarların sıkışmasına, ritim bozukluğuna ve hatta kalbin durmasına neden olabilir. Doğuştan kalp rahatsızlığı olanlar, ritim bozukluğu sorunu yaşayanlar ve ailesinde kalp rahatsızlığı bulunanlar, bu konuda daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu kişilerin düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeleri gerekir.
http://www.sagliktayenilikler.com/saglikli-yasamin-altin-kurallari/