detoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
detoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2024 Pazartesi

Gıda Bağımlılığı Krizlerinizi Mora Terapi ile Kontrol Altına Alın!



Gıda Bağımlılığı Krizlerinizi Mora Terapi ile Kontrol Altına Alın!


Gıda bağımlılığı, sadece fiziksel bir sorun olmanın ötesinde, duygusal ve psikolojik etkenlerin de devreye girdiği karmaşık bir süreçtir. Günümüzde birçok kişi, stres, kaygı veya çeşitli duygusal zorluklar nedeniyle yeme alışkanlıklarını kontrol edememekte ve bu durum, sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Gıda bağımlılığı krizlerinin önüne geçmek ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanmak için Mora Terapi oldukça etkili bir çözüm sunar. Bu blog yazısında, gıda bağımlılığına dair önemli noktaları ve Mora Terapi’nin nasıl bir çözüm olabileceğini başlıklar altında detaylı olarak inceleyeceğiz.

1. Gıda Bağımlılığı Nedir?

Gıda bağımlılığı, bazı yiyeceklerin tüketiminin kontrol edilememesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Özellikle yüksek kalorili ve işlenmiş gıdalar, bağımlılık yapıcı etkenler içerir. Yiyecekler beyinde ödül merkezini harekete geçirir ve bu, zamanla kişinin sürekli olarak o yiyeceklere yönelmesine neden olur. Bu bağımlılık, genellikle stresli, kaygılı ya da mutsuz zamanlarda tetiklenir.

Belirtileri:

  • Yemek yeme isteğini kontrol edememe
  • Yemekten sonra suçluluk hissi
  • Yemek yemeden rahatlayamama
  • Gizlice yemek yeme

2. Gıda Bağımlılığıyla Mücadelede Zorluklar

Birçok kişi, diyet yapmak veya yemek yeme alışkanlıklarını değiştirmek konusunda zorluk yaşar. Diyetler genellikle kısa vadede başarılı olabilir, ancak uzun vadede sürdürülebilir olmaz. Bunun temel nedeni, yemek bağımlılığının sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve biyolojik kökenlere dayanmasıdır. Bu nedenle gıda bağımlılığı ile mücadelede tek başına diyet yapmak yeterli olmaz.

Yaygın Zorluklar:

  • Duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki farkı ayırt edememe
  • İştahı bastıramama ve sürekli atıştırma
  • Sağlıksız yiyeceklere olan yoğun arzu
  • Yeme alışkanlıklarını değiştirme sürecinde motivasyon kaybı

3. Mora Terapi ile Gıda Bağımlılığını Kontrol Etmek

Mora Terapi, biorezonans teknolojisi kullanarak vücudun elektromanyetik frekanslarını düzenleyen bir yöntemdir. Gıda bağımlılığı gibi alışkanlıkların kökeni, vücudun enerji dengesizliğine dayandığı için Mora Terapi, bu dengeyi geri kazandırmaya yardımcı olur. Terapi, bağımlılık yapan gıdaların vücuda gönderdiği elektromanyetik sinyalleri bloke ederek, kişide bu gıdalara karşı bir isteksizlik yaratır.

Mora Terapi’nin İşleyişi:

  • Vücuttaki elektromanyetik frekanslar analiz edilir.
  • Bağımlılık yapan gıdaların frekansları tespit edilir ve silinir.
  • Vücuda sağlıklı frekanslar gönderilerek, enerji dengesi sağlanır.
  • Gıdalara karşı olan istek ve arzu, terapi seansları sonucunda azalır.

4. Mora Terapi’nin Gıda Bağımlılığına Olan Etkisi

Mora Terapi, gıda bağımlılığını ortadan kaldırmaya yönelik etkili bir yöntemdir. Terapi sonrasında kişiler, bağımlılık yapan yiyeceklere karşı isteksizlik yaşar ve bu sayede daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirebilir. Ayrıca, bu terapi sadece gıda bağımlılığıyla sınırlı kalmaz, aynı zamanda kişinin genel sağlığı üzerinde de olumlu etkiler sağlar.

Faydaları:

  • Gıdalara olan bağımlılığı azaltır
  • Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırır
  • Enerji seviyelerini dengeler
  • Metabolizmanın düzgün çalışmasına yardımcı olur
  • Stres ve kaygıyı azaltarak duygusal yemeyi engeller

5. Mora Terapi ile Gıda Bağımlılığını Yenmenin 5 Adımı

Mora Terapi, kişilere gıda bağımlılığı krizlerini kontrol altına almanın bir yolunu sunar. İşte Mora Terapi ile bu bağımlılığı yenmenin 5 adımı:

  1. Farkındalık Oluşturun: Hangi gıdaların size bağımlılık yaptığını ve hangi durumlarda yemeye yöneldiğinizi tespit edin.
  2. Terapi Sürecine Başlayın: Mora Terapi ile bağımlılık yapan gıdaların vücudunuzdaki frekanslarını silerek, bu gıdalara karşı isteksizlik yaratın.
  3. Sağlıklı Alışkanlıklar Edinin: Mora Terapi ile sağlıksız gıdalara karşı isteğiniz azalınca, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek için fırsat yaratın.
  4. Stres Yönetimini Öğrenin: Duygusal yemek yemeyi kontrol etmek için stresi yönetmeyi öğrenin. Bu, yeme isteğinizi azaltacaktır.
  5. Düzenli Takip ve Motivasyon: Terapiden sonra bile bağımlılıkla mücadelede kendinize destek olun ve yeni alışkanlıklarınızı sürdürün.

6. Beslenme Alışkanlıklarını Mora Terapi ile Dönüştürün

Sağlıklı beslenme, sadece beden sağlığını değil, ruh sağlığını da olumlu etkiler. Mora Terapi, gıda bağımlılığına karşı etkili bir çözüm sunarken, aynı zamanda kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürmesine katkı sağlar. Bu terapi, kişilerin sağlıksız yiyeceklere olan arzularını kontrol altına alarak, onları daha sağlıklı bir yaşam tarzına yönlendirir.

7. Mora Terapi ile Vücutta Detoks Etkisi

Mora Terapi’nin vücut üzerindeki etkilerinden biri de detoks etkisidir. Vücutta biriken toksinler, zararlı gıda maddeleri ve enerji dengesizliği, Mora Terapi ile temizlenir ve bu sayede kişi daha sağlıklı ve enerjik hisseder. Bu, gıda bağımlılığının kontrol altına alınmasının yanı sıra, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki yaratır.

Mora Terapi ile Detoks:

  • Vücutta biriken toksinleri temizler
  • Enerji akışını düzenler
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Zihinsel ve fiziksel arınma sağlar

8. Sonuç: Mora Terapi ile Sağlıklı Yaşama Adım Atın

Gıda bağımlılığı, birçok kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın bir sorundur. Mora Terapi, bu bağımlılıkla mücadelede etkili bir yöntem sunarak kişilere sağlıklı bir yaşam sürme fırsatı tanır. Vücudunuzun enerji dengesini yeniden kazanarak, gıdalara olan bağımlılığınızı yenebilir ve sağlıklı bir yaşamın keyfini çıkarabilirsiniz.



*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

20 Mayıs 2024 Pazartesi

Silimarin Nedir?


 

Silimarin Nedir?

Silimarin, Silybum marianum bitkisinden, yaygın olarak bilinen adıyla devedikeni bitkisinden elde edilen bir flavonoid kompleksidir. Bu kompleks, çeşitli flavonolignanlar içerir, bunlar arasında silibinin (veya silibinin), silikristin ve silidianin bulunur. Devedikeni bitkisi, uzun yıllardır geleneksel tıpta karaciğer rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılmıştır ve modern araştırmalar da silimarinin karaciğer sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini doğrulamaktadır.

Silimarinin Faydaları

  1. Karaciğer Sağlığını Destekler: Silimarin, karaciğer hücrelerini toksinlerden koruyarak karaciğerin detoksifikasyon süreçlerini destekler. Hepatit, karaciğer yağlanması ve siroz gibi karaciğer hastalıklarının tedavisinde yardımcı olabilir.

  2. Antioksidan Özellikler: Silimarin, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önleyen güçlü antioksidan özelliklere sahiptir. Bu özellik, genel hücre sağlığını korumaya yardımcı olur.

  3. Anti-inflamatuar Etkiler: Enflamasyonu azaltarak vücuttaki kronik hastalıkların riskini düşürebilir. Özellikle karaciğer dokusunda enflamasyonun azalmasına yardımcı olur.

  4. Sindirim Sistemi Desteği: Karaciğer fonksiyonlarını iyileştirerek sindirim sürecini destekler. Safra üretimini artırarak sindirime yardımcı olur ve sindirim sistemi sağlığını genel olarak iyileştirir.

  5. Cilt Sağlığı: Silimarinin antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri, cilt sağlığını da destekler. Cildin yenilenmesini hızlandırarak daha sağlıklı ve genç görünmesini sağlayabilir.


Mora Terapi ile Bağırsak Sağlığınızı Koruyun

Silimarin gibi doğal bileşiklerin yanı sıra, Mora Terapi de bağırsak sağlığınızı korumada önemli bir rol oynayabilir. Mora Terapi, vücudun enerji dengesini düzenleyerek ve toksinlerden arındırarak bağırsak fonksiyonlarını iyileştirir. Bu terapi, bağırsak mikrobiyomunun dengesini koruyarak sindirim sisteminin genel sağlığını destekler. 

Silimarin, karaciğer sağlığını destekleyen, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip değerli bir bileşiktir. Geleneksel tıpta uzun yıllardır kullanılan bu bileşik, modern sağlık uygulamalarında da önemli bir yer tutmaktadır. Silimarin ile birlikte, Mora Terapi gibi doğal ve bütüncül yaklaşımlar, sindirim ve genel vücut sağlığını desteklemekte etkili olabilir. Sağlıklı bir yaşam için bu doğal yöntemlerden faydalanmak, uzun vadede sağlık ve zindelik sağlamada önemli bir adım olabilir. Unutmayın, herhangi bir takviye veya terapi yöntemini kullanmadan önce mutlaka bir sağlık profesyoneline danışmalısınız.


*Bu yazı sizlere bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

17 Temmuz 2023 Pazartesi

DETOKS, SAĞLIKLI KALMANIN VE SAĞLIKLI YAŞAMANIN ANAHTARI!





Detoks Nedir?

Detoks, vücudu zararlı toksinlerden arındırmak, metabolizmayı düzenlemek ve genel sağlığı iyileştirmek için uygulanan bir yöntemdir. Vücut, günlük yaşantımızda çevresel kirlilik, işlenmiş gıdalar, kimyasallar ve stres gibi birçok faktörden kaynaklanan toksinlerle sürekli olarak temas eder. Bu toksinler, vücutta birikerek sağlık sorunlarına ve metabolizma yavaşlamasına yol açabilir.



Detoks Nasıl Yapılır?

Detoks, genellikle bir süre boyunca belirli yiyecek ve içeceklerin tüketiminin azaltılması veya tamamen kesilmesi ile yapılır. Detoks uygulamak için bazı yaygın yöntemler şunlardır:

Su Detoksu: Günde en az 2-3 litre su tüketerek vücudu temizlemek ve toksinlerin atılmasını sağlamak.

Meyve ve Sebze Detoksu: Bol miktarda meyve ve sebze tüketerek vücudu vitamin ve mineral açısından desteklemek.

Sıvı Detoksu: Taze sıkılmış meyve suyu, sebze suyu veya çeşitli bitki çayları ile toksinlerden arınmak.

Yemeksiz Detoks: Belli bir süre boyunca sadece sıvı gıdaların tüketildiği detoks programları.



DETOKSUN FAYDALARI

Toksik Maddelerin Atılması: Vücuttaki toksinleri atarak sindirim ve dolaşım sistemini destekler.

Enerji Düzeyinin Artması: Detoks süreci, vücudun enerji düzeyini yükselterek canlılık ve zindelik hissi sağlar.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek: Detoks, bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve hastalıklara karşı direncin artmasına yardımcı olabilir.

Cilt Sağlığını İyileştirmek: Vücuttaki toksinlerin azalması, cilt sağlığını olumlu yönde etkileyebilir.

Kilo Kontrolü ve Sindirim: Detoks, kilo verme sürecini destekler ve sindirim sistemini düzenler.



DETOKSTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKİLENLER
Detoksun bilinçli ve kontrollü bir şekilde yapılması önemlidir. Aşırı detoks programları veya uzun süreli açlık, sağlığınızı olumsuz etkileyebilir ve beslenme dengenizi bozabilir. Ayrıca, bazı kişilerde detoks süreci baş ağrısı, yorgunluk, baş dönmesi gibi yan etkilere neden olabilir. Hamileler, emziren anneler, kronik sağlık sorunları olanlar ve çocuklar için detoks önerilmez.


Detoks, vücudu toksinlerden arındırarak sağlıklı bir yaşam tarzı hedefleyen bir yöntemdir. Ancak, uzun süreli veya aşırı detoks programlarından kaçınmak ve vücudunuzun ihtiyaçlarına uygun olarak planlamak önemlidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa, mutlaka uzman bir sağlık uzmanına danışarak detoks yapmayı düşünün.



MORA İLE VÜCUDUNUZU ARINDIRIN!


Mora Terapisi, vücudunuzun doğal detoks mekanizmalarını harekete geçirerek içsel arınma ve yenilenme sürecine katkıda bulunan etkili bir terapi yöntemidir. Detoks, vücudumuzdaki birikmiş toksinleri atmak, zararlı maddelerden arınmak ve organlarımızın daha verimli çalışmasını sağlamak için önemlidir.

Mora Terapisi, elektromanyetik titreşimlerle vücudun enerji dengesini düzenleyerek, toksinlerin atılmasını teşvik eder ve vücuttaki blokajları çözmeye yardımcı olur. Bu terapi yöntemi, stresi azaltır, uyku kalitesini artırır ve bağışıklık sistemini güçlendirerek genel sağlık ve zindelik seviyesini yükseltir.

Mora ile detoks, vücudunuzun içsel gücünü harekete geçirerek sağlıklı bir yaşama adım atmanıza ve ruhunuzu yenileyerek daha enerjik ve sağlıklı bir yaşamın keyfini çıkarmanıza yardımcı olur. Vücudunuzu arındırmak ve sağlığınıza değer vermek için Mora Terapisiyle detoksa başlayın ve içsel dengeyi yeniden kazanın.

Unutmayın, herkesin vücut yapısı farklıdır, bu nedenle kendinize en uygun detoks yöntemini belirlemek için uzman görüşü almanız sağlığınız açısından daha doğru olacaktır. Sağlıkla kalın!

1 Ocak 2023 Pazar

ŞİŞLİK, HALSİZLİK Mİ HİSSEDİYORSUNUZ? BAĞIRSAK DETOKSU İLE RAHATLAYIN!

 


Bağırsak sağlığımızı korumak niçin önemlidir?

Bağırsaklarımız ikinci beyin olarak adlandırılan ve genel sağlığımızı, bağışıklık sistemimizi, psikolojik durumumuzu doğrudan doğruya etkileyen organımızdır. Bu sebeple bağırsak sağlığımızı korumamız oldukça önemlidir. Bağırsaklar ne kadar iyi çalışırsa hastalıklardan da o kadar korunuruz. Ayrıca bağırsak sağlığımız iyi olduğu müddetçe, fiziksel ve psikolojik olarak iyi hissederiz. Bağırsak sağlığımızın iyi olması, bağışıklığımızı da güçlü tutmakla beraber kolon kanseri riskini azaltır. Aynı zamanda bağırsak sağlığımızın bozulmasıyla birlikte şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık, halsizlik, yorgunluk gibi problemler de ortaya çıkar.

Bu sebeple rahatsızlık hissedildiğinde ve bahsettiğimiz problemler yaşandığında bağırsaklarımızı temizlemek amacıyla bağırsak detoksu yapmak; özellikle bağırsaklarımızda yaşayan iyi bakterilerin sayısını artırmak için doğru olacaktır.

Bağırsak detoksu nedir ve nasıl yapılır?

Bağırsak detoksu bir anlamda bağırsaklarımızın temizlenmesi demektir. Bağırsak detoksu uzmanların önerisi doğrultusunda ayda sadece 1 kez ve 4 gün süreyle yapılmalıdır. Sürenin uzamaması sağlık açısından önemlidir. Bağırsak detoksu yapmanın belli kuralları vardır. Bağırsak detoksu bağırsakları temizlemek ve rahatlatmak amacıyla yapılacağı için kolay sindirilebilen ve bağırsak sağlığına iyi gelen gıdaları tüketmek önemlidir.

Bağırsak detoksunda yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Bol su tüketmek: Yetişkin bir insan günde ortalama 2 litre su içmelidir. Normal şartlarda gereken bu olsa da bağırsak detoksu sırasında bundan da fazlası içilmelidir. Öncelikle vücuttan toksinlerin atılması için su içmek önemlidir. Bol su içmek aynı zamanda sindirimi de kolaylaştıracaktır.

Bağırsak dostu probiyotikleri tüketmeye özen göstermek: Bağırsak sağlığımızın önemli koruyucuları olan iyi bakterilerin en büyük ihtiyaçlarından biri probiyotiklerdir. İyi bakteriler bağışıklık sistemimizin güçlü olmasını sağlarlar. Probiyotik gıdalar ise başlıca; kefir, yoğurt, lahana, turşu ve bozadır.

Lif açısından zengin gıdalar tüketmek: Lifli besinler tüketmek hem sindirimi hızlandırmakta hem de bağırsaktaki toksinlerin dışkı yoluyla atılmasını sağlamaktadır. Lif açısından zengin besinler şunlardır: Siyah fasulye, yeşil mercimek, yulaf, kinoa, chia tohumu, enginar, bezelye, pazı.

Vitamin almak için meyve ve sebzeler tüketmek: Bağırsak detoksu -kişiden kişiye değişmekle beraber- normalden daha hafif beslenilen bir süreçtir. Ve bu süreçte dengeli ve doğru beslenerek yeteri kadar vitamin ve mineral almak önemlidir. Bu nedenle sebze-meyve tüketimine özen gösterilmelidir.

Alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak: Başta kafein, alkol, sigara bağımlılıkları olmakla beraber şeker, karbonhidrat gibi çeşitli gıda bağımlılıkları da sinirim sistemini ve genel sağlığımızı kötü etkilediğinden; sadece detoks zamanı değil her daim uzak durulması gerekmektedir.

Stresten kaçının: Bağırsaklarımızın çalışma düzeni ve sağlığını doğrudan etkileyen faktörlerin başında stres gelir. Önemi bir rahatsızlık olan huzursuz bağırsak sendromunun nedenlerinden biri de strestir. Bağırsaklarımız ruhsal durumumuzdan direkt olarak etkileneceği için olumsuz duygu ve düşüncelerden kaçınmamız doğru olacaktır.


Şişlik ve halsizliğe karşı bağırsak detoksu!

Bağırsak detoksu ile bir temizlenme sürecine girmenizle birlikte, sindirim sisteminde de düzelme yaşayacak ve yararlı bakterilerin sayısını arttıracaksınız. Bu sayede de detoks bittiğinde şişkinlik, gaz, hazımsızlık, halsizlik gibi problemleriniz ortadan kalkacaktır.


MORA TERAPİ İLE BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZI KORUYUN

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Mora frekans terapileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar onarımı başlatılır ve birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır.

Mora Terapi biorezonans terapilerinde vücudumuzdan toksik maddelerin atılması sağlanır. Ve bağırsak florası temizlediği için karın, şişlik, sancı gibi sorunlar da ortadan kalkmaktadır. Florası temizlenen bağırsak; protein, vitamin gibi besinlerin emilimini daha iyi gerçekleştirir ve bu sayede bağışıklık sistemi de güçlenir.

 Bağırsak sağlığı için bir beslenme planı oluşturulur. Beslenme planı; kefir, yoğurt gibi probiyotik besinlerden zengindir ve bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir.


26 Kasım 2021 Cuma

Beslenme Alışkanlıklarımızı Nasıl Değiştirebiliriz?





Günlük yaşantınızda tükettiğiniz yiyecekler sağlığınız üzerinde ve hastalıklara yakalanmanızda etki eden birincil faktördür. Beslenme alışkanlıklarınızı daha sağlıklı yiyecekler ile düzenleyerek düzenli beslenmeye geçebilir ve uzun süre boyunca hastalıklardan korunabilirsiniz. Ayrıca çevrenizdeki bazı şeyleri de beraberinde değiştirerek daha fit ve sağlıklı bir hayata merhaba diyebilirsiniz.

Daha sağlıklı beslenmek için büyük değişiklikler yapmanıza gerek olmadığı gibi tüm alışkanlıklarınızı aynı anda da değiştirmek zorunda değilsiniz. Zamanla yaptığınız küçük değişikliklerin sağlığınızda büyük bir farkı ortaya koyduğuna kendi gözünüz ile şahit olabilirsiniz.

Sağlıklı beslenme alışkanlığının sizlere sunduğu başlıca faydalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Yeme alışkanlıklarınızı ve çevrenizi değiştirmek, daha zinde hissetmenize ve düzenli bir yaşama geçişinizde yardımcı olabilir.
  • Sağlıklı bir diyet genel sağlığınız için oldukça faydalıdır. Ayrıca sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza ve stabil bir kiloda kalmanıza yardımcı olur.
  • Yaşam tarzınızda gözle görülür bir değişimiz hemen fark edebilirsiniz.

Sağlıklı Beslenme Alışkanlığı Nasıl Edinebilirsiniz?

Sağlıklı beslenme alışkanlığı için bir anda hayatınızı etkileyecek kararlar vermek yerine küçük küçük değişiklikler ile bu düzene geçmeniz çok daha iyi olacaktır. Zira hayatınızı düzene uydurmak yerine düzeni hayatınıza uydurarak daha stabil sağlıklı beslenme alışkanlığı elde edebilirsiniz. 

Sağlıklı beslenme alışkanlığını hayatınıza uydurmak için şu taktikleri yapabilirsiniz: 

  • Evde iken ya da çalışırken meyve, az yağlı süt ürünleri, tam tahıllı yiyecekler ve sebze gibi yiyecekleri hazırda bulundurun. Çalışırken ya da atıştırırken paket gıdaları tüketmek yerine meyveleri ve bu yiyecekleri tercih edin. 
  • Olabildiğince her gün belirli bir saatte akşam yemeğini evde düzenli bir şekilde yemeye çalışın. Böylelikle fast food tarzı yiyeceklerden ya da yağlı paket yiyeceklerden uzak durursunuz. 
  • Yemeklerinizi mümkün mertebe kendiniz pişirmeye çalışın bunu yaparken bir yemek bloğundan ya da kitabından destek alabilirsiniz. Ayrıca yemeği hazırlarken kendinize göre malzemeleri daha sağlıklı olacak şekilde tercih edebilirsiniz. 
  • Her gün düzenli bir şekilde işe gidiyorsanız, öğle yemeklerinizi düzenli bir şekilde sağlıklı yiyeceklerden olmasına dikkat edin.
  • Atıştırmalık tükettiğiniz zamanlar elbette ki olacaktır bunu yaparken paketten asla yemeyin, kendinize bir miktar belirleyin ve bunu bir tabakta tüketin. Tabağınız bittikten sonra devam etmeyin. Bu yediklerinizin miktarını kontrol etmenizi sağlayacaktır. 
  • Düzenli bir şekilde öğünlerinizde beslendiğinize dikkat edin ve herhangi birini atlayıp yerine ekstra öğün koymayın. Açlık duygularınızı görmezden gelmeyin bu durum daha fazla yemenize neden olabilir. 
  • Yüksek şekerli içecekler, meyve suyu içecekleri dahil, yerine su ya da maden suyu için. 
  • Spor kilo vermenin bel kemiğini oluşturur asla ihmal etmeyin ve göz ardı etmeyin. Bununla birlikte bir uzmandan destek almayı da unutmayın. 

Gıda Bağımlılığına Dikkat Edin!

Toplum içerinde inanılmaz bir şekilde gıda bağımlılığı artmakta ve son zamanlarda yapılan araştırmalar obezitenin arttığını göstermektedir. Bir diğer taraftan yürütülen araştırmalar bazı yiyeceklerin bağımlılık yapan maddeler gibi beynin bazı noktalarını tetiklediğini ve bunun da sonucunda bağımlılığa sebep olabileceğini göstermiştir. Özellikle de şeker, yağ ve tuzun gıda bağımlılığını arttıran en önemli unsurların başında geldiğini söyleyebiliriz. 

Gıda bağımlılığına sebep olan lezzetli yiyecekler tıpkı bağımlılık yapıcı ilaçlar gibi vücutta dopamin seviyesini arttırıcı etkiye neden olur. Lezzetli yiyeceklerden duyduğunuz haz ödül sinyallerini tetikleyici etkiye sahiptir. Bu da sürekli yemeniz için sizi sürekli zorlar. Bu tarz durumlar ile karşılaşmamak ya da başa çıkmak için uzmanlarımız ile görüşebilir ve destek alabilirsiniz.


Sağlıklı günler dileriz...


7 Kasım 2021 Pazar

DİYET YAPIYORUM KİLO VEREMİYORUM DİYORSANIZ BU YAZIYI OKUMALISINIZ!





Fit kalabilmek ve sağlıklı bir vücuda kavuşmak için diyet programı uygularız. Diyet programları bittiğinde hızlıca kilo alabilir ya da ani kilo kaybı nedeniyle vücudunuzda tahribat oluşabilir. Konu böyle olunca önemli olan kalıcı ve sağlıklı kilo vermek oluyor. 

Diyet yapıyorum kilo veremiyorum ya da diyeti bırakınca hemen alıyorum diyorsanız bazı etkenler buna engeller olabilir.

Kilo vermek hedeflendiğinde bunu engelleyen bir çok neden olabilir. 


Neden kilo veremiyoruz?

Yetersiz ve düzensiz uyku;

Az uyuyan kişilerde doyma sinyali olan leptin hormonunun seviyesi düşer. Bu da beyne yemek yeme sinyalinin gönderilmesiyle kişinin daha fazla yemek yemesine neden olur.


Kansızlık;

Vücutta demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık oluşabilir. Demir eksikliği yaşayan bireylerde hormonal dengesizlikler oluşabilir ve dolaylı yoldan kilo alımına sebep olabilir.


 Cushing Sendromu;

Cushing hastalarında bilinmeyen sebeplerden dolayı hipofiz bezinde ACTH hormononun salgılanmasının aşırı artması nedeniyle, böbreküstü bezinde kortizol salgılanmasında artış yaşanır. Kortizol ise vücuttaki karbonhidrat, yağ ve proteinin vücutta sistemik şekilde fonksiyonlarını düzenlemesi nedeniyle bu alanda böyle bir sorunun yaşanması kilo almanıza sebep olabilir.


İnsülin direnci;

Kilo verememede en büyük suçlulardan biri olan insülin direnci kişilerde, sürekli uyku ve açlık hali yaşanılan kronik bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık diyabet hastalığına ve aşırı kilo almanıza sebep olabilir.


Tiroid hormonları;

Tiroid insan vücudunda enerji metabolizmasını düzenleyen organlardan biridir. Bunlardan birinin bozulması da kilo almanıza ve verememenize sebep olabilir.


Gıda bağımlılığı ve şeker bağımlılığı;

Gıdalara duyulan bağımlıklar ve yeme istediğine karşı dur diyememek ve sürekli yeme hali kilo almanıza sebep olur.


Çok fazla diyet uygulamak;

Sağlıklı bir bedene değil de sadece kilo vermeye odaklı olan diyetler vücudunuzda bir tahribat oluşur ve aksine kilo vermek isterken daha da çok alabilir ve kilo vermekte zorlanabilirsiniz.


Kilo veremiyorsak ne yapmalıyız?

Öncelikle alanında uzman bir hekimden yardım almak, sunulan tedavi seçeneklerine karşı istikararlı olmak sizi sağlıklı bir bedene kavuşturacaktır. 




BİOREZONANS İLE SAĞLIKLI KİLO VEREBİLİRSİNİZ!


Her insan bedeninde bulunan doku, hücre ve organların doğal olarak yaydığı bir frekans vardır ve herkesin frekansı kendine özgüdür.


Bu frekansların ölçülmesinde ve algılanmasında özel olarak geliştirilmiş olan biorezonans cihazı kullanılır. İşte bu biorezonans cihazı ve tedavisiyle de sağlıklı bir şekilde kilo vermemiz mümkün.


Biorezonans doğal bir tedavidir ve metabolizmanızı hızlandırmaya yöneliktir. Ayrıca uygulanan diyeti kolaylıkla yapmanızı sağlayacak şekilde iştahınızı keser.


Tedavinin süresi ve hedeflenen kilo, kişinin bünyesine göre değişkenlik göstermektedir. Unutmayın ki önemli olan dengeli beslenerek sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Sağlığınız her şeyden önemlidir. Hızla verilmeye çalışılan kilo kişide bazı sağlık sorunlarını meydana getirebilir ve bunun yanında kalıcı bir etkisi olmayabilir.


Mora Terapi biorezonans seanslarından sonra doğru beslenme ve sporla sağlıklı şekilde kilo vermeniz ve ideal kilonuza ulaşmanız mümkün.


10 Ekim 2021 Pazar

Mora Terapi Bach Çiçekleri ile Sağlığa Adım Atın!

 





Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, "Sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali" olarak tanımlar.

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi sağlık; beden, zihin ve ruh dengesidir. Bireylerin sadece fiziksel durumlarına bakılarak sağlıklı demek bütünlüklü ve doğru bir açıklama olmayacaktır. Nasıl ki bedensel olarak yaşanan sağlık sorunları ruh ve zihin sağlığını etkiliyorsa, ruh ve zihin sağlığındaki sorunlar da bedensel hastalıklara yol açmaktadır. Yaşayan bir organizmanın denge durumu olan sağlık bütünlüklü değerlendirilemediği sürece tedavi amaçlı yapılan işlemler çözüm olmayacaktır. 

Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, karamsarlık, güven ve özgüven sorunu, nefret, öfke ve korku gibi çoğaltabileceğimiz olumsuz duygu durumları vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirmektedir. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözü sağlığın bütünlük yapısını net bir şekilde ortaya koyduğu gibi sağlıklı insan mutlu, neşeli ve barışçıldır. Bu ruh hali zihin ve beden sağlığını da etkilemektedir. 


Sağlık bedensel, zihinsel ve ruh sağlığı boyutlarıyla düşünüldüğünde bireysel ve toplumsal olarak iyilik olma durumudur. Beden, zihin ve ruh birbiriyle bağlantı içindedir ve bu alanlar birbiriyle sıkı bir etkileşim içindedir. Beden, zihin ve ruh beden, beyin, akıl ve davranış arasındaki etkileşimlere odaklanmaktadır. Herhangi birindeki sağlık sorunu diğerlerini de etkilemektedir. Zihin, beden ve ruh arasındaki bağlantının uyum içerisinde olması bireyin fiziksel iyilik halinin de göstergesidir. İnsanı insan yapan kendine özgü ruhsal, bilişsel ve sosyal yapıya sahip olmasıdır. Bunlardan birinin eksikliği bireyin hem kendisi hem de çevresi için sorun haline gelmektedir. Çünkü, her biri dediğimiz gibi birbirini etkilemektedir. Bireyin duygularının ve düşüncelerinin fiziksel sağlığı üzerinde oldukça önemli etkileri bulunmaktadır. İnsanın kendisiyle, duygu ve düşünceleri ile ilişki kurması, kendisinde olup biten duygusal ve düşünsel süreçlerle ilgili bir anlayışa kavuşması gerekmektedir. ​Birey duygu, düşünce, bakış açısını bilerek çevresine olan tutumlarının ve kendi bedeninin farkında olur. Bu bağlamda zihnin, bedenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir birey vücudunu nasıl tanıyorsa ruhunu da öyle tanımalıdır. İnsan “zaten var olan bir obje” değil, sürekli olarak gelişmekte olan bir varlıktır. Yalnızca geçmişte ne olduğuyla tanımlanamaz, simdi ne olduğu ve geleceğe doğru hangi yönde hareket ettiğiyle anlam kazanır. Bu yüzden birey kendi bedeniyle beraber kendi farkındalığının bilincinde olmalıdır. ​Aksi taktirde Schutz’un (1975) “kendimi tanıyorsam yaşamımı, kendim yönlendirebilirim. Bu bilinç olmadan çoğu kez dış etkenler tarafından yönlendiriliyorum. 

Verimsiz, üzücü, karışık bir zihinle ve istemediğim bir biçimde” ifadeleriyle kişinin kendini tanımasının önemine dikkat çekmeliyiz. Yani, kişi kendisini tanıyarak bedeninin farkında olur. Bu farkındalık da ruhsal yapısına etki edebilmektedir. Bedende birtakım rahatsızlıkların oluşması ruhsal yapıya, aynı şekilde ruhsal yapıda ortaya çıkan bir rahatsızlık da beden sağlığına zarar verecektir. Bedenimizde oluşan bu rahatsızlıklar da büyük veya küçük ruhsal tepkilere yol açar. Ruh sağlığı bozuk olan kişilerde duygu, düşünce ve davranışlarda farklılaşmalar, aşırı ve uygunsuz haller ortaya çıkar. Kısacası, ruh ve beden var olmak için birbirine muhtaçtır.


Bütünsel tıbbın Türkiye’de önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi güvencesiyle sunulan Bach Çiçekleri Terapisi, ruh halini dengeleyerek olumsuz düşüncelerin yol açtığı organik rahatsızlıkların iyileşmesini sağlıyor. Ünlü tıp doktoru İngiliz Dr. Edward Bach’in çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı araştırmaların gelişmesi üzerine ortaya çıkan Bach Çiçekleri Terapisi tüm dünyada duygu durumu bozuklukları için kullanılan homeopatik (benzeri benzer ile iyileştirme) bir kürdür. Tıpkı Dünya Sağlı Örgütü’nün tanımı gibi sağlığı bir bütün olarak ele alan Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi; korku, stres, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, mutsuzluk, çaresizlik, öfke ve nefret gibi duygu ve düşünceleri zihinden uzaklaştırıyor. 

 Sağlıklı ve mutlu yaş almanın sırrı fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerin sağlıklı ve uyum içinde olmasında saklı. Bu üç unsur yerine geldiğinde bütünsel olarak sağlıklıyım demek mümkün. Bütünsel sağlık insanın fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerinde denge ve uyum içinde yaşaması ile sağlıklı ve mutlu yaş alma sürecini başlatarak, keyifle sürdürebilmesi anlamlarını taşımaktadır. “Bütünsel olarak sağlıklıyım” diyebilmek için; sağlıklı ve enerjik bir bedene, dingin ve neşe içinde bir zihne, sevgi ve şefkat dolu bir kalbe sahip olup, varoluş mevcudiyetinin de farkında olmak gereklidir. 


Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalarak bozulan vücut sinyallerini vücuttan uzaklaştırarak, duygu durumunda gözlemlenebilen sakinlik ve mutluluğa kapı aralıyor. Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyalleri filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.















30 Eylül 2021 Perşembe

STRES İLE NASIL BAŞA ÇIKABİLİRİZ?







Öncelikle stresin neden yaşandığını düşünmek ve çözüm aramak için ona odaklanmak gerekir. Kişinin yaşadığı yaşam koşulları stres seviyesi ile her daim orantılıdır. Kişi rahat bir yaşam sürdürüyorsa stres seviyesi daha da düşüktür. Stresli olmayı en çok etkileyen faktörlerden diğeri ise kişinin kendi yaşadığı duygu durumlarıdır. Kendisi için önemli bir günde stres yapıyorsa ya da endişelerle dolu bir düşünme biçimi varsa stres ile başa çıkması daha da zorlaşacaktır. En önemli kararları almamız gereken anlarsa stresin karar verme yetilerini de bozduğu görülmüştür. 


Stres ile başa çıkma yöntemleri ;


- Stres yaratan esas unsurları farketmeli ve çözüm yolları aramalısınız. Çocukluk travmaları, vücuttaki yaşanılan fiziksel fonksiyonların eksiklikleri, yorgunluk, düzensiz ve sağlıksız beslenme stres arttıran unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzman bir hekim tarafından alacağınız psikoterapi ile stresle başa çıkabilirsiniz.


- Duygu durum bozukluğu olarak karşımıza çıkan ruhsal rahatsızlık kişiyi en çok strese sokan unsurlardan biridir. Duygu durum bozukluğu yaşayan kişiler stres ile başa çıkmak için vücudun esas ihtiyacı olan gıdalardan her daim daha fazlasını tüketir ve kilo almaya sebebiyet verir. Yaşanılan her stres sonrasında tüketilen her fazla gıda kiloya dönüştüğü için obezite rahatsızlığına sebebiyet veren sağlık sorunu ortaya çıkar. Bu nedenle duygu durum bozukluğunun düzenlenmesi ve giderilmesi için uzman bir hekime danışabilirsiniz.


- Mora Terapi ile tanışın! Mora Terapi seansları sayesinde stres ile başa çıkabilirisiniz. Mora Terapi Bach Çiçekleri; 38 duygu durumu (korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, gibi) için 38 farklı çiçek kürü tanımlanmıştır. Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.




Ayrıca Biorezonans cihazı ile yapılan gıda bağımlılığı ve duygusal durum bozukluğu tedavisi sayesinde duygusal yeme ve gıda bağımlılığı ile başa çıkma mücadelesinde yüksek oranda destek alabilirsiniz. Konusunda uzman doktorlar tarafından uygulanan bu tedavi sayesinde duygusal yeme bozukluğu rahatsızlığından kurtulmuş olursunuz. Mora Renk terapileri de fiziksel rahatsızlıkların yanı sıra duygu durum rahatsızlıklarında da sıkça tüm Mora Merkezlerinde kullanılan tedaviler arasındadır. Duygu durum bozukluklarının çeşidine en uygun gelen renk frekansı bir milyon kez yükseltilerek cihaz vasıtasıyla kişilere verilir. Duygu durumlardaki iyileşmeler kısa sürelerde gözle görünür biçimde belirgindir.



 


27 Kasım 2018 Salı

BÜTÜNSEL SAĞLIK VE DENGELİ YAŞAM


Bütünsel sağlık ve dengeli yaşam kavramlarını birbirinden ayrı değerlendirmek imkansızdır. Çünkü bütünsel olarak sağlıklı olabilmek; kişinin bedensel, zihinsel ve ruhsal bileşenlerinin eş zamanlı olarak dengeli ve uyumlu olabilmesi ile mümkündür.



Bütünsel Sağlık kavramı insan yaşamını etkileyen tüm faktörleri içinde barındırmaktadır. Bütünsel olarak sağlıklı olmaktan ancak hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal açılardan eş zamanlı olarak dengeli, enerjik, dingin, mutlu, zinde, barışık ve huzurlu hissedildiğinde bahsedilebilmektedir.

Fiziksel bedene özen gösterip, sağlıklı bir beslenme biçimi ve ideal bir rutinde fiziksel aktivitede bulunmak tüm bedenlerimizde denge yaratabilmek adına güzel bir adımdır ancak yeterli değildir. Beraberinde madde ve enerjiden oluşan fiziksel beden sağlığımızı dengeleyici bir yaşam tarzını benimsemek de gerekmektedir. Fiziksel beden sağlıklıyken aynı zamanda zihinsel kargaşa, psikolojik çöküntüler ya da ruhsal problemler ile de baş edebiliyor olmak dengeli yaşam ve beraberinde getireceği bütünsel sağlık açısından son derece önemlidir.

Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, karamsarlık, güven ve özgüven sorunu, nefret, öfke ve korku gibi çoğaltabileceğimiz olumsuz duygu durumları vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getirmektedir. "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" sözü sağlığın bütünlük yapısını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu ruh hali zihin ve beden sağlığını da etkilemektedir.

Kişinin duygu, beden ve zihin dinamikleri birbirleriyle iç içe geçmiş olarak varlıklarını sürdürmektedir. Aynı zamanda bilgi ve enerji alışverişi içindedirler. Fiziksel sağlığımız için olumlu bir şey yaptığımızda, örneğin sağlıklı beslenmeye başladığımızda veya her gün doğa içinde düzenli olarak hareket etmeye başladığımızda bu durum kişiyi zihinsel ve ruhsal açıdan da olumlu olarak etkilemeye başlayacaktır. Bunun tersi de aynı şekilde geçerlidir. Yani sürekli sindirim sisteminizin hazmedemeyeceği kadar yemek yiyor, zihinsel faaliyetlerinize hiç ara vermiyor ve zihninizi dinlendirmiyor veya bütün günü zihninizi çalıştıracak hiçbir şey yapmadan, yeni bir şeyler öğrenmeden, sadece televizyon izleyerek geçiriyorsanız bu yaşam tarzı bütünsel olarak olumsuz etkilenmenize sebep olacaktır.

Mora Bach Çiçekleri Terapisi, ruh halini dengeleyerek olumsuz düşüncelerin yol açtığı organik rahatsızlıkların iyileşmesini desteklemektedir. Ünlü tıp doktoru İngiliz Dr. Edward Bach’in çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı araştırmaların gelişmesi üzerine ortaya çıkan Bach Çiçekleri Terapisi tüm dünyada duygu durum bozuklukları için kullanılan homeopatik bir kürdür. Tıpkı Dünya Sağlı Örgütü’nün tanımı gibi sağlığı bir bütün olarak ele alan Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi; korku, stres, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, mutsuzluk, çaresizlik, öfke ve nefret gibi duygu ve düşünceleri zihinden uzaklaştırmak için kullanılmaktadır.

Bütünsel sağlık ve dengeli yaşam sadece fiziksel olarak dinginlik ve sağlıklı olma durumu ile oluşmaz aynı zamanda zihnin ve duyguların da dingin olabilmesini sağlamak elzemdir. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalarak bozulan vücut sinyallerini vücuttan uzaklaştırarak, duygu durumunda gözlemlenebilen sakinlik ve mutluluk halini destekleyerek kişinin dengeli bir yaşama sahip olabilmesini amaçlamaktadır. Aynı zamanda Mora Terapi yöntemi ile uygulanan tüm seanslarda vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtrelenerek vücudun elektromanyetik titreşimleri dengelemektedir. Mora terapi yöntemi ile gerçekleştirilen tüm seanslarda sağlıklı beslenme davranışının oluşumu desteklenmekte ve aynı zamanda düzenli fiziksel aktivite ve su tüketimine özellikle dikkat çekilmektedir.


21 Kasım 2018 Çarşamba

MORA TERAPİ İLE HER SEANS BİR DETOKS


Mora Terapi, maddenin çevresinde oluşan elektromanyetik alandaki frekansların tedavi amacıyla kullanıldığı bir bütünsel tıp yöntemidir. Mora terapi genel olarak, vücuttaki elektriksel aktiviteyi olumsuz etkileyebilecek, toksik bileşiklerin, problemli bilgi frekanslarının biorezonans yöntemi ile vücuttan silinmesini ve zararlı bileşiklerin vücuttan atılmasını sağlamaktadır. Yurt dışında birçok hastalığın tedavisinde bütünsel tıp yöntemi olarak kullanılan Mora Terapi, ülkemizde ağırlıklı olarak sigara bağımlılığı, karbonhidrat bağımlılığı, ağrı tedavileri, alerjiler, duygu durum bozuklukları ve bunların dışında birçok kronik ve otoimmün hastalıkların tedavisinde uygulanmaktadır.



Vücudumuz elektromanyetik frekanslara sahip bir sistemdir. Vücudumuzun her organının belirli bir frekansı vardır ve bu frekanslar, dışarıdan gelen negatif etkilere maruz kaldığında hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. 

Mora terapi cihazları, içerisindeki özel filtreler sayesinde tespit ettiği hastalıklı dokulara, yaydıkları olumsuz frekansların ayna görüntülerini yollayarak bu hastalığa sebep olan frekansları vücuttan silerek iyileşmeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda yine özel fitreler sayesinde vücuttan aldığı sağlıklı frekansları da güçlendirerek vücuda geri yollayarak genel sağlık durumunu desteklemektedir. Mora terapinin kullandığı bu yönteme ise biorezonans denmektedir.

Modern yaşam ve gelişen teknoloji pek çok konuda yaşamımızı kolaylaştırırken aynı zamanda farkında olmadan bedenimize aşırı yük bindirmektedir. En başta kirli hava, işlenmiş gıdalar ve normal değerlere uymayan su hayatımızın kalitesini git gide düşürmektedir. Böyle bir tempoda herkes belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyaç duymaktadır.

Hastalıkların meydana gelmesi, bazen bardağı taşıran son damla olmalarından kaynaklanıyor olabilmektedir. Vücudumuzu bir bardak olarak düşündüğümüzde, vücut sürekli olumsuzluklara maruz kalarak dolabilmektedir, artık tolere edemediği bir problemle karşılaştığında ise bu sorun semptom veya rahatsızlık olarak baş gösterebilmektedir. Bütünsel tıp anlayışına göre önemli olan vücudun olumsuzluklarla ağzına kadar dolmasını önlemektir. Biorezonans terapileri ile bahsettiğimiz genel frekans temizliği yani genel bir detoks yapılması, vücudu bütünsel olarak sağlıklı haline kavuşturabilmek için tercih edilebilmektedir.  

Vücudun zararlı maddelerden temizlenmesi anlamına gelen detoks, bedenimizi hastalıklardan korumak, ruhsal, bedensel ve zihinsel olarak dengede tutmak için başvurulan yöntemlerinden biridir. Vücutta birikerek hastalıklara ve yaşlanmaya sebep olan zararlı atıkların vücuttan uzaklaştırılma işlemi olan detoks, sağlıklı bir yaşama kapı aralar. Detokstan sonra kan temizlenir, organ, doku ve hücreler beslenir, cilt daha parlak ve sağlıklı gözükür. Temizlenen vücutta kişi kendi daha enerjik hisseder.

Temel amacı vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirmek olan Mora Terapi de tıpkı detoks gibi vücuttaki zararlı maddeleri ve olumsuz frekansları temizlemektedir. Sindirim sistemi ve bağırsak florası temizliğinde de önemli başarılara sahip Mora Terapi, toksik maddelerin elektromanyetik frekanslar yardımıyla vücudumuzdan atılmasını sağlamaktadır. Kısacası Mora Terapi ile her seans, bir detoks!

9 Ağustos 2018 Perşembe

SULARI RENKLENDİRELİM


Yeterli su içmenin ne kadar önemli olduğunu her seferinde vurguluyoruz. Bu yazımızda da su içerken zorlanıyorum diyenlere biraz fikir verelim istedik.

Sularınızı aromalandırarak hem su tüketiminizi artıracaksınız hem de gün içinde kafeinli ve şekerli içeceklere de yönelmemiş olacaksınız. C vitamininden zengin meyve veya yeşillikler ile sularınızı renklendirmeniz, vitamin alımınızı da desteklemiş olacaktır.



Sularınızı aromalandırırken daha iyi sonuçlar almak için;

·         Seçtiğiniz meyveleri ve yeşillikleri güzelce yıkayın.
·         Meyveleri küp küp doğrayın ya da dilimleyin, yeşilliklerle birlikte 1 litre suyu sürahiye koyun.
·         5-6 saat bu suyu buzdolabında bekletin, bu şekilde su içindekilerin rengini, aromasını ve tadını alacaktır.

Size fikir vermesi açısından, seçebileceğiniz bazı meyve-yeşillik-baharatlara örnekler verdik.

1.    Taze nane – Taze zencefil – Limon – Salatalık: İçerisindeki taze nane sindirim sisteminizi rahatlatacaktır. Ancak düşük tansiyon problemi yaşayanlar dikkat! Limon tansiyonunuzu daha da düşürebilir.

2.    Tarçın: 1 litrelik sürahi için, 1 adet çubuk tarçın yeterli olacaktır. Tarçının lezzetini daha iyi verebilmesi açısından 1 gece buzdolabında dinlenmesi daha iyi olacaktır.

3.    Dondurulmuş orman meyveleri – Biberiye: Mevsiminde dondurulmuş böğürtlen, ahududu, çilek, yaban mersini sizin işinizi görecektir. Yine 1 gece dolapta bekleyecek olan suyunuz, C vitamini ve antioksidanlardan zengin hale gelmiş olacaktır.

4.    Kuru kayısı: 5-6 kuru kayısıyı 1 bardak su içerisinde 24 saat buzdolabında dinlendirin. Konsantre suyunuzu ertesi gün, 1 sürahi soğuk suyunuza ekleyerek de tüketebilirsiniz. Bu su kabızlık problemi yaşayanlara da destek olacaktır.

5.    Ananas – Misket limon – Taze nane: İçerisinde C vitamini barındıracak olan bu tarif sıcak yaz günlerinde içinizi ferahlatacaktır. 

Tariflerde sınır yok. Siz de en sevdiğiniz meyveleri ister dondurarak ister taze halleriyle kullanabilirsiniz. Son olarak pratik bir fikir daha, sevdiğiniz meyve ve yeşillikleri buz kalıbına koyarak, kendinize renkli buzlar hazırlayabilirsiniz.

Mora Terapi yöntemiyle yapılan terapilerde, seanstan birkaç gün öncesi ve sonrasında en az 3-3,5 litre su içilmesini öneriyoruz. Her terapide genel detoks protokolüne uyulduğundan, danışanlarımızı bol su içilmesi konusunda bilgilendiriyoruz. 

2 Ağustos 2018 Perşembe

YETERİNCE SU İÇMEDİĞİNİZİ GÖSTEREN ŞAŞIRTICI İŞARETLER


Vücudun, hayati işlevlerinin yerine getirilmesi açısından sıvı dengesinin sağlanması, kaybedilen suyun yerine konması oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar sonucu, insanların gün içerisinde kaybettikleri su miktarı ortalama olarak 2,5 litre olarak belirlenmiştir. Siz gün içinde kaybettiğiniz suyu yerine koyabiliyor musunuz?



Peki vücut, susuz kaldığının sinyallerini bize hangi yollarla veriyor? Birlikte inceleyelim…

Ağız bölgesinde kuruluk, vücudun susuz kaldığının ilk göstergelerindendir. Aslında basit gibi görülen bu belirti, gün içerisinde göz ardı edilebilir veya su dışında farklı içeceklerle karşılanabildiği düşünülebilir. Ancak gün içerisinde tüketeceğiniz çay-kahve türü içecekler vücudunuzun su ihtiyacını karşılamaz, aksine vücuttan daha çok su atmanıza sebep olur.

Yetersiz su tüketiminin farkına varılabilmesi adına, kendi başınıza yapabileceğiniz en güzel kontrol, idrar renginin kontrolüdür. Yapılan idrar kahverengiye kaçan koyu sarı şeklinde ise yetersiz su tükettiğinize işarettir. Vücudun suya doygunluğu arttıkça, idrar rengi de doğru orantılı şekilde açılacaktır.  

Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biri de kabızlıktır. Peki siz kabızlığınızın sebebinin yetersiz su tüketimi olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Susuz kalan bağırsaklar aktif olarak çalışamaz ve yavaşlar. Bunun sonucunda da kabızlık meydana gelebilir.

Güzel ve elastik bir cildin sırrı da su tüketiminden geçmektedir. Eğer cildiniz kuru ve eski elastikiyetini kaybetmiş durumdaysa, su tüketiminizi sorgulamalısınız. Susuz kalan cilt kurur, kırışıklık oluşumuna da uygun ortam hazırlanmış olur.

Gün içerisindeki yorgunluğunuz ve uyku haliniz de susuz kaldığınızın habercisi olabilir! Susuzluk sırasında, kandaki oksijen içeriği de düşer. Yeterli oksijeni alamayan kas ve sinir fonksiyonları yavaşlayarak yorgunluk hissi oluşturur.

Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde de su oldukça önemlidir. Vücut sıcaklığımız yüksek değerlere ulaştığında terlemeye başlarız. Terleme sonucu da vücut sıcaklığımız düşer. Su eksikliği durumunda ise, terleme azalır ya da durur ve vücut sıcaklığı yükselmiş olur.

Kalbimiz ve dolaşım sistemimiz de susuzluktan etkilemektedir. Susuzluk sebebiyle vücutta bozulan elektrolit dengesi sonucu nabız değişimleri meydana gelebilir. Aynı zamanda kan basıncındaki bozulmalar nedeniyle baş dönmesi de gözlemlenebilmektedir.

Sodyum, potasyum gibi elektrolitlerin dengesi kasların doğru çalışması için çok önemlidir. Susuzluk halinde elektrolit dengesizliğine bağlı, egzersiz sırasında ya da sonrasında kramp ya da spazmlar meydana gelebilir.

Yeterli miktarda suyu alamayan böbreklerde, toksin ve atık asit birikimi, bakterilerin gelişmesi için uygun ortam sağlar. Bu da böbrekler ve mesanede ağrı, iltihaplanma ve enfeksiyonlara sebep olabilir. Aynı zamanda vücudumuz, uzaklaştırılamayan toksinleri yağ hücrelerinin içinde saklamaya başlar. Eğer vücut yeterli su ile toksinleri güvenli bir şekilde atamıyor ise yağ hücrelerini de serbest bırakmaz. Bu nedenle kilo kontrolü sağlanamaz hale gelir.

Aslında vücudunuz susuz kalınca size ne çok sinyal veriyormuş değil mi? Yapmanız gereken şey O’na kulak vermek ve sağlıklı çalışabilmesi için bol bol su içmek! Mora terapi yöntemiyle yapılan tüm terapilerde genel sağlık desteklendiğinden su tüketiminin önemi her fırsatta vurgulanmaktadır.  

25 Temmuz 2018 Çarşamba

BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZ İÇİN 8 ÖNERİ


Özellikle son zamanlarda yapılan çalışmalar, çoğu hastalığın temelinde yatan sebebin bağırsak problemleri olabileceğini gösteriyor. Aslında seneler önce Hipokrat’ın da dediği gibi ‘Tüm Hastalıklar Bağırsakta Başlar! ‘

Peki siz bağırsak sağlığınız için neler yapıyorsunuz?
Ya da daha sağlıklı çalışan bağırsaklarınız olması için nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz?

Bizim bu konuda size birkaç önerimiz olacak. Unutmayın sağlıklı çalışan bağırsaklar, kişinin daha sağlıklı bir vücuda kavuşmasıyla birlikte kendisini ruhen de iyi hissetmesini sağlar…


1.    Su içmeyi ihmal etmeyin!
Herkesin içmesi gereken su miktarı farklıdır. Ancak ortalama olarak, günde en az 2.5-3 litre su içmeniz gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz. Bağırsaklarımızın da doğru çalışabilmesi için suya ihtiyacı var. Yetersiz su tüketimi, bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlığa sebebiyet verebilir. Ayrıca su yerine geçeceğini düşündüğünüz gazlı içecekler veya kafeinli içeceklerin, suyun aksine bağırsaklarınıza zarar verebileceğini unutmayın.

2.    Hareket edin!
Bağırsak hareketlerini düzene sokabilmek ve kabızlığa engel olabilmek için düzenli fiziksel aktivite şarttır. Vücudun hareketsiz kalması, hareketsiz ve sağlıksız bağırsaklara sebep olacaktır.

3.    Beslenme planınızda posalı besinlere yer verin!
Vücuda aldığınız posa bağırsak çapını genişleterek bağırsak hareketliliğine destek olur ve su emilimini artırarak bağırsaklara su çekilmesini sağlar. Kabuklu yenebilecek taze meyveler, kuru erik, kuru kayısı gibi meyve kuruları, mevsim yeşillikleri, kuru yemişler gün içerisinde almanız gereken posayı almanıza yardımcı olur. Tüm bunlarla birlikte, haftada en az 2 kez kurubaklagil tüketmeniz bağırsak sağlığınız için ideal olacaktır. Posalı besinlerden olup aynı zamanda prebiyotik özellik göstererek, bağırsaklardaki yararlı bakterilerin çoğalmasını sağlayan; hindiba, enginar, taze fasulye, nohut, buğday, arpa, çavdar, soğan, sarımsak, muz, kuşkonmaz, pırasa, yer elması, bamya, yeşil bakla, pazı, ıspanak, lahana, karnabahar, brokoli, kerevizin yeşil yaprakları, semizotu, bulgur, mercimek, keten tohumu, kuru fasulye ve barbunya gibi besinlerin bağırsak sağlığınız için ayrıca önemli olduğunu unutmayın.

4.    Probiyotiklerin önemini kavrayın!
Probiyotikler, bağırsak duvarına tutunarak hastalık yapan bakterilerin tutunma bölgelerini kısıtlarlar ve besin kaynakları için rekabete girerek kötü bakterilerin üremelerine engel olurlar. Bağırsak sağlığımız için tüketmemiz gereken probiyotik besinlere; kefir, yoğurt, probiyotikli yoğurt ve peynir örnek olarak verilebilir. Ayrıca boza, şalgam, turşu, tarhana pestili, şıra, fermente zeytinler ve fermente etler de bu gruba dahil edilebilmektedir. Bu besinlerin kullanılamadığı durumlarda mutlaka bir uzmana danışarak, probiyotik takviyesi kullanılmalıdır.

5.    Omg-3 alımı bağırsaklar için önemlidir!
Omg-3’ün, bağırsaklarda meydana gelen iltihaplanmayı gidermek, bağırsak geçirgenliğini düzenlenmek gibi faydaları vardır. Bu yüzden omg-3 açısından zengin besinlerden olan; balık, yağlı tohumlardan özellikle keten tohumu, chia ve ceviz gibi besinlere beslenme planınızda yer vermelisiniz. Eksik olduğu düşünüldüğü durumlarda ise uzman eşliğinde omg-3 takviyesi şeklinde de desteklenebilmektedir.

6.    D vitamini eksikliğiniz var ise dikkat!
D vitamininin, bağırsaklardaki iltihabi durumu düzenleyen bir etkisi olduğu yapılan araştırmalarla desteklenmektedir. Yaşam kalitesi ve kronik hastalıklardan korunmada günlük önerilen miktarlarda alımına tüm yaş gruplarında dikkat edilmelidir.

7.    Yapay tatlandırıcılar masum değildir!
Yapılan çeşitli çalışmalarda, yapay tatlandırıcıların glikoz intoleransını tetiklediği, mide-bağırsak yolunda emilmediğini ama bağırsak mikrobiyotasından trilyonlarca bakteriyle tehlikeli bir karşılaşmaya yol açtığı, hatta işlevlerini değiştirdiği, işlevi değişen bağırsak bakterilerinin de içinde bulundukları metabolizma üzerinde zararlı etkileri olduğu bulunmuştur. Kalorisi olmadığı için masum gözüken tatlandırıcılar, aslında içten içe metabolizmaya ne kadar çok zarar verebiliyormuş değil mi? Bağırsak sağlığınız için yapay tatlandırıcılı gıdalardan uzak durmakta fayda var!

8.    Gıda katkı maddelerine dikkat!
Bağırsak mukozasını koruyan hücreler arası sıkı bağlantılar hasar görürse geçirgen bağırsak ve sonrasında da otoimmün hastalıklar oluşabiliyor. Bu durum bakteri, toksin, alerjen ve kanserojenlerin vücuda girmesini kolaylaştırmaktadır. Yapılan bir çalışmaya göre gıda katkı maddeleri, bağırsak mukozasını koruyan bu hücreler arası bağlantılara zarar vermektedir. Bağırsaklarımızın sağlığı için paketli ürünlere şüpheli yaklaşmanız gerekli!


Mora terapi yöntemiyle yapılan kilo kontrolü ve alerji seanslarında, iyileştirmeye her zaman bağırsaklardan başlanır. Çünkü, iyi çalışan bağırsaklar; iyi işleyen organlar, iyi çalışan beyin, huzurlu hisseden ruh ve zihin demektir.