düzenli uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düzenli uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2019 Çarşamba

GÜNE GÜZEL VE MOTİVE BAŞLAYABİLMEK İÇİN İPUÇLARI


Güne zinde başlamak tüm günü enerjik geçirebilmek ve motivasyon kazanabilmek açısından çok önemlidir. Gün içerisinde birçok stres yaratan faktöre maruz kalıyoruz, çalışıyoruz, yoruluyoruz. Stresle baş edebilmek, işlerimize odaklanabilmek ve verimli olabilmek adına güne nasıl başladığınızın önemi çok büyüktür.


Güne zinde başlayabilmek için öncelikle kaliteli bir uyku uyumak şarttır. Her akşam aynı saatlerde uyuyup her sabah aynı saatlerde kalkmak vücudun düzeni açısından çok önemlidir. Aynı zamanda karanlık ortamda uyumak ve sabah kalktığınızda gün ışığının odanıza girmesini sağlamak da hormonların düzenlenmesini ve kaliteli uyumayı desteklemektedir. Özellikle gece yatmadan önceki ve sabah kalkmadan önceki yarım saat cep telefonlarından uzak durulmalıdır. Zinde bir güne başlayabilmek için hayatın karmaşasından uzaklaşıp kendinizi dinleyerek güne başlamak daha doğru olacaktır.


Sağlıklı ve zinde bir gün geçirmek için, güne sigara ve koyu bir kahve ile başlamak yerine 1-2 bardak su içerek başlanmalıdır. Bu içilen su gece boyunca oluşmuş olan susuzluğu giderecek, metabolizmayı harekete geçirecek ve böbrekleri rahatlatacaktır. Aynı zamanda güne güzel bir kahvaltı ile başlamak da enerjimizi artırmaktadır. Sabahları proteinden zengin, sağlıklı ve zaman açısından rahat bir kahvaltı yapmak, belki sonrasında çay veya kahve ile kendinize biraz olsun zaman ayırmak gün içerisinde enerjinizi korumanızı sağlayacak ve motivasyonunuzu artıracaktır.

Sabah miskinliğini üzerinizden atmanız için yapmanız gerekenlerden ilki, alarmı ertelemeden uyanmaktır. Yapılan birçok araştırmaya göre, alarm ertelemeler esnasındaki kısa uykular derin olmadıkları için kişiyi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak çok önemlidir. Aynı zamanda güne yüksek sesli ve korkutucu bir alarmla uyanmaktansa sevdiğiniz bir müzikle uyanmak daha güzel olacaktır.

Sabah sevdiğiniz bir müzikle uyandıktan sonra gün içerisinde yapmanız gerekenleri düşünerek karamsar olmaktansa, derin bir nefes alarak zihni rahatlatmak, ardından hafif esneme egzersizleri yaparak zihninizi ve bedeninizi yeni güne hazırlamak oldukça önemlidir. Yürüyüş veya daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yerine yürümeyi, asansör yerine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz.

Mora Terapi ile kaliteli bir güne başlayabilmenizi engelleyebilecek yanlış beslenme davranışlarınızdan, alkol sigara gibi bağımlılıklarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda Bach çiçekleri ve Mora Color terapileri ile duygu durumunuzu ve uykularınızı düzene sokabilirsiniz. Zihin berraklığı, pozitif düşünceler ve sağlıklı bir beden bütünsel sağlıkla mümkündür. Bütünsel olarak sağlıklı olabilmek için Mora Terapiyi deneyebilirsiniz. 



29 Ağustos 2018 Çarşamba

İYİ UYKULAR…

Sağlıklı bir metabolizmanın olmazsa olmazlarından iyi beslenme ve düzenli egzersizin önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Genellikle göz ardı edilen bir konu daha var. Aslında birçoğumuzun çok sevdiği ancak önemini pek bilmediğimiz bir unsur; uyku!


Gece salgılanan hormonlardan bahsederek giriş yapmak istiyoruz. En önemli hormonlarımızdan olan büyüme hormonu geceleri derin uykuda salgılanmaktadır. Adı büyüme hormonu olabilir ancak bu hormon yetişkinlerde yenilenme ve onarım işlemleri için harekete geçer. Ayrıca yaş ilerledikçe de sizin yıllara meydan okumanıza destek olur. Eğer çok uykusuz kalıyorsanız, bu durum kronik hale geldiğinde bu değerli hormonun onarıcı ve gençleştirici etkisinden maalesef yararlanamazsınız.

Bir diğer hormonumuz ise melatonin. Bu hormonun adını da sıkça işittiğinize eminiz. Melatonin de geceleri derin uykuda salgılanan bir hormondur ve özellikle karanlıkta etkinliği ve salınımı artmaktadır. Bu hormonun görevi de biyolojik saatinizi düzenlemektir. Antioksidan özellik göstermesi de en önemli özelliklerinden biridir. Melatoninin kanser hücrelerine bağlanarak çoğalmalarını önlediğini gösteren ciddi araştırmalar da mevcuttur. Melatonin hormonunu etkin bir şekilde salgılayabilmeniz için, gündüz güneş ışığından yararlanıp, geceleri uyuduğunuz odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermelisiniz.  

Vücudun yaşamsal faaliyetlerini düzgün şekilde yerine getirebilmesi, beynin tam anlamda dinlenerek detoks olabilmesi ve aynı zamanda zihinsel fonksiyonların da en iyi şekilde çalışabilmesi için kaliteli uyku şarttır. Peki günde kaç saat uyku idealdir? Ortalama olarak 8-8,5 saat idealdir. Ancak bu kişiden kişiye değişebilir. Kaç saat uyumanın sizin için yeterli olabileceğini belirlerken kriteriniz, güne dinç ve zinde başlayabilmenizdir. Ancak her gün aynı saatlerde uyuyup-uyanabilmek biyolojik saatiniz açısından önemlidir. Uyku saatlerinizi belirlerken bahsettiğimiz hormonların en çok salgılanabileceği saatleri bilmekte fayda var. Melatoninin üretimi ve salınımı karanlık ile başlar, aydınlık ile sona erer. 23.00- 05.00 saatleri arasında salgılanan melatonin 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır.

Düzensiz uykular sebebi ile meydana gelebilecek sonuçlar şaşırtıcıdır. Uykunun yeterince alınamadığı günlerde açlık hormonumuz yükselir. Kanda yükselen açlık hormonu da gün içinde daha aç hissetmemize ve yediğimiz şeylerin daha çok yağ olarak depolanmasına sebep olur. Şöyle söyleyebiliriz ki iyi beslendiğiniz ve spor yaptığınız halde kilo veremiyorsanız, uyku durumunuzu gözden geçirmenizde fayda var. Aynı zamanda kronik hale gelen uykusuzluk insülin direncine bile yol açabilmektedir. Bunlarla birlikte vücut uykusuz kalınca bağışıklık sistemi zayıflar hatta kanser hücreleri ile savaşamaz hale gelebilir.

Uyku sırasında tüm vücut yenilenme sürecindedir. Hücre yapımı gerçekleşir, hafıza ve öğrenme yeteneğiniz uykuda yenilenir. Güne zihinsel ve fiziksel anlamda hazır olarak başlamak istiyorsanız kaliteli uyumanız şart! Kaliteli bir uyku için saatlerin öneminden bahsettik. Şimdide diğer faktörlerden bahsedelim. Tamamen karanlık ve tamamen sessiz bir ortamda uyumanız çok önemlidir. Sessiz dememizdeki amaç vücut uyurken bile sesten rahatsız olabilir ve stres hormonları salgılayabilir. Eğer kaç saat uyursanız uyuyun dinç uyanamıyorsanız uyku apnesi ve horlama gibi problemleriniz olabilir. Bunları kontrol ettirmekte fayda var. Akşam geç saatte yemek yememeye özen gösterin. Son öğününüz yatağa girmeden 3-4 saat önce olmalıdır. Tok yatıldığı zaman vücut geceleri yenilenme için kullandığı enerjisini sindirim için harcamak zorunda kalır. Uyku öncesi yediklerimiz ile birlikte içtiklerimiz de önemlidir. Kafein, tein veya alkollü içecekler tüketildiğinde derin uykuda geçen süre azalır ve uyku kalitesi düşer.

Uykudan bahsetmişken, uyku ilaçlarını atlamak olmaz. Uyku ilacı ile uyuduğunuzda doğal uyku süresince gerçekleşen hiçbir fonksiyondan yararlanamazsınız. Dinlenmiş uyanmak yerine yeni günde konsantrasyon güçlüğü çekebilirsiniz hatta sersemlemiş şekilde uyanabilirsiniz. Tüm bunların yanında bu ilaçların ciddi yan etkileri de bulunmaktadır. Bu ilaçları kullananların bir an evvel bu tür ilaçlardan kurtulmalarında fayda var.

Mora Terapi Bach çiçekleri ve Mora Color terapileri, uykularınızın düzene girebilmesi için alabileceğiniz en iyi destek terapileridir. Uyku deyip geçmemek lazımmış değil mi? Merak etmeyin, düzenli, derin ve rahat uyuyabilmek için hatta uyku ilacını bırakmak isteyenler için inanılmaz etkili terapileriyle Mora Terapi yanınızda.

24 Nisan 2015 Cuma

Uykusuz Kaldığımızda Neler Oluyor?

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal, uykunun doğal dinlenme biçimi olduğunu belirterek, “Aslında tüm canlılar günlük işlevlerini gerçekleştirebilmek için uykuya ihtiyaç duyarlar” dedi.
 “Hepimiz şu yada bu sebepten uykusuz geceler geçirmişizdir. Peki uykusuz bir gece ve Sabahında bizi nasıl bir travma bekliyor?” diyen Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal, şunları kaydetti;




“Güneş battığında, beyin epifiz bezi uyku hormonu olan melatonini salgılamaya başlar. Böylece vücuda uyku vaktinin geldiği hatırlatılır. Sabah uyandığımızda ise, uyku getiren bir kimyasal madde olan adenozin salgılanmaya başlar ve gün boyunca vücutta depolanır. Yatağa girdiğimizde diğer maddeler ile beraber beynimize nüfuz ederek uykumuzun geldiğini hissettirir. Nörokimyasal bir madde olan ABA ise beyin sapını uyararak uyku emri verir.

Bundan sonraki aşama ise uykudur.
Yatağa yattıktan birkaç dakika sonra günün envanterini zihnimizde almaya başlarız. Niye böyle konuştum ? neden yaptım ? peki nasıl davranmalıyım ? gibi pekçok düşünce aklımızdan geçmeye başlar . İşte zihnimizdeki ilk büyük savaş o anda başlar ve zihin strese girer. Stresin tetiklediği adrenalin kalp atışlarını, kan basıncını, vücut ısını ve nefes alıp verişini bozar. Adrenalinin kardeş stres hormonu olan kortizol de beraberinde artmaya başlar, böylece kan şekeri seviyesi yükselerek zihin açılmaya başlar. Beynin uyku ve uyanıklık merkezleri arasındaki kavga artık başlamıştır.

İkinci saatin sonunda yatakta sağa sola dönüp uyuyamamak morali iyice bozar, adrenalin-kortizol seviyesi bir miktar daha artar. Ani ve derin nefes almaya başlarız.

Yatakta geçirdiğimiz üçüncü saatin sonunda pes edip yataktan kalkarak Tv ya da bilgisayarı açtığımızda büyük bir hataya da kucak açmış oluruz. Ekrandan yayılan mavi ışık, melatoninin daha da bastırılmasına sebep olur. Beynimiz de o anda yeni günün başladığı hissine kapılır. Zihin uykudan daha çok seyredilen veya okunan şeye yöneldiği için, yatakla ilk temas ettiğimiz zamana göre daha da uyanık hale geliriz.

Beşinci saate girilirken beynin uyku merkezi bu savaşı kazanır ve bir süre uykuya dalınabilir. Ancak doğal uyku gibi yavaşça uykuya dalmak mümkün olmaz. Beyin dalgaları yüksek bir frekansta sıkışıp kaldığı için kesintili ve rahatsız bir şekilde uyunabilir.

Yedinci saatin sonunda işe gitme vakti geldiğinde yada alarm çaldığında beyin, derin uyku sürecinde girilen delta aşamasına girdiğinden, hemen uyanmak zor olur. Uyanmaya çalışılsa bile vücutta yeteri kadar adenozin yakılmadığından zihin hâlâ bulanıktır. Hızlıca kendine gelmek için bir fincan kahveye ihtiyaç duyulmasının nedeni, kafein alarak adenozini etkisiz hâle getirmektir.

Uykusuz geçen bir gece sonrası yeteri kadar dinlenilemediği için, huysuz ve diğer sabahlara göre daha sersem hissederiz. Beyninin mantık ve konsantrasyon merkezi olan ön korteks oradan oraya sürüklenmiştir. Odaklanmakta zorluk yaşar; asabi ve fevri bir hâle bürünebiliriz. Ancak her şeye rağmen bir sonraki gece doğru saatinde uyumayı başarabilirsek bu travmayı ertesi güne taşımadan o gece de bırakabiliriz.”

2 Ocak 2015 Cuma

Alışkanlıklarınızı Değiştirmenin Zamanı Geldi!

Çoğumuz yılbaşını önemli kararları uygulamak için bir başlangıç olarak kabul ederiz. Gelin en değerli hazinemiz olan sağlığımız için de bunu uygulayalım. Ama unutmayalım ki çoğumuz devamını getiremiyoruz çabuk vazgeçiyoruz. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Uzm. Dr. Özgür Şamilgil, yeni yılda sağlığımız adına alınması gereken karaları belirtiyor;

1- Organik taze sebze meyve ağırlıklı besleneceğim. Çünkü; Uzun ve sağlıklı yaşayan insanlar Dünya'nın çok farklı yelerinde, oralara özgü, çok farklı bitki, meyve ve hayvanlarla besleniyor. Ortak yanlarıysa, hareketli bir yaşam ve mevsiminde yetişen organik ürünlerle beslenmeleri...

Çevre kirliliğinden uzak yerlerde, böcek ilacı ve yabani bitki öldürücü ilaçların mümkün olduğunca az ya da hiç kullanılmadığı, geleneksel tarım ürünlerinin tüketiminin kanser ve kronik hastalıklardan korunmada çok büyük rolü olduğu düşünülüyor. Gelişmekte olan vücudların nhassasiyeti nedeniyle gebelerde ve çocuklarda organik beslenmenin çok daha önemli olduğu biliniyor.

2- Kilo vereceğim insülin direncini yeneceğim. Çünkü; Diyabet, erken ölüm, kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek hastalığı ve körlüğün önde gelen nedenlerindendir. Tip 2 diyabet hastalarının çoğu fazla kiloludur. Fazla kilolu veya obez olmak kolon, göğüs, rahim ve safra kesesi kanserleri için riskimizi yükseltir.) Kemiklerde eklemlerde yıpranma ve kireçlenme, Uyku Apnesi (Uykuda nefes duraklaması beynin ve kalbin oksijensiz kalması) Obezite solunum yetersizliği sendromu, kısırlık sorunları ve safra taşları ile ilgili hastalıklardan bu sene uzak yaşamak istiyorum.

3- Bilgisayar ve cep telefonu kullanmadan yüzyüze sosyalleşeceğim! Çünkü; Bağışıklık sistemi dahil vücuttaki birçok sistem kişinin Ruhi durumuyla yakından irtibatlı çalışıyor. İyimser kanser hastalarının kandaki bağışıklık hücrelerinin kemoterapiye daha iyi yanıt verdiğini gösteren birçok araştırma var. Sindirim sistemi hastalıkları, Kalp damar hastalıkları hipertansiyon romatizmal hastalıklar ve cilt hastalıkların hatta böbrek taşının dahi stres ile tetiklenebildiği biliniyor. Hobisi fazla olan, yüzyüze görüşerek sosyalleşen, çevresi geniş olanların daha sağlıklı ve hastalıklarla baş etmede başarılı olduğu, stres hormonları düzeylerinin daha düşük olduğu bildiriliyor.

4- Sigaradan uzak duracağım. Çünkü ; Sigara damarları daraltıyor, iç tabakasını tahrip edip kolesterol yapışmasını tetikliyor, kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor. Kalp krizine, inmeye, çeşitli organların damarlarında tıkanmalara yol açıyor. Kanseri tetikliyor. Sevdiklerimle kaliteli bir hayat sürdürmek için dumansız hava sahası istiyorum.

5- Daha çok hareket edeceğim, egzersizi hayat tarzı haline getireceğim. Çünkü; Egzersiz yapılmadan yapılan diyetlerin metabolizmayı yavaşlatıcı etkisi nedeniyle az yense de kiloların geri alınmasına neden olduğu biliniyor. Kilolu kişilerin kilo veremese de egzersize devam ettiklerinde kalp krizi, felç ve kansere yakalanma oranlarının düştüğü biliniyor. Yapılan 1 saatlik egzersizin ömrü 2 saat uzattığı da bir gerçek. Egzersiz ayrıca beynin yaşlanmasını geciktiriyor mikrobik ve romatizmal hastalıklara yakalanma olasılığını azaltıyor. Bunun için hiçbirşey yapamasam da işe giderken vasıtaya 1 durak geç binip dönerken de 1 durak erken ineceğim, asansör yerine merdiven kullanacağım, saatte bir masa başından kalkıp 2 dk da olsa adım atacağım.


6- Yeni şeyler öğrenmeye çalışacağım, akıllı telefonumun beni akılsızlaştırmasına izin vermeyeceğim. Çünkü; Yeni birşeyler öğrenmeye çalışan, çeşitli kurslara katılan, çok farklı konularda bulmaca çözen, orta ve üstü yaştaki bireylerin bunama, alzheimer gibi beyin hastalıklarına yakalanma oranlarının daha düşük olduğu biliniyor.

7- Fazla alkol tüketiminden uzak duracağım. Çünkü; Uzun süre fazla tüketilen alkolün depresyon hafıza zayıflaması veya sara nöbeti riskini, karaciğer sirozu, kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme ve hatta ağıziçi, gırtlak, karaciğer, pankreas, meme kanseri riskini artırabileceği biliniyor.

8- Yeterli ve kaliteli uykuya özen göstereceğim. Çünkü; 6-8 saatlik iyi bir gece uykusunun sağlık için önemi çok büyük. Bölünmüş, kalitesiz, eksik ya da fazla uyku şunlara yol açabiliyor: Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. Şeker Hastalığı'na yatkınlığa, tokken bile sık acıkmaya (gece nöbeti tutanlarda) kilo artışına neden oluyor. Hayvan deneylerinde tümör gelişimini 2-3 kat arttırıyor. Biyolojik iç saate bağlı (uyku hormonu ve antioksidan olan) Melatonin gibi hormonların dengesini bozup kansere neden olan oksidasyon yapıcı maddelere karşı dayanıksızlığa yol açıyor. Stresle ilişkili, kalp, tansiyon, mide, barsak, psişik hastalıkları arttırabiliyor. Uykuda (ve spor yaparken) salgılanan yaşlanmayı geciktirici, hastalıklara karşı dayanıklılık sağlayan gençlik hormonu denen Büyüme Hormonu'nun azalmasına neden oluyor. Kronik uykusuzluk herhangibir nedenden ölüm riskini 3 kat arttırıyor. 5 saatten az veya 9 saatten fazla uyumak kalp krizi, inme riskini %50 kadar arttırıyor.

9- Akdeniz diyetine uyacağım. Çünkü; Her yıl uzun yaşayan ülkeler sıralamasında Akdeniz ülkeleri ve Japonya çoğunlukla başı çekiyor, bunda en çok zeytinyağı, balık, mevsiminde tüketilen taze sebze, meyve, az miktarda alkol (şarap), fermente ürünler (peynir, turşu, soya sosu vb), sarımsak, soğan, az yağlı kırmızı et tüketiminin önemli olduğu düşünülüyor. Çiğ veya buğulama, haşlama pişirme yönetiminin tercihi de önemli görülüyor. Girit'te bunların dışında bol miktarda keçi peyniri tüketiliyor. Uzun yaşayan Kafkas ırkının av eti ve kımız, yoğurt gibi fermente gıda tüketimi yüksek. Eskimolar ise bol miktarda yağı av hayvanı ve soğuk su balığı tüketiyor.

10- Çevremdekileri, ailemi, dostlarımı da bu konularda teşvik edeceğim. Çünkü; Yalnız başına uygulanan bu karalara uyum, ilk haftalar yüzde 75 iken 6 ay sonra yüzde 40 civarına düşüyor. Üstelik dostlarımı çok seviyorum.
http://www.sabah.com.tr/saglik/2014/12/23/yeni-yilda-sagliginiz-icin-yeni-kararlar-alin

17 Aralık 2014 Çarşamba

Yorgunluğun Üstüne Gidin ve Hareket Edin

Psikiyatrist Dr. Sabri Yurdakul, 'modern insanın hastalığı' olarak nitelendirdiği psikolojik yorgunluğun, bütün hafta yorgun olan, hafta sonunu yatarak geçirdiği halde dinlenmiş hissetmeyen insanların psikolojik yorgunluk yaşadığını söyledi.

Bu durumu, 'modern insanın hastalığı' olarak nitelendiren Yurdakul, insanın sadece fiziksel aktivite ile yorulmadığını, günlük hayatın stresinin, üzüntünün, kendisine zaman ayırmadan sürekli bir şeylerle uğraşmasının sonucunda zihinsel yorgunluğun oluştuğunu belirtti. Dr. Yurdakul; “Kişinin tek düze çalışması, kendisine ait hobilerinin ve uğraşlarının olmaması sonucunda zihinsel yorgunluk da eklenir. Zihinsel yorgunluk bir süre sonra isteksizliğe, halsizliğe, baş ağrılarına, vücut ağrılarına, hazımsızlığa, uyku sorunlarına yol açar ve psikolojik sıkıntıların üzerine bir de endişeler eklenir. Kişi sabahları yataktan zor kalkar, güne yorgun başlar, akşamları yorgunluğu artmakta ve dinlenmeye çalışıp dinlenememektedir. Yorgunluk nedeniyle, kendisini fiziksel aktivitelerden geri çeker, arkadaşlarının gittikleri yerlere gitmez, en ufak fiziksel aktivite göstereceği durumlardan kaçınıp kendisini dinlenmeye çeker ve bu durum kendisini daha da yorgun hale getirir” dedi.


“YORGUNLUĞUN ÜSTÜNE GİDİN VE HAREKETE YÖNELİN”
Yurdakul, dinlenmekle geçmeyen zihinsel yorgunlukların, aynı zamanda depresyon ve kaygı bozukluklarıyla bir arada olduğunu, kişinin kendi içine daha çok kapanmasının, aktivitelerden ve insanlardan uzaklaşmasının onun sıkıntısını daha çok arttırdığını söyledi. Sıkıntıları arttıkça yorgunluğu, yorgunluğu



arttıkça sıkıntılarının çoğalarak kısır bir döngü içine girdiğine dikkat çekti. Bu nedenle psikolojik yorgunluğu atmak için yapılması gereken en iyi şeyin, başlangıçta zor bile olsa bu yorgunluğun üstüne gitmek ve harekete yönelmek olduğunu söyledi.

Dr. Yurdakul; “Fransızların bir sözü var 'Yaşam bisiklet sürmeye benzer, pedal çevirmeyi bırakırsanız düşersiniz', o yüzden insan da hayatta mücadeleyi, hareket etmeyi bıraktığında düşmeye başlar ve bunu düzeltmenin en iyi yolu onun üstüne gitmesidir. Hepimiz yaşamışızdır. Kendimizi çok yorgun ve isteksiz hissettiğimizde, arkadaşlarımızın ısrarı ile dışarı çıkarız ve sonra kendimizi iyi hissederiz ve 'İyi ki gelmişim' deriz. Ama gitmemek için de bir sürü bahane öne sürmüşüzdür” diye konuştu.


Psikolojik yorgunluğa karşı bazı tavsiyelerde bulunan Dr. Yurdakul, her gün düzenli olarak spor yapmanın, bir saat yürümenin, evden dışarı çıkmanın, hafta sonları yatıp kendinizi dinlemek yerine arkadaşlarınızla buluşmanın, ailenizle birlikte olmanın, bir sinemaya gitmenin, haftaya daha iyi başlamak için fırsat yaratacağına ve enerjinizi arttıracağına değindi.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25556324/

20 Ekim 2014 Pazartesi

Düzenli Uyku Kilo Vermenizi Kolaylaştırır

Kilo vermek isteyenler ilk olarak düzenli olarak spor yapmayı ve sağlıklı az kalori alarak beslenmeyi göz önüne alarak bir zayıflama planı oluşturmakta, uyku düzeni ise genel olarak çok da ciddiye alınmamaktadır. Nasıl ki sporsuz diyet yaptığınızda kas kaybedersiniz, uykunuzu düzenli uyumadığınızda da aldığınız besin artar ve kilo vermeniz yavaşlar. Sağlıklı yaşamak için düzenli beslenme, düzenli spor ve düzenli uyku şart.

Düzensiz Uykunun Olumsuz Etkileri Nelerdir?
Kilo vermeniz uyku düzeninizin olmaması durumunda salgılanan bazı hormonlar tarafından durdurulabilir. Leptin hormonu beyne doyduğunu bildiren hormondur. Leptin hormonu geceleri daha az salgılandığından yediğiniz zaman beyne gönderilen sinyaller gecikir.
Gece uykularını erteleyip geç saatler de uyuyanlar dolayısıyla geç uyanacakları için daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyarlar. Gece uyumayan kişiler genellikle abur cubur yemeye yönelirler. Yatmaya yakın yenilen yüksek kalorili besinler vücutta yağ olarak depolanır ve yakılması oldukça güçtür. Bu yağları yakmak için olduğundan daha fazla enerji harcamanız gerekebilir.

Uykusuzluk Problemi İçin Ne Yenmelidir?
Kafein içeren içeceklerden uzak durmalısınız. Kahve, çay, çikolata ve enerji içeceği gibi içecekler tüketmek uykusuzluk sorununu ortaya çıkarmaktadır.
Aşağıdaki listelenen yiyeceklerden tüketmek uyku sorununuz var ise size yardımcı olabilir. Her gün düzenli şekilde tüketerek vücudunuzu uyku düzenine alıştırabilirsiniz.
Ilık süt
Yoğurt
Kefir
Muz
Elma
Kayısı
Bal

Düzenli Uyku İle Kilo Vermek İçin Neler Yapılmalıdır?
Gece uyumadan en az 2 3 saat önce yemek yemeyi bırakmalısınız.
Akşam yemeklerinde mümkün olduğunca hafif yemekler tercih edilmelidir. Ağır yağlı yemekler yerine çorba, salata ve sebze yemekleri tercih edilmelidir.
Akşam yemekten sonra çay, kahve gibi içecekler içilmemelidir.
Erken saatte uyuyup erken saatte uyanmaya özen göstermelisiniz. Erken uyanırsanız metabolizmanız daha hızlı çalışmaya başlar ve kilo vermek de daha da kolaylaşır.
Yaptığınız sporlar gece daha iyi bir uyku uyumanıza yardımcı olmaktadır. Yatmadan hemen önce spor yapmamaya özen göstermelisiniz. Sabah sporu yaparak metabolizmanızı hızlandırabilirsiniz.
http://www.zayiflamaiksiri.com/2014/10/uykunun-kilo-verme-uzerindeki-etkileri.html?showComment=1413078026276