besin intoleransı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
besin intoleransı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2025 Pazartesi

Kendinizi Daha Hafif ve Dengede Hissetmenin Sırları


 



Kendinizi Daha Hafif ve Dengede Hissetmenin Sırları

Zaman zaman hepimiz hem bedensel hem de zihinsel anlamda yorgun, dengesiz ve ağır hissedebiliriz. Bu durum sadece fiziksel yorgunluktan değil; stres, yanlış beslenme alışkanlıkları ve duygusal yüklerden de kaynaklanır. Oysa yaşam enerjinizi yükseltmek, kendinizi daha hafif ve dengede hissetmek için atabileceğiniz basit ama etkili adımlar var.

1. Güne Hafif ve Temiz Başlayın

Sabahları güne başlarken vücudu nazikçe uyandırmak önemlidir. Ilık limonlu su içmek, sindirim sisteminizi harekete geçirir ve gün boyu enerji seviyenizi destekler.

2. Hareketi Rutin Hale Getirin

Yürüyüş, yoga veya esneme hareketleri hem bedeninizi hem de zihninizi canlandırır. Düzenli hareket, dolaşımı hızlandırır, kaslarınızı güçlendirir ve stresi azaltır.

3. Duygusal Yüklerden Arının

Meditasyon, nefes çalışmaları ve farkındalık egzersizleri, zihinsel berraklığı artırır. Bu sayede daha dengeli kararlar alabilir ve kendinizi daha huzurlu hissedebilirsiniz.

4. Beslenmenizi Dengeleyin

Günlük beslenmenizde taze sebze-meyvelere, sağlıklı yağlara ve yeterli proteine yer verin. İşlenmiş gıdalardan, aşırı şeker ve glutenden uzak durmak, hem sindirim sisteminizi hem de ruh halinizi olumlu etkiler.

5. Mora Terapi ile Gıda Silme Desteği

Bazen vücudumuz farkında olmadan bazı gıdalara karşı hassasiyet geliştirir. Bu durum şişkinlik, halsizlik, tatlı krizleri veya sürekli yorgunluk gibi şikâyetlere yol açabilir. Mora Terapi ile Gıda Silme yöntemi, vücudunuzun dengesini destekleyerek bu gıdalara olan bağımlılığı ve hassasiyeti azaltmaya yardımcı olur. Böylece hem fiziksel hem de zihinsel anlamda hafifleme hissi yaşayabilirsiniz.


*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.

9 Ocak 2022 Pazar

LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

 


LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

Laktoz; özellikle süt ve süt ürünlerinde bulunan ve sütün temel karbonhidratı olan disakkarit (glikoz ve galaktoz) yani süt şekeridir. Laktoz intoleransı da kişinin laktozu sindirememesi sonucu ortaya çıkan rahatsızlıktır. Laktozun vücutta tolere edilememesi durumu şöyle gerçekleşir: Laktoz ince bağırsaktan geçerken laktaz enzimi sayesinde galaktoz (süt şekeri) ve glikoz olarak iki yapı taşına ayrılır ve laktaz enzimi laktozu parçalayamadığında ise laktoz duyarlılığı ve beraberinde laktoz intoleransı meydana gelebilmektedir. Laktoz parçalanamadan kalın bağırsağa geçerek çeşitli rahatsızlık belirtisi gösterir.

Laktoz yani süt şekeri anne sütünde de bulunur. Yalnızca süt değil çeşitli süt ürünleri de laktoz intoleransına sebebiyet verebilmektedir. Laktoz intoleransı bebeklikten yetişkinliğe kadar her dönemde yaşanabilmektedir. Belirtiler ve intolerans şiddeti farklılık gösterebilmektedir. Laktoz intoleransının başlıca belirtileri şunlardır:

  • Şişkinlik
  • Karın ağrısı ve/veya krampları
  • Gaz
  • Bulantı ve kusma
  • İshal

Bu belirtilerin biri veya daha fazlası yaşanıyorsa doktora başvurulması gerekmektedir. Laktoz intoleransının kesin ve kalıcı bir tedavisi olmamakla birlikte hastalar daima laktoz diyeti yapmak zorundadırlar. İçerisinde laktoz bulunduran gıdalar ise şunlardır:

  • Süt, kefir 
  • Peynir 
  • Yoğurt, ayran
  • Krema 
  • Tereyağı, kaymak
  • Dondurma

Laktoz başlıca süt ve süt ürünlerinde bulunur fakat içerisinde laktoz bulunan başka gıdalar da vardır.

Çikolata, kek, bisküvi, kraker gibi ürünlerde de laktoz bulunabilmektedir. Hazır/işlenmiş gıdaların tüketimine dikkat edilmeli ve paket içeriği kontrol edilmelidir.

Ekmek, gözleme ve benzer unlu mamullerin ve tahılların da laktoz içermesi olasıdır. Bu sebeple tüketilmesine dikkat edilmelidir.

Laktoz intoleransı olan bir kişinin süt ve süt ürünleri ve başka ürünlerde laktoz olup olmadığını deneyerek tespit etmeye çalışması yanlış bir yöntemdir. Paketli her gıdanın içeriğinin kontrol edilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Bilindiği üzere süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından zengin besinlerdir. Laktoz intoleransı olan kişiler; laktoz ve süt içermeyen fakat kalsiyum zenginliği olan gıdalar tüketerek, yaşanabilecek kalsiyum eksikliğini önleyebilirler. Laktoz ve süt içermeyen kalsiyum zengini gıdalar şunlardır:

  • Sardalya Balığı
  • Badem, badem sütü
  • Keten tohumu 
  • Ispanak 
  • Marul
  • Çiğ brokoli
  • Çiğ semizotu
  • Çiğ barbunya
  • Portakal 

LAKTOZ İNTOLERANSI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Laktoz intoleransı bulunduğunu anlayan bir kişi doktora başvurmalıdır. Laktoz intoleransı teşhisi önce doktorun muayenesi ve sorularıyla başlar. Laktoz intoleransı genetik de olabildiğinden, doktor ailede başka bir kişide bu durumun olup olmadığını öğrenmek isteyebilmektedir. Daha sonra kişiye laktoz intoleransı testi uygulanmaktadır. 

Laktoz intoleransı testi yapılacak kişi 8 saat hiçbir şey yememiş ve içmemiş olmalıdır. Bu testin amacı laktozun sindirim sistemi tarafından nasıl emildiğini kontrol etmektir ve sonucunda laktoz intoleransı tespit edilebilmektedir. Test yapılacak kişiye laktoz içeren bir sıvı içirilip sonrasında kan testi yapılır, test sonucunda kan şekeri yükselmiyorsa bu sonuç laktoz intoleransına işaret eder.

Bir diğer test ise hidrojen solunum testidir. Bu testin uygulanacağı kişiye  laktoz içeren bir sıvı verilir. Daha sonra nefes yoluyla hidrojen miktarına bakılır. Hidrojen eğer artıyorsa laktoz sindiriminde bir problem olduğu anlaşılır. Bunun sebebi sindirilemeyen laktozun kalın bağırsakta fermente olup kana karışarak, akciğere gaz olarak iletilmesi ve bu yolla dışarı atılmasıdır.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda laktoz intoleransı olup olmadığını anlamak için dışkı asit testi uygulanır. Laktozu sindiremeyenlerin dışkısında laktik asit ve glikoz bulunur. Laktoz intoleransının tespiti için bu test uygulanır.

LAKTOZ İNTOLERANSI TEDAVİSİ NASILDIR?

Laktoz intoleransı olan kişilerin herhangi bir rahatsızlık yaşamadan hayatını devam ettirebilmesi için, yediği ve içtiği her şeye dikkat etmesi ve laktoz tüketiminden kaçınması gerekmektedir. Aslında tedavi için en basit ve kalıcı çözüm yolu budur. Fakat kişilerin günlük hayatında yeme içme konusunda sürekli dikkatli davranması gerekliliği onları zamanla yorabilmekle beraber dikkatin de azalmasına sebep olabilir. Kişinin laktoz intoleransına bağlı bir rahatsızlık yaşamaması için yeme içme konusundaki dikkatini ve istikrarını sürdürmesi gerekmektedir. Bazı hastalara bağırsak florasını düzenlemeye yardımcı probiyotik ve prebiyotik verilebilmektedir. İlaç takviyesinde ise dikkate değer bir husus vardır. Bazı ilaçların dolaylı olarak laktoz ile işlendiği bilinmektedir. 

27 Ağustos 2021 Cuma

Besin İntoleransını Etkileyen Faktörler

Halk arasında “bir şey yedim dokundu” olarak düşünülen "alerji" ile "besin intoleransı" kavramları, çoğu zaman karıştırılsa da çok farklı kavramlardır.

Besin intoleransını etkileyen faktörlerden önce bu yaşanılan durumun ne olduğunu tanımlamak gerekir.

Besin intoleransı kişinin yaşadığı duruma göre özeldir ve farklıdır. Bir kişinin yaşadığı besin intoleransı problemi diğer bir kişide farklılık gösterebilir. 

Besin intoleransı, tüketilen gıdaların sindirilememesi veya sindirim aşamasında bağırsaklarda oluşan doku tahribatıyla bağırsak bariyerinin bozulması sebebiyle gıdalara veya gıdalarda bulunan katkı maddelerine, ağır metallere veya toksik maddelere karşı sindirim sisteminin verdiği iltihabi bir yanıttır.

Gıda intoleransı testini sağlık kuruluşları, parmaktan alınan kanı labaratuvar ortamında değerlendirerek test ederler. Bu testte birçok besin incelenir. Baharatlar, içecekler, meyveler, sebzeler, et ürünleri, hayvansan ürünler ve deniz mahsülleri gibi birçok gıdaya karşı test edilir.

Kişinin bu gıdalara karşı sindirim sisteminin verdiği tepki ölçülür. Eğer bu besinleri sindiremiyorsanız, vücudunuz karşı reaksiyon gösterir. Bunların sonucunda besin intoleransı ortaya çıkar. Vücut bu besinleri bir virüs gibi zararlı bir etken gibi algılar ve vücutta enflamasyon gelişir. Vücut için fiziken ve ruhen tahribat oluşturan bu durum keşfedilerek kişinin sağlığı konusunda inceleme yapılmalıdır.

Besin intoleransının en çok rastlanan belirlerileri şunlardır; migren, öksürük, mide bulantısı, ishal, burun akıntısı, yorgunluktur.

Besin intoleransı sonucunda; uyku bozuklukları, kilo verememe, akne, gaz, kabızlık, kronik farenjit, şişkinlik, astım, bağırsak problemleri, baş ağrıları, bağışıklık zayıflaması gibi sağlık problemleri yaşanır.

Besin intoleransını etkileyen faktörler ise;

⦁ Gıda zehirlenmesi ve vücudun maruz kaldığı zararlı toksinler

⦁ Salisat içeren gıdalar ( kuru üzüm, taze ahududu, bal, kırmızı biber, kekik, kivi...)

⦁ Gıdaların içerisine üretim esnasında eklenen gıda katkı maddeleri

⦁ Histamin içeren gıdalar (fermante turşular, kombu çayı, fermante soya ürünleri, beklemiş tüm protein içerikli besinler)

⦁ Gıdaların içerisine eklenen kimyasallar




Bağırsak sağlığında Mora Terapi!

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Mora frekans tedavileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar giderilmiş olur ve birikmiş olan toksin maddeler vücuttan uzaklaştırılır. Üç aylık intoleransın olduğu besinden kısıtlı ve basit şeker içermeyen bir beslenme protokolüyle sağlıklı beslenme davranışı oluşturulur.Aynı zamanda bu beslenme planı, kefir, yoğurt gibi probiyotik besinlerden zengindir. Bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir. 


Eğer siz de kronik olarak bu sorunlardan birini ya da birkaçını yaşıyorsanız uzman bir hekime başvurmanızı tavsiye ederiz.

12 Aralık 2018 Çarşamba

BESİN ALERJİSİ VE BESİN İNTOLERANSI


Besin alerjisi ve besin intoleransları toplumumuzda kavramsal açıdan birbirleriyle çok sık karıştırılmaktadır. Herhangi bir besinin tüketiminden sonra sindirim sisteminde meydana gelen şikayetlerin genellikle besin alerjisi nedenli olduğu düşünülmektedir. Oysa bu klinik bulguların birçoğu alerjik reaksiyonlardan ziyade besinlere bağlı intolerans sonucu ortaya çıkmaktadır.

Besin alerjisi ya da intoleransı sonucu gelişen klinik bulgular benzerlik gösterdiği için bu karışıklığın yaşanması normaldir. Ancak her iki durumun gelişim mekanizmaları farklıdır. Bu yüzden doğru tedavi için doğru tanının konulması çok önemlidir.


Besin alerjisi bağışıklık sistemimizin besin proteinlerine karşı verdiği anormal yanıt sonucu meydana gelmektedir. Besinlere karşı oluşan bağışıklık sistemi elemanları, besin alerjisinin gelişmesinde rol oynamaktadır. Besin alerjisinde klinik bulgular besin alımından çok kısa süre sonra ortaya çıkmaktadır. Ciltte kızarıklık, kaşıntı ve ödem plakları (ürtiker), dudaklarda ve göz çevresinde şişlik, karın ağrısı, kusma, nefes darlığı, öksürük, boğazda tıkanıklık hissi, dilde şişme, göğüs ağrısı, çarpıntı ve tansiyon düşüklüğü besin alerjisine bağlı bulgulardır. Tüm vücudu etkileyen anaflaksi ise en ağır besin alerjisi reaksiyonudur. En sık karşılaşılan alerjik besinlere buğday, soya ürünleri, yumurta, süt, çilek, badem ve ceviz örnek olarak verilebilmektedir.

Besin intoleransı, tüketilen bir gıdanın içinde yer alan bir maddeye karşı sindirim sisteminin verdiği tepki olarak tanımlanabilmektedir. Besin intoleransının gelişiminde vücudun bağışıklık sisteminin rolü yoktur. Besin alerji ile aralarındaki en önemli farkı da budur. Besin intoleransının nedeni, enzim eksikliği ya da gıdanın içindeki maddenin vücut tarafından sindirilememesidir. Besindeki bir madde kişinin sindirim sistemi tarafından doğru bir biçimde sindirilemez veya parçalanamaz ise bu durum sindirim sistemini tahriş edebilir ve hasarlara yol açabilir. Örneğin laktoz intoleransı, sütte yer alan laktoz karbonhidratının sindirilmesini sağlayan laktaz enzimi eksikliği sonucu oluşur. 

Vücudun besinlere karşı gösterdiği reaksiyonlarının büyük çoğunluğunu besin intoleransları oluşturmaktadır.  Belirtilerine bulantı, kusma, karın ağrısı, mide de şişkinlik hissi, gaz, karında kramp tarzı ağrılar, yemek borusunda yanma hissi, ishal, baş ağrısı, huzursuzluk ve sinirlilik hali örnek olarak verilebilmektedir. Bu belirtiler besin alerjileri gibi çok kısa sürede açığa çıkmak zorunda değildir. Aynı zamanda besin intoleransında açığa çıkan belirtiler alerjilerdekiler kadar ölümcül değildir. Ancak besin intolenaslarının mutlaka kontrol altında tutulması gerekmektedir.

Besin intoleransı tanısında öncelikle sorumlu besinlerin belirlenmesi gerekmektedir. Sorumlu besinin bulunması sürecinde hastadan geriye dönük besin günlüğü tutması önemlidir. Eliminasyon diyetleri de tanı konusunda yardımcıdır. Sorumlu olabilecek besinler açısından alerjik reaksiyon olasılığı olanlar öncelikle beslenme planından çıkarılmalıdır. Eliminasyon diyetinde problemli besinlerin saptanması için kuşku duyulan besinler tümüyle diyetten çıkarılır ve daha sonra bu besinler teker teker tekrar diyete eklenir. Belirtiler incelenerek hangi besinlerin gıda intoleransına neden olduğu anlaşılabilmektedir.

Mora Terapi yöntemi ile madde frekanslarının vücuda verilerek kişinin ellerindeki birkaç nokta üzerindeki cilt direncinde oluşan ufak oynamalar izlenerek besinlerin test edilmesi mümkündür. Alerjenler ya da gıdaların frekansı vücuda verildiğinde cildin üzerindeki elektriksel aktivite değişir ve bu değişim maddenin vücut için toksik, alerjik veya intolerans olduğu bilgisini vermektedir.

Test cihazda kayıtlı olan gıda intoleransları, ağır metaller, tarım ilaçları, çevresel toksinler ya da gıda katkı maddeleri üzerinden yapılabilmektedir. Aynı zamanda kişinin rahatsızlık duyduğunu düşündüğü maddeler üzerinden de test yapmak mümkündür. Sonrasında çıkan sonuçlar doğrultusunda uygun terapiler seçilerek ilerlenir. Öncelikle genel frekans temizliği ve genel vücut detoksu ile vücut birikmiş tüm kötü etkenlerden arındırılır. Sonrasında verilecek olan eliminasyon diyetleri ile kişinin verdiği reaksiyonlar en aza indirilebilir hatta yok edilebilmektedir.