bütünsek sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bütünsek sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2022 Pazartesi

HER GÜN YÜRÜMEK SAĞLIĞINIZIN YOLUNU UZATIR...

 


Günümüz şartlarında oldukça hareketsiz yaşayan ve sağlıksız beslenen bir toplum haline gelmiş durumdayız.

Günlük koşuşturmadan ve vakit darlığından, hazır gıdalara yönelme, hareket halindeyken de yenebilecek tarzda aperatif ve hiç de sağlıklı olmayan besinleri tüketme oranı oldukça fazlalaşmıştır. Bundan dolayı özellikle daha genç olan kesimde çeşitli hormonal bozukluklar, obezite, diyabet, gıda bağımlılığı, kronik hastalıklar ve bunların bir getirisi olarak duygu durum bozuklukları ve daha pek çok farklı sağlık sorunu görülmektedir.

Hazır gıdalara meyil kadar hareketsizliğe yönelme; hareket etmek, yürümek yerine ulaşım için hep vasıta kullanma da oldukça yaygındır.

Fiziksel olarak aktivite yapmasak da fırsat buldukça, vaktimiz oldukça her gün yürümek, sağlımız için oldukça önemlidir.

Herhangi bir maliyeti olmayan, risksiz, güvenli ve oldukça etkili olan yürüyüş; her yaştan kişinin ihtiyaç duyduğu bir aktivitedir.

Sağlığımız için çok gerekli bir aktivite olan yürüyüşün faydaları herkesçe bilinmemekle beraber, araştırmalar sonucu düzenli olarak her gün yürüyüş yapan kişilerin hastalıklara ve çeşitli hastalıkların sebep olabileceği ölümlere yakalanma riskinin düzenli yürüyüş yapmayan kişilerden %33 daha az olduğu bilinmektedir.

İmkanı elveren herkesin günde en az 30 dakika tempolu olacak şekilde açık havada her gün yürümesi sağlık açısından ideal olanıdır.


  HER GÜN YÜRÜMENİN FAYDALARI NELERDİR?

• Her gün yürümek insan sağlığına fiziksel olarak fayda sağlamakla beraber ruhsal sağlığa da oldukça iyi gelmektedir.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kan basıncı dengesini düzenleyerek kalp rahatsızlıklarının yaşanma riskini azaltır. Düzenli yürüyüş yapan kadınların kalp krizi geçirme riskinin azaldığı da bilinmektedir.

• Akciğerlerdeki oksijen oranını arttıran yürüyüş, akciğer sağlığını destekler ve solunum yollarını da iyileştirir.

• Yürüyüş esnasında pek çok kas grubu çalışmaktadır. Her gün yürümek iskeleti ve omurgayı da güçlendirir. Ayrıca

düzenli yürüyüş ile postürün ve duruşun düzelmesi de desteklenmiş olur.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kemikleri güçlendirir ve kırık riskini azaltır.

• Kan basıncı gibi kan şekerini de düzenleyen yürüyüş diyabet hastaları için de çok iyi bir alternatif olmakla beraber kan şekerini dengelemede koşudan daha etkili olduğu da kanıtlanmıştır.

• Solunum ve iskelet sistemi gibi sindirim sistemine de olumlu etkileri olan yürüyüş, kabızlık probleminin çözülmesine de yardımcı olmaktadır.

• Yürüyüş pek çok kas grubunu çalıştırdığından, düzenli hale geldiğinde yağ yakımına ve kilo kaybına da yardımcı olabilmektedir.

• Her gün yürümek, hareketsizlikten veya hep aynı pozisyonda oturmaktan kaynaklanan eklem ağrılarından kurtulmak için de etkili bir yöntemdir.

Yürüyüşün fiziki sağlık boyutunun yanında ruhsal iyileşme de sağladığından bahsetmiştik.

Açık havada en az 30 dakika her gün yürümek; beyinde endorfin ve serotonin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu salgılar ile de kendinizi daha zinde, mutlu ve enerjik hissetmeniz de mümkün olabilmektedir. Her gün yürümek doğrudan ruh sağlığına da etki etmektedir. Düzenli yürüyüşün beyin sağlığına olumlu etkisi ile depresyon, anksiyete gibi duygu durum bozukluklarının olumsuz etkilerinin ortadan kalkması desteklenmiş olmaktadır. Bu tür zihinsel ve ruhsal problemlerin tedavisinde doktorlarca da önerilen yürüyüş; gündelik zaman dilimi içinde kısa bir vakit ayrımı ile herkesin düzenli şekilde hayatının bir parçası haline getirebileceği oldukça sağlıklı ve rahatlatıcı bir aktivite olmakla beraber; ulaşım gerekliliğinde vasıta kullanımı yerine tercih edildiğinde doğamızı korumak adına da güzel ve önemli bir adım olacaktır.

SAĞLIKLI GÜNLER....


18 Şubat 2020 Salı

KUCAKLAŞMANIN FAYDALARI


Biliyor muydunuz; Kucaklaşmak hem zihinsel hem fiziksel sağlığınızı olumlu yönde etkiliyor. Genel olarak çok hayatın akışında çok da dikkat etmediğimiz bir ayrıntı olmasına rağmen, bir o kadar da önemli olabilir.

Kişisel gelişim eğitimlerinde eğitimciler arasında samimi, içten bir bağ kurmak ve insanlara genel olarak inancımızı ve güvenimizi de kazandırmak üzere kucaklaşma egzersizi yaptırdıklarına belki siz de tanık olmuşsunuzdur.

Ancak güven duyma, içten bağ ve samimiyet kurma amaçları dışında kucaklaşmanın sağlığa da 3 temel faydası var. Bu çok ilginç sağlık faydalarını sizinle paylaşmak istiyorum.





11-      Kucaklaşmak grip olma riskini azaltıyor.

Her birimizin stresle baş edebilme konusunda yaptıkları elbette son derece bireysel farklılıklar içerebilir. Yine de çoğu insan için yürekten bir sarılma gibi fiziksel, rahatlatıcı bir dokunuş gayet yerinde bir stres gidericidir de aynı zamanda.
2015 yılında Psikolojik Bilim Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre kucaklaşmak fiziksel olarak daha sağlıklı olmamıza yardımcı olabilir.
Bu ilginç çalışma için 404 gönüllü seçildi. Ve bu 404 gönüllü her akşam çağrılarak, sosyal ilişkilerinin nasıl olduğu ve o gün kucaklaşıp kucaklaşmadıkları soruldu. Ortalama olarak katılımcılar 14 günün sonunda %68 gün süresince kucaklaşmışlardı. İlginç bir şekilde kucaklaşma yapan bireyler bu 14 günlük sürede kendilerini daha fazla sosyal yardım almış hissettiler.
Ama çalışmanın asıl ilginç kısmı son bölümü! Bu 404 gönüllü yerel otellerin izole odalarına ayrı ayrı yerleştirildiler. Araştırmacılar gönüllülere içinde gribe neden olan bir virüs bulunan bir burun damlası verdi ve tüm katılımcıların bu damlayı kullanması sağlandı. Genel olarak katılımcıların %78’i bu virüse yakalandı. Daha fazla kucaklaşmış bireylerde enfeksiyon riskinin daha az olduğu görüldü. Dahası, enfekte olmuş gönüllüler arasında daha fazla kucaklaşmış olan bireyler daha az şiddetli semptomlar gösterdiler. Araştırmacılar bu çalışma sonunda, kucaklaşmanın genel fiziksel stresi ve enfeksiyon riskini azalttığı sonucuna vardılar. Yani bundan sonra, üşütecekmiş veya grip olacakmış gibi hissettiğinizde sevdiklerinize daha çok sarılmayı ihmal etmeyin.

22-      Kucaklaşma kan basıncınızı düşürüyor:

2005 Yılında Biyolojik Psikoloji Dergisi’nde yayınlana başka bir çalışma da 20-49 yaş arası 59 çift ile yapıldı. Kucaklaşma, dokunma ve stres, kan basıncı ölçümlerinin karşılaştırıldığı bu çalışmada birbirlerine daha sık sarılan çiftlerin oksitosin seviyelerinin daha yüksek olduğu ve kan basıncı değerlerinin daha düşük olduğu görüldü. Bildiğiniz gibi yüksek tansiyon kardiyovasküler sağlık için zaralıyken, düşük kan basıncı veya normal tansiyon kardiyovasküler sağlık için yararlıdır. Yani kısaca diyebiliriz ki kucaklaşmak ve sarılmak kalp hastalığı risklerini azaltıyor. Bir dahaki sefere evden çıkarken eşinize sarılmayı unutmayın. Bu hem ilişkiniz hem de kalp sağlınız için harika bir koruyucu.

33-      Kucaklaşmak en kötü gününüzde bile ruh halinizi düzeltebilir:

2018 Yılında yapılan başka bir araştırmada yüzlerce kişinin her gün, o gün kucaklaşıp kucaklaşmadıkları ve günlerinin genel olarak nasıl geçtiği sorgulandı. Ve çalışmanın sonucunda görüldü ki, çalışmaya katılan kişilerde kucaklaştıkları günler, normal diğer günlere göre daha iyi geçmişti. Kavga ettikleri veya olumsuz bir olay yaşadıkları günlerdeyse eğer birilerine sarılmışlarsa daha az etkilenmiş, daha az kötü ruh hali içerisine girmişlerdi. Bu çalışmadan, kucaklaşmanın hem gününüzün daha iyi geçmesine yardımcı olduğu hem de olumsuz olaylardan daha az etkilenmek için bir tampon görevi gördüğü sonucu çıkarılabilir😊

Lütfen bundan sonra sevdiklerinize daha fazla sarılmayı ihmal etmeyin. Çünkü onlarla kucaklaşarak, onlara sarılarak hem kendinizin hem de sevdiklerinizin fiziksel ve ruhsal sağlığına olumlu bir katkı yapmış oluyorsunuz.

Mutluluk dolu, karşınıza çıkan olumsuz durumlarla ve stresle kolaylıkla baş edebildiğiniz sağlık dolu günler diliyoruz.


6 Kasım 2019 Çarşamba

KENDİNİZLE İLGİLENMEK, KENDİNİZE ZAMAN AYIRMAK NEDEN ÖNEMLİ?


Her gün bizi kurtaracak bir sürü farklı ürün reklamı bombardımanına maruz kalıyoruz. Ancak bizi gerçekten kurtaracak rahatlatacak olan şeyler maddi alışverişlerle doldurduğumuz dolaplarımız, evlerimiz, hayatlarımız mı?

Bize söylenilenin aksine kendimize zaman ayırmak veya kendimizle ilgilenmek son moda bir ruju veya son model bir cep telefonunu almak değil. Son model arabaya binip, son model bir destinasyona uçmak da değil. Eğer öyle olsaydı sadece ayrıcalıklı, bulunması zor ve çok pahalı şeylerin kendimizle ilgilenmek olduğunu söyleyebilirdik. Açıkçası, günümüz dünyasında kendinle ilgilenmek sanki raflarda, reklamlarda satılan ürünlerle eş değer ve bunu ispatlamak için satın alma eylemi yapmamız gerekiyor. Oysa hepimiz biliyoruz satın aldığımız cafcaflı ürünler sadece bir süreliğine bizi iyi hissettiriyor ve kesinlikle verdikleri tatmin duygusu geçici. Hayatımızdaki her şeyi düzeltmek için bir işe yaramıyor ve kısa bir süre içinde eski ruh halimize geri dönüyoruz.

Oysa kendimizle gerçekten ilgilenmek, zaman ayırmak her gün yapılması gereken, her gün verilmesi gereken bir karar. O anda, her zaman kendinizi iyi hissetmeyebiliriz ama uzun vadede kesinlikle olumlu bir değişime neden olur.

Gerçek kendinle ilgilenme, kendine zaman ayırma kendine söz vermeyi, iç gözlem yapabilmeyi ve alıştırma yapabilmeyi içerir. Kendimizi listenin en önüne koyup, gerçekten neye ihtiyacımız var ve asıl istediğimiz ne bulmayı gerektirir.







Aslında kendimizle ilgilenmek tam olarak hislerimiz ve ihtiyaçlarımızla bağlantıya geçmek demektir. Yoksa tüketim ürünleri satın alıp, asıl ihtiyacımız olan duygu ve isteklerimizin üzerini örtüp, onları görmezden gelmek demek değildir.

Peki asıl hislerimiz ve ihtiyaçlarımızla bağlantıya geçmek için neler yapabiliriz? Duygu ve hislerimize ulaşmamızı sağlayacak şeylerden yardım almakla başlayabiliriz. Bunlar bir arkadaşımızla içten bir sohbet olabileceği gibi, dans veya yin yoga gibi egzersizler veya meditasyon yapmak, günlük tutmak olabilir. Asla alkol veya ilaç türevleri gibi aptallaştıran şeylere başvurmayın. Bunlar da aynı alışveriş gibi duygularınızı açığa çıkaran değil, üzerini örten sahte şeylerdir.

Duygularınızla birlikte olurken veya onların ortaya çıkışını gözlemlerken, özellikle olumsuz olanlar için kendinize karşı her zaman nazik olun. Evet şu an öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı vb olumsuz duyguları hissediyorum. Tüm bunları hissetmek için kendime izin veriyorum. Kendimi yargılamadan tüm bu duyguların ortaya çıkmasına izin veriyorum gibi olumlamalarda mutlaka bulunun.

Bu duygular ortaya çıkarken kendinize sorun, şu an ihtiyacım olan ne? Buradaki anahtar kelime “ihtiyaç”. “İstediğim ne” ile “ihtiyacım olan ne” arasında büyük fark var. Gerçekten içinizde bunu araştırın ve hissedin. Sonra tekrar sorun; “bu ihtiyacımı karşılamak için daha önce ne yapmıştım?” veya “ne bana bu ihtiyacımı şu an karşılamak için yardımcı olabilir?” Size tüm bu soruları ve aklınıza gelen tüm cevapları bir liste halinde yazmanızı öneririm. Elinizde o anki durumunuza dair böyle bir kaynak listenin olması, sizi konfor alanlarınızda kalmanıza veya duygularınızda kaybolup gitmenize neden olan oto-pilot’tan çıkartıp, tekrar tekrar aynı faydasız şeyleri yapıp hayatınızın anlamsızlaşmasına neden olan şeyleri yapmaktan kurtaracak.

Unutmayın kendinizle ilgilenmek düzenli yapmanız gereken bir şeydir. Bir süre yapıp sonra tekrar unutmanız gereken bir şey değil. Neleri yapmaktan hoşlanırsınız, ne size gerçek mutluluk, neşe, sevinç verir? Bilirseniz o şeyleri rutininiz içerisine daha çok ekler, daha çok yaparsınız. Ertelemeden, geciktirmeden, önceliği kendinize vererek… Uçaklarda bile hava maskesini önce kendinize takmanızı isterler.

Kendimize zaman ayırmak, kendimizle ilgilenmekle ilgili her kişinin ihtiyaçları farklı olabilir. İşte size birkaç kendimizle ilgilenme önerisi;
-Sınırlarınızı koyun, ilişkilerinizde sınırlarınızın aşılmasına müsaade etmeyin
-Mutlaka gün içerisinde yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun
-Yediğiniz şeyler bedeninizi doğru şekilde besleyen gıdalar olsun.
-Sevdiklerinizle daha çok zaman geçirin.
-Her gün dışarıda kısa da olsa bir yürüyüş yapın, özellikle doğal alanlarda.
-Kedi, köpek gibi bir evcil hayvan edinin.
-Kendinizle nazikçe konuşun, kendinize karşı hoşgörülü olun. Unutmayın kendine nazik olan insanlar başlarına nazik ve hoş görülü olabilirler.
- Sevdiklerinize onları sevdiğinizi söyleyin.
- Sosyal medya tuzaklarından kendinizi uzak tutun. Sürekli gelen bilgi bombardımanı da zihninizin kaç-savaş pozisyonunda kalmasını sağlıyor.
- Eviniz, ofisinizin düzenine dikkat edin. Dış düzen, iç düzeni de sağlar.
- Kendinize ve başkalarına karşı affetme alıştırmaları yapın.
- Duygularınızı belli edin. Daha çok gülün ve ağlayın.
- Bedeninizi hareket ettirecek sevdiğiniz egzersizler bulun (dans, yoga, yürüyüş, neyi seviyorsanız)

Bu öneriler çok basit olmakla birlikte, düzenli olarak yapıldığında sizi kesinlikle endişe, duygu durum dalgalanmaları, gerçek zevkler yerine duygularınızı kapatan yanlış alışkanlıklara kapılmaktan kurtaracak. Ve en önemlisi gerçek ben’inizle her zaman birlikte kalmanız. Niyetleriniz ve söyledikleriniz, yaptıklarınız bir olursa bütünsel olarak kendinizi her zaman daha iyi hissedersiniz.

Her şey önce kendinize inanmakla başlıyor. Bunu hak ettiğinize inanın. Kendinize olan sevginiz artacak. Kendini seven insanlar her şeyi, herkesi sevebilen, sevecen olabilen dolayısıyla hayatın getirdiklerine karşı daha rahat baş edebilen insanlardır.

Mora Terapi Renk terapisi veya Bach Çiçekleri terapisi de tam size göre olabilir. Endişe, üzüntü, stres gibi olumsuz duyguların hızlıca iyileşmesini sağladığı için kendinize zaman ayırma pratiklerinize başlamanızı kolaylaştıracaktır. Denemekten ve sonuçta tüm duygu ve bedeninize verdiği rahatlamayı deneyimlemekten çekinmeyin.

Mutlu, sağlıklı günler diliyoruz.