dengeli beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dengeli beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2025 Cuma

Akdeniz Diyetinin Faydaları

 



Akdeniz Diyetinin Faydaları

Akdeniz diyeti; sadece bir beslenme modeli değil, aynı zamanda sağlıklı ve dengeli bir yaşam biçimidir. Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin geleneksel mutfak kültüründen doğan bu yaklaşım, bilimsel araştırmalarla da desteklenen pek çok fayda sunar. Doğal, taze ve mevsiminde besinlerin merkezde olduğu Akdeniz diyeti, uzun vadede hem beden hem de zihin sağlığını destekler.

1. Kalp ve Damar Sağlığını Destekler

Akdeniz diyetinin temel yağ kaynağı zeytinyağıdır. Zeytinyağında bulunan sağlıklı yağ asitleri, kötü kolesterolün (LDL) düşmesine yardımcı olurken iyi kolesterolü (HDL) destekler. Düzenli uygulandığında kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasına katkı sağlar.

2. Sağlıklı Kilo Yönetimine Katkı Sağlar

Akdeniz diyeti yasaklayıcı değil, dengeleyici bir beslenme modelidir. Liften zengin sebze ve meyveler, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynakları sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar. Bu da ani açlık ataklarını azaltarak kilo kontrolünü kolaylaştırır.

3. Kan Şekeri Dengesini Destekler

Rafine şeker ve işlenmiş gıdaların sınırlı olduğu Akdeniz diyeti, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Bu yönüyle insülin direncinin yönetilmesine ve tip 2 diyabet riskinin azaltılmasına destek olabilir.

4. Sindirim Sistemini Destekler

Sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve zeytinyağı açısından zengin olan Akdeniz diyeti, bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlar. Lifli besinler sindirimi desteklerken, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.

5. Beyin Fonksiyonlarını ve Zihinsel Performansı Destekler

Balık, ceviz, badem ve zeytinyağı gibi omega-3 ve sağlıklı yağ kaynakları, beyin sağlığı için önemli rol oynar. Akdeniz diyetinin düzenli uygulanması, zihinsel berraklığın korunmasına ve yaşa bağlı bilişsel gerilemenin yavaşlatılmasına katkı sunabilir.

6. Bağışıklık Sistemini Güçlendirmeye Yardımcı Olur

Vitamin, mineral ve antioksidan bakımından zengin olan Akdeniz diyeti; vücudun savunma mekanizmalarını destekler. Özellikle mevsim sebze ve meyveleri sayesinde bağışıklık sistemi daha güçlü bir yapıya kavuşur.

7. Sürdürülebilir ve Doğal Bir Beslenme Modelidir

Akdeniz diyeti kısa süreli bir diyet değil, uzun vadede sürdürülebilir bir yaşam tarzıdır. Katı kurallardan uzak, sosyal yaşamla uyumlu yapısı sayesinde günlük hayata kolayca adapte edilebilir.

Sonuç

Akdeniz diyeti; kalp sağlığından kilo yönetimine, sindirimden zihinsel performansa kadar pek çok alanda bedeni destekleyen bütüncül bir beslenme yaklaşımıdır. Doğal ve dengeli içeriğiyle hem bugün hem de uzun vadede sağlıklı bir yaşam için güçlü bir temel oluşturur.



Doğru Beslenme Alışkanlıkları ve Gıda Bağımlılığı Sürecinde Mora Terapi Desteği

Sağlıklı beslenme süreci yalnızca ne yediğimizle değil, yeme davranışlarımızı etkileyen fiziksel ve duygusal faktörlerle de yakından ilişkilidir. Özellikle gıda bağımlılığı, ani tatlı isteği, kontrolsüz yeme atakları ve belirli besinlere karşı yoğun yönelim; beslenme planlarına uyumu zorlaştırabilir.

Bu noktada Mora Terapi, doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve gıda bağımlılığıyla baş etme sürecinde destekleyici bir yaklaşım olarak öne çıkar. Vücudun frekans dengesini esas alan, non-invaziv yapısıyla Mora Terapi; kişinin besinlere karşı geliştirdiği yoğun isteğin dengelenmesine ve yeme davranışlarının farkındalıkla yönetilmesine katkı sağlayabilir.

Beslenme danışmanlığı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle birlikte uygulandığında, Mora Terapi; sağlıklı seçimlere yönelmeyi kolaylaştıran, süreci daha sürdürülebilir hâle getirmeyi amaçlayan bütüncül bir destek sunar. Böylece kişi, beslenme yolculuğunu daha dengeli, kontrollü ve bilinçli bir şekilde sürdürebilir.



*Bu yazı bilgi vermek amaçlı yazılmıştır. Sağlığınız için en doğru bilgilere ulaşmak için uzman bir hekiminize mutlaka danışmanızı öneriyoruz.




15 Aralık 2023 Cuma

Dengeli Beslenmek İçin 5 Altın Kural

 


Dengeli Beslenmek İçin 5 Altın Kural

Sağlıklı bir yaşam sürmek ve vücudumuza iyi bakmak için, beslenme alışkanlıklarımıza özen göstermek elzemdir. Dengeli beslenmek, enerji seviyelerimizi artırmanın yanı sıra, kilo kontrolü ve genel sağlığı iyileştirmenin de anahtarıdır.


İşte, sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenmenin 5 altın kuralı:


1. Çeşitlilik Esastır:

Beslenme alışkanlıklarınızda çeşitliliği sağlamak, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini karşılamak için önemlidir. Meyve, sebze, protein kaynakları, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, vücudunuzun dengeli ve besleyici bir şekilde çalışmasını destekler.

Örnek: Kahvaltıda yulaf ezmesi, yoğurt, çeşitli meyveler ve bir avuç badem içeren bir kahvaltı tabağı.

2. Porsiyon Kontrolü Yapın:

Sağlıklı beslenmede porsiyon kontrolü, fazla kalori alımını önlemek ve kilo kontrolünü sağlamak için önemlidir. Küçük porsiyonlar, hem mide sağlığınızı korur hem de vücudunuza gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.

Örnek: Ana yemekte protein kaynağı, tam tahıllar ve sebzeleri içeren dengeli bir tabak.

3. Rafine Şeker ve İşlenmiş Gıdalardan Kaçının:

Rafine şeker içeren ve işlenmiş gıdalar genellikle düşük besin değerine sahiptir. Bunun yerine, doğal şeker kaynaklarından ve tam gıdalardan elde edilen enerjiyi tercih edin.

Örnek: Tatlı ihtiyacınızı meyve veya kuru yemişlerle karşılamak.

4. Sıvı Alımına Dikkat Edin:

Su içmek, vücut fonksiyonlarını düzenlemenin ve toksinlerden arınmanın önemli bir yoludur. Çay, bitki çayları veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı içecekleri tercih edin.

Örnek: Gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek, öğünlerinize günlük bir adet taze sıkılmış meyve suyu eklemek.

5. Yavaşça Yemek Yiyin ve Bilinçli Olun:

Yemeklerinizi yavaşça yemek, doyduğunuzda vücudunuza zaman tanır ve aşırı yeme riskini azaltır. Ayrıca, bilinçli yeme alışkanlıkları edinmek, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu anlamanıza yardımcı olur.

Örnek: Her lokmayı iyice çiğnemek ve yemek sırasında telefon veya televizyon izlemekten kaçınmak.

Bonus: Mora Terapi ile Sağlıklı Beslenmeye Destek:

Mora Terapi, vücuttaki enerji akışını dengeleyerek ve stresi azaltarak sağlıklı beslenme alışkanlıklarını destekleyebilir. Bu terapi, kişinin içsel dengeyi bulmasına yardımcı olarak, sağlıklı kilo verme süreçlerine de katkıda bulunabilir.

Sağlıklı beslenmek, bir günlük görev değil, bir yaşam tarzıdır. Bu altın kuralları takip ederek, dengeli bir diyetle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek mümkündür.


Sağlık ve İyi Yaşam İçin En Doğru Bilgileri Alın: Uzmana Başvurun!

Unutmayın, her bireyin sağlık durumu farklıdır ve doğru bilgiye ulaşmak için en güvenilir kaynaklardan biri uzman görüşleridir. Yazılarımızdaki bilgiler genel bilgilendirmeler olup, kişisel sağlık durumunuza uygun en doğru tavsiyeleri almak adına mutlaka bir uzmana başvurmanızı öneririz. Sağlıklı ve bilinçli bir yaşam için profesyonel rehberlik her zaman en güvenilir yoldur. Unutmayın, sizin sağlığınız her şeyden önemlidir.


20 Haziran 2022 Pazartesi

SPOR YAPARKEN NEDEN FARKLI BESLENMELİYİZ?




 Sağlıklı ve dengeli beslenme hepimizin yaşamı için çok önemli olan bir konudur. Bunun yanında hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi hissetmek için spor yapmak da hayatımızın önemli bir parçası olmalıdır.

Sağlıklı beslenme; hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Sağlıklı gıdalar sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Ve spor yapan/yapmayan herkesin beslenmesine önem vermesi gerekir.

Spor yapan kişiler, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de spor yapmayan kişilerden farklı olmalıdır.

Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığı farketmeksizin, yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir.

Sporcu beslenmesin temel farkı; sağlığı ve kiloyu korumakla beraber, yapılan sporun etkisini arttırması ve en yüksek verimi almayı sağlamasıdır.

Spor yapan kişilerin beslenme şeklinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Örneğin; tuz, şeker, yağ tüketimini vücuda zarar vermeyecek kadar azaltmak, karbonhidrat ve protein tüketimine ağırlık vermek ve bol su içmeye özen göstermek herkes için en sağlıklı olanıdır.

Spor ve egzersiz yapan kişiler ve genel olarak sağlıklı ve düzenli yaşamak isteyen herkes için sağlıklı beslenmenin önemi büyüktür. Spor yapılmadan önce enerji verecek ve tok tutacak gıdaları tüketmek; spor esnasında güç ve enerji kaybetmemeye, yapılan antrenmandan yüksek verim almaya ve böylece spor süresini uzatmaya katkı sağlar. Dengeli ve sağlıklı beslenmek; spor yapan kişilerin konsantrasyonunu arttırmada da etkilidir.


 Vücudumuz için en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Spor yaparken enerji ihtiyacı artmaktadır. Bu sebeple spor yaparken karbonhidrat ağırlıklı beslenilmesi önemlidir. Vücuda yeterli kadar karbonhidrat alınmadığında proteinler enerji tüketimi için kullanılır. Yetersiz karbonhidrat sonucu spordan alınan verim düşmektedir. Bu sebeple spor yaparken enerji ihtiyacını karşılayacak kadar, dengeli şekilde karbonhidrat tüketimi gereklidir. Karbonhidrat miktarı kişinin yaşına, kilosuna ve yaptığı spora göre değişkenlik gösterir.

 Spor yapan kişilerin mutlaka tüketmesi gereken bir diğer besin grubu da proteinlerdir. Vücudumuzda doku iyileştirme, inşa etme, güçlendirme ve metabolizmayı düzenleme gibi pek çok önemli görevleri olan proteinler, fiziksel gelişimimiz için oldukça önemlidir. Spor yapan kişiler de kas kütlesini korumak ve onarmak amacıyla protein tüketimine ağırlık verir. Aynı zamanda protein; spor esnasında efor harcanırken oksijen kullanımını destekler.

Spor yaparken beslenme şekline ve tüketilen gıdalara dikkat etmek; yapılan sporun fiziksel etkisini arttıracağı gibi düzenli spor ile beslenme birleştiğinde ruhsal olarak da olumlu etkileri beraberinde getirecektir.

Spor yaparken, bahsettiğimiz gibi yeteri kadar karbonhidrat ve yağ tüketmek, sebze-meyve tüketimini arttırmak kısaca sağlıksız gıdalardan uzak durmak ve sağlıklı beslenmeye çalışmak önemlidir.

Bunun yanında yine sağlığa zararı oldukça fazla olan sigara ve alkol tüketimi herkese zarar verdiği gibi spor yapan kişilerin de hayatında olmaması gereken zararlı maddelerdir.


26 Şubat 2022 Cumartesi

KARACİĞER DOSTU BESİNLER NELERDİR?

 




Karaciğer; vücudumuzda karın boşluğunun sağ üst tarafında bulunan vücudun en büyük organıdır. Karaciğer sağlığı oldukça önemlidir.

            KARACİĞERİN GÖREVLERİ 

• Vücuttaki en büyük salgı bezidir.

• Protein sentezi yapar.

• Yağları hazmetmek için safra üretir.

• Enerji, karbonhidrat, protein, yağ ve şeker depolar.

• Yağları sentezler, depolar ve metabolize eder.

• Vücut ısısını dengelemeye yardımcı olur.

• Kandaki glikozu glikojene çevirir.

• Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.

Vücuttaki düzenli işleyişte önemli rolü olan karaciğerin sağlığını korumak için tüketilmesi gereken besinler vardır. 


          KARACİĞER DOSTU BESİNLER 

ENGİNAR: Karaciğer dostu besinler denilince akla ilk enginar gelir. A,B ve C vitamini zengini, aynı zamanda potasyum ve kalsiyum gibi mineralleri de içinde barındıran enginar; içeriğindeki ‘ciarin’ adlı bileşen sayesinde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar. Enginar, karaciğerin yanı sıra safra kesesi sağlığını korur ve safra kesesi hastalıklarını önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda böbreklere de olumlu etkisi olan enginar idrar söktürücüdür. Enginar ödem atmaya da yardımcı olur. Karaciğer sağlığı için önemli olan enginarı mevsiminde taze olarak ve haşlayarak ya da zeytinyağlı olarak tüketmek daha doğru olur.


YEŞİL ÇAY: Pek çok faydası olduğu bilinen yeşil çay; düzenli tüketildiğinde  alkolle ilgili olmayan  karaciğer yağlanmasını önlemeye yardımcı olur. Antioksidan özelliği olan yeşil çay, kanserden korur ve inflamasyonu engeller.


KAHVE: Yeşil çay gibi kahvenin de faydaları olduğu bilinmektedir. Ölçülü şekilde tüketilen kahve; karaciğer sağlığına da iyi gelmektedir. Kahve tüketen kişilerde karaciğer hastalığı sonrasında kalıcı hasar olmadığı gözlenmiştir.


SARIMSAK: Doğal antibiyotik ve antiinflamatuar özelliğiyle ve birçok faydasıyla bilinen sarımsak aynı zamanda karaciğer iltihabını da önler.


YER FISTIĞI: Yer fıstığının içeriğindeki kolin sayesinde karaciğer sağlığına fayda sağlanmış olur. Ayrıca E vitamini zengini olan yer fıstığı bu sayede karaciğeri enfeksiyonlara karşı korur.


BALIKLAR: Omega 3 yağ asiti karaciğer sağlığını desteklemektedir. Bu doğrultuda somon, uskumru gibi yağlı balıkların tüketilmesi karaciğer için faydalı olacaktır.


ÜZÜM: İçinde resveratrol adlı güçlü bir antioksidan bileşeni barındıran üzüm, diğer antioksidanlar gibi karaciğeri iltihaplardan ve kanserden korur.


GREYFURT: C vitamini ve antioksidan zengini bir turunçgil olan greyfurt, karaciğerin kendini temizlemesine yardımcı olma özelliğine sahiptir.


YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Ispanak, pazı, avokado, maydanoz, kara lahana, Brüksel lahanası gibi sebzeler glutatyon adlı güçlü antioksidan içerdiği için karaciğerin düzenli çalışmasına ve yağlanma olmasını engellemeye fayda sağlar.





13 Şubat 2019 Çarşamba

SAĞLIKLI BESLENME PROGRAMINIZI DESTEKLEYECEK BESİNLER


Sağlıklı kilo vermenin sırrı, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve bol su içmektir. Hızlı kilo vermeyi vaat eden, yoyo etkisi yaratabilecek, ciddi kalori kısıtlaması yapılmış olan diyetlerden uzak durulmalıdır. Popüler ve tekrarlayıcı diyetler yağ yakımından çok vücutta kas ve su kaybına neden olmaktadır. Kişi kilo kaybettiğini düşünürken vücudu aslında su kaybına uğrar ve kısa süren diyet programından sonra verilen kilolar fazlası ile geri alınabilmektedir. Onun yerine sağlıklı beslenme davranışları kazanmak uzun vadede sağlıklı olabilmek adına oldukça önemlidir. Örneğin; mevsiminde meyve sebze tüketmek, beslenme planında her gruptan besine yer vermek, porsiyon kontrolüne dikkat etmek, tabaklarımızda renk renk sebze meyve ve yağlı tohumlara yer vermek gibi.

Sağlıklı bir beslenme planında çeşitlilik en önemli faktörlerden biridir. Hiçbir besinin vücutta kendi başına mucize yaratmadığı unutulmamalıdır. Önemli olan her besinden fayda sağlayabilmektedir.


Yumurta: Yumurta, dolgunluk hissi üzerinde güçlü bir etkiye sahip, besleyici, yüksek protein içeren bir besindir. Tam bir yumurta vücudun üretemediği 9 aminoasitin tamamını içermektedir ve bu amino asitler sindirildikten sonra bağırsaklardaki iştah bastırıcı hormonların salınmasını tetiklemektedir. Ayrıca yumurta proteini anne sütünden sonra vücutta en iyi kullanılan proteindir.


Süt ve süt ürünleri: İçerdikleri kalsiyum, yağ yakımını sağlayan en önemli mineraldir. Hem protein içeriği hem de kalsiyumun metabolizmayı hızlandıran etkisi ile kilo verme döneminde sizi destekleyeceklerdir. Aynı zamanda kefir, yoğurt gibi fermente süt ürünleri içerdikleri probiyotikler sayesinde bağırsak dostu özelliktedirler.

Elma sirkesi: Elma sirkesinin taşıdığı asetik asit sayesinde mide asiditesini arttırarak, asit azlığı nedeniyle yaşanan sindirim problemlerini çözebildiği bilinmektedir. Klinik çalışmalarda elma sirkesinin kan basıncını, kolesterolü ve tokluk kan şekerini düşürdüğü kanıtlanmıştır. Elma sirkesinin kilo, serum trigliserit seviyesi, yağ alanları ve vücut yağ kütlesinde azalma sağladığı saptanmıştır.

Yeşil Çay: Yeşil çayda kafeinin yanı sıra yüksek miktarda fenolik bileşikler bulunmaktadır. İçeriğindeki kafein ve kateşinlerle yağ yakımını destekleyerek kilo kaybını kolaylaştırmakta, aynı zamanda antioksidan özellik göstermektedir. Termojenik etkisi ile metabolizma hızında da artış sağlayabilmektedir.

Tarçın: Kan şekeri regülasyonu sağlandığında, yağ yakımı ve kilo verme süreci kolaylaşmaktadır. Bu nedenle kan şekeri ve insülin direnci üzerine etkili olan çin tarçınını beslenme düzeninize ekleyebilirsiniz. Yapılan çalışmalar tarçının kan şekeri seviyesini düzenlemede yardımcı olduğunu göstermiştir. Özellikle Tip 2 diyabeti olan kişilerde tarçın iştahı azaltmak için kullanılmaktadır.

Keten Tohumu: Balıkta olduğu gibi, omega yağ asitleri bakımından zengin olan keten tohumu yağ yakımını hızlandırmakta ve yağın vücutta depolanmasını önlemektedir. Ayrıca içerdiği lignan sayesinde keten tohumu menopoz sonrası kadınlarda vücut yağının artışını da önleyebilmektedir. Ancak ailesinde meme / rahim kanseri öyküsü olanlar, kan sulandırıcı kullananlar keten tohumu tercih etmemelidir.

Yulaf Ezmesi: Yulaf ezmesi yüksek lif içeriği ve yüksek su emme kapasitesinden dolayı tok tutma gücü oldukça yüksek bir tam tahıldır. Yulafta bulunan beta-glukan gibi çözünebilir lifler midede su çekerek yoğunlaşmakta ve mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmayı desteklemektedir.

Avokado: Avokado, omega 9 yağ asitlerinden oldukça zengin ve kilo vermeye yardımcı bir besindir. Yağ yakımını ve metabolizmayı hızlandırabilmektedir. Düzenli olarak tüketildiğinde kilo kaybına destek olmaktadır.

Hindistan Cevizi Yağı: İçinde bulunan orta zincirli yağ asitleri; vücudun depolamak yerine enerji için kullanmayı tercih ettiği bir yağ cinsidir. Yapılan çalışmalarda günde 2 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı tüketiminin; insülini dengelediği ve göbek bölgesinde yağlanmayı özellikle kadınlarda azalttığı görülmüştür.  Ancak hidrojenize Hindistan cevizi yağı kullanılmamalıdır.

Çiğ Badem: Çiğ badem; magnezyum, protein, vitamin E, lif ve kalsiyum gibi besin ögelerinden oldukça zengindir. Bu zengin içeriğiyle özellikle karın çevresindeki yağlanmayı önlemektedir.

Limon: Karın bölgesindeki yağları azaltmak için, güne limonlu su ile başlayabilirsiniz. Ancak bu uygulama düşük tansiyon problemi olanlarda önerilmemektedir.

Aynı zamanda sebzelerin sindirimleri için harcamanız gereken kalori, kendi içerdikleri kaloriden genellikle fazladır. Bu nedenle kilo vermek için günlük doğru miktarlarda meyve ve sebze tüketimi posa içeriği ve çeşitli besin bileşenleri açısından önemlidir.

Mora Terapi ile yapılan kilo terapilerinde amaç sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırabilmektir. Bağırsak terapisi ile birlikte yapılan bağırsak sağlığını bozabilecek veya vücuda herhangi bir fayda sağlamaksızın kalori içeriği yüksek gıdalara karşı isteksizlik oluşturularak vücudunun sağlıklı işleyişini geri kazandırmaktır. Mora Kilo Terapileri sağlıklı besin tercihleri yapmanızı sağlayarak, sağlıklı yaşama teşvik etmektedir.



23 Ocak 2019 Çarşamba

RENK RENK BESLEN, DAHA SAĞLIKLI YAŞA


Sebze meyve tüketimi hem vitamin ve mineral alımı açısından hem de lif deposu olmaları açısından oldukça önemlidir. Aynı zamanda, sebze ve meyvelere renklerini veren maddelerin sağlığa faydası oldukça fazladır.
Renkli meyve sebzeler dendiğinde akla ilk gelen renkler kırmızı, turuncu, beyaz, mor, yeşil ve sarıdır. 

Besinlere renklerini veren, tek başlarına besleyici özellik taşımayan ancak sağlığı koruyan ve yaşama zindelik katan maddeler "fitokimyasallar" olarak adlandırılmaktadır. Çeşitli renklerdeki besinler tercih edildiği zaman farklı vitamin, mineral ve fitokimyasallar bir arada alınmış olmaktadır. Bu yüzden sağlıklı beslenmede renkli tercihler yapmak oldukça önem taşımaktadır.


Kırmızı ve mor besinler: Antioksidan kapasitesi yüksek olan kırmızı-mor meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemimizi korumada oldukça etkilidir. Hastalıklara karşı vücudumuzu korumakta ve kırmızı kan hücrelerini olumlu yönde etkilemektedir. Ayrıca, kalp-damar sağlığı için de oldukça etkilidir. Domates, kırmızı kapya biber, çilek, kiraz, böğürtlen, frambuaz, yaban mersini, nar gibi besinler örnek olarak verilebilmektedir. Tüm bu etkilerin yanı sıra özellikle mor renkli patlıcan, siyah üzüm, mor lahana, incir ve mürdüm eriği gibi besinler kansere karşı koruyucu ve yaşlanma karşıtı etkileri ile bilinmektedir.


Sarı ve turuncu besinler: Genellikle yüksek C vitamini ve yüksek lif içerikli besinlerdir. Toksinleri vücudumuzdan uzaklaştırarak vücut direncimizi arttırmaktadırlar. Yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak sağlığımıza da olumlu etkilemektedirler. Besinlere turuncu rengi veren bileşik olan beta-karotenin kanser, damar sertliği ve katarakt gibi hastalıkları önlediği yönünde araştırmalar bulunmaktadır. Ayrıca güçlü bir antioksidan olduğundan hücreleri erken yaşlanmadan da korumaktadır. Muz, limon, ananas, sarı biber, kayısı, kavun, havuç, mango, balkabağı, portakal, mandalina bu besinlere örnek olarak verilebilmektedir.

Yeşil besinler: Yeşil besinler oldukça zengin bir sınıftır. Lif, vitamin ve mineral içeriği oldukça yüksek gruplardan biridir. Kansere karşı koruyucu ve K vitamini açısından da zengindir. Özellikle karaciğer sağlığında ve toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasında önemli rol oynamaktadırlar. Mutlaka her öğünde bulunması tavsiye edilmektedir. Brokoli, maydanoz, marul, roka, taze nane, dereotu, ıspanak, enginar, yeşil biber, yeşil erik, yeşil elma, kivi, taze fasulye, kabak gibi besinler örnek olarak verilebilmektedir.

Beyaz besinler: Sarımsak, soğan, karnabahar, turp, kereviz, pırasa gibi besinlerin içinde bulunduğu bu grup, enfeksiyonlardan korunmada ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde oldukça önemlidir. Aynı zamanda anti-inflamatuar ve kansere karşı koruyucu etkileri ile de dikkat çekmektedirler.

Siyah besinler: Özellikle anti-kanserojen etkisi ile bilinen bu besinlerin ayrı ayrı kan şekerini dengeleme, tokluk hissi verme, bağırsak hareketlerini düzenleme, demir emilimini arttırma, tansiyonu dengeleme gibi önemli etkileri bulunmaktadır. Koyu renge sahip meyveler kalp sağlığı ve idrar yolları sağlığında da olumlu etki yaratmaktadır. Siyah üzüm gibi kabuk ve çekirdeği ile birlikte yenilen meyveler, vücut hücrelerinin yenilenmesinde oldukça etkilidir. Keçiboynuzu, kuru üzüm örnek olarak verilebilmektedir.

Her besinden alınabilecek vitamin, mineral ve bileşenler farklı olduğundan öğünlerde farklı renkli sebze ve meyvelere yer vermek çok önemlidir. Mora Terapi ile yapılan kilo terapilerinde kişilerin olumsuz beslenme davranışlarından uzaklaşarak doğru besin tercihleri yapabilmeleri ve daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilmeleri desteklenmektedir. 



9 Ocak 2019 Çarşamba

SAĞLIKLI YAĞLARDAN KORKMA!


Yağlar en değerli besin gruplarındandır. Birçok yağ çeşidi bulunmaktadır ve tüm yağları zararlı olarak adlandırmak çok yanlıştır. Araştırmalar sonucu yağ içermeyen diyetlerin insan sağlığını olumlu yönde etkilemediği kanıtlanmıştır. Fakat beslenme planına dahil etmemiz gereken yağlar sağlıklı yağlar olmalıdır. Yağ içeriği yüksek paketli gıdalar, kızartmalar, trans yağ içeren gıdalar bu gruba kesinlikle girmemektedir.

Sağlıklı yağlar hem enerji kaynağı olmaları açısından hem de çeşitli vücut sistemlerini destekledikleri ve enflamasyonu dengelediklerinden insan sağlığı için oldukça önemlidir. Sağlıklı yağlardan zengin besinlere ise; zeytinyağı, badem, ceviz, keten tohumu, yağlı balıklar, hindistan cevizi yağı, avokado ve yer fıstığı verilebilmektedir.


Zeytinyağı: Zeytinyağının en önemli özelliklerinden biri kalp ve dolaşım sistemi dostu olmasıdır. İçerdiği fito kimyasallar ve E vitamini gibi antioksidanlar sayesinde bağışık sistemini güçlendirir hatta kansere karşı vücudu korumada etkilidir. Kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmakta ve hücrelerin insüline duyarlılığını artırmaktadır. Ayrıca kemik yapımını arttıran hormonların salgılanmasına destek olarak ileri dönemlerde oluşan osteoporoza karşı önlem oluşturmaktadır. Aynı zamanda bağırsak hareketleri ve temizliğinde de oldukça etkilidir. Ancak zeytinyağını kullanırken yararlı etkilerinden faydalanabilmek için doğru tüketilmesi çok önemlidir. Çabuk yanabileceğinden, kızartma ve kavurma gibi yüksek ısı isteyen işlemler için zeytinyağı doğru bir tercih olmayacaktır. Salatalarda çiğ şekilde veya zeytinyağlı sebze yemeklerinde kullanımı daha doğru olacaktır.


Avokado: 2013 yılında yapılan bir çalışma sonucunda, avokadonun kişilerde metabolik sendrom riskini düşürebildiği ve bel çevresi yağ miktarını azaltmada etkili olduğu gözlemlenmiştir. Kalp sağlığı için oldukça faydalı olan avokado limon ve sarımsak ile lezzetlendirilerek tercih edilebilmektedir. Ancak porsiyon kontrolü her yağ grubunda olduğu gibi burada da önemlidir.

Hindistan cevizi yağı: Özellikle son zamanlarda sıkça duyduğumuz Hindistan cevizi yağı, bağırsaklardan direkt emilebilme özelliğine sahiptir. Bu sayede metabolizma hızlandırıcı etki oluşturabilmektedir. Kilo kontrol veya zayıflama amaçlı oluşturulan diyetlerde porsiyon kontrolüne dikkat edilmek üzere kullanılabilmektedir. Ayrıca Hindistan cevizi yağının antibakteriyel özelliği de mevcuttur. Pişirme açısından yüksek ısıya dayanıklı olduğundan mutfakta rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Keten Tohumu: İçerdiği omega 3 yağ asitleri sayesinde kalp dostu yağlar arasındadır ve bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir. Kansere karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda içeriğindeki omega 3 yağ asitleri sayesinde de depresyondan korunmada etkilidir.

Ceviz ve Badem: Ceviz, kalp damar sağlığını koruduğu gibi beyin için de en değerli besinlerden bir tanesidir. Bademin, Amerikan Kalp Cemiyetinin yaptığı bir araştırmaya göre kalp hastalıklarına karşı önleyici etkisinin olduğu ve bel çevresi yağlanmayı azaltıcı etki gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yüksek oranda magnezyum ve E vitamini içerdiğinden bağışıklık sistemini kuvvetlendirmektedir.

Beslenme düzenine dahil edilebilecek sağlıklı çeşitlilik sağlayarak, daha zengin ve sağlıklı öğünlerin oluşturulabilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden, Mora terapi ile yapılan bağırsak terapisi ve kilo seanslarından sonra, danışanlara hangi yağların, gün içerisinde nasıl ve ne kadar kullanabilecekleri hakkında bilgi verilmektedir. Özellikle zeytinyağı kullanımı Mora protokollerinde sıkça kullanılması önerilen yağlardandır. 



15 Mayıs 2015 Cuma

Sağlıklı Beslenmede Yanlışlar ve Doğrular

Sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışlar Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Berna Ertuğ, sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışlar ve doğru beslenme kuralları hakkında bilgi verdi.

Sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü için bir diyet programı uygulayacak kişiye, kilo verme sürecinde diyetisyen tarafından vücut analizi ve bazal metabolizma ölçümü yapıldıktan sonra özel bir beslenme planı oluşturulduğu



nu aktaran Berna Ertuğ, "Beslenme; kişiye özgü, bireyin yaşı, vücut yapısı, boyu, cinsiyeti, mesleği, mevcut hastalıkları ve beslenme alışkanlıklarına uygun olmalıdır" dedi. Ertuğ, sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışları ise şöyle sıraladı:

YANLIŞ: Su içersem zayıflarım!

DOĞRU: Suyun sağlıklı beslenmedeki yeri çok önemlidir. Su; sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kilo vermede ise vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur. Sağlık için günde ortalama 2 litre su içmek yeterlidir.

YANLIŞ: Öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!

DOĞRU: Öğün atlayan kişiler kısa sürede kilo verebilir. Ancak daha sonra hızla verilen kilonun tamamımı geri almaktadır. Sağlıklı kilo; çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle verilebilir.

YANLIŞ: Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!

DOĞRU: Sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizma hızına çok önemli bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle sigara bırakıldığında hızlı kilo alımına neden olmamaktadır. Kilo alımının nedeni metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Sigarayı bırakan bireyler, şekersiz sakız ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite ile kilo alımının önüne geçebilir.

YANLIŞ: Saat 18.00’den sonra bir şey yersem şişmanlarım!

DOĞRU: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlanırsa, saat 18.00’dan sonra yenilen yemekler kilo alımına neden olmaz ve kilo kontrolünü sağlar. Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Yatmadan en geç 2 saat önce 1 ara, en geç 4 saat önce ana öğün yapılmak metabolizmanızı hızlandırır.

YANLIŞ: Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm!

DOĞRU: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir. Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır.

YANLIŞ: Sabah aç karnına limon suyu içersem yağ yakarım!

DOĞRU: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır. Bu içecekleri içerek mide asidini artırıp daha çok acıkmak yerine salatalara limon sıkılmalıdır.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/28848508.asp

6 Nisan 2015 Pazartesi

Diyabet Giderek Yaygınlaşıyor.

‘Şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabet, grip kadar yaygınlaştı. Diyabetli sayısı on yıl öncesine oranla iki kat arttı. Kalp, damar ve sinir sistemi rahatsızlıklarına neden olduğu gibi göz damarlarında ve böbreklerde kalıcı hasarlara da yol açabilen bu hastalık, sağlığı ciddi anlamda tehdit ediyor.

Beslenme şekli, stres, yaşam tarzı gibi çevresel etkenler de diyabetin çıkışını hızlandırabiliyor.


Kandaki şeker düzeyi belli bir seviyede olmalı ki yaşamsal fonksiyonlarımız devam edebilsin. Ama diyabette olması gerekenden daha yüksek şeker kanda tespit ediliyor.

Şekerin fazlalığı da kısa ve uzun vadede vücuda zarar veriyor. Çok su içme, sık idrara çıkma, fazla yeyip buna rağmen kilo alamama gibi durumlar diyabetin belirtileri arasında yer alıyor.

Aşırı halsizlik, kas güçsüzlüğü, iyileşmeyen yaralar ve özellikle bayanlarda görülen iyileşmeyen ve tekrarlayan idrar yolu ve genital enfeksiyonlar da belirti olarak sayılabilir.

Şişmanlık oluşum nedeni
Diyabet, Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere ikiye ayrılır. Bunların dışında gebelikte ve pankreas organının hasarına bağlı gelişen diyabet de vardır. Tip 1 diyabette vücudun kendi bağışıklık sistemi pankreasta insülin üreten hücrelere karşı antikorlar oluşturur.
Buradaki hücreleri öldürmesi yüzünden insülin yetersizliği söz konusu olur. Tip 2 diyabet ise daha çok beslenme alışkanlıkları, genetik özellikler, çevresel faktörler, stres ve obezite nedenleriyle oluşuyor. Genelde düzensiz ve yanlış beslenme, spordan yoksun bir hayat sonucunda şişmanlık gelişiyor. Kişinin vücudunda özellikle yağ ve kas dokusunda pankreastan yeterince insülin üretilmesine rağmen hedef organlarda insülin şekerinin yeterince kullandırılmaması sonucunda şeker yükselmeye başlıyor.

Şeker taraması konusunda bilinçlendirme şart
İlerleyen zamanlarda şeker kontrol edilemezse beyine giden damarlarda tıkanıklıklar oluşabiliyor. Aynı şekilde göz damarlarına da zarar gelebiliyor. Hatta bu durum zaman zaman görme kayıplarına kadar ilerleyebiliyor. Şekerin kontrolsüz kaldığı durumlardan böbrek damarı da etkilenebiliyor.
Böbrek yetmezliği başlayıp hastanın diyalize girmesine neden olabiliyor. Ayak damarlarında veya sinirlerinde duyu kayıpları oluştuğu için de travmaya, kesiğe ya da yanmaya acı hissi azalabiliyor. Bu nedenle de yaralanmalar artabiliyor. Tüm bu süreçleri yaşamadan insanları şeker taraması konusunda bilinçlendirmeliyiz.
Bilinen diyabetli sayısı Türkiye’de yüzde 8’lerdeyken 13’lere yükseldi. Yani yüzde 30’un üzerinde bir artış var. Özellikle obezite ile paralel olarak 10 yıl öncesine göre diyabetli sayısı iki katına çıktı.
Bir bu kadar da bilinmeyen diyabetli var. Erken tarama gerekiyor. Kişiler risk grubundaysa yani kırk yaş üstündeyse, vücut kitle endeksi normalden fazlaysa, ailede diyabetli varsa mutlaka şeker yükleme testiyle ileri şeker taramasına gitmesi lazım.

Dengeli beslenmek önemli
Beslenme ile diyabet arasında önemli bir bağ var. Bu nedenle sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Mide boşalma zamanları var. İki buçuk saat ile dört saat arasında değişir.
Kesinlikle üç ana öğün üç de ara öğün beslenme şeklinde bir hayat tarzı oluşturulmalı ve öğünler sağlıklı bileşenlerden oluşmalı. Karbonhidratlar glikozun ana kaynağıdır. Vücudumuzun enerjisini karşılayacak en önemli besin maddeleridir. İşte bu sebeple, beslenmemizde karbonhidrat olmalı.
Meyveden süt ve süt ürünlerine, makarnadan ekmeğe kadar her şeyi yemek gerekiyor. Bunun dışında aşırı proteinli beslenmek de kilo artışına neden olabilir. Yasak kavramına karşıyım. Önemli olan öğünlerde bunların dengeli tüketilmesi.
Bol lifli, meyve ve sebze oranı yeterli olan proteini de dengeli olan bir beslenme şekli gerekli. Ara öğünlerde ise badem, yer fıstığı, ceviz gibi besinleri tüketmekte fayda var. Bir avuçtan fazlası yenmemeli.

23 Mart 2015 Pazartesi

Sihirli İçecek Su

Artan nüfus, çarpık kentleşme ve alt yapı sorunları nedeniyle temiz suya ulaşma imkanı her geçen gün azalıyor. Ancak bilinçli ve doğru su tüketimi başta böbrekler ile karaciğer olmak üzere tüm organlar için hayati önem taşıyor.

Sihirli içecek su
İnsan vücudunun yüzde 70’e yakını sudan oluşmaktadır. Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ve vücudun bütün fonksiyonları yeterli miktarda suyun içilmesi ile sağlanabilmektedir. Vücutta taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere besin ve oksijen taşırken atıkları da uzaklaştırmaktadır. Su ayrıca sıcak havalarda vücudu serin tutar, soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar. Eklemlerin kayganlığının sağlanması ve çeşitli biyokimyasal olayların oluşmasını da sağlamaktadır.

Su yerine çay kahve içiyorum demeyin
Gün içinde içilen çay ve kahveden alınan suyun yeterli olacağını düşünülerek, suyun vücuda olan olumlu etkisi göz ardı edilmektedir. Farklı içecekler kesinlikle suyun yerine geçmemektedir. Günde 1,5-2,5 litre su tüketimine önem vermek gerekmektedir.

Su “0” kaloridir ve mideye dolgunluk hissi verdiğinden kilo kaybına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda metabolizmayı hızlandırır. Düzenli su tüketmek, az yemek yemeyi ve su içme isteğinin devam etmesini sağlamaktadır. Sabah kalkar kalkmaz ve gece yatmadan içilen bir bardak su tokluk hissi açısından önemlidir. Su içerek idrarla yağ atma düşüncesi ise yanlış bir inanıştır. Suyun zayıflatıcı etkisi yağı yakmasından değil, verdiği tokluk hissinden kaynaklanmaktadır.

Yetersiz su alımı tüm vücudu vuruyor
Su yeterince tüketilmediğinde önemli sağlık sorunlarına neden olur. Vücudun en önemli yaşam kaynağı olan suyun eksikliğinde yaşanabilecek sıkıntılar şunlardır:

1- Günlük su ihtiyacının uzun süre giderilmemesi durumunda böbrekler kalıcı olarak zarar görebilmektedir.
2- Vücuda yeterli su alımı olmadığı takdirde vücuttan atılması gereken metabolik atıklar böbrek tarafından atılmamakta ve bu görevi karaciğer yapmaya çalışmaktadır. Bu durumda karaciğere daha fazla yük binmekte ve vücutta yağ depolanma oranı artmaktadır.
3- Ciltte kuruluk: En büyük organ deridir. Susuzluk nedeniyle ciltte meydana gelen kuruluk, kırışıklıklara neden olur. Ne kadar çok su tüketilirse, yaşlanma belirtilerini o kadar geç ortaya çıkar.
4- Vücut direncinin düşmesi: Gribe karşı da, vücut direnci için de susuzluğun bertaraf edilmesi çok önemlidir.
5- Hazımsızlık: Su tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
6- Anne sütü azlığı: Su emziren kadınlarda, süt üretimini artırır, az tüketildiğinde de süt azalır ya da yeterli verim alınamaz.
7- Kalpte yorgunluk: Alınan sıvı miktarı yeterli ise kalbin çalışma hızı normal olacak ve ritm sorunları daha az yaşanacaktır.
8- Baş ağrısı, unutkanlık ve konsantrasyon bozukluğu az su tüketimi sonucunda oluşabilir.
9- Saç dökülmesi ve kepeklenme: Az su tüketimi saç derisi kuruması ile birlikte kepeklenmeye neden olabilir. Bu da saç derisinin tutulmasını azaltıp, saç dökülmelerine zemin hazırlayabilir.
10- Kabızlık: Sindirim sitemi daha yavaş çalışır ve kabızlık meydana gelebilir.
11- Kas krampları: Su, eklem sağlığımız için çok önemlidir. Eklemlerimizdeki özellikle hareketi sağlayan kıkırdak dokusunun su oranının yüksek olması gerekir. Bu oran azaldığında eklem hastalıklarına yakalanma riski artar. Su tüketimi ile kasların elastikiyeti artacak, bu da eklem ve kemik sağlığını olumlu etkileyecektir. Su tüketimi eklem sağlığı açısından faydalı olduğundan daha iyi bir egzersiz imkanı verecektir.
12- Düzensiz tansiyon: Uzun vadeli susuzluk ciddi problemlere neden olur. Tansiyon, kan dolaşımı, sindirim, böbrek görevleri ciddi olarak etkilenmektedir.

Suyun fazlası da zarar veriyor


Böbreklerin belirli bir oranda su atma kapasitesi bulunmaktadır. Böbreklerin su atma kapasitesinin üzerinde su tüketildiğinde atılamayan su, kanda birikerek, kandaki elektrolitlerin, kan hücrelerinde değişikliklere neden olmaktadır. Bu ise hücre içi ve dışı sıvıların dengesini bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

4 Kasım 2014 Salı

SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!



Kalbi korumak, alkol ve sigaradan uzak durmak, beslenmeye özen göstermek ve spor yapmak sağlıklı bir vücut için önemli ama yeterli değil…
Temizlikten uyku düzenine, cinsel yaşamdan stresten uzak durmaya sağlıklı yaşamın birçok kuralı olduğunu belirten TOBB ETÜ Hastanesi kardiyoloji uzmanı Dr. Rahşan Turan, hafta da 1 gün de olsa şehirden uzaklaşmayı ve doğayla baş başa olmayı önerdi.
OLMAZSA OLMAZ…
Vücudun hasta düşmemesi, esenlik ve sıhhat durumu iyiliğinin sağlıklı olmayı anlattığını ifade eden Dr. Rahşan Turan, “Sağlıklı yaşam ise kişinin temizliğine ve beslenmesine dikkat etmesi, spor yapması ile birlikte yaz-kış aylarında hastalıklara yakalanmadan yaşamını idame ettirebilmesidir. Sağlıklı yaşam kişinin olmazsa olmazlarındandır” diye konuştu.
SAĞLIK İÇİN BUNLARA DİKKAT!
Egzersiz, kalp sağlığı ve beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Dr. Turan, sağlıklı bir yaşam için uyulması gerekenler ve kuralları şöyle sıraladı;
1-Spor yapmaya özen gösterilmeli.
2- Sağlıklı beslenmeli; yağlı yemekler ve aşırı yemek yenmemeli, sabah kahvaltısı mutlaka yapılmalı, meyve-sebze tüketimine özen gösterilmeli.
3- Alkol ve sigara tüketilmemeli.
4- Gün içerisinde sürekli oturulmamalı, aktif olunmalı.
5- Kişisel temizliğe ve çevre temizliğine önem verilmeli.
6- Stresten uzak durulmalı.
7- Cinsel yaşama dikkat edilmeli.
8- Uyku düzenine dikkat edilmeli.
9- Haftada bir bile olsa şehrin stresli yaşamından uzaklaşmanız, doğa ile baş başa kalmanız size ve sağlığınıza iyi gelecektir.
TEDBİR ALIN…
Kalp ve damar hastalıkları, batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Kalp sağlığını korumanın yolu önceden tedbir almaktan geçmektedir.
Beslenme
Tansiyonu ve kolesterolü kontrol altına almanın ilk şartı sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamaktır. Bunun için doymuş yağlardan ve tuzdan olabildiğince kaçınmak, meyve, sebze ve lif yönünden zengin besinlere yönelmek gereklidir. Doğru rejimin normal miktarda protein içermesi, bu proteinin ise balık, kümes hayvanları ve az yağlı kırmızı etten (dana eti) alınması önerilmektedir.
Kilo
Yüksek tansiyona yol açan nedenlerin başında fazla kilolar gelmektedir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda koroner kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve inme için de risk oluşturmaktadır.
Alkol ve sigara
Günümüzde sigara, önlenebilir ölüm sebepleri içinde ilk sırayı almaktadır. Sigara kullanımı, kansere, kalp damarlarının tıkanmasına dolayısıyla kalp krizine sebep olmaktadır.
Fiziksel egzersiz
Düzenli sporun bizi kalp krizi ve inmenin yanı sıra kemik erimesi, şeker hastalığı, kalın bağırsak ve meme kanseri, depresyon ve bunama gibi ciddi birçok kronik hastalıktan koruduğunu gösteren güçlü kanıtlar var. Egzersizin hemen her hücremize olumlu etkisi var desek yanlış olmaz.
KALP SAĞLIĞI VE SPOR
Spor yapmanın kalp ve damar sağlığını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Turan, her kas gibi kalp kasının da antrenman yaptıkça daha güçlü ve verimli çalıştığını ifade etti. Dr. Turan, sporun vücutta yarattığı olumlu etkileri şu sözlerle aktardı;
Kalbin çok hızlı çarpmasını önler
Antrenmanlı kalp, sıkıntılı bir durumla karşılaştığı zaman sakin bir tepki verir. Hareketsizliğe alışmış olan kalp ise kolay telaşa kapılır. Örneğin; otobüse yetişmek için koşarken veya çok heyecan uyandırıcı bir durumla karşılaşan kalbin hızı kolayca yükselir, dakikada 180-200’e kadar çıkabilir. Halbuki bir sporcunun kalbi aynı koşullarda daha yavaş atarak tepki verir ve en kısa zamanda normale döner.
Tansiyonu düşürür
Düzenli spor yapanlarda, örneğin günde yarım saat tempolu olarak yürüyenlerde kan basıncının düştüğü biliniyor. Özellikle tansiyon tehlikesi altında olanların her gün yapacakları yürüyüşle bu tehdidi bertaraf etmeleri mümkün. Araştırmalara göre fiziksel egzersiz, yüksek tansiyonu olanlarda tansiyonu kontrol altına almada yardımcı olmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır.
Zayıflatır
Düzenli egzersiz sadece spor yapıldığında değil, dinlenme halinde tükettiğimiz enerjiyi de artırdığı için kilo vermeyi kolaylaştırır. Kilo verdikten sonra düzenli spor yapmadan ideal kiloyu korumak çok zordur.
İyi kolesterolü yükseltir
Damar sertliğine karşı koruyucu rol oynayan HDL kolesterolü yükseltmenin yollarından biri egzersiz yapmaktır. Haftada 3 gün 3 kilometre yürüyenlerde bile iyi kolesterolün yükseldiği biliniyor. Egzersizin süresi ve sıklığı arttıkça olumlu etki de artar.
Kanın aşırı pıhtılaşmasını önler:
Düzenli egzersiz kanda pıhtılaşmayı başlatan ve güçlendiren maddelerin dengede kalmasına yardımcı olur.
Şeker hastalığını önler
Diyabet olma riski yüksek olanların ellerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra çok güçlü bir silah daha var: düzenli egzersiz. İlaçlardan çok daha etkin, yan etkisi yok, hem de bedava.
Stresi azaltır
Düzenli spor yapanların hareketsiz bir yaşam sürenlere göre daha az endişeli olduklarını, uykularının daha düzenli olduğunu gösteren çalışmalar var.
GEZİNTİ YERİNE HIZLI YÜRÜYÜŞ…
Günde 30 dakika hızlı (saatte 5-6 kilometre hızla) yürümenin ve bunu en az haftada 5 gün yapmanın kalp ve damarlara yararlı olduğu biliniyor. Yarım saat sürekli yürüyemezseniz, günde 3 kere 10 dakika yürüseniz bile yeterli.  Yaptığınız egzersiz ağırlaştıkça sağlığa olumlu etkisi artıyor. Buna karşılık gezinti yapar gibi yavaş yürümek aynı yararı sağlamıyor. Unutulmaması gereken bir diğer önemli nokta da 30 dakikalık yürüyüşün normal günlük faaliyetlere ek olarak yapılması gerektiği.
ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAYIN…
Isınmadan yapılan spor ve ani efor sarf edilmesi, kalbe ani yük getirerek kalp krizi ve ani ölümlere davetiye çıkarır. Gerekli ısınma hareketleri yapılmadan spor yapılması ve böylece kalbe ani yük getirilmesi, kalp duvarlarının kalınlaşmasına, kalbi besleyen damarların sıkışmasına, ritim bozukluğuna ve hatta kalbin durmasına neden olabilir. Doğuştan kalp rahatsızlığı olanlar, ritim bozukluğu sorunu yaşayanlar ve ailesinde kalp rahatsızlığı bulunanlar, bu konuda daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu kişilerin düzenli spor yapmaya başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçmeleri gerekir.
http://www.sagliktayenilikler.com/saglikli-yasamin-altin-kurallari/