9 Mart 2016 Çarşamba

Vücuttan alınan frekanslarla tedavi: Mora Terapi

Yaptığımız meslek, stres ve daha birçok neden kronik ağrıları günlük rutinlerimizin arasına ekledi. Söz konusu bu ağrılardan kurtulmak için ya ağrıyı sadece baskılayan, sebebini ortadan kaldırmayan ağrı kesici ilaçları içiyoruz ya da çaresizce ağrının esiri oluyoruz. Oysa insan vücudunun işleyişiyle tüm sorunların kaynağı inip onlardan kurtulmak mümkün.
Temeli vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirmek olan Mora Terapi ağrıya bir neden değil de sonuç olarak yaklaşarak, ağrıya neden olan sorunu ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atıyor. Vücut dışından alınan maddeler ya da elektronik ortamdan gönderilen frekanslarla değil de vücuttan alınan frekanslarla tedavi sürecini tamamlayan Mora Terapi ağrı terapisi, kas iskelet sistemi ağrıları, osteoporoz ağrıları, romatizma ağrıları, sırt, bel ve boyun ağrıları, yaşlılığa bağlı ağrılar, geçirilmiş ameliyatlara bağlı ağrılar ve fibromiyaljiler gibi ağrılarda kullanılıyor.

Tamamlayıcı tıp yöntemi olan Mora Terapi, kanser veya benzeri ağır sağlık sorunlarında bünyenin desteklenmesi ve vücudun kendinin iyileştirme potansiyelinin harekete geçmesini sağlamak amacıyla da kullanılmaktadır. Mora Terapi ağrı tedavisi, vücudun kendi salınımlarını kullanarak, ağrı tedavisinden ruhsal problemlere kadar geniş bir zeminde sağlık sorunlarına çözüm üretmektedir. İnsan vücudundan geçtiği varsayılan dikey çizgilerin yani meridyenlerin aynı doğrultudaki organlar ile bağlantısı olduğu ve bu bağlantılara ulaşarak tedavi etme yöntemi olan meridyen tedavisini de terapiler esnasında kullanan Mora Terapi, vücuttaki enerji dolaşımının hareketlendirilmesi, özellikle problemli alandaki enerjetik blokajların açılabilmesi ya da meridyendeki enerji akışının uyarılabilmesini amaç edinmektedir.





1 Mart 2016 Salı

Ödemden nasıl kurtuluruz?

Yüzde 70’inin su olduğu vücudumuzda hücrelerimiz sıvı içinde bulunmaktadır. Vücuttaki sıvı miktarını dengeleyen lenfatik sistemde kan dolaşım sisteminde olduğu gibi, dolaşımı kolaylaştıracak kalp ve atardamar benzeri bir mekanizma yoktur. Bunun yerine lenf sıvısının, lenf kanalları üzerindeki dolaşımı kas hareketlerimizle sağlanır.
Vücudumuzda biriken lenf sıvısı miktarı, lenfatik sistemimizin taşıyabileceğinden fazla olduğunda ödem oluşur. Lenf damarları boyunca ve tıkanıklığın oluştuğunda daha uzaktaki cilt altı dokuların gevşek olduğu yerlerde, lenfödem ismi verilen şişlikler oluşur.
Başlangıçta mekanik olarak basınç artışına bağlı yavaş yavaş gelişen bu sürecin zamanla kalıcı hale geldiğini belirten Dr. Kemal Atalay, “Daha ileri süreçlerde ise fibrotik dokular oluşarak geri dönüşü olmayan bir noktaya gelebilir. Tedavide bilinen yöntemler, lenf akımını engelleyen lezyonları cerrahi olarak düzeltmek, masaj gibi yöntemlerle mekanik olarak basınç yaparak lenf akımını artırmaya yöneliktir. Bu yöntemlerde elde edilen başarı oranı düşüktür” dedi.
Halk arasında Fil Hastalığı olarak bilinen bu lenfödem doğuştan, ya da herhangi bir yaşta sebebi bilinmeyen bir şekilde ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Dr. Atalay, “Bunların dışında cerrahi müdahaleler sonrası, radyasyona maruz kalma, enfeksiyon ya da travma sonrası da lenfödem gelişebilir. Vücutta değişik sebeplerle oluşan ve 3 aydan daha fazla süren kalan ödemlerde, ödeme neden olan sorunun ortadan kalkması sonucu ödem bilgisi, ödemli bölgedeki dokulardaki hücre DNA sarmalındaki sıvılarda tutulmaktadır” diye devam etti.
Mora Terapi’nin opere ortopedik ayak bileği kırıklarında da ödemleri yok ettiğini vurgulayan Dr. Atalay, “Mora Terapi’nin ödem tedavilerindeki başarısına başka hiç bir yöntem ile erişmenin mümkün olmadığını düşünmekteyim” dedi.
Çeşitli uygulama alanlarındaki başarısı farklı testlerle kanıtlanmış Mora Terapi, lenfödem tedavisinde ödem oluşan alanlardaki lenf sıvısı akımını engelleyen fizyopatolojik bilgilerin yok edilmesini sağlıyor. Böylelikle normal fizyolojik mekanizmalar çalışır hale gelerek ödemler kalıcı olarak tedavi edilir. Lenfödem tedavisindeki amacı hücreleri sağlıklı haline geri döndürmek olan Mora terapi, hücrelerde kronik tıkanıklığa yönelik bir işlevi vardır.




21 Şubat 2016 Pazar

Zayıflamak için uzmanından bir öneri: Mora Terapi

Kilo kadın erkek, genç yaşlı demeden her insanın hayatının bir dönemini meşgul eden bir sorun. Bu sorunla mücadele etmek de öyle kolay kolay altından kalkılabilecek bir iş değil ne yazık ki. Bunun sebebi ise kiloların inatçı olması, metabolizmanın çalışma hızı ve bağımlılıklar. Evet bağımlılık sadece alkol, sigara ve madde bağımlılığı olarak sınıflandırılmıyor. Bazı gıdaların sağlıksız tüketimi kişilerde bu gıdaya karşı bağımlılık yaratıyor. Hal böyle olunca da bu bağımlılık ile sigara ve alkol de olduğu gibi mücadele etmek gerekiyor.


Hücre, doku, organ gibi yeryüzündeki her maddenin elektro manyetik frekansı olduğundan yola çıkarak geliştirilen biorezonans yöntemi olan Mora Terapi, elektromanyetik frekanslar yani titreşimler ile bağımlısı olduğunuz maddeyi vücudunuzdan siliyor. Mora Terapisti Liana Pesah, Mora Terapinin birçok testler ile başarısının kanıtlandığını belirterek, “Mora Terapi, bağımlısı olunan maddelerinin frekanslarını vücuttan silerek, kişiye kalitesi artırılmış bir yaşam sunuyor” dedi.

Yeryüzündeki her maddenin bir frekansı yani titreşimi olduğuna dikkat çeken Pesah, Liv Hospital’daki kliniğine başvuran kişilere uyguladığı terapi yöntemini kısaca şöyle anlattı:
“İnsan vücudundaki titreşimler, kişinin genel frekans spektrumunu oluşturuyor. Fakat alerjen, bakteri, virüs hatta beslenme şekilleri gibi dış etkenlerden dolayı metabolizmamızın titreşim ahengi bozuluyor. Tereyağı, pirinç, makarna, ekmek, çikolata, cips, kola, hamburger gibi yemekten çok zevk aldığımız ama bir o kadar da zararı olan besinlerin farklı farklı titreşimleri bulunmakta. Bunlar gibi bağımlılık derecesinde sevdiğin yiyeceklerin örneklerini Mora cihazına koyup, vücuduna maddelerin ‘antifrekanslarını’ yüklüyoruz. Yani terapinin sonunda daha önceden ‘bağımlısı’ olunan yiyeceklerin frekansları vücuttan siliniyor. Mora Terapi bu bozuklukları tedavi ederek doğal hale gelmesini sağlıyor.”


Biorezonans yöntemiyle kişinin hem iştahı kestiğini hem de yeni bir yaşam disiplini öğrettiğini vurgulayan Pesah, “Mora Terapi ile kişinin üzerinde sağladığımız disiplin çok faydalı. Kişilerde yemek yeme isteği azalıyor. Terapinin zayıflamada başarı oranı yüzde 90. Glutenli yiyecekler ya da domates gibi sadece tek bir gıda üzerindeki isteği engellemeye de yarayan Mora Terapi, alerjik hastalıklara sahip kişilerin olası sağlık problemlerini en aza indiriliyor” diye konuştu.

Pesah ayrıca terapi esnasında hissedilmeyen titreşim dalgaları kullanıldığını ve tedavi esnasında hastaların hiçbir şekilde acı duymadığını kaydetti.


10 Şubat 2016 Çarşamba

Alkol bağımlılığından kurtulmanın kalıcı yolu

Alkol tıpkı diğer bir bağımlılık türü olan sigara gibi bir denemeyle ya da arkadaş ortamında başlanılan bir bağımlılıktır. Kadehler birbirini takip ederken bağımlılık sinsice vücudumuz girmek için fırsat bekler. Alkol almaya başladığımız ve alkolü tükettiğimiz sosyal ortamların dışında da alkol arar olduysak ve alkol almadığımızda vücudumuzda normalin dışında tepkiler beliriyorsa ne yazık ki bağımlılıktan söz edebiliriz.

Kilo kontrolü, zayıflama, duygu durumu düzenleme, alerji ve pek çok durumlarda etkili ve kalıcı çözümler sağlayan tamamlayıcı tıbbın bir parçası olan Mora Terapi cihazlarının alkol bağımlılığı konusunda da başarılı sonuçlar elde ettiği verileri bağımlılığın çözümsüz olmadığı umudunu yeşertiyor. Alkol bağımlısı olan kişilerdeki alkol alma isteğini azaltarak kişinin alkolü tamamen bırakmasını sağlıyor. Kişinin bağımlılık derecesine göre uygun seanslarla bağımlılık ortadan kaldırılabilir ya da klasik yöntemlere entegre edilebiliyor. Kişisel özelliklere göre seansların sayısı belirlendiği Mora terapi alkol tedavisinde maddelerin kimyasal özellikleri değil fiziksel özellikler kullanılarak, bağımlılığa yol açan madde elektromanyetik bilgisi vücuttan silinir.

Mora Terapi cihazlarının bağımlılığa karşı etkisinin kalıcılığını, bağımlı olan maddeye karşı yarattığı isteksizlik olarak açıklayan Dr. Sema Karadağlı terapi seanslarını hakkında “Kişinin bağımlı olduğunu düşündüğünü alkol çeşitlerinin örneklerini (Rakı, bira, viski,votka, şarap vb.) küçük numuneler halinde Mora cihazının kupalarına yerleştiriyoruz. Yaklaşık 50 dakika süren seans sırasında hastamıza detoks uyguluyoruz. Alkolün yıllardır vücutta biriktirdiği toksinleri atması için hastamıza su içmesini, sık sık duş almasını ve ter atmaya çalışmasını öneriyoruz” diye bilgi verdi.

Yine seans esnasında cihaza serum fizyolojikten oluşan bir damla yerleştirdiklerini ifade eden Dr. Karadağlı, “Cihaz hastamızın vücuduna yolladığı frekansı damlaya da yüklüyor. Seanstan sonra hastamızın bir ay boyunca bu damlayı 3x5 damla olacak şekilde dil altına damlatıp 1- 2 dakika bekleyip yutmasını istiyoruz. Yaptığımız bu işlem sonucunda 72 saat sonra kişinin vücudu alkolle tanışmamış gibi oluyor” diye devam etti. Alkol bırakma terapilerinde seansların nasıl ilerleyeceğine, seanslar devam ederken beraberinde hangi desteklerin kullanılacağına kişisel özelliklere bakılarak karar verilir.


31 Ocak 2016 Pazar

Kilo verirken neşenizden olmayın


Defalarca kilo vermeyi deneyip başarısız olmak pek de yabancı olmadığımız bir durum. Tok olmamıza rağmen yemek istediğimiz gıdalar, şekerli ve asitli içeceklerin tüketiminin bir tür bağımlılık olduğundan söz edebiliriz. Diyet yapmak hem yeme alışkanlığımızı değiştirdiği için hem de bağımlılığını hissettiğimiz gıdalardan uzak kalmak durumunda bıraktığı için duygu durumumuzda negatif etki yapar.   
Basit karbonhidrat içeren gıdalar kan şekerini olması gerektiğinden çok daha hızlı yükseltir. Doyum ve mutluluk sağlamasına rağmen yükseldiği kadar hızla düşen kan şekeri acıkmamıza neden olur. Karbonhidratların mutluluk sağlamasını fizyolojik bakımdan bir nevi kandırma olarak niteleyebiliriz. Fazla karbonhidrat tüketerek kan şekerini yükseltmek vücudun insülin salgılanmasına neden olur. Söz konusu bu durum ihtiyaçtan fazla alınan şekerin yağa çevrilerek yağ depolarına gönderilmesi demektir. Bu durumun bir sonu yoktur çünkü her yağ hücresi bin kattan fazla büyüyebilme kapasitesine sahiptir.
Bir gıdaya bağımlı olduğumuz düşündüğümüzde ona karşı koymak daha da zorlaşır. Aşırı yeme isteğinin fiziksel ve psikolojik bileşimleri neredeyse iç içe geçmiş haldedir. Kimi zaman aşırı beslenme fizyolojik değil, psikolojik bir ihtiyaç halini alır. İnsanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren ve eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh halinin görüldüğü serotonin seviyelerini yükseltmek için de vücudumuz hızla karbonhidrat tüketmeye başlar. Kilo vermek için diyet listesi uygulayan kişilerden yaşanan bu durum duygu durumunda adeta bir yıkım yaşatıyor. Hal böyle olunca hem zayıflamak hem neşeli olmak hayalin ötesine geçemiyor.

Kilo terapisinde kullanılan ve duygu durumunu düzenleyen Mora Terapi cihazları yan etkisi olmayan bir yöntem. Karbonhidrat bağımlılığı vücuttan silen Mora Terapi kilo terapisi, vücudumuzdaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleştiğinden yola çıkarak; metabolizmamızdaki karbonhidrat bağımlılığını elektromanyetik frekanslarla siliyor.
İnsülin direncini azaltan bu yöntemde kişiler kilo verirken sıklıkla karşılaşan duygu durumundaki depresif hal, yorgunluk ve agresifliği yaşamıyor. Mora terapi kilo almaya yol açan nedenler ile duygu durumu arasında bir bağ olduğunu ve bağ üzerinden geliştirdiği çözüm ile bireylerin hem zayıflamasını hem de duygu durumundaki iyileşmeyi ortaya koyuyor. Kişinin duygu durumunun güçlendirilmesine ve kendisini duygusal olarak çok daha iyi hissetmesini sağlıyor. Mora kilo tedavileri öncesinde ve sonrasında uygulanan renk terapileri özellikle duygu durumları düzenlemek için çok önemli. Bu tedavilerle enerji alanındaki duygu durumlardaki olumsuzlukların ortadan kalkması da sağlanıyor. Renk frekans bilgisi 1 milyon kez  amplifiye edilerek vücutta bu temizlik yapıyor.










27 Ocak 2016 Çarşamba

Besin değerlerini koruyan bağırsak florası temizliği

Sindirim sisteminde yaşayan konak organizmaların çeşitli ve yararlı işlevleri bulunan mikroorganizmalardan oluştuğu sistem bağırsak floramızı oluşturur. Bağırsak florasında bilinen 500 tür bakteri mevcuttur ve söz konusu bakteriler genellikle kalın bağırsakta bulunur. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98’i faydalı olup tüketilen besinlerdeki protein, aminoasit, karbonhidrat, disakkarit ve yağlardan meydana gelir. Bağırsak florası ile insanlar arasındaki ilişki her iki tarafa da yarar sağlıyor. İnsana fayda sağlayan bakterilerin yanı sıra bazı bağırsak mikroorganizmaları hastalık da yapabilir.

Günün koşturmacası içinde yemek yemeği unuttuğumuz ya da sağlıklı olmayan besinlerle açlığımız geçiştirdiğimiz zamanlar sıklıkla başımıza geliyor. Sindirim sistemimiz ve bağırsak floramız için önemli etkiye sahip bu durumlar sancı, ağrı ve gaz problemlerine neden olarak yaşam kalitemizi düşürüyor. Bağırsak bakterilerinin insanlar için faydalı olan çeşitli işlevleri arasında,sindirilemeyen gıdaların parçalanıp emilmelerine yardımcı olmak, hücre büyümesini teşvik etmek, zararlı bakterilerin çoğalmasını baskılamak ve bağırsaklardan kana toksik ürünlerin geçmesini engellemek sayılabilir.


Bağırsak florasında mükemmel temizlik


Mora terapi cihazları ile yapılan seanslarda ve seanları takiben verilen diyet protokolünde bağırsak florasındaki dengeler gözetilir, böylelikle vitamin ve minerallerin emiliminin de sağlıklı bir şekilde yapılması için bağırsak florası temizlenir. Tükettiğimiz gıdaların bağışıklık sistemimiz için faydalı olan ve vücudumuz tarafında emilmesi gereken vitamin ve mineralleri bağırsak floramız korur ve Mora terapinin seans ve protokolleri bunlardan vücudumuzun yararlanmasını sağlar.


Başta ağır metaller olmak üzere çeşitli toksinler enzimleri tahrip ederek bağırsaktaki sindirimi bozarlar. Bireyler bu bozulmanın etkisiyle karın bölgelerinde şişkinlik ve sancı hissederler. Yağ, protein ve şeker yeteri kadar parçalanmadığında birçok vitamin, mineral, amino asit ve diğer besin unsurlarının emilimi azalır. Emilemeyen besinler ve yan ürünleri patojen mikroorganizmaların üremesini artırır. Mora terapi ile yapılan bağırsak flora temizliği ise kişide devam eden bu durumlara son veriyor, toksik maddelerin elektromanyetik frekanslar yardımıyla vücudumuzdan atılması sağlanıyor.

22 Ocak 2016 Cuma

Alerjiyi vücudumuzdan söküp atmak mümkün!


Vücudumuz, aslında zararlı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesi ya da psikolojik etkenler sonucu bazı maddelere aşırı tepki göstermesini alerji olarak adlandırırız. Alerjenler normalde insanların çoğu için zararsızdırlar ancak alerjinin gelişimine yatkın insanlarda alerjik hastalıklara yol açar. En sık karşılaştığımız ev tozu, polen, evcil hayvanların tüyleri, bazı gıda maddeleri ve ağır metallerden ilaçlara kadar geniş yelpazede sayabileceğimiz alerji türleri günlük hayatımıza büyük sekte vurur.


Günümüzde gittikçe artan sağlık problemlerini başında gelen alerjik hastalıkların sebebi olarak sanayileşmeyle başlayan çevresel etkiler ve beslenme alışkanlıklarını sayabiliriz. Hazır gıdaların tüketiminin artması ve paketlenmiş gıdaların başta solunum ve cilt olmak üzere pek çok sisteme ait alerjik reaksiyonları artırdığını gözlemleyebiliyoruz. Pek çok çeşidi bulunan bu alerjik reaksiyonlar, birçok yolla ortaya çıkarlar ve vücudumuzun değişik bölümlerinde kendilerini gösterirler. Çeşitli şiddette olabilen alerjik reaksiyonlar bazen hayatımızı yaşanılmaz kılar.

Kişiden kişiye değişen alerji semptomları; reaktif bronşit, geçmeyen öksürük, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, astım, kronik sinüzit, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları, saman nezlesi, ciltte değişik tipte egzamalar, sivilceler gibi kendini gösterir. Klasik tıpta alerji çoğu zaman kesin tedavisi mümkün olmayan bir durumdur. Kişiye alerjiye neden olan durumlardan uzak durması tavsiye edilir. Var olan tedavi yöntemleri ve ilaçlarla alerjik durumu baskı altına tutulmaya çalışılır. Yıllar süren aşı tedavileri ise alerjinin şiddetini azaltma isteğiyle en yaygın uygulanan yöntemdir.


Vücuttaki alerjen yükü temizleniyor

Tamamlayıcı tıp yöntemi Mora terapi cihazları ise alerjiyi reaksiyonlara neden olan sebep yerin sonuç olarak algılar ve alerjiye neden olan asıl sebebi bulup onu ortadan kaldırmaya yönelir. Alerjiden kurtulmak için uygulanan terapiler esnasında kişinin vücudundaki alerjiye neden olan maddeyle birlikte ağır metal yükü ve elektromanyetik yük gibi diğer toksik yükler de temizlenir. En basit ifadeyle kişi ile alerjik maddeler arasında oluşmuş olan patolojik ilişkinin değiştirilmesi, vücut üzerinde bıraktığı izlerin silinmesi, kişinin vücudundan uzaklaştırılmasıdır. Bu işlemlerden sonra kişinin vücudunda birikmiş alerjen yük temizlenmiş olur. Kişinin vücudu kalıcı bir şekilde, doğal, sağlıklı durumuna döner. Kişi için alerji durumu yaratan frekansların vücuttan silinmesiyle beraber kişide pek çok alanda pozitif bir değişim göze çarpar ve hastaların yüzde 80’inden fazlasında olumlu sonuçlar verir.