26 Şubat 2022 Cumartesi

KARACİĞER DOSTU BESİNLER NELERDİR?

 




Karaciğer; vücudumuzda karın boşluğunun sağ üst tarafında bulunan vücudun en büyük organıdır. Karaciğer sağlığı oldukça önemlidir.

            KARACİĞERİN GÖREVLERİ 

• Vücuttaki en büyük salgı bezidir.

• Protein sentezi yapar.

• Yağları hazmetmek için safra üretir.

• Enerji, karbonhidrat, protein, yağ ve şeker depolar.

• Yağları sentezler, depolar ve metabolize eder.

• Vücut ısısını dengelemeye yardımcı olur.

• Kandaki glikozu glikojene çevirir.

• Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.

Vücuttaki düzenli işleyişte önemli rolü olan karaciğerin sağlığını korumak için tüketilmesi gereken besinler vardır. 


          KARACİĞER DOSTU BESİNLER 

ENGİNAR: Karaciğer dostu besinler denilince akla ilk enginar gelir. A,B ve C vitamini zengini, aynı zamanda potasyum ve kalsiyum gibi mineralleri de içinde barındıran enginar; içeriğindeki ‘ciarin’ adlı bileşen sayesinde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar. Enginar, karaciğerin yanı sıra safra kesesi sağlığını korur ve safra kesesi hastalıklarını önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda böbreklere de olumlu etkisi olan enginar idrar söktürücüdür. Enginar ödem atmaya da yardımcı olur. Karaciğer sağlığı için önemli olan enginarı mevsiminde taze olarak ve haşlayarak ya da zeytinyağlı olarak tüketmek daha doğru olur.


YEŞİL ÇAY: Pek çok faydası olduğu bilinen yeşil çay; düzenli tüketildiğinde  alkolle ilgili olmayan  karaciğer yağlanmasını önlemeye yardımcı olur. Antioksidan özelliği olan yeşil çay, kanserden korur ve inflamasyonu engeller.


KAHVE: Yeşil çay gibi kahvenin de faydaları olduğu bilinmektedir. Ölçülü şekilde tüketilen kahve; karaciğer sağlığına da iyi gelmektedir. Kahve tüketen kişilerde karaciğer hastalığı sonrasında kalıcı hasar olmadığı gözlenmiştir.


SARIMSAK: Doğal antibiyotik ve antiinflamatuar özelliğiyle ve birçok faydasıyla bilinen sarımsak aynı zamanda karaciğer iltihabını da önler.


YER FISTIĞI: Yer fıstığının içeriğindeki kolin sayesinde karaciğer sağlığına fayda sağlanmış olur. Ayrıca E vitamini zengini olan yer fıstığı bu sayede karaciğeri enfeksiyonlara karşı korur.


BALIKLAR: Omega 3 yağ asiti karaciğer sağlığını desteklemektedir. Bu doğrultuda somon, uskumru gibi yağlı balıkların tüketilmesi karaciğer için faydalı olacaktır.


ÜZÜM: İçinde resveratrol adlı güçlü bir antioksidan bileşeni barındıran üzüm, diğer antioksidanlar gibi karaciğeri iltihaplardan ve kanserden korur.


GREYFURT: C vitamini ve antioksidan zengini bir turunçgil olan greyfurt, karaciğerin kendini temizlemesine yardımcı olma özelliğine sahiptir.


YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Ispanak, pazı, avokado, maydanoz, kara lahana, Brüksel lahanası gibi sebzeler glutatyon adlı güçlü antioksidan içerdiği için karaciğerin düzenli çalışmasına ve yağlanma olmasını engellemeye fayda sağlar.





11 Şubat 2022 Cuma

EMPATİ İYİLEŞTİRİR...

 





     EMPATİ, NEDEN ÖNEMLİDİR?

 Empati her zaman özellikle yöneticiler için kritik bir beceri olmuştur, ancak daha fazlası vardır. Yumuşak bir yaklaşım her zaman sürdürülebilir önemli sonuçlar ortaya çıkmasını sağlar.


Hep empatinin insanlar için ne kadar olumlu olduğundan bahsederiz ancak yeni araştırmalar empatinin düşündüğümüzden de önemli olabileceğini, yenilikçilikten tutun da her konuda hızlı ilerlemeye kadar pek çok olumlu konuda çok önemli olduğunu vurguluyorlar. 


  STRESİN ETKİLERİ

Empati'nin bu kadar önemli olmasının bir nedeni de insanların birden fazla tür stres yaşadığı günümüzde bu stresin, pandemi ile birlikte katlanarak artmasıdır. Aslında farkında mısınız hepimizin hayatı baş aşağı değişti, daha sıkışık, daha zorlu koşullarda yaşamak zorunda kaldık. 


Qualtrics tarafından yürütülen bir akıl sağlığı çalışmasında, pandemi sonrası insanların %42’sinde zihinsel bir düşüş yaşadığını söylüyor. Spesifik olarak da insanların % 67’sinde stres artışı, %57’sinde kaygı artışı, %54’ünde duygusal tükenmişlik, %53’ündew genel üzgünlük hali, %50’sinde sinirlilik, %28’inde odaklanma problemi, %20’sinde verilen işleri daha uzun sürelerde tamamlayabilme, %15’inde zihinsel bulanıklık, %12’sinde ise sorumluluklarını yerine getirme konusunda zorlanma olduğu görülüyor.

Ve tabi ki bu tür sorunlar genel olarak uyku problemlerine, çalışma arkadaşları veya aile üyeleri ile yaşanan problemlere, anlaşmazlıklara da neden olabiliyor. Ayrıca Carleton Üniversitesinde yapılan başka bir çalışmaya göre de işte olan sorunların ev yaşamına yansıdığı ve iyi bir ebeveyn olamama stresine neden olduğunu göstermiş.

Yönetim Akademisinde yayınlanan başka bir çalışmaya göre tüm yaşanan bu problemlerin aynı zamanda insanların yardım etme ve iş birliği yapma kapasitelerini de düşürdüğünü göstermekte. 


  EMPATİ DOĞRU ÇÖZÜM 

Empati, zor zamanları atlatmakta, tükenmişlikle mücadele etmekle, hayattan tat almakta büyük rol oynuyor. İnsanlarda güven altında oldukları, sevildikleri, anlaşıldıkları, değer verildikleri, yeterli oldukları duyguları yaratıyor. 


Empati gelişimin, yeniliğin önünü de açıyor. Empatinin hakim olduğu ortamlarda insanlar daha açık görüşlü, daha kutunun dışında düşünmeye eğilimliler. 


Empatinin olduğu ortamlarda saygı duyulduğunu hissetme ve dolayısıyla da saygı gösterme eğilimi artıyor. Aynı şekilde kişiler iş birliğine daha sıcak bakma eğiliminde oluyorlar. 


Kimi çalışmalar empatinin doğuştan olduğunu iddia ederken, pek çok çalışma da duygusal zekanın geliştirilebilmesi gibi kişilerin empati gösterme yeteneklerinin de geliştirilebilir olduğunu söylüyor. 


Toplumlar, şirketler, büyük organizasyonlar için empatik liderler çok önemli. Sağlık kuruluşları için de empatik çalışanlar ve empatik doktorlar aynı şekilde.


Çevrelerindeki, bulundukları yerlerdeki insanların durumunu anlayabilen empatik yöneticiler, çalışanlar, doktorlar eylemlerinde daha şefkatli yaklaşma eğiliminde olacaklardır. Bu şefkat tüm topluma dalga dalga yayılır. 


Popüler bir söylemin dediği gibi; İnsanlar onlar için ne yaptığınızı veya ne söylediğinizi unutabilirler ama nasıl hissettirdiğinizi unutmazlar. Kendilerine empatik yaklaşılan herkes aynı şekilde daha empatik olma eğilimindedir. 


4 Şubat 2022 Cuma

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU NEDİR?


 Bağırsaklar sindirim ve boşaltım sistemi için oldukça önemlidir. Ayrıca ikinci beyin olarak da bilinir. Bağırsaklar vücuttaki doğal işleyişin büyük bir bölümünden sorumludur. Bağırsakla ilgili yaşanan bir sorun kişinin hayatını pek çok yönden olumsuz etkileyebilir. Geçirgen bağırsak sendromu da bunlardan biridir. Geçirgen bağırsak sendromunu; bağırsaklardaki bağların açılması sonucu bağırsaklarda sızıntı olması durumu olarak tanımlayabiliriz. Bağırsak bağlarının açılması ile bakteri ve toksinler kana karışmaya başlar. Bağırsaklarda oluşan bu sızıntının artması ağrının da boyutunu arttırır. Geçirgen bağırsak sendromu olarak tanımladığımız bu rahatsızlığın tedavi edilmesi önemlidir. Tedavi edilmediği takdirde hastanın hayatını kötü etkileyebilmektedir.

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU NEDEN OLUR?


 Geçirgen bağırsak sendromu yaşanmasının temel sebebi sağlıksız beslenmedir. Karbonhidrat ve şeker (özellikle meyve şekeri olan fruktoz) gibi gıdaların sürekli tüketilmesi buna sebep olabilir. Bağırsak sağlığı için oldukça önemli olan probiyotik ve prebiyotiklerin alımı gereklidir. Alınmadığı takdirde bağırsak florasında bozulmalar meydana gelebilir. Bağırsak florasında meydana gelen bozulmalar onun görevlerini yapmasını engellemektedir. Ve yararlı bakteri florasının bozulması sonucu bağırsak bağlarında açılmalar olur ve beraberinde bağırsak sızıntısı gerçekleşir bunun sonucunda toksinler kana karışmaya başlar. Bu şekilde geçirgen bağırsak sendromu yaşanmış olur. Ayrıca şeker hastalığı, alkol tüketimi, stres, yetersiz beslenme ve bazı otoimmün hastalıklar geçirgen bağırsak sendromunun sebepleri olabilmektedir.

GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU BELİRTİLERİ NELERDİR?

 Geçirgen bağırsak sendromun pek farklı belirtileri vardır. Bu belirtileri şöyle açıklayabiliriz:

• Besin Alerjileri: Bağırsak sızıntısı sonucu sindirilemeyen yiyecekler ve çeşitli toksinler kana karışarak direkt olarak vücuda girer. Sızıntı yani geçirgenlik durumu tekrar ettikçe bedene alerji şeklinde uyarı vermektedir.

• Otoimmün Hastalıklar: Bağırsakta meydana gelen geçirgenliğin otoimmün (yani bağışıklık sisteminin aşırı duyarlılığı sonucu oluşan tepki) bir hastalığa sebep olabilmesi muhtemeldir. Bunu anlamak için zonulin (bağırsak hücrelerini bir arada tutmaya yarayan protein) adında bir protein ile bağırsakların geçirgen olup olmadığı test sonucu öğrenilir. Bağırsak geçirgenliğinin bir ölçütü olan zonulin testi sonucunun pozitif olması tanıyı doğrular niteliktedir.

• Tiroit Problemleri: Tiroit hormonları ve bağırsak florasının sağlığı birbiriyle doğrudan ilgilidir. Bu yüzden bağırsak florasında görülen bir bozulma bir otoimmün hastalık olan kronik tiroidite sebep olabilecektir.

• İshal

• Şişkinlik 

• Kabızlık 

Gibi rahatsızlıkları olan kişiler mutlaka doktora başvurmalıdır.


GEÇİRGEN BAĞIRSAK SENDROMU NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Geçirgen bağırsak sendromu tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Bağırsak sızıntısı ile bağırsaklarda oluşan sorunun tedavi edilmesi için öncelikle doğru beslenme gereklidir. Bağırsakların işlevini yerine getirirken bir yandan da onarım yapması için yorulmayacak şekilde çalışması gerektiğinden hafif ve zararsız yiyecekler tüketilmesi oldukça önemlidir. Doğru beslenme ile bağırsak florası da düzelmeye başlayacaktır. Süt ürünleri ve tahılların olmadığı veya az olduğu yeni ve hafif bir beslenme planı bağırsak florasının iyileşmesine büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca probiyotik ve prebiyotikler mutlaka beslenme listesinde olmalı ve alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. 

MORA TERAPİ İLE BAĞIRSAK SAĞLIĞI 

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Bu besinler olmaksızın verilen diyeti böylelikle kişiler rahatlıkla uygulayabilirler. Mora frekans tedavileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar onarımı başlatılır ve birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır. Üç aylık karbonhidrattan kısıtlı ve basit şeker içermeyen bir beslenme protokolüyle sağlıklı beslenme davranışı oluşturulur. Aynı zamanda bu beslenme planı, kefir, yoğurt gibi probiyotik besinlerden zengindir ve bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir. 





24 Ocak 2022 Pazartesi

Eklem Sağlığı Nasıl Korunur?




Eklemler; vücutta kemiklerin birbirine bağlandığı kısımdır. Kemiklerin bağlantı noktası olan eklemlerin işlevi ise kemiklerin düzenli bir şekilde hareket etmesini sağlamaktır. Bağ doku ve kıkırdaktan oluşan eklemlerin etrafı kaslarla çevrilidir. 3 çeşit eklem türü vardır: oynar, yarı oynar ve oynamaz eklemler. Oynar eklemler kol ve bacaklarda, yarı oynar eklemler omur ve kaburgada ve oynamaz eklemler ise kafatasında bulunur.

Eklem ağrıları düşme, sakatlanma, ani hareket gibi fiziksel durumlar sonucunda oluşabilir. Daha çok ileri yaşlarda görülen eklem ağrısının sebebi eklem sıvısının azalması/bitmesi ve kıkırdağın güçsüzleşmesi olabilmektedir.

Eklem ağrıları önemli hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Bu hastalıklar şunlar olabilir:

  • Gut hastalığı

  • Kemik tümörü

  • Kemiklerin kırılması ya da çıkması

  • Eklemlerde gerçekleşen iltihaplanma

  • Gonokokal artrit

  • Hipotiroidi

  • Fibromiyalji

  • Lyme hastalığı

  • Lösemi

  • Lupus hastalığı

  • Romatizmadan kaynaklanan ateş 

  • Kemiklerde görülen enfeksiyonlar

  • Kireçlenme 

  • Eklemlerde gerçekleşen burkulmalar 

  • Raşitizm 

 

EKLEM SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Eklem sağlığını korumak için yapılabilecek şeylerin başında hareket etmek gelmektedir. Egzersiz yapmak, devamlı aynı pozisyonda kalmamak eklem sağlığı için çok önemlidir. Uzun süre oturan veya uzun süre ayakta kalan kişilerin eklem ağrısından şikayetçi olması daha muhtemeldir. En basit olarak yürüyüş, koşu, yapılabiliyorsa çeşitli fiziksel aktiviteler, sportif egzersizler yapmak eklem sağlığını korumak adına önemli adımlar olacaktır. 

 Eklem ağrısından muzdarip diğer bir grup da fazla kilosu olan insanlardır. Fazla kilo sadece kemikleri değil eklemleri de zorlamaktadır. Vücut ağırlığının fazla olması da eklem ağrılarına sebep olabileceğinden fazla kilolardan kurtulmaya çalışmak önemlidir. Fazla kilolar sadece eklem ağrılarına değil başka pek çok rahatsızlığa ve olumsuzluğa neden olabilmektedir.

Eklem sağlığını korumak ve genel olarak sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olan diğer şey sağlıklı beslenmedir. Kemiklerin ve eklemlerin güçlü kalabilmesi için kalsiyum tüketimi çok önemlidir. Süt ve süt ürünleri kalsiyum değeri yüksek olan besinlerdir. Eklem sağlığını korumak için yalnızca kalsiyumdan faydalanmak yetmeyecektir. Yeşil yapraklı sebzeler vitamin değeri yüksek olduğu için kemik ve eklem sağlığı için önemlidir. Eklemlerde ‘Tip 2’ kolajen bulunur ve yaş ilerledikçe kolajen miktarı azalabilir. Eklem sağlığı için kolajen takviyesi almak ve kolajen değeri yüksek gıdalar tüketmek de önemlidir.  Eklem sağlığı için önemli besinler şunlardır: Süt ve süt ürünleri, yağlı balıklar, kemik ve ilik suyu, kelle paça çorbası, portakal, mandalina, greyfurt, elma, çeşitli sakatatlar.

Eklem ağrıları ve çeşitli sakatlanmaların önüne geçmek için ağır kaldırmaktan kaçınılmalı, mutlaka kaldırılacaksa kontrollü hareket edilmelidir. Ani yapılan yanlış bir hareket çeşitli ağrılara ve kalıcı hasarlara sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca genel olarak omurganın duruşu çok önemlidir. Kambur durmaktan kaçınmak gerekmektedir.

Eklem sağlığını korumak için yapılabilecek diğer bir şey eklem sıvısının azalmamasını sağlamak olacaktır. Bunun için de bol sıvı tüketimi önemlidir.




PEMF TERAPİ İLE EKLEM AĞRILARINDAN KURTULMAK MÜMKÜN!


Eklem ve kemik ağrılarından kurtulabilmeye yardımcı bir yol da PEMF terapi cihazlarıdır. PEMF terapinin amacı genel olarak kişinin her hücresinin daha sağlıklı olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda da hücrelerde ağrı, iltihap vb. şeylere neden olacak şekilde hücreler arasında birikerek tıkanmaya sebep olan toksinleri vücuttan atmayı hedeflemektedir. Eklem ağrıları veya eklem iltihaplanması problemlerine sahip olanlar PEMF terapiden faydalanabilir. PEMF terapi birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Kemiklerde kırık, burkulma, ağrı da bunlardan birkaçıdır.



 

9 Ocak 2022 Pazar

LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

 


LAKTOZ İNTOLERANSI NEDİR?

Laktoz; özellikle süt ve süt ürünlerinde bulunan ve sütün temel karbonhidratı olan disakkarit (glikoz ve galaktoz) yani süt şekeridir. Laktoz intoleransı da kişinin laktozu sindirememesi sonucu ortaya çıkan rahatsızlıktır. Laktozun vücutta tolere edilememesi durumu şöyle gerçekleşir: Laktoz ince bağırsaktan geçerken laktaz enzimi sayesinde galaktoz (süt şekeri) ve glikoz olarak iki yapı taşına ayrılır ve laktaz enzimi laktozu parçalayamadığında ise laktoz duyarlılığı ve beraberinde laktoz intoleransı meydana gelebilmektedir. Laktoz parçalanamadan kalın bağırsağa geçerek çeşitli rahatsızlık belirtisi gösterir.

Laktoz yani süt şekeri anne sütünde de bulunur. Yalnızca süt değil çeşitli süt ürünleri de laktoz intoleransına sebebiyet verebilmektedir. Laktoz intoleransı bebeklikten yetişkinliğe kadar her dönemde yaşanabilmektedir. Belirtiler ve intolerans şiddeti farklılık gösterebilmektedir. Laktoz intoleransının başlıca belirtileri şunlardır:

  • Şişkinlik
  • Karın ağrısı ve/veya krampları
  • Gaz
  • Bulantı ve kusma
  • İshal

Bu belirtilerin biri veya daha fazlası yaşanıyorsa doktora başvurulması gerekmektedir. Laktoz intoleransının kesin ve kalıcı bir tedavisi olmamakla birlikte hastalar daima laktoz diyeti yapmak zorundadırlar. İçerisinde laktoz bulunduran gıdalar ise şunlardır:

  • Süt, kefir 
  • Peynir 
  • Yoğurt, ayran
  • Krema 
  • Tereyağı, kaymak
  • Dondurma

Laktoz başlıca süt ve süt ürünlerinde bulunur fakat içerisinde laktoz bulunan başka gıdalar da vardır.

Çikolata, kek, bisküvi, kraker gibi ürünlerde de laktoz bulunabilmektedir. Hazır/işlenmiş gıdaların tüketimine dikkat edilmeli ve paket içeriği kontrol edilmelidir.

Ekmek, gözleme ve benzer unlu mamullerin ve tahılların da laktoz içermesi olasıdır. Bu sebeple tüketilmesine dikkat edilmelidir.

Laktoz intoleransı olan bir kişinin süt ve süt ürünleri ve başka ürünlerde laktoz olup olmadığını deneyerek tespit etmeye çalışması yanlış bir yöntemdir. Paketli her gıdanın içeriğinin kontrol edilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Bilindiği üzere süt ve süt ürünleri kalsiyum açısından zengin besinlerdir. Laktoz intoleransı olan kişiler; laktoz ve süt içermeyen fakat kalsiyum zenginliği olan gıdalar tüketerek, yaşanabilecek kalsiyum eksikliğini önleyebilirler. Laktoz ve süt içermeyen kalsiyum zengini gıdalar şunlardır:

  • Sardalya Balığı
  • Badem, badem sütü
  • Keten tohumu 
  • Ispanak 
  • Marul
  • Çiğ brokoli
  • Çiğ semizotu
  • Çiğ barbunya
  • Portakal 

LAKTOZ İNTOLERANSI NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Laktoz intoleransı bulunduğunu anlayan bir kişi doktora başvurmalıdır. Laktoz intoleransı teşhisi önce doktorun muayenesi ve sorularıyla başlar. Laktoz intoleransı genetik de olabildiğinden, doktor ailede başka bir kişide bu durumun olup olmadığını öğrenmek isteyebilmektedir. Daha sonra kişiye laktoz intoleransı testi uygulanmaktadır. 

Laktoz intoleransı testi yapılacak kişi 8 saat hiçbir şey yememiş ve içmemiş olmalıdır. Bu testin amacı laktozun sindirim sistemi tarafından nasıl emildiğini kontrol etmektir ve sonucunda laktoz intoleransı tespit edilebilmektedir. Test yapılacak kişiye laktoz içeren bir sıvı içirilip sonrasında kan testi yapılır, test sonucunda kan şekeri yükselmiyorsa bu sonuç laktoz intoleransına işaret eder.

Bir diğer test ise hidrojen solunum testidir. Bu testin uygulanacağı kişiye  laktoz içeren bir sıvı verilir. Daha sonra nefes yoluyla hidrojen miktarına bakılır. Hidrojen eğer artıyorsa laktoz sindiriminde bir problem olduğu anlaşılır. Bunun sebebi sindirilemeyen laktozun kalın bağırsakta fermente olup kana karışarak, akciğere gaz olarak iletilmesi ve bu yolla dışarı atılmasıdır.

Bebeklerde ve küçük çocuklarda laktoz intoleransı olup olmadığını anlamak için dışkı asit testi uygulanır. Laktozu sindiremeyenlerin dışkısında laktik asit ve glikoz bulunur. Laktoz intoleransının tespiti için bu test uygulanır.

LAKTOZ İNTOLERANSI TEDAVİSİ NASILDIR?

Laktoz intoleransı olan kişilerin herhangi bir rahatsızlık yaşamadan hayatını devam ettirebilmesi için, yediği ve içtiği her şeye dikkat etmesi ve laktoz tüketiminden kaçınması gerekmektedir. Aslında tedavi için en basit ve kalıcı çözüm yolu budur. Fakat kişilerin günlük hayatında yeme içme konusunda sürekli dikkatli davranması gerekliliği onları zamanla yorabilmekle beraber dikkatin de azalmasına sebep olabilir. Kişinin laktoz intoleransına bağlı bir rahatsızlık yaşamaması için yeme içme konusundaki dikkatini ve istikrarını sürdürmesi gerekmektedir. Bazı hastalara bağırsak florasını düzenlemeye yardımcı probiyotik ve prebiyotik verilebilmektedir. İlaç takviyesinde ise dikkate değer bir husus vardır. Bazı ilaçların dolaylı olarak laktoz ile işlendiği bilinmektedir. 

22 Aralık 2021 Çarşamba

SPORCU BESLENMESİ NEDEN FARKLIDIR?





Spor herkesin hayatında olmalıdır. Sporun sağlığımız için faydası kanıtlanmıştır. Hem sağlıklı bir beden hem de sağlıklı bir zihin için spor gereklidir. Kısacası dengeli ve sağlıklı yaşamak için spor da önemli bir faktördür. Sporcu için doğru beslenme çok önemlidir. Sporcular, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de diğer insanlardan farklı olmalıdır. Sağlıklı beslenme sporcuların yaptığı spordan maksimum verim almasına yardımcı olur. Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığının önemi olmaksızın yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir. Fiziki sağlık dışında sporcu beslenmesi dikkat ve konsantrasyon için de önemli bir faktördür.

Beslenme düzeni kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bu farklılık, düzenli fiziksel aktivite yapan ve dolayısıyla daha aktif bir hayatı olan sporcularda da gözlenir. Ayrıca beslenme düzeni; yapılan sporun şekli, sıklığı ve süresine göre de değişiklik gösterir. Sporcu beslenmesinin farkı ve amacı sporcunun ihtiyacı olan enerjiyi, besinleri ve yeterli sıvı alımını sağlamaktır. Sporcu beslenmesi her kişide farklı olmaktadır. Bunun temel nedeni her sporcunun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein, kalsiyum, vitamin ve mineral miktarının farklı olmasıdır. Ayrıca sporcular kas ve yağ dengesi için beslenmelerine dikkat etmelidirler. 

Sporcu beslenmesi genel kurallarıyla tuz, şeker, yağ tüketimini minimuma indirip kontrolünün sağlandığı, karbonhidrat ve protein tüketiminin aksamadığı ve en önemlisi bol su içilen bir beslenme türüdür. Sırasıyla bu öğelerin tüketiminin öneminden bahsedelim:

KARBONHİDRATLAR

Karbonhidratlar enerji veren besin gruplarıdır. Ve vücutta su kaybını önlerler. Vücuda yeteri kadar karbonhidrat girmediği takdirde, proteinler enerji tüketimi için kullanılmaktadır. Bu nedenle karbonhidratlar sporcu beslenmesi için oldukça önemlidir. Dengeli biçimde tüketildiği zaman sağlık için gerekli olan karbonhidratlar çeşitli gıdaların enzimlerinde bulunur. Karbonhidrat içeren besinler doğru, sağlıklı bir şekilde pişirilip, yeterli miktarda tüketildiğinde sporcu beslenmesinde önemli yer tutmaktadır. Karbonhidrat ihtiyacını karşılayan besinler şunlardır:                            

Patates, havuç, baklagiller, her ekmek çeşidi, çikolata, şeker, süt ve yoğurtlar...

PROTEİNLER 

Proteinlerin en yaygın bilinen özelliği büyüme ve gelişme için çok önemli olduğudur. Hücre onarımında da görev alan proteinlerin aynı zamanda vücudu virüs ve bakterilerden korumaktadırlar. Daha pek çok faydası olan proteinler, günümüzde özellikle toz haliyle sporcular tarafından sıkça tüketilmeye başlanmıştır. Protein tozunun faydasının yanında zararlarının da olduğu bilinmektedir. Proteinlerin fazla tüketiminden karaciğer ve böbrek olumsuz etkilenmektedir. Her vücudu ihtiyacı olan proteinler doğru tüketilme koşuluyla sporcu beslenmesinde de önemli yer tutar. Proteinler hem hayvansal hem de bitkisel gıdalarda bulunurlar. Protein içeren gıdalar şunlardır:

Et, balık, tavuk, süt ve yoğurt, yumurta, fasulye, bezelye, ıspanak, mısır, brokoli, kuşkonmaz...

TUZ VE ŞEKER TÜKETİMİ 

Sporcu beslenmesinin diğer önemli faktörlerinden biri de tuz ve şeker tüketimidir. Fazla tuz tüketiminin böbreklere verdiği zarar herkesçe bilinmektedir. Fazla tüketildiğinde su kaybına sebebiyet veren tuz, spor yapan veya yapmayan herkesçe dengeli ve az tüketilmelidir.

Tuz gibi tüketimine çok dikkat edilmesi gereken diğer şey de şekerdir. Günümüzde paketli gıda ve dolayısıyla rafine şeker tüketimi oldukça fazladır. Sporcu beslenmesinde rafine şekerin yeri yoktur. Ama spor yapmayan kişiler için de rafine şeker zararlıdır. Spor yapılsa da yapılmasa da tuz ve şeker tüketimi azaltılmalıdır.

YAĞ TÜKETİMİ 

Hayvansal ve doymuş yağ tüketimi vücutta kilo alımı yapmaktadır. Ayrıca damar tıkanıklığı gibi dolaşım sistemi sorunlarına da sebep olan fazla yağ tüketimi, spor yapan ve yapmayan herkesçe azaltılmalıdır.


7 Aralık 2021 Salı

KIŞ AYLARINDA EN ÇOK TÜKETMEMİZ GEREKEN MEYVE VE SEBZELER





Meyve ve sebze tüketiminin önemi nedir?

Sağlıklı beslenme için çok önemli olan meyve ve sebzeleri, bitkilerin her türlü yenilebilen kısımları olarak tanımlayabiliriz.

Her meyve-sebze içerisinde farklı vitamin ve mineral barındırır. Ayrıca büyük oranla su da içerirler. Kas ve kemikler için de faydalı olan meyve-sebzeler doğal olarak büyüme ve gelişme için de oldukça önemlidir. Meyve ve sebze tüketimi insanları çeşitli hastalıklara karşı korumaya yardımcı olur. 

Meyve ve sebzelerin her biri özellikle bir organ için faydalıdır. Bu organlar örneğin; göz, karaciğer, kalp ve daha pek çoğudur. Ayrıca deri hücrelerinin onarımında da sebze meyveler etkin rol oynar. 

Hazır gıdaların yaygınlığı sebebiyle sebze ve meyve tüketimi oldukça düşmüştür. Ama özellikle kış aylarında sebze meyve tüketimi çok önemlidir.

Yani sağlıklı organlar, beden ve yaşam için sebze meyve tüketimine dikkat edilmelidir.

Sebze ve meyve tüketirken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus; her sebze ve meyveyi mevsiminde tüketmek gerektiğidir. Çünkü mevsiminde tüketilen sebze ve meyveler hem lezzet hem de besin değeri açısından daha yüksek değere sahiptir.

 Kış aylarında meyve ve sebze tüketimi 

Bilindiği üzere kış ayları, beraberinde soğuğu dolayısıyla çeşitli hastalıkları ve virüsleri getiriyor.

Bu hastalıklardan korunmak için önlem almamızın bir yolu kış aylarında meyve sebze tüketimine özen göstermektir. 

Soğuk kış günlerinde meyve sebze tüketerek bağışıklık sistemini sağlam tutabilir ve grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıkların oluşumunu önleyebiliriz. 

Peki kış aylarında en çok hangi meyve ve sebzeleri tüketmeliyiz?

Kış aylarında vücut direnci düştüğünden sık sık soğuk algınlığı geçirmek olasıdır fakat bu durumda meyve tüketiminizin varlığını da sorgulamanız gerekir.

Kış aylarının vazgeçilmez meyveleri: 

Portakal: C vitamini açısından oldukça varlıklı olan portakal; kış aylarında bağışıklığın güçlenmesine çok yardımcı olur. Özellikle soğuk algınlığını önlemek için portakal yemek önemlidir. 

Mandalina: Mandalina da portakal gibi C ve B vitamini açısından zengindir. Kış hastalıklarının en yaygını olan gribe birebirdir. 

Ayva: Diğer bir kış meyvesi olan ayva da turunçgillerle aynı vitaminlere sahip olmakla beraber sindirim sistemine yardımcıdır. Kış aylarının yaygın hastalıklarından biri olan bronşitin tedavisinde kullanılır. Ayrıca doğal bir idrar söktürücüdür.

Nar: Doğal antioksidan olarak bilinen kırmızı meyvelerden biri olan nar ayrıca C vitamini açısından çok zengindir ve kan şekerini dengelemekten, kanser hücrelerini yok etmeye kadar pek çok faydası vardır.

Greyfurt: Kış aylarında bulunması oldukça kolay olan turunçgillerden biri de greyfurttur. Greyfurt da vitamin ve mineral yönünden diğerleri kadar zengindir. Özellikle metabolizmayı hızlandırma etkisiyle bilinir.

Kivi: Bir diğer kış meyvesi de kividir. Kivi içerdiği A vitamini ile tanınır. Ve özellikle kış meyveleri içinde C vitamini oranı en yüksek meyve de kividir. İçeriğindeki A vitamini vasıtasıyla başta göz olmak üzere pek çok organa iyi gelir.

Elma: Hem yaz hem de kış mevsiminde erişilebilen elma, kivi gibi A ve C vitamini yoğun olan bir meyvedir. Sindirim ve boşaltım sistemini düzenler.


En çok tüketilmesi gereken kış sebzeleri:

Kış mevsimi sebzeleri çeşitlilik açısından meyvelerden üstündür. Ve bu çeşitlilik tüketme şekli için de geçerlidir. Sebzelerden hem çorba hem de ana yemek hatta bazılarından tatlı bile yapılabilir. Ayrıca bazıları az pişmiş veya çiğ olarak tüketilebilir. İşte bu sebzeler şunlardır:

Ispanak: Yeşil yapraklı sebzeler pek çok vitamin ve mineraller içerir. Onlardan biri olan ıspanak özellikle içerdiği demirle bilinir. Meyveler gibi ıspanak da bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Vücuttan toksin maddelerin atılmasına yardımcı olan, A vitamini grubu maddesi betakaroten içeren ıspanak göz sağlığı için önemlidir.

Brokoli: Ispanak gibi A vitamini zengini diğer bir sebze de brokolidir. Pişirme şekli oldukça önemli olan brokoli suda haşlanarak ya da buharda pişirilerek tüketilmelidir.

Kabak: Kabak ise folik asit zengini bir sebzedir. Brokoli gibi kabağın da pişirme şekli önemlidir. Haşlandığı takdirde içindeki karoten ortaya çıkar ve bu madde antioksidan bakımından etkilidir.

Bal Kabağı: Kış sebzelerinin çoğunluğu gibi bal kabağında da yüksek oranda A vitamini vardır. Ve bal kabağı tüketim çeşitliliği olan bir besindir. Tatlısı yapıldığı gibi çorbası da yapılabilir. 

Havuç: Havuç spesifik olarak gözlere olan faydasıyla bilinir. İçeriğindeki A ve B vitamini bu bilgiyi ispatlar. Havuç kolesterol dengesi için de önemlidir.

Kereviz: Tüketimi yaygın olmayan fakat çok faydası olan ve kış aylarında tüketilmesi gereken bir diğer sebze kerevizdir. Kereviz; karaciğeri korur, sindirim sistemine faydalıdır ve antioksidan zenginidir.

Karnabahar: Diğer sebzeler gibi karnabahar da A vitamini oranı yüksek olan bir kış sebzesidir. Sindirim sistemi, idrar yolu enfeksiyonları, regl sancıları ve daha pek çok şeye iyi gelir.

Soğan ve Sarımsak: Her mevsim bulunabilen soğan ve sarımsak, özellikle kış aylarında tüketmemiz gereken besinlerdir. Her ikisi de insanı hastalıklara karşı korumaktadır. Öksürüğe iyi gelirler.

Lahana: Lahana cilt sağlığı için tüketilmesi gereken bir sebzedir. Kış aylarında özellikle turşu yapılarak tüketilen lahana o haliyle bağışıklık sistemi için oldukça kuvvetli bir yiyecek haline gelir.