12 Eylül 2022 Pazartesi

DİYABETTE ETKİLİ BESLENME NASILDIR?

 


DİYABET NEDİR VE NEDEN OLUR?

Diyabet ya da diğer adıyla şeker hastalığı insülin hormonunun işlevsel olarak azlığının sebep olduğu bir hastalıktır.

Diyabetin bir diğer önemli sebebi de pankreasın işlev bozukluğu olabilmektedir.
Hücrelerimizin sağlıklı şekilde çalışması için şeker doğru şekilde alınıp, yakıt olarak kullanılmalıdır. Hücrelerin glikozu gerektiği gibi kullanamadığı ve böbreklerde biriktirip idrarla atması da diyabetin nedenlerindendir.

Temelde 2 tür diyabet vardır. Tip 1 ve Tip 2 diyabet. Tip 1 diyabetin nedeni yüksek oranda genetik faktörler olmakla beraber; insülin hormonu üreten pankreasın işlevsel bozuklukları ve pankreasta meydana gelen aksaklıklar da Tip 1 diyabete sebep olmaktadır. Tip 2 diyabet ise daha çok aşağıda belirteceğimiz sebeplerden ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde oldukça yaygın ve komplikasyonları olan bir hastalık olan diyabet; genç, yaşlı herkesi etkilemektedir. Diyabetin temel sebepleri şunlardır:

• Aşırı kilo (obezite)
• Hareketsiz yaşam
• Genetik aktarım (ebeveynlerde diyabet öyküsünün olması)
• Stres
• Yüksek kilolu çocuk dünyaya getirme
• İleri yaş

İlerlediği veya geç fark edildiği takdirde tehlikesi de artan diyabet hastalığı pek çok komplikasyon ve farklı hastalığa sebebiyet verebilmektedir. Şeker hastalığının yaygın belirtileri ise şunlardır:
• Hızlı ve istemsiz kilo kaybı
• Bacaklarda uyuşma, karıncalanma gibi rahatsızlık hissi
• Yaraların normalden daha geç iyileşmesi
• Bulanık görme
• Ciltte kuruluk ve kaşıntı
• Halsizlik ve yorgunluk
• Normalden daha fazla su tüketme ve sık idrara çıkma

Diyabet teşhisi iki temel test ile konulur. Bunlardan biri açlık kan şeker ölçümü ve diğeri şeker yüklemesi testidir.
Diyabet hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu beslenmedir.

Peki diyabet hastaları beslenmede nelere dikkat etmelidirler, diyabette etkili beslenme nasıldır?

Öncelikle her besinin fazla tüketimi zararlıdır ve olumsuz sonuçlar doğurur. Diyabette de önemli konuların başında zararlı yiyeceklerin tüketiminden ve şeker, yağ oranı yüksek besinlerin aşırı tüketiminden kaçınmak gelir.
Diyabet hastaları;

• Trans yağ içerikli margarin, tereyağı vb. gıdaların tüketiminden mümkün olduğunca kaçınmalı ve doğal yağlar tüketmeye özen göstermelidirler. Ve bunlarda da aşırıya kaçmamalıdırlar. Ve fazla yağlı süt, peynir gibi gıdalar da beslenme düzeninden çıkarılmalıdır.

• Fazla tüketimi kolesterole sebep olabilecek kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri vb. Yağlı gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır.

• Aynı şekilde doğal tuz olmadığı sürece rafine tuz tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalı ve aşırı tuz içerikli paketlenmiş, konserve gibi hazır gıdaların tüketiminden kaçınmalıdırlar.

• Doğal olarak şeker içeren meyvelerin tüketiminde bir kısıtlamaya gitmekle beraber; meyve suyu, kutu içecekler gibi ayrıca şeker eklenmiş içeceklerden de uzak durulmalıdır. Aynı şekilde doğrudan şeker içeren reçel, marmelat gibi yiyecekler de kontrollü tüketilmelidir.

• Diyabet hastalarının hem kan şekerini dengede tutmak için hem de uzun süre tokluk için tahıl ağırlıklı beslenmesi doğru olacaktır.

• Herkes için olduğu gibi, diyabet hastalarında da öğün atlamamak çok önemlidir. Uzun süreli açlık kan şekerinde düşüklüğe de neden olabileceğinden sık sık ve az az yemek önemlidir.

MORA TERAPİ İLE İNSÜLİN TEDAVİSİ

Mora terapiyle insülin hormonu ile hücre yüzeyindeki insülin reseptörlerinin etkileşiminin gerçekleştiği ortamın temizlenmesi-detoksifikasyonu gerçekleştirilmektedir. Bu sayede hücreler insüline karşı daha duyarlı hale gelmekte ve insülinin kullanılabilirliği artmaktadır. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır ancak, Mora Terapi ve doğru beslenme kombinasyonu ile gerek metabolik belirteçlerde önemli düzelmeler gerekse de sübjektif iyilik hali belirgin şekilde artmaktadır. Doğru beslenme için ise yapılabilecek Mora Terapi kilo seansları ile yeni beslenme düzenine uyum kolaylaşarak, tedavi süreci hızlanabilmektedir.



En sağlıklı yöntem ve beslenme şekli için doktorunuza danışmanız oldukça önemlidir. 

29 Ağustos 2022 Pazartesi

Çok iştahlıyım ve iştahıma engel olamıyorum diyorsanız bu yazıyı mutlaka okumalısınız...


 Düzenli ve dengeli bir beslenme ve yaşam şekli olmayan ve sağlıklı gıdalar yerine çoğunlukla sağlıksız, işlenmiş gıdalar tüketen ve bu gıdaları tüketmekle birlikte doyum hissi yaşayamayan, her zaman iştahı açık olan ve aç olmasa bile sürekli bir şeyler yemek istiyorum, iştahım hep açık diyenler bu yazı tam size göre...
 
Bu iştah kontrolü probleminin sebebi yeme bağımlılığı olabileceği gibi kişinin hayatını olumsuz etkileyebilecek ve yaşam kalitesini düşürecek şekilde gündelik hayatını etkileyen olumsuz  durumlar da yaşatabilmektedir.


YEME BAĞIMLILIĞI NEDİR VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yeme bağımlılığı kişinin önlenemez şekilde özellikle çikolata, şeker, yağ ve karbonhidrat ağırlıklı gıdaları tüketme isteğinin olması ve bu isteğin temelde duygusal bir nedeni bağlanması durumuna verilen isimdir.
Yeme bağımlılığı olan kişiler kendilerinde iştah kontrolü sağlayamazlar ve iştahları hep açıktır.

Spesifik olarak tanı ve teşhis kolaylaştıracak belirtilere sahip olan yeme bağımlılığının belirtileri nelerdir inceleyelim:

• Yeme bağımlılığının en önemli belirtisi yeme isteğinin devamlı olması ve önlenememesidir.

• Yeme isteğinin devamlı olması ile birlikte yeme bağımlılığı olan kişiler yemeği; yaşamsal bir ihtiyaç olduğu için değil duygusal haz almak için tüketirler.

• Yeme bağımlılığın yine önemli bir belirtisi de çok hızlı yemek yeme ve gereğinden fazlasını yemedir. Kişi tam olarak doyuma ulaştığını hissedemez. Ve yeme sıklığını, zamanını da kontrol edemez.

• Yeme bağımlılığı olan kişilerin çoğunluğunda bağımlılığını fark etme görülür fakat buna rağmen yeme bağımlılığını ve bununla birlikte gelişen problemleri engelleyemeyip sürdürme görülmektedir.

• Yeme bağımlılarında sürekli olarak ve engellenemeyen yeme isteği olmasıyla beraber, bu durum devamlılığını sürdürdüğü için kişide bir süreden sonra yemek yedikten sonra oluşan pişmanlık, suçluluk, vicdan azabı ve üzüntü gibi duygular gelişmeye başlar.

• Yeme bağımlısı olan kişiler bu düzensiz yeme durumunu durduramadıklarında, sonlandıramadıklarında kendilerini yalnız hissetmemek için ve normalleştirme amacıyla çevresindekileri de kendi durumlarına dahil etmeye çalışırlar.

• Yeme bağımlılığında sık görülen ve teşhis için de önemli olan bir başka belirti de kalorisi düşük ve daha sağlıklı gıdalar tüketildiğinde tatmin olmama ve mutsuz olmadır ve yeme bağımlısı kişinin tüketmek istediği gıdaya ulaşamaması halinde başka bir şey yemek yerine mutlaka daha sağlıksız olan kendi istediği gıdayı hazırlaması ya da başka bir şekilde ona ulaşmaya çalışmasıdır.

Bu tür bir yeme bağımlılığı ya da yeme bozukluğunun haricinde vücudumuzda eksik olan vitaminler, elementler vb. de aşırı yeme isteği oluşturabilmektedir. 


İştah kontrolünün sağlanabilmesi için neler yapılabilir?

Dengeli beslenmek önemli olduğu kadar su içmek de önemlidir. Profesyonel bir tedvinin yanı sıra iştah kontrolü sağlayamayan kişilerin bol su içmesi faydalı olacaktır.

Hareketsiz bir yaşam düşünülenin aksine iştahı artırmakta olduğundan bolca hareket etmek ve imkanlar dahilinde egzersiz yapmak iştah azaltmaya yardımcı olacaktır.

Sağlıklı beslenmenin ön koşulu olarak öğün atlamamak çok önemlidir. Öğün atlamamakla beraber sık sık ara öğün yaparak ve mutlaka her öğünde sağlıklı gıdalar tüketmek doğru olacaktır.



MORA TERAPİ İLE İŞTAH KONTROLÜ VE YEME BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİ

Sebebi ne olursa olsun Mora Terapi seanslarıyla diyet yapıyor hissi yaşamadan yeme isteğiniz azalabilmektedir. 
Tamamlayıcı tıbbın önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi cihazları; ekmek, makarna, hamur işleri, tatlılar gibi karbonhidrat içeren besinler ile tuz, kahve, çay ve alkol gibi metabolizmaya zarar veren gıdaları yeme isteğinizi ortadan kaldırıyor.
Mora Terapi cihazları, elektromanyetik frekanslar yardımıyla kişinin metabolizmasındaki rafineri karbonhidrat bağımlılığını silerek, yeme isteğini ve insülin direncini azaltıyor. Bu sayede yeme bağımlılığı olan kişi engelleyemediği ve durduramadığı sağlıksız ve dengesiz yeme isteğinden kurtulmuş olacaktır. Ve bu tedavi sayesinde sağlıklı beslenmeye de yönelmiş olacaklardır.






22 Ağustos 2022 Pazartesi

SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIK SEÇİMİ NASIL OLMALIDIR?

 


 Sağlıklı yaşamın anahtarı olan sağlıklı beslenme; hepimizin dikkat etmesi gereken ve hayatımızı daha güzel geçirmemizi sağlayacak önemli bir adımdır. Sağlıklı beslenme çok gerekli olduğu gibi uygulanmadığı takdirde çeşitli sağlık problemlerine sebebiyet verebilmektedir.

Sağlığımızı korumak için sağlıklı beslenmeye özen göstererek öğün atlamamaya çalışıyor olsak da; tüketilen ara öğün ve sağlıklı atıştırmalıkların sandığımız kadar sağlıklı olmaması ve yanlış sağlıklı atıştırmalıkları seçmemiz de olasıdır. Yapılan araştırmalar sağlıklı ve düzenli beslenenlerin ve beslenmeyenlerin en çok kalori alımının geçiştirici olarak tüketilen atıştırmalıklar yoluyla olduğunu belirtmiştir. Özellikle kilo verme çabasında olan kişileri sık yaptığı bir hata da; günün uzun saatlerinde ya da gün boyu aç kalarak sadece ara öğün tüketmek ve herhangi başka bir yemek yemediği için de ara öğününü sağlıksız atıştırmalıklardan yana kullanmaktır.


Sağlıklı atıştırmalık seçimi nasıl olmalıdır sorusunun cevabını ise şöyle verebiliriz:

• Uzmanlara göre atıştırmalık tercihi sağlıksız beslenme alışkanlığından uzak, sağlıklı atıştırmalıklardan yana olmalıdır.

• Atıştırmalık seçerken de tıpkı diğer öğünlerde olması gerektiği gibi vücudumuzun ihtiyaçlarını ve intoleranslarını bilerek ona göre seçimler yapmalıyız.

• Sağlıklı atıştırmalık seçerken dikkat edilmesi gereken bir husus da bu atıştırmalıkların anlık kan şekerini yükseltmeyecek tatlı gıdalar olmamasıdır.

• Atıştırmalık olarak çoğunluk tarafından tercih edilen paketli hazır işlenmiş gıdalar sağlıklı atıştırmalık değildirler. Bunlar yerine işlenmemiş sağlıklı gıdalar tüketilmelidir.

• Atıştırmalıkların sağlıklı olmasındaki diğer bir koşul da uzun süreli tokluk hissi verecek şekilde besin değerine sahip olmasıdır.

• Tokluk hissi ile birlikte sağlıklı atıştırmalık; diğer öğünlerle birlikte vücudumuzun direncine ve sağlığına destek olmalıdır. Bu bağlamda atıştırmalık tercihlerimiz mineral ve vitamin gibi değerler açısından zengin olmalıdır.

• Öğünler arasında tüketilen atıştırmalıklar; besleyici olma özelliğinin yanında enerji verici olmalıdırlar.

• Sağlıklı atıştırmalık seçerken dikkat edilmesi gereken diğer kriterler ise şunlardır:

• Antioksidan özellikte olması

• Lifli olması

• Sindirimi kolay olması

• Prebiyotik olması

• Detoks etkisi yaratabilecek gıdalar olması

• Katkısız ve koruyucusuz olması

Tüm bu saydığımız özelliklere sahip olsa da her gıdada olduğu gibi sağlıklı atıştırmalıkların da fazla tüketilmesi olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden dengeli tüketmek önemlidir.


 SAĞLIKLI ATIŞTIRMALIK ÖNERİLERİ

• YULAF VE YOĞURT

Lif açısından oldukça zengin olan ve besleyiciliği de yüksek bir gıda olan yulaf; zayıflamak isteyen ve istemeyen pek çok kişinin ara öğününde tükettiği sağlıklı bir atıştırmalıktır. Yulafı birlikte tüketebileceğiniz süt ve süt ürünleri ile birlikte sağlıklı bir ara öğün geçirebilirsiniz. Aynı zamanda yulaf ezmesini tatlı isteğini bastırmak için meyvelerle de tüketebilirsiniz.

• BİTTER ÇİKOLATA

Çikolata; toplumda zararlı olarak bilinse de doğru şekilde seçilirse faydası da olan bir besindir. Bitter çikolatanın magnezyum değeri ve doyuruculuğu yüksek olduğundan sağlıklı atıştırmalık olarak tüketilebilmektedir. Ara öğünde birkaç dilim bitter çikolata ile yine pek çok faydası olan yeşil çay tüketmek faydalı olacaktır.

• KURUYEMİŞLER

Sağlıklı atıştırmalık olarak tercih edilebilecek aperatiflerin başında kuruyemişler gelmektedir. Hem omega-3 gibi doğal sağlıklı yağlar içermesiyle hem de metabolizma hızlandırma gibi etkisi olması nedeniyle ceviz, fındık, fıstık, kaju vb. yemişler sağlıklı atıştırmalık olarak tüketilebilir.

• MEYVELER VE MEYVE SHAKELERİ

Doğal olarak şeker içeren ve bu yüzden dengeli tüketemeye özen gösterilmesi gereken meyveler; sağlıklı atıştırmalık olarak tüketilebilecek besin gruplarıdır. Mevsimine uygun olarak tercih edildiği takdirde vitamin ve mineral açısından da oldukça sağlıklı olan meyveler, süt veya yoğurtla karıştırılıp sıvı halde de tüketilebilmektedir.

Diğer her şeyde olması gerektiği gibi sağlıklı atıştırmalık seçiminde de mutlaka bir uzman hekime danışmanızı öneririz.


25 Temmuz 2022 Pazartesi

BAĞIRSAK SORUNLARINIZIN NEDENİ DUYGULARINIZ OLABİLİR...



Bağırsaklarımız vücut sağlığımız için oldukça önemli olan ve beynimizle daima etkileşimde kalan, batı tıbbında Alman bilim insanı Prof. Horst Ferdinand Herget tarafından ikinci beyin olarak tanımlanan organımızdır.

Vücuttaki sistemlerde beyin; bağırsak ve mide üzerinde doğrudan etkilidir. Yaşadığımız duygular midemizi ve sindirim sistemimizi etkilediği gibi, mide ve bağırsağımız da beyne sinyaller yollayabilmekte ve duygu durumlarını etkileyebilmektedir. Halk arasında da söylenen ‘Midemde kelebekler uçuyor!’ gibi sözler mide bağırsak beyin bağlantısının ispatı durumundadır.

Genellikle depresyon, stres, kaygı gibi duygu durum bozukluklarının sebebi bağırsakta meydana gelen bir sorun veya işleyiş bozukluğu olabilmektedir.

Duygusal beyin olarak adlandırılan bağırsaklarımız ile beyin arasında nasıl bir bağlantı olduğundan bahsedelim:

Bağırsak duvarında omurilikten daha fazla sinir hücresi vardır. Ve sindirim sisteminde 100 milyondan fazla nöron bulunur.

Bağırsaklardan beyne giden sinir yoğunluğunun beyinden bağırsağa giden yoğunluktan daha fazla olduğu bilinmektedir.

Duygusal bağlantı yönünden ise kalın bağırsaktaki bakterilerin vagus siniri yoluyla duygusal ve zihinsel olarak etki ettiği ve kontrol sağlayabildiği bilinmektedir.

İlk defa ikinci beyin adlandırmasını yapan Prof. Herget; aynı zamanda bağırsakların sindirim sistemi görevinin dışında başka işlevleri olduğunu belirterek, duyguların karında oluştuğunu da söylemiştir. Herget bağırsak rahatsızlıklarının pek çoğunun psikosomatik hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini de savunmuştur.

Herkesin mutlaka deneyimlemiş olduğu bir durum olan duygu bağırsak etkileşimine örnekler vererek daha kolay anlaşılmasını sağlayabiliriz.

• Aşık olmak ve beraberinde gelen heyecan ile özellikle karın bölgesinde hissedilen kelebek uçuşu hissini deneyimlediğinizi hatırlamış olmalısınız.

• Stresli geçen bir gün sonrasında veya seyahat edilen bir günün ardından sindirim sisteminde gerçekleşen önemli bir sorun olan kabızlığın yaşanması da muhtemeldir.

• Sinirsel problemler ve depresyon gibi problemler sebebiyle kullanılan anti-depresan özellikteki ilaçların da mide bulantısı bağırsak rahatsızlıklarına yol açtığı bilinmektedir.

• Stresli durumlarda da yine karın bölgesinde kramplar hissedilmesi de duygu bağırsak ilişkisi yoluyla gerçekleştiği bilinir. Örneğin sınav stresi, iş görüşmesi stresi, heyecan ve stresli bekleyişler...

Bağırsaklar beyinle en çok etkileşim içinde olan organ olmakla beraber aynı zamanda vücudumuzda en bağımsız hareket eden organlardır.

Bağırsakların beyinden daha fazla serotonin hormonu ürettiği de bilinmektedir. Serotonin hormonu; vücudumuzda ruh halinden bağırsak hareketlerine kadar pek çok şeye etki eden ve eksikliğinde kişiye depresif, yorgun ve mutsuz bir ruh hali bırakan bir nörotransmitterdir.

Serotonin hormonu uykuyu ve iştahı düzenlediği gibi hafızayı güçlendirme etkisi de olan bir hormondur ve vücudumuz için oldukça gereklidir.

Gıdalardan doğrudan alınamayan serotonin hormonunun yaklaşık %90’ı bağırsaklarda sentezlenmektedir. Bu sebeple bağırsaklarda meydana gelen herhangi bir problem serotonin hormonu eksikliğine neden olabilmektedir.

Ruh halimizi etkileyen bağırsaklarımızın sağlığını korumak daha sağlıklı ve mutlu yaşamamızın anahtarıdır.


     MORA TERAPİ İLE BAĞIRSAK SAĞLIĞI

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Bu besinler olmaksızın verilen diyeti böylelikle kişiler rahatlıkla uygulayabilirler. Mora frekans tedavileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar onarımı başlatılır ve birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır. Üç aylık karbonhidrattan kısıtlı ve basit şeker içermeyen bir beslenme protokolüyle sağlıklı beslenme davranışı oluşturulur. Aynı zamanda bu beslenme planı kefir, yoğurt gibi probiyotik besinler yönünden zengindir ve bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir.


11 Temmuz 2022 Pazartesi

CİLT YAŞLANMASININ SEBEPLERİ NELERDİR?

 



 Biyolojik, doğal bir süreç olan yaşlanma süreciyle birlikte hem organlarımız hem de derimiz yaşlanmaya ve zamanla eski formunu, fonksiyonunu kaybetmeye başlar.

 Organlarımız ve vücudumuz için en sağlıklı ve doğru olanı yapmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Sağlıklı beslenme, spor, bağımlılıklardan uzak durmak; vücudumuzun sağlığını korumak ve yaşlanmasını önlemek için yapacağımız en önemli unsurlardır. Bununla beraber cilt sağlığımızı korumak için, genel sağlık için yapmamız gerekenlerin haricinde ayrı bir bakım da uygulamamız gerekmektedir.

 Yaşın ilerlemesi kendini ilk olarak cilt yaşlanması şeklinde gösterir. Cildin erken yaşlanmasında genetik faktör de rol oynar bunun haricinde diğer organlardan farklı olarak cilt; çevresel ve fiziksel faktörlerden de etkilenir. Cilt yaşlanmasında dış faktörlerin fazla olmasıyla birlikte cilt yaşlanmasını önlemek ve olabildiğince geciktirmek için yapılması gereken önemli hususlar vardır.

Cilt sağlığının dış faktörlerden fazlaca etkilendiğini söylemiştik. Cildimiz vücudumuzda en dış katman olarak bir bariyer görevi de görmektedir. Cilt bariyerini ne kadar sağlam ve sağlıklı tutarsak, cilt yaşlanmasını da o kadar önlemiş ve geciktirmiş oluruz. Cilt bariyerini korumak için ise yapılacak birçok şey vardır:

• Cildimizi hem içten hem de dıştan, doğru şekilde beslememiz oldukça önemlidir. Sağlıklı beslenmek tüm organlarımız gibi cildimiz için de dikkat etmemiz gereken bir konudur. Cilt yaşlanmasının belirtilerinden olan sarkma ve kırışıklıkları önlemek için bilinen, antioksidan zengini gıdaların tüketimi cilt yaşlanmasını geciktirmede oldukça etkilidir. Sağlıklı ve düzenli beslenmeyle beraber vitamin, mineral, antioksidan tüketmeye dikkat edildiğinde cilt sağlığı üzerindeki olumlu etkileri görülecektir. Cilt sağlığımızı korumaya yarayan besinler ise şunlardır: yaban mersini, erik, ahududu, böğürtlen, pancar, çilek, ıspanak, avokado, brokoli vb. yeşil yapraklı sebzeler...

• Cilt yaşlanmasını önlemek için beslenme kadar su tüketimi de önem taşımaktadır. Cilt kuruluğu doğrudan su tüketimi ile de bağlantılıdır. Gerektiği kadar su tüketildiğinde cildin nemlenmesi ve dolgunlaşması desteklenmiş olacağından cilt yaşlanması da gecikecektir. Bununla beraber alkol tüketiminin cildi yaşlandırdığı da bilinmektedir.

• Cildimizin güneş ışınlarına, sigara dumanı gibi zararlı dumanlara maruz kalması da yaşlanmasını etkileyecektir. Sigaranın sağlığımız için zararları herkesçe bilinmektedir. Çok üzerinde durulmasa da sigaranın cildimize verdiği zarar da yadsınamazdır. Cilt yaşlanmasının, renk değişmesinin ve kırışmasının temel nedenlerinden biri de sigaradır. Güneş ışınlarına, bilinçsiz ve korumasız şekilde bronzlaşmak vs. amacıyla maruz kalmak da kalıcı lekeler bırakabilmekle beraber cilt yaşlanmasına da sebebiyet verecektir.

• Tüketilen besinlerden cildin nemlendiğini söylemiştik. Buna rağmen cilt tipiniz ne olursa olsun mutlaka nemlendirmeniz gerekmektedir. Nemli ciltlerin daha geç yaşlandığı da bilinen bir gerçektir.

• Özellikle kadınlarca kullanılan makyaj malzemeleri büyük oranda kimyasal içerdiğinden sağlığımıza zararı olduğu bir gerçektir. Fazla makyaj yapılması ve özellikle makyaj malzemelerinin ortak kullanılması cilt sağlığı için oldukça zararlıdır.

Genel sağlığımız ve cilt sağlığımız için sigara ve alkolün ne derece zararlı olduğunu tekrarlayarak bu gibi bağımlılıkların çözümü olduğunu da bilmenizi istiyoruz.


MORA BEAUTY WELLNESS İLE CİLT KALİTENİZİ ARTTIRIN...

Mora Terapi cihazlarımızdan olan Mora Beauty; bağımlılık terapilerinde, kilo kontrol terapilerinde kullanılan aynı zamanda; rahatlama, detoksifikasyon, stres azaltma ve yeniden canlanma, selülitin giderilmesi, cilt, saç, tırnaklar ve gözler için birçok uygulamayı barındırabilen bir Wellness cihazıdır. Mora Terapi fiziksel ve duygusal wellness açısından kişiyi destekler. Mora Terapi yöntemi ile yapılan tüm tedaviler gibi burada da amaç bütünsel olarak sağlıklı olabilmektir.


20 Haziran 2022 Pazartesi

SPOR YAPARKEN NEDEN FARKLI BESLENMELİYİZ?




 Sağlıklı ve dengeli beslenme hepimizin yaşamı için çok önemli olan bir konudur. Bunun yanında hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi hissetmek için spor yapmak da hayatımızın önemli bir parçası olmalıdır.

Sağlıklı beslenme; hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Sağlıklı gıdalar sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Ve spor yapan/yapmayan herkesin beslenmesine önem vermesi gerekir.

Spor yapan kişiler, spor yapmayan kişilerden daha çok enerji harcadığı ve düzenli olarak antrenman yaptıkları için beslenmeleri de spor yapmayan kişilerden farklı olmalıdır.

Spor yapan kişilerin hangi sporu yaptığı farketmeksizin, yaptığı spordan daha çok fayda sağlayabilmesi, daha dayanıklı ve enerjik olabilmesi ve en önemlisi sağlığını koruyabilmesi için doğru ve dengeli beslenmesi gerekmektedir.

Sporcu beslenmesin temel farkı; sağlığı ve kiloyu korumakla beraber, yapılan sporun etkisini arttırması ve en yüksek verimi almayı sağlamasıdır.

Spor yapan kişilerin beslenme şeklinde dikkat etmesi gereken önemli noktalar vardır. Örneğin; tuz, şeker, yağ tüketimini vücuda zarar vermeyecek kadar azaltmak, karbonhidrat ve protein tüketimine ağırlık vermek ve bol su içmeye özen göstermek herkes için en sağlıklı olanıdır.

Spor ve egzersiz yapan kişiler ve genel olarak sağlıklı ve düzenli yaşamak isteyen herkes için sağlıklı beslenmenin önemi büyüktür. Spor yapılmadan önce enerji verecek ve tok tutacak gıdaları tüketmek; spor esnasında güç ve enerji kaybetmemeye, yapılan antrenmandan yüksek verim almaya ve böylece spor süresini uzatmaya katkı sağlar. Dengeli ve sağlıklı beslenmek; spor yapan kişilerin konsantrasyonunu arttırmada da etkilidir.


 Vücudumuz için en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Spor yaparken enerji ihtiyacı artmaktadır. Bu sebeple spor yaparken karbonhidrat ağırlıklı beslenilmesi önemlidir. Vücuda yeterli kadar karbonhidrat alınmadığında proteinler enerji tüketimi için kullanılır. Yetersiz karbonhidrat sonucu spordan alınan verim düşmektedir. Bu sebeple spor yaparken enerji ihtiyacını karşılayacak kadar, dengeli şekilde karbonhidrat tüketimi gereklidir. Karbonhidrat miktarı kişinin yaşına, kilosuna ve yaptığı spora göre değişkenlik gösterir.

 Spor yapan kişilerin mutlaka tüketmesi gereken bir diğer besin grubu da proteinlerdir. Vücudumuzda doku iyileştirme, inşa etme, güçlendirme ve metabolizmayı düzenleme gibi pek çok önemli görevleri olan proteinler, fiziksel gelişimimiz için oldukça önemlidir. Spor yapan kişiler de kas kütlesini korumak ve onarmak amacıyla protein tüketimine ağırlık verir. Aynı zamanda protein; spor esnasında efor harcanırken oksijen kullanımını destekler.

Spor yaparken beslenme şekline ve tüketilen gıdalara dikkat etmek; yapılan sporun fiziksel etkisini arttıracağı gibi düzenli spor ile beslenme birleştiğinde ruhsal olarak da olumlu etkileri beraberinde getirecektir.

Spor yaparken, bahsettiğimiz gibi yeteri kadar karbonhidrat ve yağ tüketmek, sebze-meyve tüketimini arttırmak kısaca sağlıksız gıdalardan uzak durmak ve sağlıklı beslenmeye çalışmak önemlidir.

Bunun yanında yine sağlığa zararı oldukça fazla olan sigara ve alkol tüketimi herkese zarar verdiği gibi spor yapan kişilerin de hayatında olmaması gereken zararlı maddelerdir.


6 Haziran 2022 Pazartesi

HER GÜN YÜRÜMEK SAĞLIĞINIZIN YOLUNU UZATIR...

 


Günümüz şartlarında oldukça hareketsiz yaşayan ve sağlıksız beslenen bir toplum haline gelmiş durumdayız.

Günlük koşuşturmadan ve vakit darlığından, hazır gıdalara yönelme, hareket halindeyken de yenebilecek tarzda aperatif ve hiç de sağlıklı olmayan besinleri tüketme oranı oldukça fazlalaşmıştır. Bundan dolayı özellikle daha genç olan kesimde çeşitli hormonal bozukluklar, obezite, diyabet, gıda bağımlılığı, kronik hastalıklar ve bunların bir getirisi olarak duygu durum bozuklukları ve daha pek çok farklı sağlık sorunu görülmektedir.

Hazır gıdalara meyil kadar hareketsizliğe yönelme; hareket etmek, yürümek yerine ulaşım için hep vasıta kullanma da oldukça yaygındır.

Fiziksel olarak aktivite yapmasak da fırsat buldukça, vaktimiz oldukça her gün yürümek, sağlımız için oldukça önemlidir.

Herhangi bir maliyeti olmayan, risksiz, güvenli ve oldukça etkili olan yürüyüş; her yaştan kişinin ihtiyaç duyduğu bir aktivitedir.

Sağlığımız için çok gerekli bir aktivite olan yürüyüşün faydaları herkesçe bilinmemekle beraber, araştırmalar sonucu düzenli olarak her gün yürüyüş yapan kişilerin hastalıklara ve çeşitli hastalıkların sebep olabileceği ölümlere yakalanma riskinin düzenli yürüyüş yapmayan kişilerden %33 daha az olduğu bilinmektedir.

İmkanı elveren herkesin günde en az 30 dakika tempolu olacak şekilde açık havada her gün yürümesi sağlık açısından ideal olanıdır.


  HER GÜN YÜRÜMENİN FAYDALARI NELERDİR?

• Her gün yürümek insan sağlığına fiziksel olarak fayda sağlamakla beraber ruhsal sağlığa da oldukça iyi gelmektedir.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kan basıncı dengesini düzenleyerek kalp rahatsızlıklarının yaşanma riskini azaltır. Düzenli yürüyüş yapan kadınların kalp krizi geçirme riskinin azaldığı da bilinmektedir.

• Akciğerlerdeki oksijen oranını arttıran yürüyüş, akciğer sağlığını destekler ve solunum yollarını da iyileştirir.

• Yürüyüş esnasında pek çok kas grubu çalışmaktadır. Her gün yürümek iskeleti ve omurgayı da güçlendirir. Ayrıca

düzenli yürüyüş ile postürün ve duruşun düzelmesi de desteklenmiş olur.

• Düzenli olarak her gün yürümek, kemikleri güçlendirir ve kırık riskini azaltır.

• Kan basıncı gibi kan şekerini de düzenleyen yürüyüş diyabet hastaları için de çok iyi bir alternatif olmakla beraber kan şekerini dengelemede koşudan daha etkili olduğu da kanıtlanmıştır.

• Solunum ve iskelet sistemi gibi sindirim sistemine de olumlu etkileri olan yürüyüş, kabızlık probleminin çözülmesine de yardımcı olmaktadır.

• Yürüyüş pek çok kas grubunu çalıştırdığından, düzenli hale geldiğinde yağ yakımına ve kilo kaybına da yardımcı olabilmektedir.

• Her gün yürümek, hareketsizlikten veya hep aynı pozisyonda oturmaktan kaynaklanan eklem ağrılarından kurtulmak için de etkili bir yöntemdir.

Yürüyüşün fiziki sağlık boyutunun yanında ruhsal iyileşme de sağladığından bahsetmiştik.

Açık havada en az 30 dakika her gün yürümek; beyinde endorfin ve serotonin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu salgılar ile de kendinizi daha zinde, mutlu ve enerjik hissetmeniz de mümkün olabilmektedir. Her gün yürümek doğrudan ruh sağlığına da etki etmektedir. Düzenli yürüyüşün beyin sağlığına olumlu etkisi ile depresyon, anksiyete gibi duygu durum bozukluklarının olumsuz etkilerinin ortadan kalkması desteklenmiş olmaktadır. Bu tür zihinsel ve ruhsal problemlerin tedavisinde doktorlarca da önerilen yürüyüş; gündelik zaman dilimi içinde kısa bir vakit ayrımı ile herkesin düzenli şekilde hayatının bir parçası haline getirebileceği oldukça sağlıklı ve rahatlatıcı bir aktivite olmakla beraber; ulaşım gerekliliğinde vasıta kullanımı yerine tercih edildiğinde doğamızı korumak adına da güzel ve önemli bir adım olacaktır.

SAĞLIKLI GÜNLER....