29 Ocak 2023 Pazar

ÖZ BAKIM FORMLARI NELERDİR?

 


Öz bakım nedir?

Öz bakımı kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz: Öz bakım; fizyolojik, psikolojik ve zihinsel olarak sağlığımıza dikkat etmek, bütünsel sağlığımızı korumak amacıyla yaptığımız tüm aktivitelerdir. Önemli bir nokta da, bu aktivitelerin farkındalık ile yapılmasıdır. Bu farkındalık insanda bebeklik döneminden sonra erken çocuklukta oluşmaya başlar. Çocuklarda öz bakım formları/becerileri tamamen, içinde bulundukları hayata adapte olmaya yönelik davranışlardır. Belli yaşlara gelen çocukların edinmiş olması gereken beceriler şu şekildedir:

36-48 Ay arası çocukların edinmesi gereken öz bakım becerileri:

1. Kendi kendine yemek yiyebilmek

2. Düğmesiz ve bağsız giysileri yardımsız çıkarabilmek

3. Yardımla giyinebilmek

4. Giysinin önünü arkasını ayırt edebilmek

5. Dişlerini yardımla fırçalayabilmek

6. Saçlarını yardımla tarayabilmek

7. Tuvalet ihtiyacını yardımla karşılayabilmek

8. Kendine ait eşyaları toplayabilmek.

48 - 60 Ay arası çocukların edinmesi gereken öz bakım becerileri:

1. Saçlarını tarayabilmek

2. Giysilerini yardımsız giyip çıkarabilmek

3. Giysilerini asabilmek

4. Ayakkabılarını yardımla bağlayabilmek

5. Elini yüzünü yardımsız yıkayabilmek

6. Dişlerini fırçalayabilmek

7. Sofra kurallarına uymak

8. Yemekle ilgili araç gereçleri uygun kullanmak

60-72 Ay arası çocukların edinmesi gereken öz bakım becerileri:

1. Dişlerini fırçalayabilmek

2. Vücudunu yıkamak

3. Tuvalet gereksinimini tek başına karşılamak

4. Hava şartlarına uygun kıyafetler seçebilmek

5. Ayakkabılarını bağlayabilmek

6. Yemek araç-gereçlerini bir yetişkin gibi kullanabilmek

7. Tehlike yaratacak durumları fark etmek

Belli bir yaşa kadar öğrenme yoluyla, belli bir yaştan sonra da düşünüp seçerek yaptığı öz bakımın öncelikli olarak amacı sağlıklı olmaktır. Bununla beraber bütünsel sağlık çerçevesinde değerlendirilebilen öz bakım, ikincil olarak da yaşam kalitesini arttırmak için üzerine çalışılması gereken bir durumdur.

Yaşam kalitesini arttırmak eylemini biraz daha açacak olursak; fiziki sağlık ile birlikte kişinin yaşamının hareket doğrultusunda aktifliği de artmaktadır. Fiziki sağlık, zihinsel ve ruhsal sağlıkla birlikte bir bütünü oluşturur. Ve bu bütünlük oluşurken de her biri birbirini tamamlar. Fiziki sağlığını korumaya, desteklemeye çalışan bir kişi; zihinsel ve ruhsal sağlığına da sağlıklı bir zemin hazırlamış olur. Birbirini tamamlayıcı bu durumlar kişinin öz bakıma verdiği önemle değerini katlayabilmektedir. Hem fiziki hem ruhsal hem de zihinsel sağlığımız için uygulamamız gereken öz bakım formları (biçimleri) nelerdir, şu şekilde açıklanabilir.

Öz bakım formları nelerdir?

Öz bakım formlarını/biçimlerini üç ayrı dalda incelememiz mümkündür. Fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlığımız için öz bakım.

Fiziksel Sağlığımız İçin Öz Bakım:

Fiziksel sağlığımızın iyi olması demek zihinsel ve ruhsal sağlığımız için de sağlam bir zemin demektir. Fiziken iyi durumda olursak ve bedensel sağlığımız için öz bakım yaparsak; zihinsel ve ruhsal sağlığımızın yanında bütünsel sağlığımızı korumuş oluruz. Fiziksel sağlığımız için yapacağımız öz bakım formları şunlardır:

● Hareket etmek, egzersiz yapmak, sık sık yürümek

● Uyku düzeni oluşturmak

● Sağlıklı beslenmek

● Bağımlılıklardan kurtulmak

Zihinsel Sağlığımız İçin Öz Bakım:

Ruh-beden-zihin dengesi ve sağlığı bütünsel sağlığın anahtarıdır. Zihinsel sağlığımız ve zihinsel rahatlığımız bizi ruhsal olarak da sağlıklı hale getiren önemli etkenlerden biridir. Davranış, düşünüş, duygular vb. şeylerin sağlıklı olabilmesi için zihinsel sağlığımıza da olumlu etkisi olacak faaliyetler yapmalıyız. Zihinsel sağlığımız için yapmamız gereken öz bakım formları şunlardır:

● Zihninizi rahatlatmak ve sağlığınızı arttırmak için meditasyon yapmak

● Uyku düzeninizi korumaya özen göstermek

● Bağımlılıklardan kurtulmak

● Radyasyon etkisinden belirli sürelerde uzaklaşmak ve kitap okumak, bulmaca çözmek gibi alışkanlıklar edinmek

● Sağlıklı beslenmeye özen göstermek

Ruh Sağlığınız İçin Öz Bakım:

Zihinsel olarak sağlıklı olan bir bireyin ruh sağlığı da bir o kadar iyidir demek mümkün. Ruh sağlığı da sağlıklı zihnin bir getirisi ve bir parçasıdır. Ruhumuzu beslemek ve ruh sağlığımız için öz bakım formlarını uygulamak, en az fiziki ve zihinsel öz bakım formlarını uygulamak kadar önemlidir. Ruh sağlığımız için uygulamamız gereken öz bakım formları şunlardır:

● Duygusal olarak öncelikle kendimize sevgi ve saygı göstermek ve kendimize yetebildiğimizi fark etmek

● Sahip olduğumuz her şeye karşı saygı ve şükran duymak

● Hayatın iyi yönlerini görmeyi bilmek ama aynı zamanda da yanlışlar ve hatalarla da yüzleşebilmek

● Gerek duyulduğu takdirde veya ihtiyaç olmasa da istendiğinde psikolojik destek almak

SAĞLIKLI BİR RUH VE ZİHİN İÇİN MORA BACH ÇİÇEKLERİ TERAPİSİ!

Bach Çiçekleri Terapisi bir tür homeopatik tedavidir ve çiçeklerin yaydıkları elektromanyetik frekansları ile olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalarak bozulan vücut sinyallerinin vücuttan uzaklaştırılmasını amaçlayarak; Mora cihazları üzerine programlar şeklinde kaydedilmesiyle oluşturulmuştur.

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Böylelikle kişide olumlu ve pozitif duygular gelişir ve stres, korku, kaygı gibi negatif duygular bağlamında gerçekleşen eylemlerinde de azalma ve yok olma görülür.


15 Ocak 2023 Pazar

GÜÇLÜ PSİKOLOJİYE SAHİP İNSANLAR HANGİ ÖZELLİKLERE SAHİPTİR?

 


Psikoloji; insan zihnini, ruhunu ve düşüncelerini inceleyen bilim dalıdır. Psikoloji diğer bir adıyla da ruh bilimidir. Psikoloji insan davranışlarını bilimsel olarak inceler ve bu davranışların açıklamasını yapar. Psikolojinin alanı oldukça geniştir fakat en temelde duygu ve düşünceler özelinde çalışır.

İnsan psikolojisi; insanların davranış, düşünce ve hareketlerinin altında yatan sebeplere dayanır. Hepimiz yaşamımız boyunca sonu gelmeyen bir gelişme ve değişme süreci yaşarız. Bu süreç bizim karakterimizin temelini ve psikolojimizin gücünü oluşturur. Bununla birlikte de davranış ve düşüncelerimiz, onları etkileyen faktörler sürekli bir değişkenlik gösterir. 

Ruh sağlığımız, fiziksel sağlığımız kadar önemlidir. Hayatımızı mutlu ve sağlıklı sürdürmenin altın kuralı bütünsel sağlıktır. Bütünsel sağlığın, ruh sağlığı olmadan mümkün olmadığı da açıktır. Güçlü bir psikoloji, güçlü karakterle eş konumundadır. Güçlü bir psikolojiye sahip olmak, insana sağlıklı bir ruhtan ziyade sağlıklı bir yaşam sağlamaktadır. Sağlam ve güçlü bir psikoloji insanın önce kendisine yetebilmesi, kendini tatmin edebilmesi; sonra da çevresine yetebilmesi, faydalı olabilmesi  ön koşullardan biridir.

Psikolojimizin güçlü olmasının koşulları nelerdir?

• Güçlü bir psikolojinin temelinde hiç kuşkusuz duygu kontrol vardır. Düşünebilen, hissedebilen, duyguları olan canlılar olan bizler; hayatta her durumu ve olayı yaşama potansiyeline de sahibizdir. Bu potansiyel, kendimizi yaşanılacak her şeye hazırlıklı halde olmaya da sevk etmemizin gerekçesidir. Yaşamış olduğumuz, yaşıyor olduğumuz ve yaşayabilecek olduğumuz her durum karşısında duygularımızı kontrol etmeyi ve mantıklı kalabilmeyi başarmamız güçlü bir psikolojiye sahip olmamızın altın kuralıdır.

• Kişinin güçlü bir psikolojiye sahip olması, onun her şeyden ve herkesten önce kendini düşünmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Fazla fedakarlık etmek ve bu durumun farkındalığı ile birlikte rahatsızlık duymak; kişinin, başkalarının hayatını kendisininkinden daha çok düşündüğünü gösterdiğinden bu duygu kontrol altına alınmalı ve mümkün olduğu derecede azaltılmalıdır. 

• Duygu kontrolünün ne kadar önemli olduğundan bahsettik. Bu duygulardan öfke, nefret, kızgınlık gibi duyguların sizin düşüncelerinize etki etmesine ne kadar izin verdiğiniz noktası, psikolojiniz açısından önemlidir. Kişilere karşı beslediğiniz bu sağlıksız duygulardan kurtulmanız ve karşınızdakini affedip, durumu veya olayı unutmanız en sağlıklı çözüm olacaktır.


Ruhsal olarak güçlü olan, güçlü psikolojiye sahip olan insanların belirgin özellikleri şunlardır:

• Empati kurma yönleri kuvvetlidir. Kendilerini başkasının yerine koymakta zorluk çekmezler. Bu sayede olaylara karşı çeşitli bakış açılarına sahip olurlar; bardağın hem dolu tarafını hem de boş tarafını görebilirler.


• Bireysel olarak insan ilişkileri güçlüdür. Farklı görüş ve düşüncelere açık oldukları için iletişim kurmaları da kolaydır. Güçlü psikolojiye sahip olan insanlar, duygularını kontrol etmekte de başarılıdırlar ve farklı insanlar neticesinde farklı görüşlere karşı nötr kalabilirler.


• Çoğunlukla kendinden emin ve dürüsttürler. Yalan söylemekten kaçınırlar. Psikolojisi güçlü olan kişilerin öncelikle özgüvenleri gelişmiştir. Kendine her daim güvenirler fakat bu güven; eksikleri görmekten çekinen ve korkan bir özelliği doğurmaz. Kendine güvenen, güçlü psikolojiye sahip insanlar çevresindeki insanlarda da güven veren bir etki bırakırlar. Bunun da temel etkeni yalan söylemeyen dürüst insanlar olmalarıdır.


• Psikolojisi güçlü olan insanların meraklı yanları da belirgindir. Yeni şeyler araştırmayı ve öğrenmeyi de severler. Farklı görüşlere, ortamlara, yeniliklere açık olmak güçlü psikolojiye sahip insanların özelliklerinden belirgin olanıdır.


• Hayatlarında belli bir amaca yönelik eylemleri vardır. Planlıdırlar ve bu plana göre hareket ederler. Zaman kaybetmeyi sevmezler. Güçlü psikolojiye sahip insanların bütünsel sağlık yönünden de iyi durumda olması yüksek olasılıktadır. Bu özellikleri onların hem fiziksel sağlıklarını hem de ruhsal sağlıklarını beslemeye her zaman özen göstermeleri sonucunu doğurmaktadır.


• Başarılı olmak için çıktıkları yolda başarısız olmaktan korkmazlar ve durumu her yönüyle değerlendirip hatasını düzeltmeye çalışırlar. Güçlü psikolojiye sahip olan bu insanlar kendilerini her daim her olasılığa hazırlamaya önem verirler. Bu durum onların başarılarını katlamaya yardımcıdır. Çünkü başarısız olmaktan korkmadıkları için, kaybedecek bir şeyi olmayan bir zihinle daha rahat ve profesyonel tavırlar sergilerler.


• Her zaman kendilerine pozitif olumlama yaparlar ve kendilerini severler. Psikolojisi güçlü insanların en belirgin özelliklerinden biri de pozitiflik, öz sevgi ve öz saygıdır. Daha önce de güçlü psikolojiye sahip kişilerin öncelikle bireyci bir düşünce yapısına sahip olduğunu, her şeyden ve herkesten önce kendini düşündüğünü ve kendi sağlığını, mutluluğunu gözettiğini belirtmiştik. Bu sevgi durumu onları mutlu ederken aynı zamanda özgüvenini de beslemektedir. Bu özellik yalnızca kişiye değil, çevresine de olumlu etkiler bırakmaktadır. 


MORA TERAPİ İLE SAĞLIKLI DUYGULAR VE GÜÇLÜ PSİKOLOJİ!

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


1 Ocak 2023 Pazar

ŞİŞLİK, HALSİZLİK Mİ HİSSEDİYORSUNUZ? BAĞIRSAK DETOKSU İLE RAHATLAYIN!

 


Bağırsak sağlığımızı korumak niçin önemlidir?

Bağırsaklarımız ikinci beyin olarak adlandırılan ve genel sağlığımızı, bağışıklık sistemimizi, psikolojik durumumuzu doğrudan doğruya etkileyen organımızdır. Bu sebeple bağırsak sağlığımızı korumamız oldukça önemlidir. Bağırsaklar ne kadar iyi çalışırsa hastalıklardan da o kadar korunuruz. Ayrıca bağırsak sağlığımız iyi olduğu müddetçe, fiziksel ve psikolojik olarak iyi hissederiz. Bağırsak sağlığımızın iyi olması, bağışıklığımızı da güçlü tutmakla beraber kolon kanseri riskini azaltır. Aynı zamanda bağırsak sağlığımızın bozulmasıyla birlikte şişkinlik, hazımsızlık, gaz, kabızlık, halsizlik, yorgunluk gibi problemler de ortaya çıkar.

Bu sebeple rahatsızlık hissedildiğinde ve bahsettiğimiz problemler yaşandığında bağırsaklarımızı temizlemek amacıyla bağırsak detoksu yapmak; özellikle bağırsaklarımızda yaşayan iyi bakterilerin sayısını artırmak için doğru olacaktır.

Bağırsak detoksu nedir ve nasıl yapılır?

Bağırsak detoksu bir anlamda bağırsaklarımızın temizlenmesi demektir. Bağırsak detoksu uzmanların önerisi doğrultusunda ayda sadece 1 kez ve 4 gün süreyle yapılmalıdır. Sürenin uzamaması sağlık açısından önemlidir. Bağırsak detoksu yapmanın belli kuralları vardır. Bağırsak detoksu bağırsakları temizlemek ve rahatlatmak amacıyla yapılacağı için kolay sindirilebilen ve bağırsak sağlığına iyi gelen gıdaları tüketmek önemlidir.

Bağırsak detoksunda yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

• Bol su tüketmek: Yetişkin bir insan günde ortalama 2 litre su içmelidir. Normal şartlarda gereken bu olsa da bağırsak detoksu sırasında bundan da fazlası içilmelidir. Öncelikle vücuttan toksinlerin atılması için su içmek önemlidir. Bol su içmek aynı zamanda sindirimi de kolaylaştıracaktır.

• Bağırsak dostu probiyotikleri tüketmeye özen göstermek: Bağırsak sağlığımızın önemli koruyucuları olan iyi bakterilerin en büyük ihtiyaçlarından biri probiyotiklerdir. İyi bakteriler bağışıklık sistemimizin güçlü olmasını sağlarlar. Probiyotik gıdalar ise başlıca; kefir, yoğurt, lahana, turşu ve bozadır.

• Lif açısından zengin gıdalar tüketmek: Lifli besinler tüketmek hem sindirimi hızlandırmakta hem de bağırsaktaki toksinlerin dışkı yoluyla atılmasını sağlamaktadır. Lif açısından zengin besinler şunlardır: Siyah fasulye, yeşil mercimek, yulaf, kinoa, chia tohumu, enginar, bezelye, pazı.

• Vitamin almak için meyve ve sebzeler tüketmek: Bağırsak detoksu -kişiden kişiye değişmekle beraber- normalden daha hafif beslenilen bir süreçtir. Ve bu süreçte dengeli ve doğru beslenerek yeteri kadar vitamin ve mineral almak önemlidir. Bu nedenle sebze-meyve tüketimine özen gösterilmelidir.

• Alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmak: Başta kafein, alkol, sigara bağımlılıkları olmakla beraber şeker, karbonhidrat gibi çeşitli gıda bağımlılıkları da sinirim sistemini ve genel sağlığımızı kötü etkilediğinden; sadece detoks zamanı değil her daim uzak durulması gerekmektedir.

• Stresten kaçının: Bağırsaklarımızın çalışma düzeni ve sağlığını doğrudan etkileyen faktörlerin başında stres gelir. Önemi bir rahatsızlık olan huzursuz bağırsak sendromunun nedenlerinden biri de strestir. Bağırsaklarımız ruhsal durumumuzdan direkt olarak etkileneceği için olumsuz duygu ve düşüncelerden kaçınmamız doğru olacaktır.


Şişlik ve halsizliğe karşı bağırsak detoksu!

Bağırsak detoksu ile bir temizlenme sürecine girmenizle birlikte, sindirim sisteminde de düzelme yaşayacak ve yararlı bakterilerin sayısını arttıracaksınız. Bu sayede de detoks bittiğinde şişkinlik, gaz, hazımsızlık, halsizlik gibi problemleriniz ortadan kalkacaktır.


MORA TERAPİ İLE BAĞIRSAK SAĞLIĞINIZI KORUYUN

Mora Terapi yöntemi ile yapılan bağırsak terapilerinde, şimdiye kadar bağırsağı tehdit etmiş olan besinlerin frekansları vücuttan silinerek bu besinlere karşı isteksizlik oluşturulur. Mora frekans terapileri ile bağırsaklarda çeşitli sebeplerle meydana gelmiş olan hasar onarımı başlatılır ve birikmiş olan toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmaları sağlanır.

Mora Terapi biorezonans terapilerinde vücudumuzdan toksik maddelerin atılması sağlanır. Ve bağırsak florası temizlediği için karın, şişlik, sancı gibi sorunlar da ortadan kalkmaktadır. Florası temizlenen bağırsak; protein, vitamin gibi besinlerin emilimini daha iyi gerçekleştirir ve bu sayede bağışıklık sistemi de güçlenir.

 Bağırsak sağlığı için bir beslenme planı oluşturulur. Beslenme planı; kefir, yoğurt gibi probiyotik besinlerden zengindir ve bu şekilde bağırsaklardaki flora desteklenmiş olur. Bağırsak florasının tam olarak onarılması için dışarıdan probiyotik takviyesi de önerilmektedir.


18 Aralık 2022 Pazar

VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?

 


Vücut direncimiz doğrudan doğruya, bedenimizin ne kadar sağlıklı olduğunun, dışarıdan gelen bazı etkenlere karşı savunmasının ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. Dış etkenleri; virüsler ve bakteriler, hava değişimleri ile birlikte gelen hastalıklar kısacası bağışıklık sistemimizi etkileyen her türlü madde veya durumlar olarak adlandırabiliriz.

Özellikle kış mevsimi ile birlikte havaların soğuması, çeşitli mikrobik hastalıkların ( grip, soğuk algınlığı vs.) yaygınlaşması nedeniyle vücut direncinin yüksek olması önemlidir.

Bağışıklık sistemimizin ne derecede sağlam olduğu vücut direncimizle tamamen bağlantılıdır. Vücut direncimiz zayıfladığı takdirde kendimizi hem fiziksel hem de ruhsal olarak kötü hissetmemiz olasıdır.

Vücut direnci düşüklüğünün belirtileri nelerdir?

• Soğuk algınlığı gibi hastalıklara çabuk yakalanmak ve geç atlatmak

Vücut direncinin düşmesinin en belirgin özelliği hastalıklara yakalanma ve virüs kapma oranının artmasıdır. Özellikle kış aylarının gelmesiyle ve soğuk havaların etkisiyle beraber devamlı olarak tekrar eden soğuk algınlıkları yaşanabilmektedir. Çoğunlukla soğuk algınlığını atlatma süresi 7-10 gün arasıdır. Fakat eğer bu süre uzuyor ve kişi tam iyileşmeden tekrar hastalığa yakalanıyorsa bu durum bağışıklık sisteminin ve vücut direncinin hastalıklara karşı güçlü olmadığını gösterir. Bu sürekli tekrar eden soğuk algınlığı ve diğer hastalıklarda, bağışıklık sistemi daha çok mücadele ettiği için vücut direnci oldukça düşecektir.

• Çabuk ve sık yorulmak

Vücut direncimizin düştüğünün diğer bir göstergesi de enerji olarak yetersiz hissetmemizdir. Vücut direncimiz düştüğü takdirde normalden daha çabuk yorulur, günlük olarak yaptığınız faaliyetleri yapmaya güç bulamayabilirsiniz. Eğer çabuk ve sık yoruluyorsanız ayrıca enerji düşüklüğü de yaşıyorsanız vücut direnciniz düşmüş demektir.

• Yaraların geç iyileşmesi

Vücut direncinin düşük olduğu durumlarda bağışıklık hücreleri sayesinde gerçekleşen iyileşmeler de yavaşlamaktadır. Yaralarınızın normalde olduğundan daha geç iyileşmesi de vücut direncinizin düştüğünün bir belirtisidir.

Vücut direncinin zayıf olması hastalıklara daha çabuk yakalanmamıza sebep olacağından ve hayatımızda diğer eylemlerimizi etkileyeceğinden; bağışıklık sistemimizi ve vücut direncimizi yüksek tutmak önemlidir. Vücut direncimizi yüksek tutmak için yapmamız gereken temel şeyler şunlardır:

1. Dengeli ve sağlıklı beslenmek:

Sağlıklı bir bedenin temel anahtarı sağlıklı beslenmedir. Ve vücudumuzda işleyişin normal olması, bağışıklığımızın güçlü olması gibi durumlar doğrudan beslenmemizle alakalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermemiz gerekmektedir. Örneğin; hazır gıda tüketimi yerine içeriği temiz, işlenmemiş gıdaları tüketmek önemlidir. Sebze ve meyveler, doğal yağ kaynağı olan yemişler, probiyotik ve antioksidan içeren gıdalar beslenme düzenine mutlaka eklenmelidir. Vücut direncini arttıran besinler şunlardır:

Sarımsak, greyfurt, portakal, zencefil, kuşburnu, maydanoz, kivi, çilek, enginar, ıspanak, brokoli, bal kabağı, havuç, ceviz, fındık, badem, zeytinyağı gibi doğal yağlar ve özellikle E ve C vitamini içeren gıdalar...

2. Sigara ve alkol kullanmamak:

Sigara ve alkol gibi bağımlılık etkisi olan maddeler; özellikle de sigara içerisinde sağlığımıza zarar verecek nikotin, katran, çeşitli gazlar ve dumanlar barındırmaktadır. Sigara başlı başına öldürücü bir etkiye sahip olmakla birlikte ölümcül pek çok hastalığa da sebep olmaktadır. Aynı şekilde alkol de sağlığımıza zararlı olduğundan tüketilmemesi önemlidir. Sağlığımıza zarar verici etkisi olan her şey direkt olarak bağışıklık sistemimize ve vücut direncimize de zarar verecek ve bizi hastalıklara açık hale getirecektir.

3. Düzenli olarak egzersiz yapmak:

Sağlığımız için beslenme ne kadar önemli ise hareket de bir o kadar önemlidir. Fiziksel aktivite şartlar uygun olduğunca yapılmalıdır. En basit olarak yürüyüş yapmak bile sağlığımız için çok faydalıdır. Bunun yanı sıra açık havada yapılan koşu, bisiklet sürme gibi faaliyetler de hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı korumak ve beslemek için gereklidirler.

4. Kişisel hijyeni sağlamaya çalışmak:

Bağışıklık sistemimizi beslenmemize, sıvı tüketimimize ve hareketimize dikkat ederek ne kadar korumaya çalışsak da temizlik ve hijyen olmadığı takdirde hastalıklardan korunmak pek mümkün olmayacaktır bu sebeple de hijyen ve temizlik çok önemlidir. Kalabalık ortamlarda maske takmak, elleri sık sık yıkamak gibi hijyenimizi koruyacak şeyler yapmamız gereklidir.


PEMF TERAPİ CİHAZI İLE VÜCUT DİRENCİNİZİ ARTTIRIN

PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler. Bu şekilde enerji düşüklüğü, kırgınlık gibi vücut direnci düşüklüğü belirtileri yaşanması engellenir.

Vücutta biriken toksinler hücrelerin geçiş yollarını tıkayarak hücreler arası enerji geçişine engel olur. PEMF cihazı ise hücreler arası geçiş yollarını temizler, vücudu zararlı toksinlerden arındırır ve vücuttaki verimliliği artırır. Verimlilik ile birlikte aynı zamanda vücutta direnci de artmaktadır. PEMF cihazı bu sayede hem performans artırımı sağlar hem de hafif şiddete hücreleri sarstığı için fizik tedavi, ağrı tedavileri ve spor yaralanmalarında iyileşme sağlar. PEMF cihazı kişiye bütüncül bir sağlık anlayışı sunmaktadır.


5 Aralık 2022 Pazartesi

MENOPOZUN RAHAT GEÇMESİNİ SAĞLAYAN 10 ÖNERİ

 


 Menopoz dönemi tüm kadınların yaşayacak olduğu tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir. Menopoz dönemini adet döngülerinin son bularak menstruasyon ve üreme faaliyetinin durması olarak tanımlayabiliriz. Menopoz sürecini iyi geçirmek için en önemli nokta pozitif olmak ve bu dönemin de keyfini çıkarmaktır. 

 Menopoz dönemi; kadınların genellikle 45-55 yaşları arasında, çeşitli faktörlere (beslenme, sigara-alkol kullanımı, genetik gibi) bağlı olarak da daha geç veya daha erken görülen bir dönemdir. Bu yaş aralığının daha da aşağılara indiği de görülmektedir.

 Genellikle 40 yaş öncesi ve 30’lu yaşlar prematür menopoz olarak tanımlanır. Menopozun bu kadar erken yaşlarda başlamasının sebebi çoğunlukla bir sebebe bağlanamaz. Sebebi açıklanamayan prematür menopoz oranı %60’dır. Yine de prematür menopoza sebep olabilen bazı etkenler de vardır. Bu nedenler: genetik hastalıklar ve faktörler, çeşitli enfeksiyonlar (tüberküloz, sıtma, kabakulak vb.), bazı otoimmün hastalıklar, sigara kullanımı, kilo problemleri vs.

Menopoz döneminin belirtileri şunlardır:

● Adet düzensizlikleri

● Ateş basması

● Aşırı terleme

● Üşüme

● Uyku problemleri

● Ani duygu değişimleri

● Depresif ruh hali

● Kilo değişimleri

● İştah artışı

● Yavaşlayan metabolizma

● Cilt kuruluğu

● Vajinal kuruluk

● Cinsel istekte azalma

Menopoz süreci kişinin hayatını etkileyecek çeşitli belirtileri olsa da, dikkat edilmesi gereken bazı uygulamalara uyulduğu takdirde sorunsuz ve kolay şekilde geçirilebilecektir.

Kadınlar için farklı ve çeşitli fiziksel ve ruhsal değişikliklere sebep olan menopoz sürecini rahat geçirmek için 10 öneri:

1-Menopoz döneminiz tıpkı menstrual döngü gibi doğal bir süreçtir ve bu süreci kabullenmeniz, kendinizle barışık olmanız sizi rahatlatacaktır. Vücudunuzda çeşitli değişimlerin olması normaldir. Her halinizle güzel olduğunuzu unutmayın!

2-Duygu-durum değişimleriniz, fiziksel değişimleriniz vs. sebebiyle istek ve ihtiyaçlarınızın farklılaşması normaldir. Bu yüzden destek talep etmekten çekinmeyin ve ailenizden, çevrenizden destek beklediğinizi onlarla paylaşınız. Yakın iletişimde olduğunuz kişilerin sizin sürecinizden haberdar olması, daha rahat hissetmenizi sağlayacaktır.

İhtiyaç duyduğunuz takdirde psikolojik yardım almaktan çekinmeyin. Menopoz dönemi hormonal pek çok değişime açık olunan bir dönemdir. Bu değişimlere bağlı olarak da ruhsal ve psikolojik değişimler de görülebilmektedir.

3-Menopoz süreci öncesi olması gerektiği gibi menopoz sürecinde de doktor kontrollerinizi aksatmayıp gerekli testleri yapmanız oldukça önemlidir. Özellikle de erken menopoz olarak kabul edilen 45 yaş öncesinde menopoz sürecine girdiyseniz doktora görünmeniz önemlidir. Erken menopoz bazen hiçbir sebebe bağlı olamazken; bazen de otoimmün hastalıklar, radyoterapi-kemoterapi, aşırı kilo/aşırı zayıflık, kürtaj ve hipotiroidizm sebebiyle de gerçekleşebilmektedir.

4- Menopoz dönemi öncesinde ve sonrasında uyku problemleri görülebilmektedir. Uykuya dalmada güçlük, kısa süren uykular ve çok erken uyanmak gibi problemler aynı zamanda menopoz belirtileridir. Bunlar gibi uyku problemleri için yapılabilecek bazı şeyler; rahat kıyafetler giymek, her gün aynı saatte yatmak, uyunacak ortamı havalandırmak ve serin bir ortamda uyumaktır.

5-Hem fiziksel hem ruhsal hem de zihinsel rahatlama adına mutlaka düzenli egzersiz, yoga veya meditasyon yapın. Bunlar sizi fiziki olarak da iyi hissettirecek aktivitelerdir. Ayrıca iyi zaman geçireceğiniz seramik, takı tasarım gibi el işçiliği hobiler ya da müzik aleti çalma gibi değişik hobiler edinmeniz de sizi pozitif etkileyecektir.

6-Sağlıklı ve dengeli beslenme yaşamımız boyunca çok önemlidir. Vücudumuzda pek çok değişimin olduğu menopoz sürecinde de sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Özellikle bol sıvı tüketimi önemlidir. Ve kafein tüketiminden ne kadar kaçınırsanız o kadar iyi olacaktır. Menopoz dönemi şikayetlerini gidermesi için östrojenik etkisi olan soya ürünleri ve kuru baklagilleri hekiminize danışarak tüketebilirsiniz.

Sağlıklı ve doğru beslenmenin için uzman bir hekimden destek alabilirsiniz.

7-Menopoz sürecini sağlıklı geçirmek için kan şekeri düzeyi oldukça önemlidir. Hormonal ve bedensel pek çok değişimle birlikte kan şekeri de menopoz sürecinden etkilenebileceği için bu süreçte tüketilen gıdalara dikkat etmek önemlidir. Kuru baklagiller, bulgur, arpa, çavdar ekmeği, sebzeler ve meyveler kan şekerinizin aşırı yükselmesini engelleyip dengede kalmasını sağlayacağı için tüketmeniz doğru olacaktır. Şeker, bal, reçel, pirinç, muz, üzüm, incir gibi şeker oranı fazla olan besinler ise kan şekerini yükselteceği için daha az ve kısıtlı tüketilmelidir.

8-Menopoz dönemiyle birlikte kadınlarda östrojen hormonu azalmakta ve kalp-damar hastalıkları görülme olasılığı artmaktadır. Bu sebeple sigara, alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmanız önemlidir.

9-Menopoz döneminin şikayetlerinden olan sıcak basması ve terlemeyi tetikleyici ve arttırıcı etkisi olabilecek acı ve fazla baharatlı yiyecek tüketiminden kaçınmanız doğru olacaktır.

10- Menopoz döneminin rahat ve kolay geçmesi için Mora Terapi ile tanışın!

Mora Terapi ile duygu-durum değişimlerinizi ve bu değişimlerin psikolojinize etkilerini en aza indirgemeniz ve sorunsuz bir süreç geçirmeniz mümkündür.

Bach Çiçekler terapisi tamamen doğal homeopatik tedavidir. Bach çiçekleri terapisinde belli çiçeklerin elektromanyetik frekansları kullanılarak, kişinin vücudunda olumsuz duygu ve düşünceler sebebiyle oluşan olumsuz frekanslar uzaklaştırılır.

Mora Bach Çiçekleri terapisi ile mutsuzluk, öfke, sinir, endişe, korku, yalnızlık, yetersizlik gibi olumsuz duyu ve düşüncelerden doğal yolla kurtulabilirsiniz.


21 Kasım 2022 Pazartesi

TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA YAKALANMAMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?



Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik sendromu son birkaç yılda duymaya aşina olduğumuz bir duygu durumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tükenmişlik sendromu tıbbi bir tanı olarak kabul edilmediği için, bir hastalık olarak tanımlamak da doğru değildir. Tükenmişlik sendromu için daha doğru olan tanım; uzmanlar tarafından kabul edildiği şekliyle, yoğun şekilde yaşanan stres durumudur diyebiliriz. Tükenmişlik sendromu, tedavi edilmediği sürece önemi artacak olan ve kişiye daha da fazla zarar verecek olan psikolojik bir sorundur. Kişinin hayatını doğrudan olumsuz etkileyen ve giderek yaygınlığı artan tükenmişlik sendromu nedir ve nasıl bir duygu durumudur açıklayalım:

Tükenmişlik sendromu; bireyin kendini mutsuz, yalnız, enerjisiz ve yetersiz hissetmesiyle birlikte hayatından keyif alamaması ve mutsuz olması sonucunu doğuran bir duygu durumudur. Ve tükenmişlik sendromu zaman içerisinde kendiliğinden geçemeyen bir duygu durumu olmadığı için, tedavi edilmezse etkileri artarak devam eder. Bu etkiler kişinin sağlığını doğrudan etkileyen depresyon, kalp hastalığı, diyabet gibi ciddi fiziksel ve psikolojik hastalıklardır.

Tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasının baş nedeninin stres, özellikle de iş stresi olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte tükenmişlik sendromu işsiz insanlarda, ev hanımlarında, emeklilerde, öğrencilerde kısacası tüm insanlarda görülebilme olasılığı olan bir duygu durum bozukluğudur. İş hayatının yoğun, zor, stresli olması kişiyi mutsuzluğa sürükleyecek önemli bir etkendir. İş hayatında duyulan mutsuzluk kişinin genel hayatına sirayet etmeyebilirken, kişiyi depresyona sürükleyecek tek bir neden bütün hayatını olumsuz etkileyebilmektedir.

Aynı şekilde hayatının çeşitli dönem ve durumlarında stresten kaçınmayan tüm insanlar, stresini yönetemediğinde ve uzman bir destek almadığında tükenmişlik sendromuna yakalanma ihtimaline sahiptirler.

Depresyon yaşayan birinin tükenmişlik sendromu da yaşama ihtimali yüksek olmakla birlikte, depresyon bir tetikleyici durumunda da olabilmektedir.

Tükenmişlik sendromunun daha çok iş hayatında problem yaşayan ve stresli insanlarda baş gösterebileceğini belirtmiştik. İş/çalışma hayatındaki sorunları biraz daha açacak olursak; mesleki deformasyon, iş yoğunluğu, baskı ortamı ve çeşitli müdahalelere maruz kalabilecek pozisyondaki kişilerde tükenmişlik sendromu görülme olasılığı yüksektir.


Tükenmişlik Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

• Tükenmişlik sendromuna yakalanmış bireylerde en çok etkili olan özellik bitkinlik, yorgunluk ve bıkmışlık hissidir.

• Tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerin bunalma hissi ile birlikte içine kapanma, kalabalıktan, sosyalleşmekten kaçınma da görülmektedir. Sosyallikten kaçınmakla birlikte, aile üyeleri, arkadaşları ve çevresindeki diğer kişilerle iletişimini koparan bireyler; bu kişilere olan güven duygusunu da kaybetmeye meyilli olabilmektedirler.

• Tükenmişlik sendromuna yakalanan bireylerde sorumluluklarının ve kendisine gelen taleplerin onu daha çok kaçışa sevk etmesi üzerine, bu kişilerde yalnız kalma ve örneğin bir anda tek başına tatile çıkma gibi uzaklaşma çabaları görülmektedir.

• Tükenmişlik sendromuna yakalanan kişilerde, genel olarak mutsuz ve bitkin ruh halinin etkisi ve kaçış yöntemi olarak duygusal yeme, sigara-alkol-madde gibi bağımlılıklara yönelme görülmesi de olasıdır.


Tükenmişlik Sendromuna Yakalanmamak İçin Neler Yapılabilir?

• Öncelikli olarak tükenmişlik sendromu doğrudan strese dayanan bir sorun olduğu için, günlük yaşantımızda stresten olabildiğince uzak kalmak çok faydalı olacaktır. Eğer stres kaçınılmaz ise de bununla ilgili özel bir destek alınması durumunda stresin tükenmişlik sendromuna evrilmesi önlenebilecektir.

• Tükenmişlik sendromu ve daha farklı pek çok psikolojik sorunun başta gelen sebebi strestir. Strese sebep olabilecek birçok durum ve olayla günlük hayatımızda hepimiz karşılaşabilmekteyiz. Olabildiğince bu ortam ve durumlardan kaçınmak ile birlikte, kendimizi ve bizi mutlu eden şeyleri daha iyi tanıyarak hayatımızın içine adapte edebilirsek stresi yönetme ve stres ile başa çıkabilme adına da önemli bir adım atılacaktır.

• Vücudumuzda bir dengenin olması ve fiziksel-ruhsal-zihinsel anlamda sağlıklı olmamız yaşantımıza pek çok olumlu şey katmakla birlikte bizi daha mutu edecektir. Bu doğrultuda da sağlığımızı korumak için elimizden geleni yapmakla sorumluyuz. İlk olarak sağlıklı beslenme sonrasında düzenli bir uyku, bağımlılıklardan uzak bir yaşam, egzersiz ve sportif aktiviteler yapmak bizi önce fiziksel anlamda ve bununla bağlantılı olarak ruhsal ve zihinsel anlamda sorunlardan uzaklaştıracaktır.

Duygu-Durum Bozukluklarında Mora Bach Çiçekleri Terapisi

Kişinin tedaviye isteğinin oluşması ve durumunu kabullenmesi önemli bir adımdır. Bunun için de çevrenin bireyi doğru yönlendirmesi önem taşır. Bireyin duygularının ve endişelerinin var olduğunu doğrulamak önemlidir. Tükenmişlik sendromunun etkilerini hisseden ve bununla ilgili dertlerini anlatan bireye durumun farkındalığından uzak ve olumlayıcı ve sadece güven veren cümleler kullanmak, kişinin durumunu hafife almak doğru olmayacaktır. Bu durum tükenmişlik sendromu yaşayan kişide umutsuzluk ve değersizlik hissi yaratabilmektedir. Bunun yerine kişinin durumunu doğrulayıcı sözcüklerle destek vermek daha doğru olacaktır. Sonuç olarak da tükenmişlik sendromu yaşayan kişi, durumu kavrayarak doğru adımlar atacaktır.

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, stres, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


7 Kasım 2022 Pazartesi

Uyandığınızda Aç Karna Su İçmenin Faydaları!



Aç karna 1 bardak su içmek alyuvarları uyararak büyümesini sağlarken alyuvarların daha fazla oksijen taşımasını sağlar. Bu sayede enerji seviyesi artış gösterir. Sabahları aç su içmek midede doluluk sağladığı için yeme isteğini azaltır. Kilo verme konusunda da oldukça etkili olan sabahları su içmek bunu metabolizmayı hızlandırmasıyla gerçekleştirir. Aynı zamanda kalori yakımı işleminin vücutta daha hızlı bir şekilde gerçekleştirmesini sağlar.

Düzenli su içmek midedeki asit oranını düşürerek dengelediği için hazımsızlık ve mide ekşimesi gibi midede yaşanan sorunları en aza indirir. Ayrıca sabahları su içince mide asidinin yol açtığı mide yanmaları da zamanla azalarak ortadan kalkar. Aç karna bir bardak ılık su içmek kolon ve bağırsakta bulunan atıkları temizlemede kolaylık sağlar. Bu sayede bağırsaklar daha rahat çalışmaya başlar. Bağırsaklarda yaşanan hareketlilik kabızlığı önlemeye yardımcı olarak düzenli bir şekilde tuvalete çıkmayı sağlar. Mevsimsel olarak artış gösteren iltihaplanma gibi sağlık problemlerinin oluşmasını engeller.

Geceleri vücut hücreleri yenilemek ve kendisini yenilemek için çalışır. Sabah aç karna içilen 1 bardak su vücutta biriken toksinleri idrar yoluyla atmaya yarar. Su içildiğinde daha sık tuvalete çıkılır ve bu toksinler sıvı formda vücuttan atılır. Düzenli su içmeyle birlikte hayati önem taşıyan organların su ihtiyacı da tam olarak karşılanır. Bu sayede organlar sağlıklı bir şekilde çalışmaya devam eder. 

Yapılan bilimsel araştırmalara göre sabah aç karna yaklaşık iki bardak su içmenin cildin kan dolaşımını arttırarak tazelenmesine katkıda bulunur. Vücutta toksin birikmesi cilt üzerinde siyah nokta, sivilce gibi rahatsızlıklara neden olur. İçilen su toksinleri vücuttan atıp daha temiz ve parlak bir cilde sahip olunmasını sağlar. Aç karna su içildiğinde cilt daha gergin ve esnek bir hal alır. Su içmeye her gün düzenli bir şekilde devam edildiğinde ciltte gözle görülür bir şekilde canlanma yaşandığına şahit olabilirsiniz.

Günlük olarak yeterli miktarda su tüketmemek saç sağlığını olumsuz etkileyerek kırılma ve dökülmelere sebep olur. Ayrıca saçlar çok daha cansız ve güçsüz görünür. Aç karna bir bardak su tüketildiğinde su saçları içten besleyerek saçların daha parlak, canlı, sağlıklı ve kaliteli görünmesini sağlar. Bu en net şekilde saç dökülmesi ve kırılmalarının azalmasıyla fark edilir. 

Vücuttaki sıvı dengesini korumak için hayati bir öneme sahip olan su, bağışıklığı güçlendirir. Aç karna bir bardak su içmek vücudu hastalık ve enfeksiyonlara karşı korur. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi daha dinç hissettiğinizi fark ettirir. Düzenli su tüketildiğinde sabah saatlerinde gerçekleştirilen çalışmaların çok daha verimli olduğu gözlemlenir. 

Sabah aç karna su içmenin faydaları maddeler halinde şu şekilde sıralanabilir:

  • Daha enerjik hissederek güne başlamanızı sağlar.
  • Metabolizmanızın %24 daha hızlı çalışmasını sağlar.
  • Vücudun besinleri emilmesini kolaylaştırır. 
  • Sindirim problemlerini azaltır.
  • Sabah saatlerinde aktif olan uykulu halin geçmesini sağlar. 
  • Vücuttaki yorgunluğun atılarak daha enerji dolu hissetmenizi sağlar.
  • Vücudunuzdaki ödemin atılmasını sağlar.
  • İştahınızı keser.
  • Sağlıklı bir şekilde kilo vermenizi sağlar.
  • Gastirt kramplarını azaltır.
  • Mide asidini dengeler. 
  • Toksinleri arındırır.
  • Bağışıklığı güçlendirir. 
  • Hücreleri yeniler.
  • Organların genç kalmasını sağlar.
  • Mide yanmasını engeller.
  • Cildi tazeler.
  • İdrar yollarını temizler.
  • Kabızlığı önler. 
  • Sık sık yaşanan sistit ve idrar yolu iltihaplanması problemlerini azaltır.
  • Saç sağlığı olumlu yönde etkilenir ve saçlar daha sağlıklı olur.

Her sabah aç karna bir bardak su içmenin vücudumuza sağladığı yararları sıraladık. Eğer siz de bu faydalardan yararlanmak istiyorsanız sabahları uyanınca aç karna su içmeyi bir alışkanlık haline getirin ve sudan gelen sağlığa şahit olun!


Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hekime başvurmanızı tavsiye eder sağlıklı günler dileriz...