23 Mayıs 2022 Pazartesi

KRONİKLEŞEN KAS AĞRILARINIZI İHMAL ETMEYİN!



Yumuşak kas dokusunun zedelenmesi, yaralanması veya fazla zorlanması ile meydana gelen kas ağrıları kişinin hayatını olumsuz etkilemekle beraber, ilerlediği takdirde yaşamsal faaliyetlerini yapmasına da engel olabilmektedir.

Kas ağrılarının belirli bir noktada uzun süreli ve şiddetli hale gelmesi kronik ağrı olarak adlandırılır.

Akut ağrı bir hareket veya olay sonucu bir belirti olarak meydana gelir ve belirli bir süre sonra tedavi ile geçebilir. Kronik ağrı ise akut ağrı gibi bir belirti değil, hastalığın kendisidir.

Akut kas ağrıları bir hasar ve zedelenme sonucu meydana geldiği halde, kronik ağrılar böyle bir sebebe bağlanmaz. Kronik ağrıların nedeni kolaylıkla teşhis edilememekle beraber belli bazı belirtileri de vardır.

Kronik ağrı, tıbbi tanım olarak ağrı reseptörleri tarafından algılanan ve nörokimyasal yani sinirsel olarak üst merkezlere taşınan ve burada yorumlanan biyopsikososyal bir durumdur.

KRONİK AĞRININ BELİRTİLERİ NELERDİR

• Eklem ve kas ağrıları

• Yorgunluk

• Uyku problemleri

• Depresyon

• Yanma şeklinde hissedilen ağrı

• Öfke

• Cinsel isteksizlik vs.

Kronik ağrılar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Normal ağrıdan daha zor tanı konulması ve kişinin olumsuz duyguları ile ağrı yoğunluğunun doğru orantılı olup üzüntü, kaygı, öfke gibi duygular ile ağrının daha da artması kronik ağrının akut ağrıdan farklı özellikleridir.

Kronik ağrının farklı türleri vardır

• Baş ağrısı

• Boyun ağrısı

• Ameliyat sonrası ağrı

• Travma sonrası ağrı

• Bel ağrısı

• Kanser ağrısı

• Artrit ağrısı

• Nörojenik ağrı

• Psikojenik ağrı

Herhangi bir yaralanma, zedelenme vb. olmadan da ortaya çıkabilen kronik ağrıları tetikleyen bazı faktörler bulunmaktadır.

 Sigara ve alkol kullanımı

 Obezite

 D vitamini eksikliği

 Sağlıksız beslenme

 Hareketsizlik

 Ruhsal bozukluklar

Tanı konulması zor olan kronik ağrıların tedavisi de karmaşık olabilmektedir. Ağrı sinyallerinin beyinde kalıcı yer edinmesi ile beyinde farklılıklar da oluşturmaktadır. Beyinde gerçekleşen farklılıkların da ağrının süresine ve geçmişine bağlı olarak normale dönme süresi uzayabilmektedir.

Akut ağrı ve kronik ağrının temel farkı süresidir. Eğer ağrınız bir yaralanma veya hasar sonucu meydana gelmediyse ve 3 aydan fazla sürdüyse muhakkak doktora görünmeniz gerekmektedir.

      AĞRI TEDAVİSİNDE PEMF

Hücreler enerji desteğine ihtiyaç duyduğunda bunun sinyallerini ağrı ve yorgunluk şeklinde verir. Enerji ihtiyaç duyulduğunu anlatan diğer belirtiler vücutta herhangi bir organda işlevsel azalma, halsizlik ve duygusal dengesizlikler olabilmektedir.

PEMF Cihazları ile vücudunuz dünyanın manyetik alanıyla doğrudan temasa geçer ve bundan büyük fayda sağlar.

 Vücudunuzdaki her hücre, enerji tutabilen ve şarj edilebilen bir pil gibi düşünüldüğünde bu hücrelerin enerji ve şarj kaybetmesi de gayet mümkündür. PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler.

 Fiziksel yaralanmalar, toksisite, yara dokusu, iltihaplanma ve yetersiz beslenme hücrelerimize enerji kaybettiren durumlardan bazılarıdır.

PEM FDA tarafından kemik kaybını önlemek üzere 1979'da onaylandı. Hatta NASA tarafından dünyaya dönen astronotları desteklemek için bile kullanıldı. 1987'de postoperatif ödem ve ağrı için, 2004'te servikal füzyon cerrahisine ek olarak ve 2011'de de depresyon tedavisi için onay aldı.

Vücudunuzdaki her bir hücre PEMF tedavisinden mutlaka olumlu yönde oldukça fazla fayda görecektir. Mutlaka deneyin.


9 Mayıs 2022 Pazartesi

MEDİTASYON ÇEŞİTLERİ NELERDİR?



   MEDİTASYON NEDİR VE NASIL YAPILIR?

 Meditasyon Latince ´derin düşünme´ anlamına gelen bir kelimedir ve kişinin zihinsel rahatlama ve arınma amacıyla yaptığı bir eylemdir.

Meditasyon; kişinin iç huzurunu yakalamasının yanında zihinsel sağlıkla beraber ruh ve beden sağlığını da olumlu etkilemektedir. İç huzura erişilmeyle birlikte çevre ile ilişkide yaşanan sorunlar da çözümlenebilmektedir.

Meditasyonun kişiye pek çok faydası olmakla beraber bazı hastalıkların tedavisine de yardımcı olduğu bilinmektedir.

Meditasyonun faydalarından ise şöyle bahsedebiliriz:

• Meditasyon hafızayı güçlendirir ve dinlendirir.

• Stres yönetimini sağlar ve stresi azaltır.

• Depresyon ve anksiyeteye iyi gelir.

• Odaklanma yeteneğini arttırır.

• Yorgunluğu giderir.

• Sosyal ilişkileri güçlendirir.

Zamanınıza ve durumunuza göre yapabileceğiniz farklı meditasyon çeşitleri vardır. 

MEDİTASYON ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

 ZEN MEDİTASYONU

Ruhu besleyen ve dinginleştiren, kişiye rahatlama sunan bir meditasyon türü olan zen meditasyonu için gereken en önemli şey temiz ve kişinin kendini rahat hissettiği bir ortamdır. Zen meditasyonu esnasında zihinden kötü ve karmaşık düşünceler uzaklaştırmak amaçlanır ve tamamen buna odaklanılır. Bu odaklanmayı desteklemek için derin nefesler almak önemlidir. Meditasyon esnasında gözler açık ya da kapalı olabilir.


 FARKINDALIK MEDİTASYONU

Farkındalık meditasyonunda ruh-beden-zihin dengesinin sağlanması önemlidir. Tüm meditasyon çeşitlerinde olduğu gibi uygun ve rahat hissedilen enerji olarak olumlu olan bir ortam olması önemlidir. Kötü enerjiyi kovmak için tütsü yakmak faydalı olacaktır. Rahat bir pozisyonda oturularak, herhangi bir yere veya nesneye odaklanmamaya çalışılarak, gözler açık haldeyken farkındalık meditasyonu uygulanabilir.


 TRANSANDANTAL MEDİTASYON 

Diğer türlerden farklı olarak transandantal meditasyonda temel amaç derin düşünmedir. Bu düşünme ile birlikte vücudumuzun bize verdiği sinyaller olan hastalıkların temel nedeni çözümlenebilmektedir. Zihinsel rahatlama ve farkındalığın yanında fiziksel bir rahatlama da sunan transandantal meditasyonda rahat bir ortamın yanında odaklanılacak bir ses yada kelime de gereklidir. Gözler kapalıyken zihindeki her türlü olumsuz düşünceyi uzaklaştırmak adına seçilen kelime veya ses tekrar edilir. Bu şekilde zihinsel bir arınma gerçekleşmiş olur.


 ŞEFKAT MEDİTASYONU

Zihinsel bir farkındalığın yaşandığı şefkat meditasyonunda amaç kişinin kendini her yönüyle sevmesi ve kabullenmesidir. Şefkat meditasyonunda bilinçaltındaki kötü düşünceler uzaklaştırılır ve tamamen sevgiye yoğunlaşılır. Bu meditasyon için kişinin kendini sevmesi, eğer zorlanıyorsa meditasyon yoluyla da sevmeye çalışması gerekir. Meditasyonun amacı şefkat hissini uyandırmak ve acıma duygusunu yok edip empati yapabilmek olduğundan bu doğrultuda meditasyon esnasında sırasıyla kendinizi, sevdiğiniz ve saygı duyduğunuz birisini, derinden sevdiğiniz birisini, nötr hisleriniz olan birisini ve düşmanlık hissettiğiniz birisini düşünmeye odaklanmalısınız. Ve öncelikle kendinizden başlayarak düşündüğünüz her kişi için içinizdeki şefkat hissini uyandırmaya çalışmalısınız. Şefkat meditasyonu sayesinde zihinsel rahatlama ve kişisel saygı ve sevginin artmasıyla beraber bakış açısı ve sosyal ilişkilerde de olumlu değişimler gözlenecektir.


 SPİRİTÜEL MEDİTASYON

Diğer meditasyon türlerinde olduğu gibi spiritüel meditasyonda da kişinin kendini iyi tanıması ve sevmesi, kendini ve hayatı kabullenmesi gerekir. Spiritüel meditasyonda, rahat bir pozisyondayken kişinin kendine iyi gelen bir düşünceye odaklanması, tüm düşüncelerini kabullenmesi gerekir. Nefes egzersizleri ile de desteklenen bu meditasyon da kişinin içindeki şefkati, sevgiyi, merhameti açığa çıkarmaya yardımcı olacaktır.


18 Nisan 2022 Pazartesi

DOĞRU NEFES ALMAK NEDEN ÖNEMLİ?



 Yaşamın en temel ve gerekli eylemi nefes almaktır. Hepimizin yaşaması için nefes alması gerekir. Yemek yemeden ve hatta su içmeden bile bir müddet dayanabiliriz. Ama nefes almadan yaşamak mümkün değildir. 

 Nefes almak kadar önemli olan diğer şey doğru nefes almaktır. Ve ne yazık ki çoğumuz doğru nefes almayı bilmiyoruz.

 Doğru nefes almak sağlığımız için oldukça önemlidir. Doğru nefes almak hem fiziksel hem de zihinsel olarak etkilidir. Konuşurken, koşarken, yemek yerken ya da bunların hiçbirini yapmazken dahi doğru şekilde nefes almamız gerekmektedir.


   Peki doğru nefes almak nasıl olur?

 Nefes almak kimseden öğrenmediğimiz doğal bir reflekstir. Bebeklikte daha doğru nefes alınırken büyüdükçe çeşitli etmenler ile bu yetenek kaybolur.

 Öncelikle doğru nefes alıp vermenin ilk şartı solunum için ağzı değil burnu kullanmaktadır. Nefes alırken de verirken de burnumuzu kullanmalıyız. Bu durum yemek yerken konuşurken, koşarken geçerli ve mümkün değildir.

 Doğru nefes almanın bir diğer adımı da karın kaslarından ziyade diyafram kaslarını kullanmak ve diyaframı aktif hale getirmektir. Pek çoğumuz konuşurken vs. diyaframımızı kullanmıyor böylece ciğerlerimizi tüketiyoruz. Oysa ki diyaframı kullanmayı bilmek nefesi doğru alıp vermek ve konuşurken tıkanmamak için oldukça önemlidir. Ayrıca diyafram kasının çalışması fizyolojik denge açısından da önemlidir.

Diyafram ile daha fazla oksijen almak mümkündür. Böylece akciğerlerin performansı da artar. Diyafram nefesi ile önce karın, daha sonra göğüs kafesi dışa doğru çıkar.

Kısacası bebekken doğru şekilde kullandığımız diyafram; doğru nefes alma şeklidir ve diyafram nefesi ile oksijenden daha fazla yararlanabiliriz.


  DOĞRU NEFES ALMANIN FAYDALARI

Doğru nefes almak her şeyden önce kalp sağlığına çok fayda sağlar kalp ritmini düzenler.

Fiziksel iyileşmenin yanında zihinsel iyileşme de sağlar. Düşünce netliği ve stres, kaygı gibi duygu durumlarından kurtulmada doğru nefesin etkisi büyüktür. Ve zihinsel rahatlama ile uykuya geçişin kolaylaşması da mümkün olur, uyku kalitesi de artar.

Doğru nefes almayla birlikte bağışıklık ve sindirim sisteminde de iyileşme görülür.

Doğru nefes almanın vücudumuza pek çok faydası vardır. Kalp damar sağlığı, cilt sağlığı ve daha fazlası için yani daha sağlıklı yaşamak için doğru nefes almamız gerekmektedir.


5 Nisan 2022 Salı

KETOJENİK DİYET NEDİR?

  


 İlk zamanlarda Epilepsi hastalarının nöbetlerini engellemek için uygulanan Ketojenik diyet; son yıllarda dünyaca ünlü olan bir diyet türüdür. Ketojenik diyetin amacı ve uygulanışı şu şekildedir:

Uygulanma amacı yağ dokusundan kilo vermek olan Ketojenik diyette en yüksek besin değeri yağlar olacak şekilde sırasıyla protein ve az miktarda karbonhidrat alımı olur.

Temel amacı vücuda karbonhidrat alımını büyük ölçüde azaltmak olan Ketojenik diyet; vücudun, enerji harcaması gerektiğinde, depolanan yağdan enerji üretmesini ve bu şekilde yağ yakımını artırmasını hedefler. Karbonhidrat alımındaki bu azalma vücudu ketoz (vücutta yakıt olarak yağların kullanılması durumu) haline sokar.

Ketojenik diyet neticesinde, vücutta hemen her organ için temel enerji kaynağı olmaya başlayan yağlar karaciğerde ketonlara dönüştürülmektedir. 

Ketojenik diyet; metabolik, nörolojik ve şekerle ilgili hastalıklarda olumlu sonuçlar vermekle beraber, insülin seviyesinde ciddi düşüşler yaşatması nedeniyle uzun süre uygulanmamalı ve mutlaka hekim kontrolünde başlanmalıdır. 


• Ketojenik diyet bazı hastalıkların tedavisinde bir yardımcı olarak uygulanmaktadır. Bu hastalıklar şunlardır:

         Epilepsi, Tip 2 Diyabet, Polikistik-Over Sendromu, Alzheimer, Parkinson, Kolesterol...


Özellikle bir hastalığın tedavisine yardımcı olmak amacıyla uygulanmaya başlanan Ketojenik diyet tamamen doğal bir yöntem olmadığı gibi, kişide yan etki de gösterebilir. Bunu önlemek için kesinlikle aralık vererek diyeti uygulamak ve diyet süresince de karbonhidrat alımı yapmak için ara vermek gereklidir. 

Ketojenik diyetin yan etkileri:

• Yorgunluk ve halsizlik

• Enerji düşüklüğü 

• Açlık hissinin artması

• Uyku problemleri

• Sindirim problemleri


• Ketojenik diyetin temel besinleri şunlardır:

Düşük karbonhidratlı yeşil sebzeler, et, balık (özellikle yağlı balıklar. Örneğin somon, uskumru vb.), kuruyemişler, meyveler, yumurta, doğal yağlar...

• Ketojenik diyette tüketilmemesi gereken besinler ise şunlardır:

Baklagiller, patates, havuç gibi kök sebzeler, alkol, şekerli içecekler ve yiyecekler, ketçap mayonez gibi soslar...


21 Mart 2022 Pazartesi

VİTAMİNLER NASIL FAYDA SAĞLAR

   

                VİTAMİNLER

Vücudumuzdaki düzenli işleyişte önemli rol oynayan; mineraller, proteinler gibi ihtiyaç duyduğumuz ve pek çok faydası olan diğer bir besin ögesi de vitaminlerdir.

Vitaminleri vücudumuz kendi üretemez ve vücudumuzun besinlerden alması gerekir. 

Hastalıklarla mücadeleye yardımcı olan vitaminlerin içinden bazılarına günlük olarak ihtiyacımız vardır.

Bu vitaminler ve faydalarından şöyle bahsedebiliriz:




                         VİTAMİNLER NASIL FAYDA SAĞLAR?

A VİTAMİNİ 

A vitamini büyüme-gelişme, üreme, iskelet sistemi, görme ve  bağışıklık için gerekli olan temel vitaminlerden biridir. A vitamini karaciğerde depolanan ve yağda çözülen bir vitamindir. Özellikle gözlere olan faydasıyla bilinse de cilde de oldukça iyi gelmektedir. A vitamininin eksikliğinde, büyümede gecikme, gece körlüğü, enfeksiyon, ve cilt kuruluğu görülebilmektedir.

A vitamininin iki türü vardır: Retinol ve Beta-karoten. Retinol kanda bulunur, yağlı balıklarda ve hayvansal besinlerden alınabilir. Beta-karoten ise meyve ve sebzelerde bulunur. 

Tüm bu besinler şunlardır:

• Karaciğer, tavuk ciğeri gibi hayvansal gıdalar, alabalık ve uskumru gibi yağlı balıklar, süt ve süt ürünleri, mango, kavun, greyfurt, havuç, tatlı patates, kapya biber, ıspanak...



B VİTAMİNİ 

B vitamininin 8 farklı çeşidi ve her birinin farklı faydaları vardır. B vitaminleri suda çözünürler ve proteinlerin, minerallerin parçalanmasında görev alırlar. Bilinen aksine B vitaminleri enerji vermez fakat karbonhidratların enerji vermesine yardımcı olur. B vitamini eksikliğinde beyin ve sinir hastalıkları, Alzheimer, anemi, cilt rahatsızlıkları... görülebilir.

Bağışıklık sistemi için de gerekli olan B vitamini işte bu besinlerde bulunur:

• Süt ve süt ürünleri, yumurta, sakatatlar, tavuk eti, tahıllar, ıspanak, kuşkonmaz, badem...



C VİTAMİNİ 

C vitamini de suda eriyebilen bir vitamindir ve Askorbik asit olarak da bilinir. C vitamini vücutta depolanamaz sadece sentezlenir. Özellikle doku onarımında ve dokuların büyümesinde görev alır. Cilt sağlığı için de önemlidir, bir asit olarak serum şeklinde cilde kullanımı da oldukça yaygındır. C vitamini eksiliğinde yaygın olarak görülen hastalık İskorbüttür. İskorbüt C vitamini eksikliğine bağlı olarak görülen, dokularda meydana gelen rahatsızlıklardır. Aynı zamanda antioksidan bir vitamin olan C vitamini hangi besinlerde bulunur inceleyelim:

• Portakal, greyfurt, limon, ananas, kivi, mandalina, biber, domates, roka, brokoli...



D VİTAMİNİ 

D vitamini yağda çözünen bir vitamindir. D vitamini özellikle kalsiyum emilimine yardımcı olur. Böylece kemiklerin ve dişlerin güçlü olmasında ve büyümesinde önemli rolü vardır. D vitamini MS hastalığının ve kanser hastalığının ortaya çıkmasını önlemektedir. Belli bir yaştan sonra kemik kaybını önleyen, en doğal şekilde güneşlenerek vücudumuza alabileceğimiz D vitamini işte bu besinlerde bulunur:

• Somon, sardalya, uskumru gibi balıklar, karides, tavuk, kırmızı et ve ciğer, mantar, maydanoz...


E VİTAMİNİ 

B vitamini gibi E vitamininin de pek çok türü vardır. E vitamini de yağda çözünen bir vitamindir. Bağışıklık sistemini desteklemeye fayda sağlar. E vitamini aynı zamanda hücreleri koruyan bir antioksidandır. Alyuvarlarda kan üretimini sağlayan E vitamini K vitamininin kullanımında rol oynar. E vitamini eksiliğinde başta kemik ve kas ağrıları olmak üzere; kansızlık, görme bozuklukları, cilt ve deri problemleri görülebilmektedir.

E vitaminini içinde bulunduran gıdalar:

• Fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler, zeytinyağı gibi doğal yağlar, ıspanak, lahana, brokoli, balkabağı, muz, kivi, avokado...



K VİTAMİNİ

K vitamini yağda eriyen bir vitamindir. K vitamini vücudumuz için olmazsa olmazdır. Çünkü K vitamini kanın pıhtılaşmasını sağlar. Kalp sağlığı için de çok önemli olan K vitamininin eksikliğinde ise pıhtılaşamama, önemli ve fazla miktarda kanamalar görülebilmektedir.

Bu olumsuzlukları yaşamamak için tüketilmesi gereken gıdalar:

• Ispanak, pazı, lahana, brokoli, karnabahar gibi yeşil sebzeler, süt ve süt ürünleri, kırmızı et...


7 Mart 2022 Pazartesi

YÜRÜMEK İÇİN 8 NEDEN



  YÜRÜMEK HASTALIK RİSKİNİ AZALTIR

 Yürümek basit bir eylem gibi görünür fakat vücudumuza pek çok faydası vardır. Sağlığımızı korumak için hareket etmek birincil ihtiyaçlarımızdandır. Yalnızca kilo vermek için değil, kan basıncını düzenlemek için, diyabet ve kalp-damar hastalıklarından korunmak, kolesterol ve tansiyonun düzenlenmesi ve vücuttaki yağ oranının düşmesi için yürümek gerekmektedir. Yürüyüşün düzenli olarak yapılması ve alışkanlık haline gelmesi de önemlidir.


  YÜRÜMEK ENERJİ VERİR 

Güne yürüyüşle başlamak, öncelikle enerjik olmamızı sağlar. Biraz daha erken kalkıp açık havada yapılan yürüyüş ,fiziksel aktivitelere olanak tanımakla beraber duygusal sağlığı da destekler. Sabah yürüyüşleri kişinin öz saygısının da artmasına etki eder. Ayrıca sabah güneş yukarıdayken yapılan yürüyüşler D vitamini alımını sağlar.


  YÜRÜMEK MENTAL SAĞLIĞI İYİLEŞTİRİR

Yürüyüş yapmanın mental sağlık üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Kişinin kendi sağlığını düşünerek ve kendi kendini dinleyerek açık havada oksijen alarak yaptığı yürüyüşlerin anksiyete ataklarının semptomlarını azalttığı ve depresyon riskini de ortadan kaldırdığı bilinir. Ayrıca düşünme ve anlamayı da geliştirir.


  YÜRÜMEK KASLARI GÜÇLENDİRİR 

İskelet sistemi ve kaslar için şüphesiz ki egzersiz ve yürüyüş en önemli şeylerdendir. Her gün yürüyüş yapmak bacak kaslarını ve kalçayı güçlendirir. Ve bu bölgelerde güçlenmenin yanında şekillenme de görülür. Bel bölgesi de yürüme ile aktif olur ve bel ağrılarında azalma görülür.



  YÜRÜMEK KİLO VERMEYE YARDIMCI OLUR

Hareket etmek kilo vermek için önemli bir adımdır. Düzenli yürüyüş yaparak yağ yakmak ve kilo alımı önlenebilir. Yürüyüş ile bacak, kalça ve bel bölgesindeki yağlardan kurtulmak mümkündür. 


  YÜRÜMEK YORGUNLUĞA VE UYKUSUZLUĞA ÇÖZÜM OLABİLİR 

Uykusuzluk veya uykuya dalma sorunu olan kişiler için yürümek çözüm yolu olabilmektedir. Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler enerji vermekle birlikte tüm günü fiziksel ve ruhsal olarak etkiler. Yürümek stresi de azaltır. Ve gece uykuya dalmayı kolaylaştırır. Ayrıca uyku kalitesi de artar.


  YÜRÜMEK ZİHİNSEL RAHATLAMA SAĞLAR

Açık havada yapılan yürüyüşler fiziksel rahatlamanın yanında zihinsel rahatlama da sağlar. Kişinin kendine ayırdığı bir vakitte yaptığı yürüyüş olumsuz düşüncelerden kurtulmakla birlikte kişinin kendini daha iyi hissetmesini ve olumlu bakmasını sağlar. 


  YÜRÜMEK KANSER RİSKİNİ AZALTIR 

Düzenli yapılan yürüyüşün meme ve kolon kanserini önlemeye yardımcı olduğu gibi kanser hastalığının tedavisinde de iyileşmeye yardımcı olur.


  YÜRÜMEK YARATICILIĞI ARTTIRIR 

Yürümek zihni olumsuz düşüncelerden arındırdığı ve zihni boşalttığı için yeni fikir ve planların gelişmesini sağlar. Oksijenin zihni açtığı bilinen bir gerçektir. Böylelikle yürümek yaratıcılık gücünü arttırır. 





 

26 Şubat 2022 Cumartesi

KARACİĞER DOSTU BESİNLER NELERDİR?

 




Karaciğer; vücudumuzda karın boşluğunun sağ üst tarafında bulunan vücudun en büyük organıdır. Karaciğer sağlığı oldukça önemlidir.

            KARACİĞERİN GÖREVLERİ 

• Vücuttaki en büyük salgı bezidir.

• Protein sentezi yapar.

• Yağları hazmetmek için safra üretir.

• Enerji, karbonhidrat, protein, yağ ve şeker depolar.

• Yağları sentezler, depolar ve metabolize eder.

• Vücut ısısını dengelemeye yardımcı olur.

• Kandaki glikozu glikojene çevirir.

• Kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur.

Vücuttaki düzenli işleyişte önemli rolü olan karaciğerin sağlığını korumak için tüketilmesi gereken besinler vardır. 


          KARACİĞER DOSTU BESİNLER 

ENGİNAR: Karaciğer dostu besinler denilince akla ilk enginar gelir. A,B ve C vitamini zengini, aynı zamanda potasyum ve kalsiyum gibi mineralleri de içinde barındıran enginar; içeriğindeki ‘ciarin’ adlı bileşen sayesinde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar. Enginar, karaciğerin yanı sıra safra kesesi sağlığını korur ve safra kesesi hastalıklarını önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda böbreklere de olumlu etkisi olan enginar idrar söktürücüdür. Enginar ödem atmaya da yardımcı olur. Karaciğer sağlığı için önemli olan enginarı mevsiminde taze olarak ve haşlayarak ya da zeytinyağlı olarak tüketmek daha doğru olur.


YEŞİL ÇAY: Pek çok faydası olduğu bilinen yeşil çay; düzenli tüketildiğinde  alkolle ilgili olmayan  karaciğer yağlanmasını önlemeye yardımcı olur. Antioksidan özelliği olan yeşil çay, kanserden korur ve inflamasyonu engeller.


KAHVE: Yeşil çay gibi kahvenin de faydaları olduğu bilinmektedir. Ölçülü şekilde tüketilen kahve; karaciğer sağlığına da iyi gelmektedir. Kahve tüketen kişilerde karaciğer hastalığı sonrasında kalıcı hasar olmadığı gözlenmiştir.


SARIMSAK: Doğal antibiyotik ve antiinflamatuar özelliğiyle ve birçok faydasıyla bilinen sarımsak aynı zamanda karaciğer iltihabını da önler.


YER FISTIĞI: Yer fıstığının içeriğindeki kolin sayesinde karaciğer sağlığına fayda sağlanmış olur. Ayrıca E vitamini zengini olan yer fıstığı bu sayede karaciğeri enfeksiyonlara karşı korur.


BALIKLAR: Omega 3 yağ asiti karaciğer sağlığını desteklemektedir. Bu doğrultuda somon, uskumru gibi yağlı balıkların tüketilmesi karaciğer için faydalı olacaktır.


ÜZÜM: İçinde resveratrol adlı güçlü bir antioksidan bileşeni barındıran üzüm, diğer antioksidanlar gibi karaciğeri iltihaplardan ve kanserden korur.


GREYFURT: C vitamini ve antioksidan zengini bir turunçgil olan greyfurt, karaciğerin kendini temizlemesine yardımcı olma özelliğine sahiptir.


YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: Ispanak, pazı, avokado, maydanoz, kara lahana, Brüksel lahanası gibi sebzeler glutatyon adlı güçlü antioksidan içerdiği için karaciğerin düzenli çalışmasına ve yağlanma olmasını engellemeye fayda sağlar.